Fatih’in mimarı...

Ayasofya’ya ilişkin bilgileri gözden geçirirken dikkatimizi Fatih Camii’nin öyküsü çekiyor.

Fatih’in en büyük hayali İstanbul’da Ayasofya’dan daha heybetli bir camii yaptırarak şehre damgasını vurmaktır. Bu amaçla Mimarbaşı Atik Sinan’a 1463 yılında bu zor görevi verir. Atik Sinan, Gerçek adı Hristodulos olan azat edilmiş bir Hristiyan köledir. Havaryun Kilisesinin yıkıntıları üzerine Fatih Camisini inşa etmeye başlar. Ancak sonuç Fatih’i memnun etmez. Caminin ne çapı ne yüksekliği Ayasofya’ya yaklaşır. Sinan depremleri düşünerek caminin yüksekliğini kısa tuttuğunu söyler. Fatih kızar köpürür. Atik Sinan’ı (kimi anlatımlara göre iki elini birden kestirerek) hapse attırır. Atik Sinan hapiste öldürülür. Cami 1766 yılındaki depremde çöker. Bugünkü Fatih Camisi Mehmet Tahir Ağa tarafından inşa edilendir. (Kubbe çapı 26 metredir. Ayasofya’nın 31,60 metre)

Atik Sinan’ın Fatih Camii’nin yakınındaki Kumrulu Mescit’teki mezar taşında şunlar okunur:

“Tanrı’nın affına ve inayetine mazhar olan Mimar Sinan, ölümlü dünyadan 876 yılının birinci rabi ayının yirmi yedinci günü (13 eylül 1471) perşembeyi cumaya bağlayan gece akşam namazından sonra, deniz kıyısındaki karanlık hapishanede şehit edilerek, ölümsüz dünyaya göçtü. Tanrı onu mezarın ve cehennemin acılarından korusun...”

MARTİN LUTHER

Tarihte din adına kötülükler ve sömürüler hep Tanrı adına hareket ettiklerini iddia eden ve bunu insanlara yutturan açıkgözlerden kaynaklanmıştır. Batı dünyasında bu sömürüye karşı reform hareketlerini başlatan kişi, 31 Ekim 1517’de Wittenberg Kalesi Kilisesi’nin kapısına astığı 95 maddelik bildirge ile Martin Luther’dir. Luther, bildirgesinde özetle;

. Kul ile Tanrı arasında hiçbir aracı bulunmaması,

. Kilisenin otorite olmaktan çıkarılıp kutsal kitabın tek otorite haline gelmesi,

. Kutsal kitabı okuma ve yorumlama konusunda kilise tekelinin kırılıp anlama ve yorumlama imkânının herkese tanınması, gerektiğini söyler.

Bütün bunların gerçekleşmesi için ilk adım... Daha önce başka dillere çevrilmesi yasak olan İncil’in ulus dillere çevrilmesidir... Martin Luther, 1522’de İncil’i Almanca’ya çevirir.

Kuran’ın Türkçeye çevrilip Latin harfleriyle basılması ise 500 yıl sonra, Cumhuriyet’le birlikte mümkün oldu. Atatürk’ün amacı da aynen o, insan ile Tanrı arasındaki aracıların kaldırılmasıydı. 

DÜNYA KARPUZ GÜNÜ

3 Ağustos dünyanın pek çok ülkesinde “Dünya Karpuz Günü” olarak kutlanıyor. Bizde pek umursanmıyor. Oysa dünyada Çin’den sonra karpuz üretiminde İran’la birlikte ikinci ve üçüncü sırayı alıyoruz.

Son yıllarda iriliği ve rengiyle İran karpuzu bizim piyasayı biraz işgal ettiyse de tedbiri alındı. Gümrük duvarı yükseltildi. Önümüzdeki yıldan itibaren İran karpuzu ithali yavaşlıyor, bizimkine daha fazla yer açılıyor.

Bir karpuzun yaklaşık %92’si su ve %6’sı şekerdir. 100 gram karpuz yaklaşık 30 kaloridir.

Kansere karşı en etkili maddelerden olan likopen domatesten çok karpuzda vardır. Karpuz yüksek miktarda A,B,C vitamini içerir. Göz ve cilt sağlığından, kalp ve damar direncine kadar pek çok alanda etkilidir. Hem serinletir hem iyileştirir. İhmal etmeyiniz. Manava bir uğrayınız...

FİlOZOF

Sakarya Üniversitesi Rektörü Muzaffer Elmas, felsefe bölümünü bitiren bir grup hanım öğrenciyle fotoğraf çektirmiş. Bu fotoğrafı kendi hesabından şu sözlerle yayınlamış.

“Felsefe bölümünü bitirdiler filozof oldular, yolunuz, bahtınız açık olsun”

Mustafa Kemal Erdemol dostum kızmış bu mesaja. Şöyle demiş:

‘Başka yerde bir ömür yetmez filozof olmaya...

Türkiye’de 4 yıl felsefe okuyunca “filozof” oluveriyor insan”

GÜLMECE

Artık Almanya’dan anneme para gönderirken acele postayı tercih etmiyorum. Çünkü anında ulaşıyor. Normal havale yapıyorum, 1 - 2 gün sürüyor. Euro anneme ulaşıncaya kadar baya değer kazanıyor.

. Sosyal medya dışında kız tavlamayı bilmeyen bir nesil yetişiyor. Şarjınız bitse nesliniz kuruyacak çocuklar...

. Evde dura dura ihtiyarladım, İngiltere Kraliçesi gibi oldum. Arada bir balkona çıkıp halkı selamlıyorum.

. Neyse ki korona var da fakirliğimiz belli olmuyor. Tatile gitmiyor musun, diye soranlara “hele şu korona bir geçsin” de diyorum.

HATAY

Hatay Barosu Başkanı Ekrem Dönmez, bir lokantada ailesiyle birlikte yemek yerken kimlik soran polislere

“Dayanağınız ne?” diye soruyor. Tartışma çıkıyor. Karakola götürülüyor. Haberi okumuş olmalısınız...

Peki kanun bu konuda ne diyor? Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu 4 / A maddesini okuyalım:

“Durdurma yetkisinin kullanılabilmesi için polisin tecrübesine ve içinde bulunulan durumdan edindiği izlenime dayanan makul bir sebebin bulunması gerekir...

Polis, durdurduğu kişiye durdurma sebebini bildirir ve durdurma sebebine ilişkin sorular sorabilir; kimliğini veya bulundurulması gerekli diğer belgelerin ibraz edilmesini isteyebilir.”

Yasada, görüldüğü gibi, polisin kimlik sorması için makul bir sebebin bulunması ve polisin bu sebebi önceden şahsa bildirmesi gerekiyor...