Denizleri ve dünyayı değiştiren saat

13 Ocak 2013

Saat deyip geçmeyin. 1700’lü yılların ikinci yarısında, John Harrison’ın hatasız çalışan saati bulmasıyla, gemiler kaybolmadan okyanus geçmeye başladılar. Bu buluş denizciliği geliştirerek Avrupa’dan Amerika’ya doğru kolonileşme ile tarihi değiştirdi

1 Ocak günü gazetemizin yazarı
Fikret Bila’nın saat üzerine harika bir yazısı vardı. Bila zaman kavramı ve saatten söz ederken, John Zerzan ve “Gelecekteki İlkel” kitabına atıfta bulunarak bize şunları hatırlattı: “Saatle birlikte insan, insanı kontrol etmeye başladı... Yaşamı zamana göre düzenleyen ilk güç kilise idi. İlk vurmalı ve yelkovanlı saati Papa
II. Sylvester 1000 yılında icat etti... İnsanların yarı aç, yarı tok çalıştırıldığı sanayi devrimi döneminde kapitalizm için saatin buhar makinesinden de önemli bir icat olduğunu savunuyor filozoflar...”
Fikret Bila’nın yazısı bana ilham verdi ve bu yazıyı hazırladım. Saati M.Ö. 4000 yıllarından itibaren Hititler ile Mısırlılar güneş saatini bularak kullanmaya başladı. Sonrasında çok değişik aşamalar kaydetti. Ama esasında saat, denizcilik tarihini ve dolayısıyla da dünya tarihini değiştiren en önemli buluştur. 1735 yılında, John Harrison’un kusursuz işleyen saati icat etmesiyle, denizcilik tarihi değişti, Avrupa’dan Amerika’yakolonileşme başladı, deniz ticareti gelişti.

Kaybolan ve parçalanan denizciler

Yazının devamı...

Extrem 40’ta bir Türk takımı

6 Ocak 2013

Bozburun Yat Kulübü, dünya yelkenciliğinin Formula’sı Extrem 40 yarışlarının İstanbul ayağı için bir Türk ekibi oluşturdu. Takımın koçluğuna da bu yarışların öncüsü dünya ve olimpiyat şampiyonu Mitch Booth’u getirdi

Çok sayıda dünya ve olimpiyat şampiyonluğu bulunan Mitch Booth.

Daha önce birkaç kez Bozburun Yat Kulübü’nü yazmıştım. Marmaris-Bodrum arasında dolaşırken Bozburun’da mutlaka uğranması gereken yerlerden biridir. Türk yelkenciliğinin efsane ismi rahmetli Süleyman Dirvana’nın kurduğu ve şimdilerde de eşi Zeynep Dirvana ile oğlu Edhem Dirvana’nın yönettiği bu kulüp, hem gezi yelkencileri için güzel bir lezzet ve demir yeridir hem de yelken sporu için sürekli çıtayı yükseltme girişimlerinin yapıldığı bir kulüptür.
www.turksail.com’un kurcusu gazeteci arkadaşımız Serdar Bapoğlu’ndan öğrendiğime göre Edhem Dirvana, Extreme 40 yarışlarına katılmak için bir Türk takımı kurma işine girişti ve takımın koçluğuna da bu yarışların mimarı, olimpiyat şampiyonu Mitch Booth’u getirdi. Hem Edhem Dirvana hem de Serdar Bapoğlu’nu aradım, detaylı bilgi aldım. Edhem Dirvana’nın anlattıkları özetle şöyle:
“Babam bana hep ‘Yenilikleri gözle, dünya nereye gidiyor izle’ derdi. Ben de bu öğütler ışığında katamaranlara merak saldım. Önce bir Formula 20, sonra da Formula 40 teknesi satın aldım. Extrem 40 yarışlarının İstanbul ayağında teknelerden birine misafir olarak binince, kafamda hemen bir soru belirdi:
“Bu mücadelede yer alacak bir Türk ekibi kuramaz mıydık?”

Yazının devamı...

İstanbul’da cazip bir rota

16 Aralık 2012

Karaburun Balıkçı Barınağı, üçüncü havaalanın yapılacağı yerin hemen yanı başında... Boğaz’dan çıktıktan sonra 21 mil mesafede... Limanda birkaç gün kalabilir, çok uygun fiyata taze balık yiyebilirsiniz. Limana, karadan da kolaylıkla ulaşılabiliyor

Karaburun Balıkçı Barınağı’na, bundan 15 yıl kadar önce gitmiştim. Gazetemizin karikatüristi ve ressam sevgili dostum Haslet Soyöz sayesinde tekrar keşfettim. TEM’den Kemerburgaz ayrımından giriliyor ve üçüncü köprü için yapılan yeni çevreyolundan kısa sürede ulaşılıyor.
Deniz yoluyla da Boğaz’ın kuzey çıkışından sonra 21 mil tutuyor. Tarabya’dan Boğaz çıkışı da 7 mil... Malum bu mevsimde Karadeniz sert olur. Önceden alınacak hava durumuna göre güzel bir gezi rotası olabilir. Korunaklı limanda birkaç gün kalmak için yer bulmak mümkün. İstanbul’un içinde sevimli bir Karadeniz köyü...

Kayıkçı Lokantası’nda yediğimiz her şey çok taze ve çok lezizdi

Limanda mendireğin üstünde balık lokantaları bulunuyor. Sevgili dostum Haslet Soyöz’ün daveti üzerine limandaki Kayıkçı Lokantası’na gittik. Harika bir aile lokantası... Reis Tahir Esaspehlivan hem balıkçılık yapıyor, hem de ailesi ile lokantayı işletiyor. Mutfakta Tahir Kaptan’ın eşi Yetkin Esaspehlivan var. Mezeler harika, balıklar günlük ve ızgara ya da tava; nasıl pişmesi gerekiyorsa öyle pişiyor. Bir hamsili pilav, arkasından da bu sezonun ilk kalkan balığını yedik ki, sormayın gitsin.
Servise de oğulları Can Esaspehlivan bakıyor. Her şey taze ve leziz. Fiyatlar ise İstanbul şartlarına göre çok makul. Gemi maketleri sanatçısı İzzet Çelikoba da aramıza katıldı. Akordeonunu otomobilinin bagajında taşıyormuş. Sayesinde bir de müzik ziyafeti çektik. İstanbul’da böylesine bozulmamış bir balıkçı köyü bulmak büyük bir şans oldu.

Yazının devamı...

Fırtınaya yakalanmak

9 Aralık 2012

Fırtınaya yakalanmış bir tekneyi sağ salim limana getirmek iyi kaptanlıktır da esas iyi kaptan, fırtınayı önceden sezip denize çıkmayan ya da en yakın limana dönen kaptandır. Hava raporu alınmayan hallerde fırtınayı önceden sezmek ustalık ve tecrübe ister…

26 yıl önce yelkenciliğe ve denizciliğe başladığımda, bize öğretilen ilk ders önce emniyetti. İlk denizcilik hocam rahmetli Prof. Dr. Necmettin Akten, daha sonra bana ve bizim kuşağa çok şeyler öğreten Sadun Boro ve Necati Zincirkıran’ın denizde emniyet ve meteoroloji üzerine söyledikleri hep kulağıma küpe olmuştur.
Denizde emniyeti sağlamak için de çok sayıda kural vardır. Gazete yazılarına sığmaz. Ancak belli başlı bazı kuralları hatırlamakta fayda var. Öncelikle, teknenizin sert havalara karşı dayanıklı olması, bakımının yapılması, sert havalarda kullanacağınız, can yeleği, can simidi, emniyet kemeri, yedek demirler, halatlar, deniz demiri, işaret fişekleri gibi ekipmanın tam olması gerekir. Tekne her türlü deniz şartlarına göre neta (seyre hazır) edildikten sonra, denize çıkmadan önce meteoroloji izlenmeli, her gün hava raporları alınmalı ve ona göre seyir planı yapılmalıdır.
Denizin şakası olmaz. Sert havalarda denize çıkmamak, mümkünse en yakın limana girmek doğru denizciliktir. Fırtınada teknesini limana yanaştıran kaptan iyidir de, esas iyi kaptan, fırtınayı önceden görüp limanda kalan ya da en yakın limana dönen kaptandır.

Fırtınayı önceden sezmek
Ancak bütün bunlara rağmen, uzun seyirlerde hava bozar, fırtına ile karşı karşıya kalırız. Kimi zaman da seyirde hava raporu alma olanakları azalır.

Yazının devamı...

Kısmet’in yolculuğu

25 Kasım 2012

Sadun-Oda Boro çiftinin 1965-1968 yılları arasında dünya turu yaptığı Kısmet teknesi Rahmi Koç Müzesi’nde sergilenmeye başlıyor

Sadun Boro, sezon öncesi ve sezon sonu Gökova Okluk Koyu’ndaki yerine artık Sonbahar teknesi ile bağlanıyor. Teknenin üzerinde Haldun Sevel’in çizdiği ahtapot resmi dikkati çekiyor.

Önümüzdeki salı akşamı, Rahmi Koç Müzesi’nde Türk Denizciliği için önemli bir davet ve tören düzenleniyor. Türkiye’de amatör denizciliğin meşalesini yakan adam Sadun Boro’dur. Eşi Oda Boro ile birlikte 1965-1968 arasında yaptıkları dünya turu, Türk amatör denizciliğinde büyük bir çığır açmıştı... İşte o dünya turunu gerçekleştirdikleri ve efsane haline gelmiş Kısmet adlı 10 metrelik yelkenli tekne, denizlere veda etti ve Rahmi Koç Müzesi’nde yerini aldı.
Sadun Boro ve Kısmet, kaplumbağa ile kabuğu gibiydi. Sadun Boro kaplumbağanın kabuğundan ayrılması misali Kısmet’ten ayrıldı ama 46 yıl boyunca bize ve bizden sonraki kuşağa denizi sevdirdi, bizlerin denizci olmasını sağladı. Denizlere veda edip müzede yerini alan Kısmet’in yeni misyonu, gelecek kuşakların içindeki macera ruhunu ve deniz sevgisini gün yüzüne çıkarmak olacak.
Denizciliğimizde bu denli önem taşıyan Kısmet’in serüveni nasıl başladı... Sadun Boro’nun kaleminden özetleyeyim:
“1962 yılında Tarsus’ta bir mensucat fabrikasında yüksek ücretli bir iş buldum ve İstanbul’u bırakıp gittim. Artık her şeyden elimi çekmiş, yeni kotramın inşaası için elime geçen her kuruşu biriktiriyordum. 1963 yılının yazında Kısmet’in omurgası, Salacak’ta Ahtar Beşpınar’ın atölyesinde kızağa kondu. Boyu 10.30, eni 3.30, su çekimi 1.65 metredir. Amerikalı dizayner Atkin’in planıdır. Altında 3.5 ton maden ağırlık, sabit omurga vardır. Bodoslomalar, ana omurga, çift basılmış istim eğrileri meşe, kaplama 33 milim çıralı çam, ana döşekler, güverte kemereleri dut ağacı, kamara yanları ve içi Afrika maunu, güverte 3.5 cm kalınlıkta çamdan yapıldı. Kısmetin donanımı keç armadır. Başta kısa bir baston ve üstünde flok, sonra trinket, ana yelken ve arka direkte bocurum bulunur.

Yazının devamı...