Ortada bir yalan var!

..

Hemen söyleyelim, gazetelerimizi basmaya devam edeceğiz.

Peki ama yalan haberin de ötesinde borsada manipülasyon, ticari itibarı zedeleme gibi son derece önemli suçlamalara muhatap olmayı göze alacak kadar
şuursuzlaşma nasıl açıklanmalı? Olmayan kaynakları şahit göstererek yalan üretmeyi, üretilen bu yalana bazı aklı evvellerin balıklama dalıp, sorgulamadan derin analizler yapmasını nasıl değerlendireceğiz? Basılamayacağını iddia ettikleri gazetelerdeki namusuyla çalışıp üreten gazetecilerin işsiz kalmasından hastalıklı bir zevk almak nasıl bir ruh halidir?

ASILSIZ HABER

Tekrar edelim, Milliyet, Posta, Hürriyet ve Fanatik gazetelerinin faaliyetlerini sadece dijital olarak devam ettireceği “haberi” gerçeği yansıtmamaktadır.
Türkiye’nin en çok okunan gazetelerini bünyesinde bulunduran Demirören Medya, hem dijital hem basılı olarak haberciliğe devam edecek ve okuyucuları ile her platformda buluşacaktır. Son dönemde ‘Evde Kal, Habersiz Kalma’ projesi kapsamında, bu gazeteler abonelik, kapıya teslim gibi birçok hizmetle okuyucusuyla buluşmaya devam ediyor. Basılı medya çalışmaları için yatırım yapan ve çeşitli kanallarla okuyucularına ulaşan ve tirajlarını artıran gazeteler için çıkan bu “haberler” asılsızdır. Daha önce de buna benzer çıkarılmış dedikodu nitelikli haberlerin kasıtlı olarak üretildiği ise aşikârdır. Sorumluları da yargıda hesap verirken neyin peşinde olduklarını anlatırlar umarız.

“Gelişmeleri aktarmaya devam edeceğiz” diyerek yalan üzerine kurgu yapanlar, tam da kendilerinden beklendiği üzere konuyla ilgili yalanlamaları yayınlamadılar. Ortada bir yalan var, hem de kasıtlı olarak üretilmiş bir yalan. Dolayısıyla bu bir haber değil. Haber bilgiye, belgeye, görüşe, iddialara ama en çok da gerçekliği ispatlanmış doğru bilgilere dayanır.

HATIRLATALIM

Fakat Milliyet olarak, “üst düzey kaynaklara” başvurmadan “haber” sitesi adı altında “yalan” üretenlere hatırlatmak istediğimiz bir iki nokta var.
Evet, dünya medyası son yıllarda geleneksel medyanın geleceğini tartışıyor. Tartışmalıdır da.

Bu tartışmalarda da genellikle üç görüş hâkim.

Birincisi geleneksel medyanın sosyal medya karşısında önemini kaybederek yok olmaya mahkûm olduğunu düşünenler.
İkincisi sosyal medyadaki bilgi kirliliği karşısında geleneksel medyanın daha da önemli hale geleceğine inananlar.
Üçüncüsü dijital medya karşısında geleneksel medyanın yeni medya düzeninde yerini alması için dönüşüm ve değişime açık olanlar.
Biz ikinci görüşten yanayız.
Bunu sadece biz söylemiyoruz. Bir medya araştırması (Prof. Dr. N. Güz-26.04.2020); pandemi öncesinde sosyal medyada yer alan haberlere daha çok güvenen bireylerin, pandemi sürecinde doğru bilgiye ulaşmak için geleneksel medyayı tercih ettiğini ortaya koyuyor.

DEĞİŞİME AÇIĞIZ


Ve biz aynı zamanda yeni medya düzeninin geleneksel medyaya sunduğu değişime ve yenilenmeye de açığız.
Çünkü biliyoruz ki; gazete yaşamın bir parçasıdır. Habercilik meşakkatli, emek isteyen bir iştir.

Dünyada yeni medyaya ilişkin her yıl yüzlerce araştırma yayınlanıyor ancak okurların ihtiyaçları, talepleri ve beğenilerine ilişkin hiçbir bilgiye sahip değilken, “şimdi dijitale geçelim” demekle dijitale geçilmiyor.

Hatırlarsanız, bundan dört yıl önce, ilk baskısı 1886’da çıkan İngiltere’nin en köklü gazetesi, The Independent kâğıt baskısını sonlandırdı. 26 Mart 2016’daki son sayısında boş beyaz sayfa üzerine kırmızıyla “Stop Press” yazdı.

The Independent dijital medyaya geçmeden önce üç yıl hazırlık yaptı. Tirajını, abonelerini, reklamlarını, okurlarını her şeyi gözden geçirdi. Bu hazırlık yıllarını aldı. Buna rağmen Independent dijitale geçtiğinde sosyal medyanın bilgi kirliliğine zaman zaman yenik düşmekle kalmadı, bazı dönemlerde birçok kez dijital haberciliği de çeşitli eleştirilere maruz kaldı.

Independent diğer bütün gazetelerin kendisini izleyeceğini söylese de New York Times’ın Ceo’su Mark Thompson pek aynı görüşte değildi. O dönemde “Gazetenin yazılı versiyonuna sadık okuyucularımıza elimizden geldiğince hizmet vermeyi planlıyoruz” diyecekti. Üstelik dijitalin gelecekte geleneksel medya üzerindeki etkisini de dikkate alarak. Nitekim sonradan çok önemli kimi gazetelerin tekrar basılı versiyonlarını hayata geçirdiklerini ya da basılı yayına son vermeyenlerin muhabir kadrolarını daha da güçlendirdiklerini gördük.

OLMAYAN BİLGİ

Evet, medyanın geleceğini bütün bu veriler ışığında tartışabiliriz. Geleneksel medyanın dijital medya karşısında ne yapması gerektiği, yenilikleri, değişim ve dönüşümler karşısında nasıl bir duruş sergileyeceği, tirajları, aboneleri, reklamları, okur beklentileri... Bütün bunları masaya yatırıp tartışabilirsiniz. Ancak olmayan bir bilgiyi gerçekmiş gibi sunduğunuzda, kendi meslektaşlarınızı bir yalanla hiçe saydığınızda artık tartışılacak bir şey kalmamış demektir.

Yani diyoruz ki;

Dijital medyada yerini aldığını sanan bir medya “haber” sitesi, medya hakkında yalan haber ürettiği sürece, geleneksel medyanın neden önemli olduğu daha iyi anlaşılacaktır.