İzmir 2018’de taş ocağı kenti oldu

29 Aralık 2018

Orman Genel Müdürlüğü verilerine göre İzmir’de; maden arama, işletme amaçlı madencilik faaliyetleri için 1.839 (1 milyon 839 bin metrekare) hektar alanda verilmiş ve devam eden izin var.
Çevre Mühendisleri Odası İzmir Şubesi’nin raporuna göre; özellikle Kemalpaşa, Karaburun Yarımadası ve Menderes Bölgeleri olmak üzere tüm kentte yoğun şekilde taş ocağı izni veriliyor. Tarım arazileri, orman ve doğal sit alanlarının özelliklerini ortadan kaldıran, yerleşme alanlarına çok yakın mesafelerde, çevresel etkileri oldukça önemli olan faaliyetler ÇED sürecini olumlu olarak tamamlıyor.

***

Son 1 yıl incelendiğinde raporda dikkat çekilen vahim durum açıkça anlaşılıyor. Buca’da izin verilen bölge orman alanında yer alıyor. Yılda 275 bin dinamit patlatılmasına rağmen ormanın zarar görmeyeceği yönünde rapor çıktı. Şakran’da taş ocağı için izin verilen alan şehir merkezine sadece 250 metre uzaklıkta. Sefehisar, Bergama, Kemalpaşa, Menemen, Buca ve Yeni Şakran’da taş ocağı izni için Çevresel Etki Değerlendirmeye (ÇED) gerek yoktur kararları verildi. Aliağa’nın Çaltılıdere Mahallesi, Bozdevlitepe Mevkii civarında 240 hektarlık alanın 28.2 hektarlık bölümünde patlayıcı kullanılarak taş elde edilmesi için gerekli ÇED süreci izni verildi. Bu alanda taş çıkarmak için yılda 400 bin ton patlama yapılacak. Tesis yılda 12 ay, ayda 25 gün, yılda 300 gün çalışacak.

***

Torbalı Çamlıca Mahallesi’nde 96.16 hektarlık alanda faaliyet gösterecek taş ocağı için de gerekli izin süreci başlatıldı. Burada yılda 900 bin ton taş üretimi planlanıyor. Bunun 380 bin tonu da kırma ve eleme tesislerinde işlenecek.
Bergama’nın Dede Tepe Mevkii’nde 9.85 hektarlık alanda kalker ocağı kurulması için de gerekil ÇED süreci izni başladı. Bu alanda yılda 1 milyon 500 bin ton taş elde edilecek. Bornova’da Kurudere Mahallesi’nde 46.54 hektarlık alanda faaliyet gösteren taş ocağına 107,2 hektarlık artış izni için de gerekli süreç başlatıldı.

Yazının devamı...

Zehir soluyoruz

24 Aralık 2018

Havaların soğumasıyla birlikte kirli hava kabus gibi tüm büyük kentlerin üzerine çöktü. Anlık yapılan hava ölçümlerine göre bazı kentlerde Dünya Sağlık Örgütü’nün normal kabul ettiği değerlerinin 9 katına kadar çıktı. Dünya Sağlık Örgütü’nün normal kabul ettiği hava kalitesi indeksi 0-50 arasında olması gerekiyor. İzmir’de de bu değer fazlasıyla geçildi. Bazı günler de 157’i bularak Dünya Sağlık Örgütü’nün sınır değerlerinin üç katını bile geçti.

Türk Toraks Derneği’nin Dünya Sağlık Örgütü ve Avrupa Solunum Derneği’nin de desteklediği “Hava Kirliliği ve Akciğer Sağlığı” sempozyumunda konuşan Doç. Dr. Haluk Çalışır şu bilgileri verdi: “İstanbul Göztepe’de yaşayan bir kişi 233, Ankara Kayaş’ta 319 gram ve İzmir Gaziemir’de de 205 gram zehirli toz soluyor.”

Bu konudaki son rapor ise geçen aylarda yayınlandı. Dünya genelinde binlerce kenti çeşitli kategorilerde istatistik olarak değerlendiren Numbeo uluslararası derecelendirme merkezi dünyadaki en kirli şehirleri açıkladı. Listede hiç Avrupa ya da Kuzey Amerika kenti yok. Hindistan, Bangladeş, Mısır, Vietnam, Afganistan, Çin ve Filipinler ile birlikte ne yazık ki Türkiye’den de 3 kent var.

Ankara 22’inci, İstanbul 23’üncü ve İzmir de dünya kentleri arasında kirlilikte 24’üncü sırada.

***

Veriler vahim durumu açıkça ortaya koyuyor. Sadece birkaç örnek bile neden zehir soluduğumuzu açıklıyor. Alliağa’daki söküm tesislerine Kuito adında bir petrol gemisi geldi. Günlük 100 bin ton varil petrol işleme kapasitesi bulunan bu gemi raporlara göre yüksek miktarda radyoaktif ve tehlikeli madde içeriyordu. Kuito Gemisi’nde olması gerekenin tam 5 katı radyasyon vardı. Tüm uyarılara rağmen, o gemi Aliağa’da söküldü. Hem de radyosyon ölçümü bile yapılmadan. Ethan ise hiçbir ülkenin kabul etmediği insan sağlına zararlı sıvılaştırılmış doğalgaz taşıyan bir gemiydi. Söküm için Aliğa’ya getirildi. İzmir Barosu geminin gönderilmesi için dava açtı. Hatta bu davada yürütmeyi durdurma kararı verildi. Ama bu karar alınana kadar geminin söküm işlemi çoktan tamamlanmıştı.

Gemi Geri Dönüşüm Sanayicileri Derneği önemli bir açıklama yaptı. Aliağa Gemi Geri Dönüşüm Bölgesi’nde geçen yıl 125 geminin sökümünün yapıldı ve 610 bin ton hurda geri dönüştürüldü. Geçen yıl dünyanın öbür ucundan Brezilya ve Meksika Körfezi’nden 25’e yakın petrol platformunun sökümü de Aliağa’da yapıldı. Gemi söküm işinde rakiplerimiz Bangladeş, Pakistan ve Hindistan oldu. Bırakın Avrupa ülkelerini artık Brezilya ve Meksika gibi ülkelerin bile istemediği aspest içeren radyasyon kaynağı gemilerin söküldüğü yer İzmir oldu.

***

Yazının devamı...

Manisa’ya 11.543 hektar imar izni

10 Aralık 2018

Kentlerin geleceğini belirleyen imar planları konusunda son yıllarda İzmir ve Manisa’da önemli gelişmeler yaşanıyor. Son birkaç yazımda İzmir ve Manisa için kabul edilen ve geçen ay sonunda askıya çıkarılan 1/100.000’lik çevre düzeni planlarının İzmir bölümünü ele aldım. Planların Manisa’yla ilgili kısmında da önemli gelişmeler var.
Manisa’da 2025 yılına kadar 11.543 hektar yeni alanın kentsel gelişme alanı olarak imara açılması öngörülüyor.

Manisa merkezde mevcut 2870 hektarlık imar alanına 2429 hektar daha eklendi; merkezdeki yapılaşmanın toplamı 5299 hektara ulaştı.
Ahmetli, Gölmarmara, Köprübaşı, Kula ve Salihli’de çok çarpıcı bir durum var. Bu ilçelerde mevcut imardan daha fazla yapılaşmanın önü açıldı. Ahmetli’de 205 hektarlık kentsel yerleşik alana 227 hektar daha eklendi. Gölmarmara’da 208 hektarlık yapılaşmaya 269, Köprübaşı’nda mevcut 154 hektarlık imara 193, Kula’da da 576 hektarlık kentsel yerleşik alana 594 hektar daha imar izni verildi. Salihli’de de aynı şekilde 1580 hektarlık yapılaşmış alana 2023 hektar daha katıldı.

Diğer ilçelerde de durum çok farklı değil. Akhisar’da mevcut 1868 hektar imar alanına 1111 hektar, Alaşehir’de 1042 hektar alana 744, Demirci’de 551 hektar alana 369, Turgutlu’da 1021 hektar alana 987 ve Gördes’te de 356 hektar alana 272 hektar daha alan eklendi.

Yazının devamı...