Nükleer atıklar 11 yıldır duruyor

3 Kasım 2018

Türkiye Atom Enerjisi Kurumu(TAEK) 3 Nisan 2007’de Gaziemir Akçay Caddesi üzerindeki bir fabrikada radyasyonlu atıkların gömülü olduğu bir alan tespit etti.

Raporlara göre radyasyon fabrikanın nükleer santrallerde kullanılan nükleer çubukların eritilmesiyle oluşmuştu. Fabrikada ‘radyoaktif kaynak’ olduğu ve bu malzemelerin Türkiye’de bulunmadığı belirtildi. Radyasyonun ‘Europium 152’ adı verilen bir malzemeden bulaşmış olabileceği bu malzemenin de nükleer santrallerde kullanıldığı ve Türkiye’ye getirilmesinin de yasak olduğu ifade edildi.

***

TAEK, 8 Eylül 2008’de gönderdiği yazıda fabrikada yapılan ölçümlerde depolama sahasında, fırın bölgesinde ve kapalı istif sahasında radyoaktif madde bulaşmış atık tespit edildiğini bildirdi. Radyasyonlu atıkların bulunduğu yerlerin acil olarak karantina altına alınması gerektiği vurgulandı. Tehlikeli atıkların 100 tonun üzerinde olduğu tahmin edildi. Toprak altına gömülen miktarı ise kimse bilmiyordu. Yani birileri göz göre İzmir’i nükleer çöplüğe çevirmişti.

***

Türki-ye’de radyoaktif maddelerle ilgili teknik bilgi ve yeterliliğe sahip tek yetkili kurum Türkiye Atom Enerjisi Kurumu.

Ama İzmir’deki sorunu çözemeyen TAEK, 3 yıl önce tehlikeli atıkların bulunduğu alandan çekildiğini resmen açıkladı. TAEK’in yazısında şu ifadelere yer verildi:

“Kurumumuza bağlı Çekmece Nükleer Araştırma Merkezi ile ilgili firma arasında 28.04.2014 tarihinde radyoaktivite bulaşmış atıkların ayrıştırma işlemine yönelik olarak proses geliştirme ve radyasyondan korunma konusunda bir protokol yapılmış olup protokolün süresi 28.04.2015’te sona ermiştir. Bu tarihten sonraki faaliyetler TAEK’in bilgi ve gözetiminde değildir.”

Yazının devamı...

Otogar metrosu başka bahara

22 Ekim 2018

Çok değil, 20 yıl önceye kadar metro ya da kent içi hızlı raylı sistem projeleri İzmir için bir hayaldi.

İzmirli, metroyla 2000 yılında tanıştı. Bugün, kent içinde hizmet veren raylı sistem hattı 200 kilometreye yaklaştı. İnşaatı süren ve 2019’da başlayacak olan projelerle 250 kilometreyi aşacak.

Aliağa’dan Selçuk’a kadar raylı sistemle gitmek mümkün. Halkapınar’dan Üçkuyular’a, Alaybey’den Mavişehir’e kadar da denizi seyrederek taramvay keyfiyle seyahat imkânı var. Evka-3’ten Üçkuyular’a kadar da metro hattı yıllardır hizmet veriyor.

İzmir Metrosu, raylı sistem yolculuğuna 18 yıl önce; 11.7 kilometre hat uzunluğu, 10 istasyon ve 45 araçla çıktı. 20 kilometrelik hatta 17 istasyonda 182 araçlık filoyla her gün ortalama 350 bin yolcu taşınıyor.

İzmir Büyükşehir Belediyesi, 1 milyar liralık Fahrettin Altay-Narlıdere Metro Hattı’nın temelini de attı. Metroyu Üçyol’dan Buca’ya ulaştıracak proje için alınacak 500 milyon euro’luk kredinin hazır olduğu açıklandı.

***

Ama, İzmir’de raylı sistemin gitmediği, hatta inşaatının bile başlamadığı önemli bir yer var. Her gün on binlerce yolcunun gitmek zorunda olduğu otogara tek toplu ulaşım şansı otobüs ya da minibüs. Aslında Metro’yu Halkapınar’a kadar uzatmak, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin öncelikleri arasındaydı. Bu iş için gerekli proje de hazırlandı. Hatta Büyükşehir Belediyesi, Halkapınar ile Otogar arasındaki Kamil Tunca Bulvarı’nın tapusunu 22 milyon lira vererek TCDD’den satın aldı.

Tam Halkapınar-Otogar Metrosu inşaatı başlayacakken, TCDD yetkilileri bölgeden hızlı tren hattı geçireceklerini ve raylı sistemin otogara ulaşması sorununu bu şekilde çözeceklerini bildirdi.

Yazının devamı...

Atığınıza ikinci bir şans verin

20 Ekim 2018

Tüm dünyada, özellikle de gelişmiş ülkelerde yaşam standartlarının en önemli kriterlerinden biri de geri kazanım. Öyle ki, Avrupa’da çok sayıda ülkede çöpten enerji elde eden büyük santraller var. Hatta Norveç, İsveç ve Hollanda gibi ülkeler, enerjiye dönüştürmek için çöp bile ithal ediyor. Avrupa Komisyonu, yeni geri kazanım ve yeni atık yönetimi modellerine ciddi finansal destekler sağlıyor. Örneğin; Urbanrec Projesi. Avrupa Komisyonu, bu projeye 8 milyon euro’dan fazla yatırım yaptı.

Projenin 7 farklı ülkeden 21 ortağı var. Bu ortaklardan ikisi de Türkiye’de. İzmir Teknoloji Enstitüsü ile Bornova Belediyesi de bu prestijli projenin ortaklarından. Hatta proje kapsamında İzmir Teknoloji Enstitüsü 330 bin, Bornova Belediyesi de 130 bin euro hibe kazandı.

***

Urbanrec Projesi, atıklara ikinci bir hayat verebilmek için oluşturulmuş. Proje, özel sektör-kamu işbirliğine güzel bir örnek.

Kentsel hacimli atıkların endüstride hammadde olarak tekrar dönüştürülmesi hedefleniyor. Bu proje ile artık ihtiyaç duymadığınız koltuğunuz veya sandalyenizin, yenilenebilir hammaddelere dönüştürülmesi mümkün.

Sonrasında ise; yatak, kent mobilyası ve biyoyakıt ürünlerine ek kaynak olarak kullanma olanağı var. Tüm bunlar, hidro-gazifikasyon ve yeni parçalara ayırma teknolojisi sayesinde gerçekleşiyor.

***

Bu projenin hedefleri şöyle: Kentlerde çıkan atıkların yüzde 80’ini geri dönüştürmek. Kentsel alanlarda yeniden kullanımı en az yüzde 15 oranında artırmak.

Yazının devamı...

Ray var, vagon var sinyalizasyon yok

15 Ekim 2018

Toplu ulaşım tüm büyük kentlerin en önemli sorunlarından biri. İzmir’de de durum farklı değil.

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin geçen aylarda 120 bin kişiyle yaptığı toplu ulaşım anketinin sonuçları şöyle: İzmir’de yıl içinde toplu taşımaya biniş sayısı 2.3 milyar. Raylı sistemin toplu taşıma pastasındaki payı yaklaşık yüzde 40. Son 15 yılda İzmir’in toplu ulaşımda, özellikle de raylı sistemde geldiği nokta dikkat çekiyor. Ankete katılan 120 bin kişinin yüzde 85.6’sı, yani 100 binin üzerindeki İzmirli, raylı sistem yatırımlarının daha da geliştirilmesini istiyor. Halk, raylı sistemi çok verimli bir şekilde kullanıyor ve buradaki tüm gelişmeleri destekliyor.

***

Kentin iki raylı sistem hattının biri olan Metro’da yıllık yolcu sayısı büyük bir artışla 100 milyona ulaştı. Ama, İZBAN’ın bir önceki yıl 87.5 milyon kişi olan yolcu sayısını geçen yıl sadece 88 milyona ulaştırabildiği görülüyor. İZBAN’da istenen hedeflere ulaşılamamasının altında, başta sinyalizasyon sisteminin yıllardır yenilenememesi yatıyor. Şu anda 219 vagonla işletme yapan İZBAN’ın, daha fazla vagon konusunda üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirdiği net olarak görülüyor. Ama bütün bunlara rağmen İZBAN hattında şu anda 10-12 dakikada bir tren seferi yapılabiliyor. Bunun nedeni ise, trenlerin hat üzerinde güvenli bir şekilde seyretmesini düzenleyen sinyalizasyon sisteminin yetersizliği. Bir de banliyö ve bölge trenlerinin Torbalı ve Menemen’de kalıp İZBAN sistemine aktarma yapma konusu var. Bu trenlerin de aynı hatta girip kent içine kadar gelmesi sistemi yavaşlatıyor. Sadece yolcu trenleri de değil, ne yazık ki yük trenleri de kent içine kadar giriyor. O trenler, kente gece girse sistem gündüz saatlerinde bir kat daha hızlanacak.

***

İZBAN trenlerinin bulunduğu hat üzerindeki mevcut sinyalizasyon sistemi şu anda 6-7 dakikada bir tren seferine izin veriyor. Ancak, İZBAN’ın yanı sıra TCDD’ye ait bölge, ulusal ve yük trenleri de aynı hat üzerinde çalışıyor. Her gün İZBAN 196 sefer yaparken, aynı hat üzerinde TCDD’ye ait trenler 69 kez geçiş yapıyor. Bu da İZBAN sefer sıklığının 10-12 dakikada bire düşmesine neden oluyor. İşte bu yüzden de Çiğli’den, Karşıyaka’dan, Buca’dan ya da Halkapınar’dan İZBAN’a binmek isteyen yolcular, en yoğun saatlerde bile 10 dakikanın üzerinde beklemek zorunda. Gerekli ve yeterli sinyalizasyon olsa, şehirlerarası trenler şehir içine girmese, gerekli olan zamanlarda istasyonlara 3 dakikada bir bile vagon gelmesi mümkün. Ama sinyalizasyon sistemi yenilenmediği ve şehirlerarası yolcu ve yük trenleri kent içine girdiği için hatlarda daha fazla sefer konamıyor. Öyle olunca da İzmirli, istasyonlarda uzun süre beklemek zorunda kalıyor.

Vagonlar çok daha kalabalık oluyor. Özellikle de sabah ve akşam saatlerinde çok büyük yoğunluk söz konusu. Hatta bazen gelen vagona binebilmek bile mümkün olmuyor.

***

Yazının devamı...

İzmir için ‘Koca’ uyarı

6 Ekim 2018

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, aday olup olmama kararını seçime 6 ay kala açıklama sözünü tuttu. Geçen pazartesi günü yaptığı toplantıda ‘aday olmama’ kararını açıkladı.

Konunun siyasi boyutuyla ilgili çok şey söylendi ya da yazıldı. Söylenmeye ve yazılmaya da devam edilecek. Ama o toplantıda Kocaoğlu’nun söylediği, İzmir’in geleceği açısından çok önemli bazı sözlerin üzerinde hiç durulmadı.

Kocaoğlu, ciddi anlamda yoğunluk getiren ve yapılaşmaların önünü açan kararlara karşı sürekli dava açtıklarını belirtti, “2011 yılına kadar bu davaları kazanıyorduk. Ama sonrasında kaybetmeye başladık” diyerek İzmir’le ilgili kaygılarını dile getirdi.

***

Peki Kocaoğlu’nu İzmir’in geleceği konusunda bu kadar kaygılandıran konular neler? İşte onlardan birkaçı:

Üç yıl önce İzmir ve Manisa için 1/100.000’lik planlar yapıldı. Bu planlarla İzmir’de büyük bölümü orman ve yeşil alan olan, tam 1400 hektar alan imara açıldı. Üstelik de imara açılan alanların önemli bölümü birinci derece SİT kapsamındaydı. Çeşme’de birinci derece doğal sit kapsamında olan 62 hektar, Alaçatı’da ise yeşil ve ağaçlandırılacak alanda kalan toplam 168 hektar alan imara açıldı.

Çeşme Musallah Mahallesi’nde ‘ağaçlandırılacak alan’, Reisdere Mahallesi’nde ‘kentsel ve bölgesel yeşil alan’, Ilıca Mahallesi’nde de ‘makilik fundalık alan’ olan 90 hektarlık bölgede yapılaşma izni verildi.

Çiğli’de Egekent Mahallesi’nin kuzeyinde ‘bölge parkı/büyük kentsel yeşil alan’ olarak belirlenen alana ‘kentsel gelişme alanı’ yapılarak inşaata olanak sağlandı. Karşıyaka-Doğançay rekreasyon alanının güneyindeki ‘doğal ve ağaçlık karakteri korunacak alan’ da betonlaşmaya açıldı.

Yazının devamı...