Zihnin Doğasını Anlamak

3 Ocak 2019

İnsan evriminin başlangıcından bugüne kadar, insanlar birçok şekilde keyif ve mutluluk veren bir şeyler aradılar. Büyük bir çoğunluğu başarılı olamadı. Kendi deneyimlerinizden bu durumu fark ettiğinize eminim. En azından mutluluğun zenginliğe bağlı olmadığını biliyorsunuz. Artık farkındalık kazanmak için Himalayalara gitmek gerekmiyor. Birçok şeye kolaylıkla ulaşabildiğimiz için birçok şeyin farkındayız. Herkes, bir şekilde mutlu ve neşeli bir yaşam elde etmenin daha iyi yollarını araştırıyor. İşte Meditasyon da bu yollardan biri.

Birçok insan meditasyon yapmayı deniyor. Bazıları,”evet, çok iyi”,bazıları da “bana göre değil”diyor. Ben meditasyonla 15 yıl önce tanıştım. 9 yıldır da Tibet Budizm’inin meditasyon metotlarını uyguluyorum ve hepsi de bana çok iyi geliyor. Dürüst olmak gerekirse ilk beş yıl meditasyon tekniğini ara ara uyguladım. “Bundan bir şey çıkar mı ki?”şeklinde sorgulamalar yapıyordum. Çünkü yeni başlangıçlar çok hoşuma gitse de onları hayatıma almam zaman alır. Sanırım biraz dik kafalıyım. İyice ikna olmam gerekiyor. Bu yüzden de zihnimin en derinlerinde var olan şeylerin su yüzüne çıkması zaman alıyor. Önce suyuma gidiyorlar. Sonra sızma hareketi başlatıyorlar. Meditasyonda tıpkı böyle oldu. İşimden ayrıldıktan sonra seyahat etmek yaptığım en keyifli aktiviteler haline gelmişti. Bu sefer nereye gitsem acaba diye düşünürken bilgisayarın ekranında değişik ve enteresan bir bina beliriverdi. “Bu bina nerededir acaba”diyerek resmin üzerini tıkladım. Katmandu’daki Kopan manastırı olduğunu öğrendim. Binanın havası, rengârengliği çok hoşuma gitmişti. Böylelikle ilk Tibet Budist meditasyon deneyimim Kopan’da gerçekleşti. Uygulamalarda derinleştikçe “bundan ne çıkar?” sorusu zamanla yok oldu, zihnimin doğasını anlama konusunda bir sürü yol kat ettim.

Meditasyon tekniğinden istenen sonucu alıp alamayacağınız, temel olarak zihinsel tutum yani motivasyonunuza bağlıdır. Başka bir deyişle meditasyon ya da diğer uygulamalı manevi felsefelerin size mutluluğu getirmesi için, doğru sebeple yapılması gerekir. Pek çok insan meditasyonun hiçbir şey yapmadan oturmak anlamına geldiğini düşünüyor. Çoğumuzun zihni yorgun, meditasyon hakkında birçok şey duyuyoruz, çok fazla felsefe yapılıyor, o kadar ki istediğiniz her şeyi huzur ve sükuneti nefese odaklı konsantrasyonun vereceği düşünülüyor. Ama bu yeterli değil. Meditasyon sadece bir araç. Motivasyonun ne olduğu çok önemli. Aslında sadece meditasyon değil her neyi uyguluyorsanız, motivasyon çok önemli. Aksi taktirde bazı insanların her gün ibadet ettiği halde negatif enerjilerden kurtulamaması durumuna düşebilirsiniz. Doğuya yaptığım seyahatlerde aynısını görüyorum. Birçok insan her gün tapınak ziyareti yapıyor. Aralarında zihinsel gelişim kaydetmeyenler olabiliyor.

Bu yüzden de amacınız sadece geçici mutluluğu tatmak ise meditasyon yapmak doğru seçim değil. Bu çok küçük bir hedef; Tek yapmaya çalıştığınız bu hayatı rahatlatmaksa, meditasyon gerçekten işe yaramaz. Sakin ve huzurlu bir ortam yarattığınızda, aklınızı birleştirebilir ve sakin ve huzurlu hale getirebilirsiniz, ancak bu özgürleştiniz anlamına gelmez. Kurtuluş, kontrolsüz, yukarı ve aşağı bencil zihnin tamamen özgürlüğüdür. İşte bunun için de kaplama alanı geniş bir motivasyon edinmek gerekir.

Budist terminolojide, Meditasyonun amacı, Nirvana ya da aydınlanarak neşeyi iç özgürlüğü ve sonsuz huzuru sağlamaktır. Uygulamalarını takip ettiğim Mahayana Budizm'in Bodhicitta denilen bir kavram var. Bu kavrama göre kendinizi geliştirme amacınızın gerisinde başkalarına fayda sağlama tutumu mutlaka yer alması gerekiyor. Böyle bir tutuma sahip zihinle meditasyon yaptığınızda, zihniniz otomatik olarak sizi istediğiniz hedefe aydınlanmaya gecikmeden götürecek olana kaydırabiliyor. Bilinçaltında var olan motivasyonunuz bencilceyse, entelektüel olarak başkalarının iyiliğini düşünseniz dahi, aydınlanmayı sadece hayal ediyorsunuz demektir. Yaşamınızda var olan her şeye verdiğiniz anlamın meydana getirdiği enerjiyle sürekli incinirsiniz. Kısaca top her zaman sizde… Zihniniz “Bu insanlar iyi değil”şeklindeki düşüncelerle doluysa, otomatik olarak başkalarının olumsuz izdüşümüne sahip oluyorsunuz. Bu durum da çevrenizdeki insanları sürekli suçlamaya itiyor. “Bana zarar verdi; o beni incitti”. Gerçek şu ki, ”Hiç kimse sizi incitmiyor”

Bodhicitta, özel aydınlanma tutumuna sahip olduğunuz sürece, günlük davranışlarınız ne olursa olsun, otomatik olarak fayda sağlamaya başlarsınız. Aynı hareketi yapsanız dahi tutumunuz farklı olduğu için fayda sağlarsınız. İnsanlarla irtibat halindeyken, başkalarına adanmış saf düşünceniz varsa, kendi aklınızın yansıması nedeniyle size otomatik olarak iyi titreşimler verirler. Benzer şekilde başlayanlar, meditasyon uygulamalarında başarılı oldular, hayal kırıklığı yaşamadılar. Tabii ki hayatınızın her gününü, tüm bedeninizi, konuşmalarınızı ve zihninizi başkalarına adayarak şekillendirmek kolay olmaz. Fakat başarabilirseniz, doğal olarak memnuniyet ve zevk yaşarsınız. “Bodhicitta”sadece bir fikir değildir, hasta zihni tedavi etmek için psikolojik bir yöntem olarak kabul edebilirsiniz.

Bu yazdıklarımın doğru olup olmadığını test etmek çok kolay. Sabah kalktığınızda, sıradan hayatınızın ne kadar zor olduğunu düşünmek yerine, güçlü bir motivasyon yaratın, “Bugün vücudumun enerjisini, yaptığım konuşmaları ve zihnimdeki düşünceleri tamamen başkalarına adayacağım”. Bu şekilde, günün sorunsuz geçme ihtimali arttırmış olursunuz

Her Daim Sevgi ve Işıkla

Yazının devamı...

Yeni Yılda Kalbinizi İzlememek İçin Sebep Yok!

25 Aralık 2018

Hepimiz zor zamanlardan geçiyoruz. Artık gerçekten de bir şeyler yapmanın zamanı geldi. Bunun için de geçmiş ve gelecek konusunda endişelenmeyi bırakın. Çünkü geçmiş, adı üstünde geçmiş, onunla ilgili bir şey yapılamaz. Gelecek için ise, henüz gerçekleşmediği için bir şey yapılamaz. Geriye tek bir an kalıyor o da şu an! Şu an değiştirme gücümüzün olduğu tek zaman dilimi. Yeni yıl heyecanı ile dostların motive edici mesajlarının gücünden faydalanarak geçmiş ve geleceği dert etmeden şu an güzel bir şeyler yapmaya başlayın ya da

“Ben yeni yılda şu an güzel şeyler yapmanın da ötesine gitmek, şu anı sürekli kılmak istiyorum” diyorsanız, o zaman iş tamamen değişir. Bu durumda 2019 yılı yapılacaklar listesine aşağıdaki konuyu ekleyebilirsiniz ne dersiniz?

Mutluluk stratejinizi sağlam temeller üzerine oturtabilmek için her şeyin değişim halinde olduğunu unutarak geçici keyif anlarının peşinden koşmak yerine sakınılması gereken sekiz konu üzerine odaklanın. Sakınılması gereken sekiz konu birbirine karşıt dört çiften oluşur ve de hayatımızın her anında varlıklarını sürdürürler.

Bunlardan ilki; keyif almak ve acı çekmek. Bu ikili her dakika bizi yönetir. İçgüdüsel olarak onlara çekiliriz. Bir şeyleri çok istediğimizde, bir şeylere ihtiyacımız olduğunda, bir şeylere karşı olduğumuzda sürekli bu çiftin oyununa geliriz. Rahatsızlık ve konforsuzluktan kurtulma çabası, özgürleştireceğine aksine daha çok kısıtlama getirir. Onlar sayesinde hayaller rafa kaldırılır, kişisel değerler unutulur.

Diğer ikili, sahip olduklarımızı kaybetmemeye, sürekli bir şeyler kazanmaya yönlendirir. Kazanç ve kayba olan bağımlılık bizi sonu gelmeyen bir yarışın içine sokar. Sürekli nelere sahip olacağımıza, ne istediğimize, neleri kaybedeceğimize odaklanırız ki bu da bizi rahatlatacak olandan uzaklaştırır. Sürekli alışveriş yapmak, neye sahip olduğumuz ya da olmadığımıza kafa yormak bir tür terapi haline gelir. İşin kötü yanı rekabetin bize iyi gelmediğini çok iyi bilmemize rağmen onunla ilgili bir şeyler yapmayız.

Bir diğer ikili ün sahibi olmak ve çaptan düşmek. Belki şu an “ünlü olmak isteyen kim?” şeklinde düşünebilirsiniz. Fakat iyi bir itibara sahip olmayı kim istemez? Ünlü Budist hoca Shantideva, itibar kazanmanın küçük bir çocuğun kumdan güzel dekoratif bir kule yapmasına benzetir. Büyük bir dalga gelir ve onu anında yok edebilir, der. Etrafımızda bu sözün doğruluğunu kanıtlayan bir gecede itibarini kaybeden politikacı ve sanatçılar gibi birçok örnek var.

Dörtlünün sonuncusu, övülmek ve suçlamaktır. Yargılanmak ya da suçlanmak yerine kompliman yapılsın isteriz. Bazen olumlu yönde yapılan yargılamalar itici gelebilir. Hatta övüldüğü zaman ruhunun yükseldiğini düşünenleriniz olabilir. Bu dünyada sessiz kalanlar yargılanır, çok konuşanlar yargılanır, herkes hayatının belli dönemlerinde bir şekilde yargılanmıştır. Dünyada yargılanmamış tek bir insana rastlayamazsınız.

Bu şekiz konu tüm dünyanın zor zamanlar geçirmesine sebep olur. Aslında çözüm çok basit o da zihinsel detoksa girmek yani zihinsel gelişim konusuna odaklanmak.

Yazının devamı...

İyi Bir Kalp Nasıl Yaratılır?

18 Aralık 2018

Kadim bilgiler iyi bir kalp yaratmak için kendimizden çok başkalarını düşünmek gerektiğini söylerler. Bu çok basit fakat uygulaması zor bir konudur. Zorluk, bu konuda yapılabileceklerin “yapmaktan sakındıklarımız”grubunda yer almasından kaynaklanır. Basit olması ise, sebep sonuç yasasına dayanır. Kendimizden çok başkalarını düşündüğümüzde, bu durum onların çok hoşuna gidecek ve doğal olarak bizi daha çok sevmeye başlayacaklar. Etrafımızda bizi seven, hatta gözeten kişiler olduğu sürece de daha huzurlu ve mutlu olacağız.

Tabii, başkalarını düşünme işinin, kalpten yapılması gerekiyor. Bunun için başlangıçta “mış” gibi yaparak başlanabilir. Belli bir süre “Mış” gibi yaptıktan sonra başkaları için bir şeyler yapmanın faydaları kendisini göstereceğinden o noktadan sonra başkaları için bir şey yapmak daha da kolaylaşacaktır. Başlangıç için bazı yapılabilecekler;

-İşinize gittiğinizde birlikte çalıştığınız insanlara daha nazik davranabilirsiniz. Hedef odaklı olanlarınız için bunu yapmak gereksiz gibi görünebilir fakat unutulmaması gereken böylesi güçlü bir niyetin zihninizi daha huzurlu yapacağıdır. Hatta kendinize daha saygı duymanızı sağlayabilir. Hedef odaklı olmak zaman içinde insanı yorar, iyi şeyler yapmak ise insana kendisini daha iyi hissettirir.

-İş yeri sahibiyseniz, bir kişiye iş verirken kibar olun. Gün içinde karşılaşılan sorunlar pozitif bir tutum içinde olmaktan kaynaklanmaz. Yanlış tutumlar içindeyken sorunlar olur. Keyif almak, rahatlık doğru dutum ve davranışlarda bulunduğumuzda oluşur. Diğerlerinin sorunu olduğunu ve sizin gibi onların da mutlu olmayı dilediklerini unutmayın.

-“Kendi mutluluğum için, kendi yemeğim, kendi rahatlığım için işe gidiyorum yerine “başkaları için çalışıyorum” deyin. Başkaları için iyi şeyler yapmak tıpkı sosyal sorumluluk projeleri gibi her insana iyi gelir.

-Öfkeli bir kişiyi gördüğünüzde şunu düşünün. Bu kişinin hiçbir özgürlüğü yok. Tamamen öfkenin esiri olmuş. Bir tür uyuşturucu etkisinde gibi. Öfke tarafından ele geçirilmiş. Böyle bir düşünce şefkat hissinin yükselmesine sebep olur. Bu da huzurlu bir zihne sahip olmayı sağlayan örneklerden birisidir.

İnsan oğlunun var oluşu bir bitkininkinden farklıdır. Her birimizin uzun bir geçmişi var. Bilincimiz çok uzun zamandır buralarda. Budizm insan bilincinin saf ve temiz olduğunu, deneyimlerin iyi ya da kötü olup olmadığı zihni onu nasıl algıladığı ile bağlantılı olduğunu söyler. Hayatın acımasız olduğunu düşündüğümüzde acımasız bir hayat yaratırız. Hayatımızı nasıl bozduysak, sorunlarımızı çözecek çözümleri de bulabiliriz. Bu yüzden diğerlerini suçlamak son derece yanlıştır.

Doğduğumuzda,

Yazının devamı...

Hala Meditasyona Başlamadınız mı?

11 Aralık 2018

Düşüncelerden arınmanın yolu meditasyon yapmaktan geçer. Meditasyon yapması kolay olsa da sürekli olarak yapılması zordur. Meditasyon konusunda bir şey bilmeseniz de başlangıç aşamasında Guru google’dan bir şeyler öğrenebilirsiniz. Meditasyon, nefese odaklanarak pozitif konsantrasyon geliştirmenizi sağlayan basit bir tekniktir. Meditasyon yapmak için üniversite mezunu olmaya birkaç dil bilmeye gerek yoktur.

Meditasyona başladığınızda içinizdeki bildik ses, (ego) konuşmaya başlar. Meditasyona son vermeniz için engeller yaratır. Örneğin, Çok Saçma, nefese odaklanarak huzuru nasıl bulacaksın. Kaç gündür oturuyorsun hiçbir şey olduğu yok. Diğerlerinin doğru söylediğinden emin misin? Bu kadar basit olmamalı? gibi ipe sapa gelmeyen düşüncelerle içinize şüphe tohumlarını düşürür. Daha çok keyif alacağınızı düşündüğü aktivitelere yöneltir. Öyle ki nefesinize odaklanmak için zamanınız kalmaz ya da meditasyona zaman ayırdığınızda uykunuz gelir.

Bunların hepsi egonun yıllardır gerçeği anlamamanız için oynadığı oyunlardan bazılarıdır. Artık bunun tam tersini yapmak gerekiyor. Aksi takdirde mutluluğu yanlış yerlerde aramaya devam edeceksiniz. Bende ego var mı? bilemiyorum varlığını hala tespit edemedim diyenlerdenseniz, işte size egonun en çok görülen halleri;

Doğruyu bulmaya odaklanma, hatta bildiklerinin doğru olduğu konusunda ısrarcı olmak.

İnsanları doğru olduğuna inandığınız kendi bildiğiniz şekilde seçimler yapmaları için zorlamak. Tavsiyelerinizi dinlemeleri için ısrarcı olmak hatta biraz manipüle etmek. (dip not: İnsanlar yanınızda oldukları gibi olmaya korkarlar ve sonunda kendileri olmaktan çıkarlar. Böylece onları sevme sebebiniz ortadan kalkar ki kimseyi sevemeyen bir insan hale gelirsiniz. Unutulmaması gereken, Sevgi tüm bir pakettir. Birilerini sevdiğinizde hatalarını da seversiniz.)

Başarının iyi bir iş, iyi bir eş ve eve sahip olmak anlamına geldiği konusunda ikna etmek.

Kendini önemli hissetmek. (dip not: Kendini düşünen bir kişi nereye gitse endişelenir, dışarıda olanlardan etkilenir)

Egonun oyunlarına son vermek ve diğerlerine daha faydalı olmak istiyorsanız önce kendinize faydalı olmalısınız. Buna da eski zihin yapısına son vermekle başlayabilirsiniz.

Yazının devamı...

Suçlama Üzerine

2 Aralık 2018

Suçlama, bir insanın tekrarlı bir şekilde sorumluluğu kendisi dışındaki birisine ya da bir şeye yönlendirmesidir. Hem dikkat çekmek hem de dikkati üstünüzden uzaklaştırıp başkasına yönlendirmek için kullanılan durumlardan biridir. Bir tür drama dersek hiç de yanlış olmaz.

Suçlamanın bir de bazı yan etkileri olur. Bunlardan bazıları şunlardır;

Kişi başkalarını suçladığında bilinçsizce kendisini güçsüz duruma sokar. Bu durum kişinin kendi kendisine ihanet etmesi şeklinde de yorumlanabilir. Güçsüzlük durumu, suçluluk, pişmanlık ve utanç şeklinde gruplanmış kutsal üçlüyü de yanında getirir, tek başına dolaşmaz.

Kişi başkasını her suçladığında ruhunu da güçsüzleştirir. Kontrolü dışında yaşanan olayların kölesi haline gelir.

Hikayelere tutundukça an yerine geçmiş seçilmiş gibi olur. Gerçek şu ki geçmiş deneyimlerden bir şeyler öğrenmediysek onları bu ana getirmenin bir faydası yoktur.

Suçlama halindeyken hikayenize bir mahkeme salonunda savunabilecek kadar inanabilirsiniz. Halbuki gerçek değildirler, onlar sadece “Geçmiş Duygusal Yüklerinizin Zihinsel Algıları”dır.

Suçlamayla ilgili belki de en büyük hata yaşadığımız deneyimlere göre kendimizi

konumlandırmaktır. Deneyimler bizi temsil edemezler. Çünkü farkındalığımız arttığında, kendimizi geliştirdiğimizde deneyimler de değişirler. Dolayısıyla onlara sıkı sıkıya tutunmak yanlıştır. Deneyimlerin kalitesini arttırmak istiyorsak öz farkındalığımızı arttırmalıyız. Yaşanmışlıkları temcit pilavı gibi sürekli gündeme getirmek bizi korumaz hatta daha geriye götürür.

Yazının devamı...

Her Şey Sizin Elinizde

25 Kasım 2018

İçerisinde Echart Tolle’un da olduğu birçok hoca, öğretmen, guru çektiğimiz acılarının sebebinin “şu andayken geçmişi yaşamak” olduğundan ve anda kalmanın öneminden bahsederler.

Anda kalabilme halini analiz edecek olursak; o anda ne gelecek vardır ne de geçmiş. Geçmiş zaten bitmiştir. Gelecek ise daha henüz gerçekleşmemiştir. Gelecek henüz gerçekleşmediyse, geçmiş geçip gittiyse neden sürekli endişeleniriz? Ya da bunun tam tersi geçmiş geçip gittiği, gelecek henüz gerçekleşmediği halde geçmiş güzel anılarla, gelecekte gerçekleşmesi muhtemel güzel anıların hayalini kurmak niye?

Normal şartlarda canınız acıdığında gerekeni hemen yaparsınız. Fakat geçmiş ve gelecek ikilisiyle ilgili nedense bir şeyler yapmak aklımıza gelmez. Aksine geçmiş acıyı hatırlamayı seçerek o anı tekrar tekrar yaşarız. Tekrar tekrar yaşadıkça acının şiddeti artar. Örneğin çok sevdiğiniz bir kişi vefat etmiş olsun. O an çok acı çekersiniz. Onsuz geçen bir hayatı düşünemezsiniz bile. Sonra birden “bundan sonra bana ne olacak?”düşüncesi gelir ki bu düşünce çok acı vericidir. Sonra başka bir düşünce daha gelir. Bu düşünce de büyük çoğunlukla hayatınızda var olan diğer sevdiklerinizin de bir gün öleceğine dairdir.

Birbiri ardına zincirleme devam eden bu tarz düşünceler sayesinde acı yaygınlaştıkça acı çekmeye devam edersiniz. Zaman içinde çektiğiniz acı hayatınız içinde iyice yayılır. Acıyı yaratan ilk ölüm olayı değildir artık. Acının kaynağı birbiri ardına seçtiğiniz acı veren düşüncelerdir. Şu an belki bu gerçeği kabul etmek zor gelebilir. Fakat bu durumun sevindirici bir tarafı var. Acının kaynağı siz olduğunuz için bu durumu değiştirmek çok daha kolay olacaktır.

Tabii ki düşünce şeklinizi ve bu düşünce şeklinin yarattığı tarzı yok etmek ya da değiştirmek çok kolay değildir. Fakat imkânsız da değildir. Farkında olursanız onunla ilgili bir şey yapma fırsatını olur. Farkında değilseniz yanlış algılarınızın esiri olmaya devam edersiniz. Bu durumda yapılacak en iyi şey farkındalık geliştirmektir.

Her Daim Sevgi ve Işıkla

Sibel KAVUNOĞLU

Yazının devamı...