Seberg’in trajedisi şakaya dönüşüyor

Jean Seberg’in FBI’ın hedefi olduğu dönemi, hayali yan karakterlerle hafifleten “Seberg”, konusunun hakkını vermekten çok uzak

Otto Preminger’in “Saint Joan” için 18 bin genç kadın arasından seçip filmin başrolüne yerleştirdiği Jean Seberg, “Serseri Âşıklar” ile Fransız Yeni Dalgası’nın ikonlarından birine dönüştü. Siyahların haklarını savunan Kara Panterler’e (Kara Panter Partisi) finansal yardımda bulunduğu için FBI’ın hedef listesine giren ve karalama kampanyalarının hedefi olan Seberg’in 40 yaşındaki trajik ölümünde, bu dönemde yaşadığı sıkıntıların etkisi olduğu da biliniyor.

Benedict Andrews’un yönettiği “Seberg”, işte oyuncunun hayatının tam da bu dönemini konu alıyor. Filmin en başında Kara Panterler ile tanışan Seberg, zamanla FBI’ın hedefi oluyor ve sonra gitgide psikolojisinin bozulmasının ardından erken doğum sonucu çocuğunu yitiriyor. Kristen Stewart’ın Seberg’i canlandırdığı film, önemli bir oyuncunun kritik bir dönemini konu alsa da, hikayeyi karikatürleştiriyor. Kara Panterler’e yardım etme sürecini “Seberg”in beş dakikada geçiştirdiği bir sahneyle gösteren, Stewart’ın filmin büyük bölümünde ağladığı, klişeleri bile hakkıyla uygulamayan film, Seberg’in bu dönemde yaşadığı ve hayatına mal olan şiddeti istemeyerek de olsa özensizliğiyle şakaya dönüştürüyor. Filme nedense eklenen vicdanlı FBI ajanı karakteri ise ciddi bir konuyu bu hayali karakterle daha da hafifletiyor. Yan karakterlerle süslenmeye hiç ihtiyacı olmayan hikayenin tercih edilmemesi filmin en büyük kusurlarının başında geliyor. “Seberg”, oyuncunun devlet tarafından yürütülen bir operasyondan gördüğü zararı ve zamanla bunun kurbanı olmasını, yani Jean Seberg’in hâlâ iyi hatırlanan trajedisini hakkıyla işlemekten uzak.

Seberg’in trajedisi şakaya dönüşüyor

“Seberg” Yön.: Benedict Andrews Oyn.: Kristen Stewart (Jean Seberg), Yvan Attal (Romain Gary), Jack O’Connell (Jack Solomon), Anthony Mackie (Hakim Jamal)Sen.: Joe Shrapnel, Anna Waterhouse Gör.: Rachel Morrison Müz.: Jed Kurzel

 

Haftanın diğerleri

“Turist” yeniden 

Ruben Östlund’un 2014 tarihli sevilen filmi “Turist/Force Majeure”ün Hollywood uyarlaması “Yokuş Aşağı/Downhill” adını taşıyor. Başrollerini Julia Louis-Dreyfus ve Will Ferrell’ın paylaştığı kara komedi, Nat Faxon ve Jim Rash’ın yönetmenliğinde çekildi. “Yokuş Aşağı”nın konusunu ise iki çocuklarıyla kayak tatiline giden bir ailenin, babanın bir panik anındaki davranışının ardından girdiği kriz oluşturuyor. İlk gösterimini Sundance Film Festivali kapsamında yapan “Yokuş Aşağı”, orijinalini aşamayan bir yeniden çevrim olarak iyi eleştiriler almadı.

Seberg’in trajedisi şakaya dönüşüyor