Stüdyonun kurbanı olarak Judy Garland

“Judy”, stüdyo sisteminin Judy Garland’da yarattığı hasarı, aktrisin 40’lı yaşlarını takip ederek gösteriyor ve film Zellweger’ın performansıyla ayakta duruyor.

Stüdyo sisteminin altın yıllarının yıldızlarından Judy Garland’ın hayatının son dönemine odaklanan “Judy”, Peter Quilter’ın Broadway oyunu “End of the Rainbow”un sinema uyarlaması. Tiyatro yönetmenliği kökenli Rubert Goold’un yönettiği filmin en dikkat çekici yönü Zellweger’ın varını yoğunu ortaya koyduğu ve ona Oscar getirmesi muhtemel Garland performansı.

Stüdyonun kurbanı olarak Judy Garland

“Oz Büyücüsü”nün yıldızı Garland’ın Hollywood stüdyo sistemi patronlarından Louis B. Mayer tarafından travmalara boğulan çocukluğu, yetişkinliğinde derin sorunlara neden olur. 40’lı yaşlarında takip ettiğimiz Garland, parasız kalıp çocuklarını geride bırakır ve Londra’da sahne şovlarında sahne almaya başlar. Onun problemlerinin kökenini geri dönüşlerle anlatılan çocukluğunda ve ilk gençliğinde buluruz. Garland, birçokları gibi stüdyo sisteminin bir kurbanıdır.

Film, Goold’un tiyatro kökenli olması nedeniyle de en geniş alanı, oyunculuğa, yani Zellweger’a açıyor ve film bu performansın dinamiği üzerinden akıyor. Ancak klişeler nedeniyle tahmin edilebilir ilerleyen senaryo, karakteri bilindik sınırlardan daha derine indirip stüdyo sistemi dönemiyle tam bir hesaplaşma sağlayamıyor, akıldan çıkmayacak bir etki yaratamıyor. Buna rağmen sistemin beyaz ve erkek olmayanlara nasıl davrandığının tartışıldığı bir dönemin bir sonucu olarak bu hikâyeleri hatırlamanın tam zamanı.

Politik öfkenin filmi

Stüdyonun kurbanı olarak Judy Garland

Geçen yıl Cannes Film Festivali’nde yarışan ve Jüri Özel Ödülü kazanan Brezilya yapımı “Bacurau”, Juliano Dornelles, Kleber Mendonça Filho’nun imzasını taşıyor. Film, Brezilya’da Bacurau adlı bir kasabada geçiyor. Kasaba sakinleri, kendilerini şiddetli bir saldırı altında buluyor ve saldırganların kimliği zamanla ortaya çıkıyor. Eleştirmenlik kökenli Filho, B tipi filmlerden, kıyamet sonrasına filmlerine ve gerilim sinemasına uzanan “Bacurau”da türler arasında gezinirken Brezilya’daki ırkçılık, politik yozlaşma, sömürgecilik gibi konulara değiniyor. Brezilya hükümetiyle sorunlar yaşayan sinemacının, politik düzene olan öfkesinin hissedildiği film, sanat sinemasıyla tür sinemasının arasında bir yerde takdir edilesi bir denge kuruyor. “Bacurau”, türler arasında geçerken kusursuz değil, ancak çoğu hesaplı ve kontrollü filmden çok daha ilginç ve izlenmeyi hak eden bir yapım.