Sıkıntılı galibiyet

17 Şubat 2020

Galatasaray çarşamba gecesi oynadığı 98 dakikadaki o muhteşem futbolunu dün gece Y.Malatyaspor karşısında gösteremedi. 37 bin taraftar, ne kadar coşku da, baskı da verseler hakikaten tanıyamayacağımız kadar top kaybıyla oynayan sarı-kırmızılıları bir türlü havaya sokamadılar.
İlk yarı Şener sağ bek oynadı. Bir tek olumlu diyebileceğimiz hareketi yok. Ne defansif, ne de ofansif takımına hiç bir katkı vermedi. Onun önünde oynayan Feghouli de, kötü bir günündeydi. İlk 45 dakika Cim Bom resmen dokuz kişi oynadı. İkinci yarıysa Şener’in yerine Linnes girdi. Norveçli, yere daha sağlam basan bir futbolcu. Fiziğiyle Şener’den çok daha iyi. Hücuma çıkıyor, defansına geliyor, sağ çizgiyi iyi kullanıyor.
Haliyle Feghouli de, hücum anlamında daha hareketliydi ama istediklerini gene de yapamadı. Bilhassa orta sahada top kayıpları, yerini bulmayan paslar, mutlak kazanılması gereken maçta sıkıntı yarattı. Ömer mecburen sol bek oynadı. Ama Ömer önde daha etkili oynuyor. En azından orta sahaya büyük destek veriyor. Seri, tamam çabaladı ama onun da temposu çok düşüktü. Emre Akbaba daha fizik olarak hazır değil. Maçın 70. dakikasında oyundan düşüyor. Onyekuru, şu an 90 dakika oynayacak performansı yok. Sahada 90 dakika kalsa da kendini ekonomik kullanmak mecburiyetinde kalıyor ve top kaybı yaşıyor. İyi ki Lemina var. Takımı toparlıyor, hücuma çıkıyor, rakip atakları karşılıyor, en önemlisi de üçüncü stoper gibi çok top kesiyor. Gerçekten şu an için bu takımın olmazsa olmazı.
Skor artabilirdi. Adem Büyük boş kaleye topu atamadı, auta gönderdi. Donk’un kafası Malatyaspor’un kale direğinden döndü. Bunun yanında konuk ekibin de girdiği gol pozisyonları var. Bilhassa orta sahada üstünlük sağladığı dakikalarda sonucu eşitleyebilirlerdi. Onların da son vuruşlardaki başarısızlığı her zaman olduğu gibi Muslera’nın kurtarışları, gol fırsatı vermedi.
Ama sonuçta stresli haftalara girdik. Artık güzel futbol, iyi futbol, hiçbir takımdan beklememek lazım. Şampiyonluk yarışında üç puanı cebine koyan takım, zafer kazanmış gibi oluyor. Galatasaray da Malatyaspor’dan üç puan aldı. Haftaya derbi maçı var. Futbolcular sakatlanmamak, kart görmemek için risk almadan böyle bir oyun tarzını seçmiş olabilirler.

Yazının devamı...

Galatasaray elendi ama kazandı!

14 Şubat 2020

Alanyaspor karşısındaki Galatasaray’ın oynadığı futbol kolay kolay akıllardan silinecek gibi değildi.
Evet, sarı-kırmızılılar kupadan elendi, ama kaçan goller, son vuruşlardaki beceriksizlikler... Her şeyden önemlisi de futbolcuların şimdiye kadar ortaya koymadıkları olağanüstü performansı bu kez göstermeleri oldu. Elenmenin üzüntüsü ortadan kalkarken, kalan haftalar için de şampiyonluk yarışı adına umutlandırdı. Demek ki futbolcuların yüksek gerilimli bir maç oynamaya gerçekten ihtiyaçları varmış.
Hep söylüyordum; ‘kadro kaliteli, fakat oyuncular sahaya gerçek güçlerini koymuyorlar’ diye. İşte bu maç başlangıç oldu. Lemina, gerçekten her şeyiyle kalitesini belli ediyor. Takımın beyni. Hem ofansif, hem de defansif anlamda çok büyük katkı veriyor. Rakip ataklarda ilk müdahaleyi yapıyor, takımı hücuma çıkaran da o oluyor.
Adem Büyük’e ise hakikaten çok büyük saygı duyuyorum. Tamam Falcao, dünyanın en büyük golcülerinden biri olabilir. Ama nerede... Bu şampiyonluk yarışının neresinde var. Takımına bu dönemde katkı yapmazsa ne zaman yapacak. Koca bir soru işareti. Fatih Terim, Adem’i aldı diye çok eleştirilmişti. Peki soruyorum bu eleştirenlere ‘Şimdi golcü pozisyonunda Adem olmasaydı Galatasaray ne yapardı’ diye. Ben cevap vereyim, ‘Çok büyük sıkıntı yaşardı.’
Aynı sözlerim Andone için de geçerli. Devre arasında sosyal medyadan ‘İki hafta sonra dönüyorum. Dört hafta sonra harikalar yaratacağım.’ mesajları paylaştı. Peki nerede şimdi. Bunun için Galatasaray taraftarının Adem’i daha çok bağrına basması lazım. İlerlemiş yaşına rağmen tam bir profesyonel, özellikle şutları çok etkili.
Emre Akbaba, Türkiye’deki en iyi orta saha oyuncularının başında geliyor. Galatasaray için çok büyük bir kazanç. Her şeyden önce futbolu yüreğini sahaya koyarak oynuyor. Tekniği harika, gol vuruşları, verdiği paslar muazzam. Sarı-kırmızılı takımın futbol çıtasının yükselmesinde Emre’nin çok büyük bir katkısı var. Seri ve Donk top kayıpları yapmalarına rağmen yine de etkili olan isimler. Saracchi’nin takıma katılması, Onyekuru’nun da fizik gücünün artmasıyla hücum anlamında rakip kalede daha etkili bir Galatasaray seyredeceğiz.
Belhanda’dan umudu kestim. O, sorumluluk alacak bir futbolcu değil. Sekidika’nın da daha pişmesi lazım. Şu anda takıma çok büyük bir katkı yapacak durumda değil. Beni tek üzen olay ise Taylan Antalyalı... İlk yarının son maçında Antalya karşısında adeta resital yaptı. Devre arası tatili girdi, ne olduysa Taylan’a bilemiyorum. O Taylan gitti, yerine ikinci sınıf bir futbolcu geldi. Terim’in elinde alternatifli bir yedek kadro yok. Sınırlı futbolcularla da olsa bu performanslarını sürdürürlerse şampiyonluğun en büyük adaylarından biri Galatasaray olur.

Taraftar Sergen Yalçın’ın arkasında

Yazının devamı...

Bu futbola saygı duyulur

13 Şubat 2020

Son senelerde böyle futbol izlemedim. İlk dakikadan 98. dakikaya kadar baskı, pres, üst seviyede futbol ve mücadele, gol pozisyonları, aklınıza ne gelirse Galatasaray bunları yaparak kupaya veda etti. Maçın skoru 3-1... Tur için bir gol daha gerekliydi. Öyle önemli gol pozisyonlarını değerlendiremediler ki, biraz şanssızlık, biraz beceriksizlik. Hakikaten sarı-kırmızılılar adına o iyi futbolun hakkı kupada tur atlamak olmalıydı.

Feghouli’nin boş kaleye atamadığı, Onyekuru’nun direkten dönen topu, Seri’nin rakip 18 içindeki üç-dört arkadaşını topla buluşturamaması, ev sahibinin altı golü rahatça bulabileceği maçtan üç golden fazlasını atamayarak elenmesi gerçekten Cim Bom için acı. Alanyaspor’u tabii ki kutluyorum. Bilhassa ilk yarı Galatasaray’a çok direndi. Gerçekten de iyi bir takım, çok iyi futbolcular var. Ama Galatasaray’ın hırsı, temposu oyunun büyük bir kısmında turuncu-yeşillileri oyundan düşürdü.

27 bin taraftar gerçekten muhteşemdi, rakibe büyük baskı yaptılar ama işte bazen olmayınca olmuyor. Belki de futbolun güzelliği bu.
Yalnız bundan sonraki maçlar için şunu söyleyeyim: Galatasaray bu futbolu devam ettirirse bu ligden kesinlikle maç kaybetmeden şampiyon olarak çıkar. Bakıyorsun futbolcular sahada bir bütün. Emre Akbaba’sı, Adem Büyük’ü, Lemina’sı, Ömer’i olağanüstü mücadele ortaya koydular. Zaman zaman hatalar olmadı mı, tabii ki oldu. Feghouli’nin şanssız gününde olması takımını kupadan etti.

Donk zaman zaman çok hatalar yaptı. İlk yarı Seri çok top kaybetti. Ama hiçbir zaman sarı-kırmızılıların oyun bütünlüğü dağılmadı, hep golü düşündüler. Alanyaspor’u kendi sahasına hapsettiler. Yapacak bir şey yok. Her iki takıma da teşekkür etmek lazım. Bize unutulmayacak bir karşılaşma seyrettiler. Süper Lig’de hiç bir takım bugüne kadar bu tempoyu yakalayamadı. Alanyaspor gol yemeyeyim diye, Galatasaray daha çok gol atmak için gerçekten görmediğimiz bir tempo ortaya koydular. Alanyaspor teknik direktörü Erol Bulut’u özellikle tebrik ediyorum. Maçı yaşıyor, iyi bir takım kurmuş. İyi bir sistemle takımına futbol oynatıyor. Bunu samimi söylüyorum; Bu Alanyaspor’u yenmek kolay bir iş değil. Galatasaray ilk maçtaki hataları yüzünden kupadan elend

 

Yazının devamı...

Galatasaray vites yükseltti

10 Şubat 2020

Şampiyonluk yarışı iyice kızıştı, her galibiyetin değeri daha da arttı. Kasımpaşa maçı İstanbul’da oynansa da bir deplasman. Evet, ev sahibi takımın sorunları var. Birçok futbolcusu gönderildi, hocası değişti. Ama bunların hiçbiri Galatasaray’ı ilgilendirmiyor.
İlk yarıda atılan üç gol sarı-kırmızılıların bu maçı kafasında bitirdiğinin göstergesiydi. Farkı artırmak için ikinci devrede birçok pozisyona girdiler. Bilhassa Onyekuru girdikten sonra çok net üç fırsat yakaladılar. Galatasaray’ı buna rağmen mutlaka eleştirmek isteyenler olacak, ‘Neden daha tempolu oynamadı’, ‘Neden daha fazla baskı yapmadı’ diye. Bu sonuçtan sonra eleştirilerin bir şey göstermeyeceği ortada.
Tabii ki Galatasaray dört dörtlük değil. Sıkıntılar var... En az 15 gol pozisyonuna girdi sarı-kırmızılılar, ancak son noktada öyle bir pas hatası yapıyorlar ki anlamak mümkün değil. Daha dikkatli olunmalı. Kaleye şut çekmeden önce kafanı kaldırıp daha müsait oyuncuya topu atman gerekir. Ama maalesef daha o konumda değiller.
Orta sahada da bilhassa Seri iyi mücadele etmesine rağmen çok top kaybı ve pas hatasıyla oynuyor. Kasımpaşa maçında bu fazla sıkıntı yaratmadı. Ama bundan sonra bütün rakipler daha zorlu olacak. O mücadelelerde bu hatalar yapılırsa faturası da çok ağır olur. Her şey bir yana, dün geceki skoru da kenara koyun Mariano’yu seyretmek büyük zevkti. Her gelen topu olumlu kullandı. Gol pası verdi, çok güzel ortalar yaptı. Belki de Galatasaray’daki en iyi performansını ortaya koydu. İyiki devre arasında Mariano gönderilmedi. Şayet gitmiş olsaydı, bu mevkiide büyük sıkıntılar yaşanabilirdi.
Onyekuru yavaş yavaş takıma ısınıyor. Kolay değil kötü bir hastalık geçirdi. Artık haftaya oynayacak Malatya maçıyla beraber ilk on birdeki yerini alacaktır. Bu değişiklik özellikle gol yollarında takıma büyük katkı sağlar. Bunun üzerine bir de Falcao dönerse hücum anlamında Galatasaray çok daha etkili olacak.
Adem Büyük de ilk yarıda yıldızlaştı, ikinci devrede ise rölantiye aldı. Ama ilk 45 dakikada attığı iki golle galibiyetin mimarları arasına adını yazdırdı. Sonuçta Galatasaray sakat vermeden, cezalı vermeden, iyi top çevirerek altın gibi bir üç puan aldı. Kasımpaşa’nın ise bu futbolla Süper Lig’de kalması mümkün değil. Gerçekten çok etkisizler.

Yazının devamı...

Metin Oktay’ın 10 numarası!

7 Şubat 2020

Galatasaray, Türkiye Kupası’ndan elenebilir. Alanyaspor’dan deplasmanda 2 gol yiyebilir... Bunların hiçbiri önemli değil. Sarı-kırmızılı formayı giyen her futbolcu yeri gelir, kötü oynayabilir, buna sözüm yok. Ancak görev alan her oyuncu sahada kaldığı sürece terinin son damlasına kadar mücadele etmek mecburiyetindedir...
Evet, Fatih Terim rotasyon yaptı. Buna da mecburdu. Feghouli, Emre Akbaba, Adem Büyük, Ömer Bayram, bu takımın olmazsa olmaz isimleri. Onların yaşayacağı bir sakatlık takıma şampiyonluk yolunda öyle bir darbe vurur ki bundan sonra oynanacak 2-3 maçta zirveye ‘elveda’ derler.
Fatih Terim de bunu düşünmüştür. Belhanda’ya bakıyorsunuz inanın taraftar Terim’e olan saygısından susmaya çalışıyor, fazla tepki vermemeye uğraşıyor. Bu nasıl bir futbolcudur? Nasıl bir karakter taşıyor? Kesinlikle bunca zamandır hiçbirimiz anlamadık. Bir metre yanındaki arkadaşına pas veremiyor.. Kaptırdığı topları geri kazanmak için çaba sarfetmiyor. Hadi bunları da geçtim; Metin Oktay’ın 10 numaralı formasını giyiyor!
Bu kadar sorumsuz, beceriksiz bir futbolcu, o kutsal formayı giyemez, giymemeli de. İnsanların ciddi ciddi sinirleri bozuluyor. Fatih Terim; Belhanda’yı kazanmak istiyor ama Belhanda kazanılacak diye de Galatasaray’ın maç kaybetmesine hiç kimse göz yumamaz.
Yılda 4 milyon euroya yakın paza kazanıyor. Başka hiçbir kulübe de gitmiyor. Zaten kendisini de transfer etmek isteyen kulüp yok. O zaman kulübede mi oturur; ne yapar bilemiyorum. Ama kesinlikle herkes öyle bir noktaya geldi ki; ‘Hoca, altyapıdan bir futbolcuya formayı versin, bu adama vermesin’ diyorlar.
Jimmy Durmaz ve Şener de aynı şekilde... Zamanında iyi futbolcu olabilirler fakat şurası kesin; Galatasaray’ın çizgisinde değiller. Takıma katkı veremiyorlar. Herhalde Fatih Terim de Alanyaspor karşısında bu futbolculara son şanslarını verdi.
Orta sahada sorun var diyoruz; bu isimlerle nasıl olmasın? Kayserispor maçını takım 4-1 kazansa da taraftar yine tedirgin. Bilemiyorum; ama gördüğüm kadarıyla Ahmet Çalık; Marcao ile Donk kadar defansta oynayabiliyor. Donk’u orta sahada kullanmak Galatasaray’a daha bir katkı sağlamaz mı, mutlaka hoca da bunu düşünüyordur.

Yazının devamı...

Skor iyi ama futbol sıkıntılı

3 Şubat 2020

Galatasaray; Fenerbahçe ve Sivasspor’un puan kayıplarından sonra kendini iyice şampiyonluk yarışının içinde buldu. Dün gece de Kayseri maçına bunu düşünerek çıktı. İlk yirmi beş dakika gerçekten iyi futbol oynadı, iki de gol attı. Gerçekten Adem’in golünde Mariano’nun, Donk’un golünde de Ömer’in harika ortaları vardı. Kaleci İsmail’in yapacağı bir şey yoktu.
Ama ilerleyen dakikalarda bilhassa Galatasaray’ın temposu, sanki maç bitmiş gibi düştü. Zaman zaman da olsa Kayserispor pozisyonlara girdi. Girdikleri pozisyonlarda özellikle Mesanovic vuracağı yerde pas verse gol de bulabilirlerdi.
Feghouli gecenin yıldızıydı, iki gol attı. Diğer bir yıldız da Ömer’di, iki golün pasını verdi. Sıkıntı Seri ile Belhanda’da! Evet kanatlar çok rahat rakip kaleye gidiyorlar. Ama bu iki futbolcu orta sahada arkadaşlarına ayak uyduramıyor. Pas hataları da Galatasaray’ın futbolunu zayıflattı. Tabii burada Fatih Terim’in yapacağı bir şey yok. Demek ki Lemina olmayınca orta sahada sıkıntı yaşanıyor. Hele bir ara konuk ekip çok atak yaptı. İki pozisyonu Muslera kurtardı.
Emre Akbaba gününde değildi. Değişiklikler daha önce yapılmalıydı. Galatasaray’da son yirmi dakikada oyundan düşen isim sayısı artıyor. Onyekuru’nun son dakikalarda oyuna girmesi Galatasaray’ın hücum gücünü artırdı, takımı rahatlattı ve son golün gelmesini sağlayan pası verdi. Ama önümüzdeki haftalarda bu sıkıntılar giderilmeli. Sonuçta Cim Bom ‘şampiyonluk yarışının en büyük adayı benim’ dedi.
Kayserispor’a gelince... Sıkıntıları çok büyük. Bu futbolla Süper Lig’de kalmaları çok zor. Teknik direktör Prosinecki kurtarıcı olarak geldi fakat futbolcuların da ellerini taşın altına sokmaları lazım. Maçın başında gümbür gümbür gelen Galatasaray karşısında 11 kişi ile defans yapmak bana göre çılgınlıktı. Bilhassa sağ kanadı Mariano ve Feghouli çökertirken, Prosinecki hiç bir müdahale yapmadı. Halbuki deplasmana çıkıyorsun, karşında bu ligin en iyilerinden biri var. Dersine daha çok çalışması lazımdı. Belhanda ile Seri gününde olmuş olsalardı, Galatasaray sezonun gol rekorunu da kırabilirdi.

Yazının devamı...

Taraftar böyle istedi

31 Ocak 2020

Geçen hafta gerçekten Galatasaray’da çok büyük sıkıntılar yaşandı. Olmaması gereken şeylerdi. Fikir ayrılıkları olabilir ama ne olursa olsun basının önünde kulüp başkanıyla, teknik direktör atışmaları olacak iş değil.
Bana “Şu anda sarı-kırmızılı takımın olmazsa olmazı ne?” diye sorsanız, “Başkan Mustafa Cengiz ve Fatih Terim” derim. Gerçekten çok sıkıldım. Neden böyle bir şey yaşandı diye iki gün uyku uyumadım.
Başkan, kulübü nereden nereye getirdi. Bilhassa mali konularda kâra geçildi. Galatasaray’a zarar veren bir sürü parazitler temizlendi. Florya’yı, Kemerburgaz’ı geri aldı. Bugün, yarın Galatasaray Adası’nda da tadilat başlayacak. Her şeyden önemlisi de iyi ya da kötü yapılan transferler için mali kaynak buldu.
Fatih Terim ise kulübe 21 tane kupa kazandırmış, son iki senenin şampiyon takımının hocası... Bu sezona ise üç kupayla başlamış.
Düşünebiliyor musunuz, Galatasaray’ın iki tane olmazsa olmaz isminin tartışması ne kadar saçma... Milletin ağzına sakız oldular.
Büyük Galatasaray taraftarı Konyaspor deplasmanında olaya el koydu, “Büyük başkan Mustafa Cengiz, imparator Fatih Terim ve Abdurrahim Albayrak’ tezahüratları yaptı. Hem de durmamacasına... Bu resme baktığınız zaman, “Biz patırtı-gürültü istemiyoruz, başkana da hocaya da güveniyoruz, artık tartışmaları bırakın” mesajı çıkıyor.
Sonunda aklıselim olan kazandı. Amaç ne? Galatasaray’a hizmet değil mi? O zaman kırgınlık da, dargınlık da olmaz. Tamam, kulüp idare etmek de, teknik direktörlük yapmak da zor bir iş. Hakikaten bu insanlar büyük stres altında oluyor. Bazen sinirlerini kontrol edemiyorlar. Fazla uzatmamak lazım. Yaşandı ve bitti.

Yazının devamı...

Yara saran galibiyet!

27 Ocak 2020

Galatasaray çok sıkıntılı bir hafta geçirdi. Gerçekten bu şampiyonluk yarışında olmaması gereken olaylar yaşadık. Ne yalan söyleyeyim, Konyaspor maçı öncesi tedirgindim. Ama taraftarın, camianın korktuğu başına gelmedi.
Sarı-kırmızılılar çok zor bir deplasmandan 3 gol atarak, iyi futbol oynayarak, galip geldi. Önce eminim Konyaspor’un oynadığı futbolu eleştirenler olacak. Ben buna katılmıyorum. Neden? İlk 45 dakika ve ikinci yarıda 20 dakika sahanın tek hakimi Galatasaray’dı...
Ömer Bayram’ın, Feghouli’nin, Falcao’nun kaçırdığı goller vardı. Bu gol pozisyonlarını zaten dikkatli vuruşlar yapsalardı ilk yarı skor daha farklı olurdu. Konyaspor, Skubic’le, Alper’le, Jevtovic’le, Hadziahmetovic’le ve hücumda da Thuram’la ne kadar direnmeye kalksa da Galatasaray’ın tekniği yüksek futbolcuları oyunun hakimiyetini son 20 dakikaya kadar hiç bırakmadı. Emre Akbaba’nın sahalara dönüşü, takımına kazandırdığı enerji, goller, Falcao’ya destek olması bilhassa hücum yollarında takımı müthiş rahatlattı.
Falcao’nun attığı golde başlangıç Emre Akbaba’dan geldi. Emre’nin attığı ikinci gol sahalarda ender görülecek kalitedeydi. Sol ayağını raket gibi kullanıp müthiş sert-isabetli topa vuran ligimizde çok az futbolcu var.
Aynı şekilde Galatasaray’ın sol tarafı Saracchi ve Ömer’in temposuyla, mücadele gücüyle rakibi resmen çökertiyor. Skubic ve Ömer Ali, bu isimleri durduramadı. Seri ile Lemina’nın özellikle ligin ikinci yarısına iyi başlamaları, tempolarını artırmaları Galatasaray’ın orta sahadaki sorununu bir nebze de olsa bitirdi.
Feghouli de gayretliydi. En azından ayağına top istemedi, iyi mücadele etti, rakipten topu kapmak için de ilk kez bu kadar istekli ve arzuluydu. Defans kurgusunda sorun var; Ahmet-Donk.. Ne kadar iyi mücadele ederlerse etsinler yine hatalar yapıyorlar. Bilhassa son 20 dakika Seri ve Lemina yorulunca kalede Muslera devleşmese belki de Konyaspor gol bulacaktı.
Ama sonuçta Konyaspor gibi puana ihtiyacı olan bir takımı net bir skorla deplasmanda yenmek büyük başarıdır.

Yazının devamı...