KOŞ SELİN KOŞ...

Selin Söğütlügil adını duydunuz mu hiç?

Mustafa Kemal Atatürk’ün amcası, Kırmızı Hafız Mehmet Emin Efendi’nin, torununun kızıdır Selin.

Son dönem fazlasıyla tanık olduğumuz soyağacı ticareti yapanlardan değildir ama.

Şişli Terakki’den sınıf arkadaşım Selin, buna rağmen ben bile çok uzun bir zaman sonra öğrenmiştim Atatürk ile akraba olduklarını.

Her neyse, bugüne kadar bir sürü yardım faaliyetine katıldı Selin, çocuklar için dünyanın sayılı maratonlarında koştu.

Bir sürü sivil toplum kuruluşunun çalışmasına destek verdi.

İki şiir kitabı, çok sayıda okuru var ve Selin halen okumaya devam ediyor.

Şimdilerde İngiltere’nin sayılı üniversitelerinden birinde, senaryo ve film prodüksiyonu üzerine yüksek lisans yapıyor.

Üstelik sadece koşmuyor Selin; okçuluk ve yelken, yapmaktan en mutlu olduğu diğer spor dalları.

Bu kısa özetin ardından gelelim asıl konumuza.

20 Mayıs’ta dünyanın en zor maratonlarından biri olan Büyük Çin Seddi Koşusu’na katılacak Selin.

Parkur, 5 bin 164 basamak ve inişler çıkışlarla, dünyanın en zorlu alanlarından biri olarak biliniyor.

Macera ya da spor olsun diye koşmuyor Selin, aksine önemli bir amacı var.

Kansersiz Yaşam Derneği Sporcu Melekler Projesi çerçevesinde koşacak Selin, geçtiği her metrede Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Çocuk Onkoloji/Hematoloji Bölümü’nde sağlanacak değişime biraz daha yaklaşmış olacak.

Üç çocuk annesi ama tüm çocukları seven, sevmekle kalmayıp onlar için fark yaratmaya çalışan biri Selin Söğütlügil.

O yüzden koş Selin koş diye attım başlığı, sen koş, biz gurur duyalım...

“CHP’YE KARŞI BİR CHP’Lİ”

Deniz Baykal siyasete girdiğinde daha doğmamıştım.

Deniz Baykal’ın Bülent Ecevit’e karşı muhalefete geçtiği 1976’da 7 yaşındaydım.

Deniz Baykal’ın Erdal İnönü’ye karşı muhalefete başlayıp 3 kurultay kaybettiği 1990’larda 20’li yaşlarında genç bir adamdım.

Deniz Baykal 1992’de CHP’ye genel başkan oldu ama bitmedi.

Ardından Deniz Baykal-Murat Karayalçın,

Deniz Baykal-Ertuğrul Günay,

Deniz Baykal-Altan Öymen,

Deniz Baykal-Adnan Keskin,

Deniz Baykal-Mustafa Sarıgül kavgalarını gördüm.

Deniz Baykal-Kemal Kılıçdaroğlu kavgası da hiç şaşırtıcı gelmiyor bana 47. yaşımda.

Bu liste Deniz Baykal’ın kavgayı seven bir lider olduğunu göstermiyor; her parti lideri, diğer siyasilerle kavga eder.

Demirel-Ecevit, Demirel-Özal, Tansu Çiller-Mesut Yılmaz siyasi mücadeleleri de oldukça sert geçmişti.

Baykal’ı farklı kılan tüm büyük kavgalarını kendi partisindeki insanlarla etmiş olması.

Cemal Süreya, 1980’li yıllarda 2000’e Doğru dergisinde portreler yazardı, sonra “99 Yüz” diye kitaplaştırmıştı yazdıklarını.

30 yıl önce yazdığı Deniz Baykal portresinde “CHP’ye karşı bir CHP’li” olarak tanımlamıştı Deniz Baykal’ı.

O zaman hiç dert etmemişti şimdi de takılmaz Deniz Baykal bu yakıştırmalara.

Hele ki 2019 Cumhurbaşkanlığı seçimleri için, başka isimlerin adaylıklarını gündeme getirerek kendi adaylığını tarif ettiği bir dönemde, hiç önemsemez...

DOMATES GÜNDEMİNE DAİR NOTLAR...

Deniz Baykal’a siyasette “Domates Deniz” diyenler vardı.

Hiç hoş karşılamam öyle benzetmeleri.

Aşağıda okuyacaklarınız, domates fiyatı haberleri yapanları hükümeti yıkmaya çalışmakla suçlayacak kadar ileri gidenler için yazıldı:

-Domatesin Avrupa’ya gelişi 1540’lı yıllar olarak bilinir. İlk gelenler Bolivya ve Peru’da yetiştirilen sarı renkli domatesler olduğu için kimi kaynaklarda “altın elma” diye tanımlanmıştır domates.

-Hakkında mahkeme kararı olan nadir bitkilerdendir domates. Aslında meyve olarak yeniliyordu ama 1893’te Amerika’da bir mahkeme sebze olduğuna karar vermişti.

-Domates, biber ve patlıcanın Osmanlı’ya gelişi Avrupa’ya ulaşmasından çok daha sonradır. Hatta ilk başta yeşil domatesler girer Osmanlı mutfağına sonra aşılamayla kırmızı domates zamanı gelir. Saray aşçıları bu eksiklikleri başka ürünlerle doldurmuşlar. Mesela ekşi elmadan harika dolmalar yapılmış. İstanbul’da Ercan Turan Şef hâlâ harika yapar bu yemeği.

AYIP BİLE DEĞİL

Spor ve tokat aynı cümlede yazılıyorsa sorun var demektir.

Tıpkı şeref tribünü ve kavga kelimelerinin aynı cümlede yer alması gibi. Bir maç düşünün ki sonucun zerre kadar önemi kalmamış olsun.

En başta oyunculara yazık sonra taraftara ve tüm sisteme...

Aziz Yıldırım’ın dün rakip takım başkanına attığı tokat tahrik ya da benzeri bir sebeple açıklanamaz.

Rakip takım sportmenliğe aykırı davrandıysa ya da her ne yaptıysa bunu şikâyet edeceğin makamlar vardır.

Hata yapana hata yaparak ceza verilmez. Kaldı ki haklı olduğun bir işte tepkiyi abartırsan haklı kalamazsın...

ANADOLU VE DİNOZORLAR

Nedense zaman zaman alevlenen bir tartışmadır insanlar ve dinozorların aynı dönemde yaşayıp yaşamadıkları.

Bu aralar yanılmıyorsam çizgi filmler yüzünden yeniden alevlendi bu tartışma.

İnsanlar ve dinozorlar arasında yaklaşık 60 milyon yıllık bir fark var. Dinozorların nesli 60-65 milyon yıl önce tükendi; bilenen en eski, iki ayak üzerinde yürüyebilen insan örnekleri 2,5 milyon yıl öncesine gidiyor.

Anadolu’da dinozor fosili bulmanın imkânı yok zira Anadolu, Afrika ve Avrasya levhalarının birbirlerini sıkıştırmasıyla Tetis Denizi derinliklerinden yüzeye çıkmış bir toprak parçasıdır. O yüzden de bazı dağların tepelerinde balık fosili ve deniz yıldızı bulur arkeologlar.