Nasıl olacak bu işler?

Bu ülkenin bir yüzü Van’ın Bayram Oteli, bir yüzü İstanbul’un gökdelenleri...
Bu ülkenin bir yüzü cezaevi aracında cayır cayır yanan 5 mahkum veya bunun gibi onlarca hikaye... Onur Yaser Can mesela... Bu ülkenin öteki yüzü ise bölgesel güç sıfatıyla başkalarına verilen insanlık dersleri...
Bu ülkede çalışıp üreten, kurallara uyan, iyi vatandaş olarak yaşayanlar tecavüzde tahrik, küfürde mantık, cinayette hafifletici neden arayan kafalarla aynı havayı solumak durumunda...
Bir yüzü misafirperver, yardımsever bu ülkenin, bir başka yüzü tahammülsüz, ayrımcı, hatta faşist...

Bir yüzü Silivri bu ülkenin, bir yüzü Antalya!
Bir yanı sabaha karşı gözaltına almaya, tutuklu yargılamaya meraklı bu memleketin, bir yanı masumiyet karinesine, hukukun üstünlüğüne hala sadık.
Bir yüzü her türlü iyiliği kendinden biliyor, bir yüzü bütün kötülükleri ötekinden!
Bir tarafta Behzat Ç dizisindeki bir cümlesinden dolayı ifade veren Erdal Beşikçioğlu, diğer tarafta cezalarında indirime gidilen 13 yaşındaki N.Ç’nin mütecavizleri!
Bir yüzü trajedi bu ülkenin, bir yüzü fantastik roman!
Hep böyle miydi peki? Zıtlıklar vardı ama bu kadar keskin değildi. Bu kadar göze batmıyordu ya da. Hoyrat yerel siyasetin de katkısı var mutlaka bu kutuplaşmalarda.
Hep böyle mi gider? Mümkün değil. Bu kadar tezatı bünye kaldırmaz.
Nasıl olacak bu işler, nasıl düzelecek? Olumlu yüzler diğerlerini nasıl bastıracak? Hangi çirkinlikler çabuk gidecek, hangileri direnecek?
Zor sorular bunlar. Sevdiğimiz yüzlere yakın, sevmediklerinize uzak yaşamak gibi basit bir seçeneğimiz olsaydı keşke...
Ha iyimser taraftaysanız endişelenecek bir şey yok deyip devam edebilirsiniz hayatınıza. Bu zıtlıkları küçümseyebilirsiniz. Çok seslilikten falan dem vurabilirsiniz.
Ancak size küçük bir hatırlatma. İyimserliğiniz ekonominin gidişatına endeksliyse önümüzdeki döneme dikkat edin derim. Kararmayasınız aniden!
Aşırı özgüven havalarını bir kenara bırakın bir kere. 2012 geçmiş iki üç yıldan farklı olacak çünkü. Çok sarsılmadan atlatırız umarım. “Yok yok biz iyiyiz” dediğinizi duyar gibiyim. Unutmayın, bugünün batık ülkeleri beş altı yıl öncesinin yıldızlarıydı. Bugünün dünyasında algı değişir, her şey değişir. Ayrıca ortağınız ABD’nin de hali ortada.
Hepsinden önemlisi günlük hayatta her gün karşılaştığımız, vicdanımızı, aklımızı, hissiyatımızı kötü etkileyen bu terslikler ekonomik gidişat için de sakıncalı. Gelişme bütüne yayılmadığı zaman sürdürülebilir olamıyor.
Biz kötümser tarafta olanlar pes etmeden doğru bildiğimizi söylemeye devam etmeliyiz. Ümidimizi kaybetmeden. Bıkmadan usanmadan. Hiçbir gözdağına pabuç bırakmadan.
Daha iyi bir Türkiye’ye iyimserlerin pohpohlamasıyla değil kötümserlerin çığlıklarına kulak vererek gidilebilir ancak!