ABD vurabilir de,vurmayabilir de...

ABD vurabilir de,vurmayabilir de...

Sami KOHEN

KRİZ, aralarında Irak'ın kovmaya karar verdiği 6 Amerikalının da bulunduğu, BM "silah deneticileri"nin geri alınması ile bir basamak daha tırmandı. Şimdi ne olacak? Daha açıkçası, ABD, Irak'ı vuracak mı?
Vurabilir de, vurmayabilir de...
* Vurabilir:
Çünkü, Saddam'ın kafa tutması, giderek ABD'yi sinirlendiriyor ve sabrını taşırıyor... Çünkü, ABD, Irak'ın gizlediği söylenen ve artık kontrol edilemeyecek olan bakteriyolojik ve kimyasal silahların, imha edilmesi gerektiğini düşünüyor... Çünkü, Washington'da - örneğin bir U - 2 uçağının düşürülmesi halinde - Saddam'a haddinin bildirilmesi gerektiği görüşü yaygınlaşıyor...
* Vurmayabilir: Çünkü, ABD, tüm diplomatik yollar denenmeden kuvvete başvurmanın doğru olmadığını, bu arada eski "koalisyon" ortaklarının da yeni bir askeri müdahale fikrine sıcak bakmadıklarını farkediyor... Çünkü, Washington'da birçok çevreler bundan önceki hava bombardımanlarının sonuç vermediğini ve Saddam'ı dize getiremediğini hatırlıyor... Çünkü, Yönetim de sadece sınırlı bir hava akınının sorunu çözümleyemeyeceğini, daha kapsamlı bir askeri harekatın ise başka problemler yaratacağını biliyor...
Evet, şu anda ne Washington'da, ne başka merkezlerde, kimse önümüzdeki günlerde ne olabileceğini tam kestiremiyor. Bu nedenle, "ABD vurabilir de, vurmayabilir de" demekten başka çare yok!..
* * *
DÜN konuştuğum bir Amerikalı analist, aslında Irak kadar ABD'nin de köşeye sıkıştığını söyledi. Bütün üstün gücüne rağmen, ABD "Saddam'a iyi bir ders verebilecek manevra serbestisine" sahip değil. Girişeceği sınırlı bir hava akınının istenilen sonucu vermemesi (geçen yıl olduğu gibi) olasılığı var. Ayrıca ABD - İngiltere dışında - müttefiklerinin ve dostlarının desteğinden de yoksun kalabilir. Hele Arap dünyası, ABD'ye karşı tavır da alabilir.
Batılıları (ve özellikle bazı Avrupalıları) düşündüren diğer bir husus da, Irak'a karşı girişilecek bir askeri müdahalenin (daha önce de olduğu gibi) Saddam'ın "mazlum" olarak görünmesine - ve dolayısı ile güdülen amacın ters tepmesine - yol açması olasılığıdır.
Oysa, gerek krizin bugünkü noktaya gelmesinde, gerekse Irak halkının çektiği sıkıntıların dramatik bir hal almasında, başlıca sorumluluk Saddam'dadır.
Gerçi Irak'ın, Kuveyt'i istila etmesi sonucu çıkan savaştan 6 yıl sonra, hala (ABD'nin zoru ile) uluslararası abluka ve baskı altında kalması, bağımsızlığına ve egemenliğine ters düşüyor. Bağdat, BM'nin kararları ile, yalnızlığa itilmiş bulunuyor. Bunun faturası, Irak halkı tarafından çok ağır biçimde ödeniyor. Oysa, savaşın bitiminden bunca yıl sonra, bu fasıl kapanmalı, Irak da uluslararası camiada yerini almalı idi...
Ama ne yazık ki Saddam'ın hırsı buna izin vermedi.
Sadece bildiğini okuyan, kendisine karşı çıkma cesaretini gösteren yakınlarını dahi amansızca ortadan kaldıran, saraylarda oturup dünyaya kafa tutmayı marifet sayan Saddam, milyarları sefalete katlanan halk kitleleri yerine, toplu imha silahları için harcamaktan çekinmiyor.
BM'nin Saddam karşısında zaman zaman aciz kalması, onun izlediği politikanın yanlışlığını unutturmamalı. Yakın tarihte böyle davranan diktatörlerin devrildikten sonra kendi milletleri tarafından lanetlendiği çok görüldü...
* * *
ÖNCEKİ gün yazdığımız gibi, Irak krizinin tırmanması, Türkiye'yi sıkıntıya sokuyor. Türkiye'nin çıkarı, Irak'ın uluslararası camiadaki yerini yeniden alması doğrultusundadır. Bu, iki komşu ülke arasındaki ilişkilerin (ve özellikle ticaretin) tekrar canlanmasına yol açacaktır. Bağdat'a karşı uygulanan ambargodan Türkiye, ziyadesiyle zarar görmüştür...
Diğer bir sıkıntı, İncirlik'ten kaynaklanıyor. Eğer ABD, Irak'ı vuracaksa ve bunun için İncirlik Üssü'nden yararlanmak isteyecekse, bu Ankara'yı zor bir tercih karşısında bırakacaktır.
Dün konuştuğum Dışişleri Bakanı İsmail Cem, ABD'den böyle bir talebin gelmediğini tekrarladı. Ayrıca Türk diplomasisinin iki tarafı da uzlaşmaya yönelik girişimlerde bulunduğunu belirtti.
Evet, ABD Irak'ı vurabilir de, vurmayabilir de...
Vurmaması - Türkiye açısından - daha iyi.
Ama Irak'ın da dünyaya meydan okumaktan vazgeçmesi şart...





Yazara EmailS.Kohen@milliyet.com.tr