Amerika’ya yardım!

Yıllar boyunca “Amerikan yardımı”ndan çok bahsedildi.

İkinci Dünya Savaşı’ndan sonraki dönemin tek Süper Devleti olan ABD, dış desteğe muhtaç birçok ülkeye ekonomik, askeri, sosyal alanlarda yardım elini uzatıyordu.

O zamanki tabiriyle “Sam Amca” bu yardımseverliğini gösterirken, kuşkusuz kendi stratejik ve ekonomik çıkarlarını da göz önünde bulunduruyordu.

Pratikte “Amerikan yardımı” Avrupa başta olmak üzere dünyanın birçok ülkesinin belini doğrultmasına ve kalkınmasına katkıda bulunduğu gibi, Washington’un küresel nüfuzunu ve liderlik rolünü pekiştirmesini de sağladı...

Savaş sonrası yıllarda sıkıntı içinde olan Türkiye’nin de varlığını korumak için ekonomik, askeri ve diplomatik dış desteğe büyük ihtiyacı vardı. ABD 1948’den itibaren Truman Doktrini ve çeşitli isimler altındaki yardım programlarıyla bu dış desteği sağlıyor, bu da Ankara’nın o yıllarda Sovyetler Birliği’nin tehditleri karşısında Sam Amca’nın günümüzdeki Batı blokunda yer almasına yol açıyordu...

Kaderin cilvesi

Son günlerde iki Türk uçağının kısa aralarla Türkiye’den Amerika’ya “yardım malzemesi” taşıması, bizi o eski Amerikan yardımı dönemine götürdü.

O zaman Amerikan yardımı kapsamında Türkiye’ye gönderilen sandıkların üstünde, Türk ve Amerikan bayrakları ile iki sıkışan el motifi yer alıyor, bu da iki müttefik ülke arasındaki iş birliğini simgeliyordu.

Koronavirüs salgını nedeniyle Türkiye’nin alelacele Amerika’ya gönderdiği maske başta olmak üzere tıbbi malzeme kolilerinin üstünde Türk ve Amerikan bayraklarıyla birlikte Mevlana’nın şu sözleri yer alıyordu: “Ümitsizliğin ardında nice ümitler vardır, karanlığın ardında nice güneşler vardır...”

Aslında Amerika’ya bu Türk yardımı, dayanışma mesajı veriyordu. (Bunun ayrıca siyasal bir amaç da güttüğü inkâr edilemez)...

Açıkçası, ABD’nin korona krizinde maske gibi temel ihtiyaçlarında sıkıntı çekmesi, “koskoca Amerika” için büyük bir zaaf sayılsa da, bunu onun topyekûn çöküşünün bir işareti saymak yanlış bir değerlendirme olur...

Bununla beraber, ortaya çıkan tablo, yıllarca “yardım yapan” Amerika’nın, şimdi belirli bir konuda da olsa, “yardım almak” ihtiyacında olan bir ülke haline geldiğini gösteriyor. Gerçekten kaderin bir cilvesi bu...

Yediremiyorlar...

Aslında pek çok Amerikalı, ülkelerinin Türkiye dâhil, dışarıdan tıbbi malzeme yardımı almak zorunda kalmasını bir türlü kendilerine yakıştıramıyorlar.

New York Times gazetesinin ünlü yazarı Thomas Friedman önceki günkü yazısında yıllar boyunca “dünya lideri” pozisyonunu sürdüren ABD’nin şimdi koronaya karşı koruma malzemesini karşılayamadığı için “acınacak hale” geldiğini belirtiyor ve bunun Trump’ın yanlış politikalarının bir sonucu olduğunu vurguluyor.

Washington Post’taki bir yazıda da Amerika’nın bu duruma düşmesinde Trump’ın damadı Kushner’in başkanlığında kurulan ekibin “beceriksizliği”nin büyük rol oynadığı belirtiliyor. Gazeteye göre Trump bu ekibi ailevi ve partizan tercihleri doğrultusunda oluşturduğu için bu işten anlamayanlar, malzeme tedarikini ve dağılımını zamanında yapamadılar ve Amerika’yı rezil duruma düşürdüler...

Trump’ın önceki gün Arizona’daki bir maske fabrikasını ziyaret ettiğinde maske kullanmaması da, Başkan’ın hâlâ bu konudaki megaloman ve vurdumduymaz tutumunu bir kez daha ortaya koydu.

ABD büyük potansiyeliyle eninde sonunda tıbbi malzeme ihtiyacını karşılayacaktır elbet; ancak bugünkü tablo “Trump Amerikası”nın aksak bir yanını sergiliyor.