Sami Kohen

Sami Kohen

skohen@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları
Haberin Devamı

BAŞBAKAN Recep Tayyip Erdoğan’ın şimdiye kadar Dışişleri Bakanı tarafından yürütülen AB başmüzakereci görevine Devlet Bakanı sıfatıyla dış ilişkiler danışmanı, İstanbul milletvekili Egemen Bağış’ı ataması, yerinde ve anlamlı bir karardır.
Aslında bu görevin Dışişleri Bakanı’nın yoğun dış politika sorumluluklarından ayrı tutulması çoktan gerekiyordu. Nitekim Ali Babacan da, Dışişleri Bakanı olmadan önce AB başmüzakereci görevini yürütüyordu.
Aslında birçok AB üyesinde ve aday ülkelerde AB işleri, dışişlerinden ayrı bir bakanlık tarafından yönetilmektedir.
Türkiye’nin dış politikada iddialı bölgesel ataklara geçtiği, çok yönlü küresel stratejiler geliştirdiği bir dönemde, AB ile ilişkilerin -ve müzakere sürecinin- tek bir makam tarafından iyi yürütülmesi imkânsız. Bu yüzden bu statü, Ankara’nın AB’ye ilgisinin giderek azalmasının ve ondan uzaklaşmasının bir belirtisi sayılmıştır.

Yol haritası
ŞİMDİ bu görevin ayrı bir bakanlığa devredilmesi, hükümetin AB ile ilişkilerine yeniden önem verdiği ve dış politikanın öncelikli hedeflerinden biri saydığı mesajını veriyor.
Bu karar (gecikmiş de olsa) Türk dış politikasının Avrupa’dan uzaklaşıp başka “eksenler”e kaydığı yolunda son günlerde yapılan yorumlara bir karşılık olarak da kabul edilebilir.
Ancak şimdi beklenen şey, bu atamanın ardından, hükümetin AB ile ilişkilerin yeniden canlandırılmasını sağlayacak işleri -bu arada reformları- ciddi olarak ele almasıdır. Yeni Bakan ve Başmüzakereci Egemen Bağış, bu bağlamda son kabul edilen Ulusal Program’ı uygulamaya yönelik bir yol haritası çizmeli ve Türkiye’nin son zamanlarda zayıflamaya yüz tutan “Avrupa vizyonu”na yeniden ivme kazandırmalıdır...



Ateşkes ve sonrası...
NİHAYET... BM Güvenlik Konseyi, kendi içinde 3 gün süren müzakerelerden sonra, Gazze’deki facianın 14. gününde, ateşkes konusunda bir karara varabildi!
Bu karar, “derhal ve kalıcı bir ateşkes” için çağrıda bulunuyor. Ayrıca perişan durumda olan Filistin halkına yardımların ulaşması için, sınır kapılarının açılmasını istiyor. Bu arada şiddet ve terör eylemleri kınanıyor ve silah kaçakçılığının önlenmesi için gereken önlemlerin alınması tavsiye ediliyor...
Konsey üyeleri, her satırı ve kelimesi dahi hararetli pazarlıklara konu olan “dengeli” bir karar metninin onaylanmış olmasını bir başarı sayıyorlar. Ama bunun gerçek bir başarı olup olmadığını tarafların nihai tavrı belirleyecek.
Görünen o ki, İsrail’in Kahire’deki görüşmelerde ateşkesin şartları detaylı olarak saptanmadan ve bu konuda istediği garantileri içeren bir anlaşmaya varılmadan ateşi kesmeye niyeti yok. Hamas da reddettiği Güvenlik Konseyi kararına uymaya hazır görünmüyor.

Gözler Obama’da...
BM “bağlayıcı” sayılmakla beraber yaptırım gücü olmayan kararını yaşama geçirme şansına sahip değil. Ancak İsrail uluslararası camianın baskıları altında Gazze’deki dramı daha fazla uzatamaz. Nitekim gözlemciler, saldırıların “birkaç gün” içerisinde son bulacağını belirtiyorlar.
Önemli olan, ateşin kesilmesinden sonra ne olacağıdır. Bu konuda gözler şimdi daha çok ABD’ye çevriliyor. Barack Obama’nın 10 gün sonra başkanlık koltuğuna oturduğunda ilk ele alacağı dış konu bu olacak. Dünkü “Guardian” gazetesine göre, Obama Bush’tan farklı bir strateji izlemek niyetinde. Bu arada Hamas ile bir “iletişim kanalı” açması olasılığından dahi söz ediliyor.
Gazze, Ortadoğu’da çok şeyi değiştirecek gibi görünüyor.