Batı batıyor... Doğu’ya gün doğuyor...

Bu başlık, bu şekliyle, kulağa hoş gelse de, aslında verdiği hükmün aceleci ve abartılı olduğu da düşünülebilir.

Evet, korona salgınının dünya çapında yarattığı kaostik durum, virüsün doğum yeri olun Çin başta olmak üzere, Doğu’da, nispeten kontrol altına alınırken, çoğu Avrupa ülkesi ve ABD dâhil Batı, panik içinde bocalıyor.

Vaka sayısı ve ölüm oranı bakımından Batılı ülkeler adeta birbirleriyle yarışıyor ve her gün yeni rekorlar kırıyor.

Süper devlet ABD’de sağlık sisteminin ve çöktüğü, ayrıca ekonominin ciddi darbe yediği görülüyor.

Avrupa’da başta İtalya ve İspanya olmak üzere pek çok ülke koronaya yenik düşmüş durumda. Sağlık sistemi oralarda da çöktü, hastaneler, ilaç ve tıbbi malzeme yetersiz kaldı. Avrupa Birliği gibi kurumlar da beklenen desteği sağlayamadı. Bu fiyasko Avrupalılar için bir şok oldu. O kadar ki İtalya’da AB bayrağı yakıldı.

Buna karşılık, Çin kısa bir zaman sonra toparlandığı gibi, Avrupa ülkelerine yardım elini uzatmakta gecikmedi.

Çin’den binlerce tonluk sağlık malzemesi İtalya’dan İspanya’ya ve Yunanistan’a kadar pek çok ülkeye akmaya başladı.

İşte “Korona sonrası dönem”in ilk aşamasında dünyanın geçirdiği büyük değişikliğin emareleri bunlar...

‘Sam Amca’ya ne oldu?

Avrupa’nın yanı sıra, ABD’nin bu olayda içine düştüğü çaresizlik ve yetersizlik, Washington’un lider konumunu ve rolünü gündeme getiriyor. Daha açık bir deyişle, şimdiye kadar “Marshall yardımı” gibi programlarla yardıma koşan “Sam Amca”, Korona salgınında bırakın diğer ülkelere yardım yapmayı, kendi halkının ihtiyaçlarını dahi karşılamakta aciz kaldı.

ABD’nin etkin düşünce kuruluşlarından Stratejik ve Uluslararası İncelemeler Merkezi (CSIS) yayımladığı bir raporda, ABD’nin korona olayındaki beceriksizliği sonucunda dünya liderliğini rolünü oynayama- dığını ve bu avantajı hızla harekete geçen Çin’e kaptırmakta olduğunu belirtti. Çin böylece küresel nüfuzunu da yaymak fırsatını değerlendirmiş oluyor.

Tabii bu durum birçok Amerikalı düşünürü “Biz ne hata yaptık da, bu işte böyle çuvalladık” sorusunu araştırmaya itiyor.

Siyasi argümanlar bir yana, bu yetersizliğin sebebini sisteme bağlayanlar çok. ABD gibi eğitimde, bilgi ve teknolojide çok ileride olan bir ülkede, sağlık hizmetleri ve kamusal olanaklar çok geri ve yetersiz kalan büyük bir çelişki.

Ne var ki şimdi Trump da artık devlet müdahalesi ve himayesi ihtiyacını duyuyor ve ona göre bazı adımlar atmak zorunda kalıyor.

Yeni düzen ayarı

Korona illetinin yarattığı panik ve kargaşa ortamında, Batı’nın hazırlıksız yakalandığı, mevcut sistemin de hızlı bir toparlanmaya imkân vermediği açık. Doğu’da ise özellikle Çin, devlet kontrolündeki güdümlü ve planlı uygulamalarıyla, ilk badireyi hızla atlatabilmiştir.

Bu olaydan alınacak çok ders vardır. Batı’nın da kapsamlı bir değerlendirme yapıp, kendi sisteminde gerekli ayarlamaları yapacağı şüphesizdir.

Yukarıdaki başlığa dönersek, evet korona krizinde Batı’nın batmakta olduğu, buna karşılık Doğu’ya gün doğduğu izlenimini yaratan bir manzara karşısında bulunduğumuz bir gerçek. Ama bu krizin henüz ilk aşamasındayız. Birinci rauntta İtalya, İspanya gibi Avrupa ülkeleri ve hatta ABD dahi yenik düşmüş sayılabilir; buna karşılık Çin, bu raundun galibi gösterilebilir.

Ama süreç bitmedi. Uzun da sürebilir. Bu süreçte Batılı ülkelerin toparlanması, bu savaşta mesafe kat etmesi mümkündür. Sabretmekte yarar var...