Kafkas cephesinde bu kez durum farklı

Azerbaycan ile Ermenistan arasında Dağlık Karabağ bölgesinde çıkan çatışma daha geniş bir savaşa dönüşecek mi?

İki ülkenin 1994’te imzaladığı ateşkes anlaşması her ihlal edildiğinde sorulan sorular gene gündemde. Daha geçen temmuz ayında cephe hattının diğer stratejik bir noktasında patlak veren çatışma için de aynı endişe ifade edilmiş, ancak olayın büyümesi önlenmiş ve gene statükoya, yani “ne savaş, ne barış” durumuna dönülmüştü.

Bu kez Dağlık Karabağ bölgesindeki çatışmanın daha ciddi, topyekûn bir savaşa dönüşmesi kaygısını artıran farklı şartlar var.

Örneğin, pazar sabahı çıkan çatışma, bundan öncekilerden çok daha büyük güçlerle, çok daha şiddetli bir şekilde gelişti. İki taraf da hızla seferberlik ilan etti ve savaş halini sürdürme kararlılığını ortaya koydu. Rusya’dan ABD’ye, AB’den BM’ye kadar, uluslararası topluluktan gelen ateşkes çağrıları en azından bu aşamada yankı bulmuyor.

Yani yıllardan beri “donmuş” halde süregelen Azeri-Ermeni sorunu, şimdi “sahada” bir alev topu olarak duruyor.

***

Pazar sabahı Dağlık Karabağ hudut hattında ilk ateş açan tarafın kim olduğu, bundan önceki olaylar gibi, tartışma konusu. İki taraf da birbirini suçlamaya devam ededursun, gerçek şu ki, bu kez savaş için bir hazırlık hali vardı.

Azerbaycan tarafı bu ilk çatışmadan yararlanıp cephede bazı kazanımlar elde etti. Bu kez Azerbaycan artan askeri gücünü ve işgal altındaki topraklarını kurtarma kararlılığını göstermek fırsatını buldu.

Nitekim Bakü’de ve Ankara’da yetkililer, artık sahada durumun değiştiğini, Azeri ordusunun geçmiş yıllardan farklı, çok daha modern silahlarla donatılmış, çok iyi yetişmiş bir güç oluşturduğunu beyan etmekte gecikmediler.

Bu durum, Azerbaycan’ın şimdi daha büyük bir özgüvenle daha dinamik bir strateji izlemesini sağlıyor. Diğer bir deyişle, Azerbaycan artık Ermenistan’a karşı “güç politikası”nı hayata geçiriyor.

Bakü’yü buna iten neden, Erivan ile 26 yıllık anlaşmazlığın halledilmesi için diplomasiye bel bağlamanın bir sonuç vermemiş olmasıdır. Ne BM Güvenlik Konseyi’nin kararları, ne de AGİT’e bağlı Minsk grubunun çabaları çözüm ümitlerini gerçekleştirebilmiştir.

Ermenistan’ın “oldu-bitti” politikası ve Azeri topraklarını bir kısmının işgali günümüze dek sürmüştür. İşte bunun yarattığı hayal kırıklığı ile Azerilerin sabrı tükenmiş,

son zamanlarda sağladığı güç üstünlüğünü kullanmak

zamanının geldiğine

karar vermiştir.

***

Dağlık Karabağ’daki çatışmanın durdurulması, ateşkesin yeniden sağlanması için halen Rusya ve diğer güçleri harcadığı çabalar eninde sonunda sonuç verse de, bu kez Azerbaycan’ın sergilediği “güç gerçeği”nin farklı

bir durum yaratacağını

öngörmek mümkün.

Yani Bakü, sahada herhangi bir değişiklik olmadan ve Erivan işgal politikasından vazgeçmeden eski şartlarla ateşkesi durdurursa dönmeye razı olmayacaktır.

Ermenistan’a şimdiye kadar destek olan Rusya’nın ve Ermeni diasporasının da etkisi altındaki ABD, Fransa gibi ülkelerin bu gerçeği dikkate alması gerekir.

Azerbaycan ile Ermenistan arasında yıllardan beri denenmekte olan “çatışmasızlık” durumunun sorunlar “çözümsüz” kaldıkça artık fazla sürmeyeceği ortadadır...