Soğuk Savaş havası

Dünya sanki yeni bir Soğuk Savaş’a doğru gidiyor: Karşılıklı sert çıkışlar, birbirlerine karşı ağır suçlamalar, giderek tırmanan gerginlikler...

1990’lardan önceki Soğuk Savaş döneminde yaşanan “bloklaşma” geri dönüyor gibi... Batı ile Rusya’nın arası bir süredir açılıyor,
bu cepheleşme özellikle vesayet yoluyla da Ortadoğu’da kendisini gösteriyordu.

Son günlerde havayı sertleştiren olaylar zincirine yeni halkalar eklendi.

Bunların başında İngiltere’de eski bir Rus casusunun ve kızının esrarengiz bir şekilde zehirlenmesi olayı geliyor. İngiliz hükümeti, Sergey Skripol adlı ajanın ve kızı Yulia’nın hayatına kastetmek isteyenlerin arkasında Rusya’nın bulunduğunu
iddia etti.

Sürpriz çıkış

Başbakan Theresa May beklenmedik bir çıkışla Rus hükümetine bu konudaki sorumluluğunu kabul etmesi için bir ültimatom verdi, aksi halde birtakım sert yaptırımların uygulanacağını bildirdi.

Rusya bu ültimatomu kabul etmeyince, Britanya’daki Rus diplomatlardan 23’ünün bir hafta içinde sınır dışı edileceği, ayrıca üst düzey resmi temasların kesileceği ve İngiltere’deki Rus mal varlığına gerekirse el konacağı ilan edildi.

Olay, İngiltere’nin meseleyi BM Güvenlik Konseyi’ne taşımasıyla uluslararası boyutlar aldı. ABD’nin de müdahalesiyle kriz daha geniş bir cepheleşmeye ve gerilime yol açtı. Bunun Rusya’nın beklenen misilleme hareketiyle daha da tırmanması artık kaçınılmaz görünüyor.

Bu olayın arkasında bizzat Putin’in bulunup bulunmadığı çok tartışmalı bir konu. Bu şüpheyle karşılansa da Britanya’da daha önce de bazı Rus ajanlarının ve iş adamlarının benzer saldırılara hedef olmaları bu tür suçlamaların ciddiye alınmasına
yol açıyor.

Sonuçta olan şey, Rusya ile Batı arasındaki ilişkilerin gerilmesi ve Soğuk Savaş’tan sonra beklenen “yumuşama” umutlarının buharlaşmasıdır...

Agresif tavır

Havayı sertleştirme istidadını gösteren diğer bir olay da ABD’de Trump yönetimindeki son değişikliklerdir.

Trump’ın adeta resmi gazete gibi kullandığı Twitter ile Dışişleri Bakanı Rex Tillerson’ı görevden alması sıradan bir olay değil tabii... Gerçi Başkan işe başladığından bu yana yanındaki 20’den fazla üst düzey yetkiliyi kovdu, ama bu kez Dışişleri Bakanı’nı ve de CIA Başkanı’nı değiştirmesi fazlasıyla ses çıkardı.

Bunun nedeni, bu azletme ve atama işleminin, ABD’nin dış politikasında bir sertleşmeye -ve dolayısıyla uluslararası gerilime- yol açması olasılığını artırmasıdır.

Tillerson’ın yerine getirilen Michael Pompeo “şahin” olarak tanınıyor. Dünyaya bakışı, aynen Trump’ınki gibi. Başkan, zaten yanına
hep ona “evet” diyecek kimseler alıyor.

Son zamanlarda Trump yönetimi içindeki uyuşmazlıklar nedeniyle birçok meselede ABD’nin politikasının ne olduğu tam kestirilemiyordu. Şimdi bu iş kolaylaşacak: Hepsi “Trump’çı” bir ses verecek...

Ne var ki bu ses İran’dan Rusya’ya, Kore’den Çin’e, dünya ticaretinden çevreye kadar pek çok konuda daha agresif, sert ve uzlaşmaz olacak...