İsmet Saz: Yeni kapanma sektör için zor olacak

2 Nisan 2021

Pandemiden en çok etkilenen mekanlar oldu. Sizin için bu dönem nasıl geçiyor?

Sektör olarak pandeminin başından beri en çok kapalı kalan biziz ve bunun karşılığında sektörün yeterli destek görmediğini biliyoruz. Ve buna rağmen bizler kredilerimizi, çeklerimizi, kiralarımızı, çalışanlarımızın maaşlarını ödemeye çalışıyoruz. Tüm masraflarımızda mecburen azaltmalara gittik; dükkan sayılarında, personel sayılarında. İlk kapanmada paket servis bile yapılamadı. Sonra ikinci kapanma geldi. Bir başka deyişle 2020 yılı bizim için yok. Ama biz 2020'ye girerken hem The Steeve hem de Bronco için aşağı yukarı 8-9 milyon TL'lik bir yatırım yaptık.

İşimiz sadece marka olmakla bitmiyor. Uzun vadeli pazarlama ve tedarik anlaşmalarımız var. Hepsini üst üste koyduğunuzda ticari taraftan çok büyük zarar gördük. Yine de eylülden sonra inanılmaz bir ekonomiyle geri döneceğimizi biliyorum. Bronco tarafında da büyümelere geçeceğiz.

Bir kapanma daha bekliyor muydunuz, bu bir ayı nasıl geçireceksiniz?

Ne yazık ki Ramazan ayı boyunca kapalı kalacağımız haberini de büyük bir endişe ve kaygıyla öğrendik. Bu gerçekten tüm sektör için, bizler için çok zor bir dönem olacak. Biz de planlamalarımızı gözden geçireceğiz. Dünyanın birçok yerinde çalıştım. Türkiye gerçekten ekonomik olarak dalgalanmaların çok fazla olduğu bir ülke, bu nedenle Türkiye’de hayatta kalmayı ve marka olmayı başaran tüm kurumlar dünyanın her yerinde çok rahat iş yapar.

 

Yatırımlara devam edecek misiniz?

Her şeyin olumluya döneceğine inancımız tam, bu inançla yatırımlarımıza devam ediyoruz. Türkiye genelinde büyük bir projeyle herkesin karşısına çıkacağız. Yeni alt yapılar oluşturuyoruz. Merkez binamıza taşındık, içinde ana mutfağımızın, personel eğitim alanlarının, tadımların olacağı bir yer...

Yazının devamı...

Ebru Uygun: Sanatın şifa verme gücü var

16 Mart 2021

TOÇEV Yönetim Kurulu Başkanı ve çağdaş ebru sanatçısı Ebru Uygun, 'Hayatı Odalara Böldüm' ile dijital platformda sanatseverlerle buluşmaya devam ediyor. Sergiden bir kesiti Oasis Art Project'e taşıyan Uygun, "İnsanlar sıkıldıkları alandan sıyrılarak sanatın şifalandırma gücünün ne kadar kuvvetli olduğunun ve kişiye iyi geldiğinin farkına vardı. Dijital deneyimle ben de dünyanın farklı noktalarında tanınma şansı yakaladım" diyor. 

Yazar ve konuşmacı olarak da birçok insanın hayatına dokunan Uygun ile projelerini konuştuk.

‘Hayatı Odalara Böldüm’ ile dijital ortamda sanatseverlerle buluştunuz. Sergiye ilgi nasıl?

'Hayatı Odalara Böldüm', benim ilk dijital projem. Pandemi dönemine denk gelmesiyle birlikte başta endişelerim oldu ancak bu sürecin hayatımıza en büyük getirisi olan dijitalleşme yolculuğu tüm sergi ve etkinlik projelerini de dijitale taşıdı. Zamanla daha yatkın ve keyif alır olduk.

İnsanlar sürekli sıkıldıkları alandan sıyrılarak sanatın şifalandırma gücünün ne kadar kuvvetli olduğunun ve kişiye iyi geldiğinin farkına vardı. Ayrıca bu dijitalleşme yolculuğu sınırları ve mesafeleri ortadan kaldırdı, özgür bir alan tanıdı. Fiziksel serginin yeri ayrı, belirli bir alan içinde belirli kişilere ulaşabiliyorsun ama bu dijital deneyimle dünyanın farklı noktalarında da tanınma şansım oldu. Bu yüzden ilginin beklediğimin üzerinde olduğunu söyleyebilirim.

Sergiden bir kesiti Oasis Art Project'e taşıdınız, bu konuyla ilgili neler söylemek istersiniz?

'Hayatı Odalara Böldüm' sergimde özellikle yaşadığım her süreci odalarda yaşadığımı ve bu süreci sanatla nasıl birleştirdiğimi anlatıyorum. O serüveni; tüm ruhumu vererek, renklerle ifade etmeye çalışıyorum. Değerli sanatsever Ayşe Jaber’den gelen teklifle sergiden bir kesiti Oasis Art Project’e taşıdık. Eserlerimi kendisinin takibinde olan sanatseverler ile buluşturmak bana ayrı bir heyecan kattı. Tepkileri merak ediyorum.

Yazının devamı...

Selin Yağcıoğlu: 'İşin püf noktası samimiyet'

21 Şubat 2021

Günümüzde önemli bir güç haline gelen sosyal medya, pandemi süreciyle birlikte tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de sosyal medya fenomenlerini, influencer'ları daha çok ön plana çıkardı. Her paylaştığı ilgiyle takip edilen isimlerden Selin Yağcıoğlu, "Samimi ve doğal davrandığım için paylaştıklarım insanlarla aramda bir bağ oluşturdu ve bugüne geldim" diyor.

Yağcıoğlu ile influencer dünyasında yolculuğunun nasıl başladığını, ilgi çekici bir sosyal medya hesabı için nelere dikkat edilmesi gerektiğini ve son dönemin güzellik trendlerini konuştuk.

Moda, güzellik, trendlerden bahsetmeden önce Instagram'da yüksek takipçili bir influencer olarak yolculuğun nasıl başladı? 

İstanbul Üniversitesi İktisat Bölümü mezunuyum. Üniversite yıllarımdan beri çalışıyorum. Son çalıştığım şirketten ayrıldıktan sonra boş zamanlarımda video çekiyordum ve markalardan teklifler gelmeye başladı. Aklımda bunu mesleğe dönüştürmek yoktu, her şey kendiliğinden gelişti diyebiliriz. Samimi ve doğal davrandığım için paylaştıklarım insanlarla aramda bir bağ oluşturdu ve bugüne geldim.

Şu an hayatında nasıl bir dönemdesin?

Çok fazla projenin içinde yer aldığım bir dönemdeyim. Oldukça yoğun günler geçiriyorum. Odağımda kızım Su var. Hem onun hiçbir anını kaçırmama telaşındayım hem de gece-gündüz demeden tempoya ayak uydurmaya çalışıyorum.

 

'Doğal ama bakımlı saç ön planda'

Yazının devamı...

Piraye Erdoğan: Yaşam senin dönüşmeni bekliyor!

1 Şubat 2021

'Seyir' son zamanların en çok satan ve konuşulan kitabı. Yazarı Piraye Erdoğan, Üsküdar Amerikan Kız Koleji'ni, ardından İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi'ni bitirmiş. Uzun yıllar reklam sektöründe çalışan Erdoğan, 27-39 yaş arasını 'Neden mutlu olamıyorum, neden böyleyim'i sorarak geçirmiş. Kendi dönüşümünü, "39 yaşına geldiğimde bir gün öfke krizi geçirdim ve bütün kitapları hiçbir işe yaramıyor diye fırlattım. Sonra 'Bunu çözeceğim' dedim ve yedi yıl süren bir araştırmaya giriştim. Müthiş bir süreçti. 'Ben nereye gitmek istiyorum?' diye sormak lazım. Yaşam senin dönüşmeni bekliyor!" sözleriyle anlatıyor. Kitabı ve programlarıyla da yol gösterip, daha sağlıklı, mutlu bir hayat için çözdüklerini  paylaşıyor.  

'Seyir', çok satanlar listesinde bir numaraya yükseldi. Bu kadar ses getireceğini tahmin etmiş miydiniz?

Kesinlikle bunu planlamıştım! Benim kursum, eğitimlerim, aktarmak istediklerim zihin insanından gerçek bir insan olmaya geçiş üzerine. Zihin insanı, yanlış işleyen bir mekanizma. Dolayısıyla insanlar zihin insanı halindeyken 'Dışarısı yüzünden böyleyim' zannediyor. Halbuki sistemi ve işleyişi doğru anladığımız zaman görüyoruz ki her şeyin kaynağı ve başlangıcı sensin. Neyi deneyimlemek istersen gerçekleştirebiliyorsun. 

Biraz daha açar mısınız?

3-7 yaşı arası adeta kendimizi hipnotize ettiğimiz dünyadan uyanıp, gerçek bir insan gibi işlemeye başladığımız zaman deneyimlemek isteyip de yapamayacağımız hiçbir şey yok. Yani vizyon oluşturup, yaşamamız lazım. Hep aynı şeyi tekrar etmek yerine, "Ben nereye gitmek istiyorum?" diye sormak lazım. Ben bir çözüm buldum: Neden insan mutsuz, işlemiyorun cevapları ve nasıl işler hale gelir, kendini gerçekleştirerek istediklerini deneyimlerin uygulaması...

Ben Piraye nasıl olurum, sen Senem nasıl olursun? Tamamen mantık ve matematik. Programı herkes için işleyecek bir metodoloji halinde sunuyorum. Dolayısıyla bunu mümkün oldukça çok insana yaymak istiyorum.

'Derdim, çözdüklerimi anlatmak'

Yazım süreci ne kadar sürdü?

Yazının devamı...

Sanat ilham veriyor

21 Ocak 2021

Frida Kahlo, Van Gogh gibi ünlü ressamlardan ilham alıyor, Hüseyin Çağlayan, Arzu Kaprol, Ömür Akkor gibi isimlerle iş birliklerine imza atıyor.  Son üç yıldır '40 yaş altı en başarılı CEO'lar' listesinde yer alan Karaca Grup CEO'su Fatih Karaca ile yeni sezon tasarımlarını, sanattan nasıl beslendiklerini, pandemi sürecinin etkilerini ve başarısının sırlarını konuştuk. 

Ödüllü tasarım ekibiniz ve İspanyol kreatif direktör Francisco Aniorte ile başarılı ürünlere imza atıyorsunuz. Yeni sezon tasarımlarda hangi temalar öne çıkacak?

Aslında 2013 yılından beri tasarım ekibimizle ciddi yatırımlara imza atıyoruz. Ekibimizde İspanyol tasarımcılar da var, dışarıdan destek aldığımız ünlü isimler de...

Fran ile 2014'ten beri çalışıyoruz. Özellikle desen ve tasarım ekibinin başında kendisi var. Güzel bir uyum yakaladık.

Hüseyin Çağlayan'la koleksiyon hazırladık, çok uzun sürdü ama bu sene büyük ihtimalle Londra'da lansmanını yapacağız. Mart ayında çok güzel bir yemek takımımız çıkacak, Van Gogh'un kullandığı renklerden esinlenelenerek yapıldı. Muhteşem bir şey oldu. Daha önce Arzu Kaprol'le çalışmıştık. Bazı enstitülerle iş birliğimiz oluyor. Mesela Frida Kahlo'nun enstitüsü ile çalıştık. Kendi bünyemizde de iyi bir ekibimiz var. Kısacası Karaca olarak böyle inovatif işlere imza atmaya çalışıyoruz.

'Ürünlerimizde güçlü kadınları kullanıyoruz'

Frida Kahlo serisi nasıl hayata geçti?

Ürünlerimizde hep böyle güçlü kadınları kullanıyoruz. Frida Kahlo'nun tasarımlarını da çok iyi yorumlayacağımızı düşündük. Bu sebeple enstitüsü ile bir araya geldik. Onlar bize kullanabileceğimiz bordları verdi, tasarımcılarımız da çok güzel işler çıkardı. Hâlâ talep var, çok beğenildi. Frida serisi porselen ürünler değil, elle yapılıyor. Bir sanat ürünü ya da sanatın bir yansıması olduğu için o parçalarda renklerin biraz daha güçlü olmasını istedik.

Yazının devamı...

Aslı Melisa Uzun: Hayalim uluslararası çalışmaya devam etmek

19 Ocak 2021

Aslı Melisa Uzun, uluslararası bir oyuncu olmak için emin adımlarla ilerliyor. Almanya’nın fenomen dizisi 'Verbotene Liebe'nin yeni versiyonunda 10 bölüm rol alan oyuncu, Türkiye'de ise 'Akrep'le seyirci karşısına çıkıyor. Adını 2015 Miss Turkey Güzellik Yarışması’nda ikinci seçildikten sonra duyuran, rol aldığı yapımlarla yeteneğini ispatlayan Uzun'la projelerini ve Ankara'dan Köln'e oradan da İstanbul'a uzanan hikayesini konuştuk.

Türkiye ve Almanya'da farklı projelerle ekrandasınız. Salgın döneminde çalışma şartları zorlayıcı oldu mu?

Temmuz ve ekim ayları arasında 'Verbotene Liebe-Next Generation' projesi için Köln’deydim. Karantina altında geçen bir kıştan sonra orada olmak bana çok iyi geldi çünkü kurallar buradaki kadar sıkı değildi, sadece iç mekanlarda maske zorunluğu vardı. Bu da derin bir nefes alma fırsatı verdi. Ancak çekimler sırasında kurallar sıkıydı, mesela iki oyuncunun 1 metreden daha fazla yakınlaşacakları sahnelerden önce beş gün boyunca tamamen kendilerini izole edip, birinci ve dördüncü gün Covid-19 testi yaptırmaları gerekiyordu. Çok dikkatlilerdi, çünkü pandemi kurallarının yeni yeni hafiflediği, sınırların yeni yeni açıldığı ve kimsenin ilerleyen süreçte neler olacağını bilmediği bir zamandı. O dönem biraz zorlayıcıydı, markete ya da hava almaya bile çıkamadığım günlerdi. Ama her şeye rağmen çok keyifli, öğretici geçti ve en önemlisi de sağlıkla tamamladığım bir proje oldu.  

'Verbotene Liebe' dizisi için gidip gelmenizi gerektiren zamanlar oluyor mu?

Temmuz ve ekim ayları arasında yapıldı çekimler. RTL kanalının TVNow adlı internet platformu için çektik. Üç farklı yönetmenle üç blok halinde birinci sezonu, yani toplam 10 bölümü tamamladık. O yüzden gidip gelmemi gerektiren bir durum yok şimdilik. Hayalim önümüzdeki süreçte de uluslararası çalışmaya ve git-gel'lere devam etmek.      

Türkiye ve yurt dışında oyunculuk açısından ne gibi farklar var?  

Program ve organizasyon konusunda çok titiz ve dakik çalışıyorlar. Çekimlerde 12 saat kuralı var ve o kural aşılmıyor. Adı üstünde Alman disiplini, onu hissedebiliyorsunuz. Oyunculuk evrensel bir dil ve genel geçer cümleler kuramam tabii ki ama ona rağmen gözlemlediğim farklılıklar vardı. Genel olarak Türkiye’de duygu yoğunluğu daha yüksek bir oyunculuk üslubunun tercih edildiğini söyleyebilirim sanırım.

'Akrep' dizisinde canlandırdığınız Duru ile benzeyen yanlarınız var mı?

Yazının devamı...