Paşa gönlü böyle istedi!

5 Nisan 2021

Siyah-beyazlı takım zorlu randevuda özellikle Aboubakar ve Ghezzal’ı adeta mumla aradı. Pozisyon üretmekte ve organize olmakta çok zorlanan Kartal, Aytaç’ın ilk yarıdaki füzesine yanıt veremeyince takipçileri Galatasaray ve Fenerbahçe ile puan farkını açma şansını kaçırdı.

Soru şu: Kazanılmış ya da kaybedilmiş her üç puan aynı mıdır? Matematik penceresinden bakarsanız aynı fakat fikstür olarak aynı değildir. Fikstürün neresinde kazandınız ya da kaybettiniz, bunlar çok önemlidir. Galatasaray’ın kaybettiği haftada kazanırsanız hedefe daha hızlı yaklaşırsınız. Üstelik bir hafta sonrası bay olan Galatasaray’dan bahsediyoruz.
Bu kadar eksiğin olduğu yerde kusur aranmaz. Milli araya en çok oyuncu gönderen takımlardan Beşiktaş’ın en kuvvetli yeri olan sağ kanadı, her zamanki kanat değildi. Sağ yumruğu alçıda olan boksör gibiydi! Savunmada da ciddi sıkıntılar yaşandı. Aytaç’ın 19. dakikada attığı golün asist tarafını, Necip’e yazabiliriz! Artık bu dakikadan sonrası yaşanan sıkıntıları Beşiktaş’a eksi olarak yazamayız çünkü tüm riskleri almış bir takım seyrettik. Beraberlik hatta galibiyet golünü bile bulabilirdi aynı şekilde farklı mağlubiyet de alabilirdi. Varga 27’de o golü atabilse, o dakikada stadın ışıklarını kapatıp çıkabilirdiniz. Maçtaki bir önemli nokta ise Kasımpaşa’nın yaptığı inanılmaz hataydı. Ertuğrul ile karşı karşıya kalan Larin bunu yazsa, yönetim de bonservis bedelini bir kaç milyon euro daha artırırdı.

Önce Vida sonra Souza
İkinci yarıda tüm Beşiktaşlıların umudu, Gökhan Töre’ydi. Onun oyuna girdiği dakikadan sonra takım arkadaşlarının yürüyüşü bile değişmişti. Hele 56’da Ersin’in, Thelin’in kullandığı penaltıyı kurtarmasından sonra Beşiktaş, uykusundan uyanmıştı sanki. Gökhan’ın 62’de kullandığı frikikte top direğin üzerinden auta gitse de, Kartal umutlarını son dakikaya kadar taşıdı. Uzatmalarda önce Vida ardından Souza’nın kafa vuruşları 1 puan getirebilirdi. Bu sonuç Beşiktaş’ın istemediği sonuç lakin, üç puanı fikstürün neresinde kaybettiğin de önemli. Galatasaray’ın kaybettiği haftada bu durum bir teselli olabilir.

Yazının devamı...

Teşekkürler Şenol Hoca, teşekkürler bizim çocuklar!

28 Mart 2021

2022 Katar yolunda, önce Hollanda sonra Norveç'i yeniyoruz. Skoru geçtim, oynanan oyun günü kurtaran oyun değil, geleceğe umutla bakmamıza neden olan bir oyun. Salgın sürecinde oynadığımız maçların aksine bir tablo var ortada. Aslında o tabloya, Avrupa Şampiyonası'nda giden yolda da şahit olduk. Hollanda ve Norveç diyoruz lakin bu çocukların, iki Fransa maçından da, puanlar çıkardığını silmeyelim hafızalardan. 

Lige verilen arada, milli takım bize öyle bir hava getirdi ki hakem tartışmalarını, kale önlerine çekilmiş takım otobüsleri, maçlardan sonra kabahati başkalarında bulan bazı yönetici demeçleri ve sürekli yaşanan teknik adam değişiklikleri gibi kötü anıları sildik hafızalarımızdan. Malaga'da tarih yazan sizleri hangi kelimelerle anlatabiliriz. Ey dostlar..Bu takım bizim takımımız. Bu takım bizim bayrağımız. Kimler bu bayrağı böyle şanlı dalgalanmasına katkı sağlıyorsa, onların yeri benim başımın üstünde. 

Dün gibi hatırlıyorum. Şenol Güneş Beşiktaş'ı çalıştırırken, basın mensuplarıyla yemekli bir toplantı yapmıştı. O dönemki milli takımımızın başında Fatih Terim vardı. Ve Şenol Hoca toplantıda, ligdeki hocaların Fatih Terim'e yardım etmeleri gerektiğini söylemişti. Milli takımda oynayabilecek yerli futbolcuların sayısının artmasının, kulüp çalıştıran her hocanın görevi olduğu yönünde ifadeleri olmuştu. Ne kadar doğru söylemişti Şenol Güneş. Bugün Ozan Tufan'a futbolcu olduğunu hatırlatan Sergen Yalçın'a, o gencecik Taylan Antalyalı'yı milli takım seviyesine çıkartan Fatih Terim'e, Uğurcan gibi bir kaleciyi futbolumuza kazandıran Ünal Karaman ve kaleci antrenörü Metin Aktaş'a ve diğerlerine nasıl teşekkür etmeyelim. 

Yanlış anlaşılmasın, Şenol Güneş'ten rol çalıp başkalarına verme niyetinde değilim. Bu zaferi kulüpçülük zihniyetine çekmeye çalışma niyetinde ise hiç değilim. Tam tersine milli takıma kulüpçülük penceresinden bakanlara en başta karşı çıkanlardanım. Yok onu niye almadın yok bunu niye almadın? Geçelim bu tartışmaları. Bu takım bizim bayrağımız. Yenseler de yenilseler de bu milli takım bizim bayrağımız. Ne mutlu o bayrağı dalgalandıranlara. Ne mutlu bizlere, böyle bir milli takım seyrediyoruz. 

Her şey bitti mi elbette hayır. Sadece çok ama çok iyi bir başlangıç yaptık. Malaga'da, Akdeniz'de yüzdük, Letonya'da ise boğulmayalım. Hollanda ve Norveç'e nasıl hazırlandıysak yine aynı istek ve disiplinle bu iki şanlı galibiyetimizi taçlandırmamız lazım. Benim bildiğim Şenol Hoca da aksi bir durum olmaması için dönüş yolunda bile Letonya maçının planlarını yapmıştır. 

Özetleyecek olursak, Hollanda ve Norveç galibiyetleri nedeniyle bütün dünya bizlerden övgüyle bahsediyor. Hele Hollanda maçından sonra, hangi yabancı internet sitesini açsam karşıma ay-yıldızlı formasıyla Burak Yılmaz ve arkadaşlarının sevinç fotoğrafları çıkıyordu. Kimse kusura bakmasın havamız yerinde. Ben seviniyorum Haaland üzülüyor. Ben seviniyorum Depay üzülüyor. Nasıl havamız yerinde olmasın? Türkiye'ye bu zaferleri yaşattığınız için teşekkürler Şenol Hoca teşekkürler bizim çocuklar. 

Yazının devamı...

Hepsi A kalite

25 Mart 2021

24 Mart 2016... O gün futbol topunun ağladığı günlerden biriydi. O gün Hollanda, futbolunun ete kemiğe bürünmüş hali olan Johan Cruff’un, aramızdan ayrıldığı bir gündü. Böylesine bir hüzünlü ayrılığın yıldönümünde “Bizim çocuklar”ın 2022 Dünya Kupası grup elemelerindeki ilk maçında, Hollanda’yı geçmesi Portakallar’ı üzmüş olabilir ama biz ay-yıldızlıları çok mutlu etti.

Grup maçlarına galibiyetle başlamak önemliydi bizim için. Teknik, taktik ve rakamları geçtim, Hollanda galibiyetinin psikolojik üstünlüğü gibi bir üstünlük önümüzdeki maçlar için çok farklı bir hava getirebilir bize...

Burak Yılmaz’ın 15. dakikada attığı gole, Hollanda kalecisi Krul bir şey yapamazdı. Matthijs de Light’ın elinden sekerek oluşan o pozisyon, sanki şansın da bizim yanımızda olduğunu müjdeliyordu. 1-0’dan sonra geçiş oyunlarında mümkün olabildiği kadar hızlı çıkmaya çalıştık. Kenan’ın verdiği akıl dolu pasla buluşan Okay’ın, Malen tarafından arkadan düşürülmesine rağmen içeriye pas çıkarmaya çalışması, gecenin bir başka şık hareketiydi. Kazanılan penaltıyı Burak Yılmaz gole çevirince, Millilerimiz oyun içerisinde daha rahat nefes almaya başladı. 45. dakikada Matthijs de Light’ın önce direkten sonra çizgideki Okay’dan dönen kafa vuruşu, kesinlikle maçın en önemli kırılma anıydı.

İkinci yarı başlar başlamaz 46. dakikada Hakan Çalhanoğlu’nun kendine has şutuyla gelen golden sonra Millilerimiz, kalan dakikaları psikolojik baskı altında oynamak zorunda kalmadı. 75’te Klaassen’in vuruşuyla skorun 3-1’e gelmesi bizi tedirgin etmedi ama Luuk de Jong’un 76’da attığı gol aklımıza her türlü kötü senaryoyu getirdi. Fakat Burak Yılmaz, 81. dakikada öyle bir frikik kullandı ki, bir çok iyi kalecinin bile çıkartamayacağı kalitede bir vuruştu.
Uğurcan’ın 90+4’te Depay’ın penaltı vuruşundaki kurtarışı ise Burak Yılmaz’ın serbest vuruşu kadar kalite kokuyordu.

Yazının devamı...

Ya Beşiktaş yenilseydi!

13 Mart 2021

Beşiktaş, şampiyonluk yarışında yoluna istikrarlı bir şekilde devam ediyor. Türkiye'de üçüncü bölgesi en üretken olan takım. Pas sayısı konusunda zirvede kendine yer yapmış. Gol dağılımına baktığımızda kaleciler hariç hemen hemen herkes gol atmış. Lens bile atmış düşünün. Ghezzal, asist kulvarında aldı başını gidiyor. İki golcüsü Larin ve Aboubakar'ın toplam gol sayıları, ligimizdeki bir çok takımı geçmiş durumda. Elbette böyle bir takımı durdurmak kolay değil.
Aykut Kocaman, Medipol Başakşehir'i böyle bir Beşiktaş karşısında anca bu şekilde oynatabilirdi. Yanlış anlaşılmasın, eleştiri anlamında ifade etmiyorum. Bu taktiği en doğru taktikti. Nitekim bir topu direkten döndü ve Crivelli ile net bir pozisyon buldu ki bunlardan biri gol olsa çok daha farklı bir skor olabilirdi.
Maçın taktik detaylarını hızlı geçelim. Beşiktaş, oynadığı futbolla hak ettiği bir üç puan kazandı. Karşılaşmadaki en ciddi sorun, Beşiktaş'a verilmeyen penaltıydı. 61. dakikada, Rafael'in Larin'e arkadan yaptığı hareketin net penaltı olduğu konusunda kimsede fikir ayrılığı yok. Cüneyt Çakır görmeyebilir. VAR işte böylesine net pozisyonlar için var. VAR'da kim var? Mustafa Öğretmenoğlu. Önündeki ekran sayısı eminim bir elektronik eşya satan mağazadaki ekran sayısından fazladır. Farklı farklı açılardan görebilme şansı var. Ama bu kadar net pozisyon için, Mustafa Öğretmenoğlu maçın hakemini neden çağırmadı?
Bir kaç gün önce, ülkemize gelen Jaap Uilenberg'i TRT'de seyrettim. Avrupa'nın farklı liglerinden görüntüler eşliğinde, Türkiye'de tartışma konusu olan pozisyonları çok net bir şekilde anlattı. Bu pozisyonlardan biri - pozisyon birebir aynı olmayabilir - Larin için verilmeyen penaltı gibi net bir pozisyondu. Sayın Uilenberg gösterdiği pozisyon üzerinden özetle "VAR'daki hakem, bunun gibi çok net pozisyonlar için maçın hakemini VAR'a çağırmalı" dedi. Eminim, Uilenberg'in TRT'deki programını Mustafa Öğretmenoğlu da seyretmiştir. Seyretmese bile seminerlerde karşısına çıkmıştır.
Peki Medipol Başakşehir - Beşiktaş maçı berabere bitse ne olacaktı? Ya da Beşiktaş yenilse. Maçtan sonra düşünebiliyor musunuz verilecek olan demeçleri? Sakın kimse "Bu ülkede çok hakem konuşuluyor" falan demesin. Böyle bir pozisyonu Mustafa Öğretmenoğlu nasıl pas geçer. Uilenberg bu durumlar için de bir yorum yaptı: VAR'daki hakem de insandır. Hata yapabilir.
Peki kabul. Geçen haftaki Sergen Yalçın'a kulak verelim "bize VAR'dan penaltı verilmiyor." Sergen Yalçın, cezalı olduğu için Medipol Başakşehir maçından sonra konuşamadı. Ama konuşma imkanı olsaydı acaba bu pozisyon ve geçen haftaki demeci için ne derdi. Sahi, Sergen Yalçın'ın böyle bir açıklamasından sonra, Mustafa Öğretmenoğlu neden bu pozisyon için Cüneyt Çakır'ı çağırmadı? Kafamda sadece bu değil bir çok soru var. Acaba neden?

Yazının devamı...

Yok böyle bir defans

28 Eylül 2020

Hiç şüphesiz bu Beşiktaş ile pandemi sonrası oynatılan ligdeki Beşiktaş arasında dünyalar kadar fark var. Bu durum sadece takımdan giden ve takıma gelen isimlerle ilişkilendirilemez.

Beşiktaş’taki en önemli sıkıntıların başında yeteri kadar motive olamama ve bazı oyuncuların, bazı oyuncular kadar istekli olamaması yatıyor!
Elbette teknik heyetin kadro tercihleri de, hatalar silsilesinin içine konulabilir.

28. dakikada Beşiktaş savunmasının bir halı saha takımının bile yapamayacağı hatası nedeniyle Konyaspor üstünlüğü yakaladı. Savunmanın yerleşmediğini gören Ömer Ali korneri hiç bekletmeden kullandı, Shengelia kafasıyla skoru 1-0’a getirdi. İlk yarıda Beşiktaş bu duruma hiçbir refleks gösteremedi.
Umutlarını ikinci yarıya taşıyan Beşiktaş, 52. dakikada Güven ile beraberlik golüne yaklaştı fakat kaleci Sehic çizgiden çıkardı. Sergen Yalçın, oyuna soktuğu Aboubakar ile gol bulmaya çalıştı lakin Beşiktaş’ın Vida’sı öyle bir gevşemişti ki ne yapsanız tutmuyordu.

63. dakikada tüm savunmanın kendisini izlediğini gören Kravets attığı golle farkı ikiye çıkardı. 78’de yine bir Beşiktaş savunma hatasını afetmeyen Shengelia durumu 3-0 yaptı. 84’te ise Vida’nın neden olduğu penaltıyı Kravets affetmedi: 4-0. Gökhan Töre uzatmalarda güzel bir şutla skoru 4-1 yaptı ama geriye, Abdullah Avcı döneminin Beşiktaş’ı gibi Beşiktaş kalmıştı.

Yazının devamı...

Gökdeniz cezayı kesti

20 Eylül 2020

Ligin ilk haftasında Trabzonspor deplasmanından üç puanla ayrılan Beşiktaş dün de Antalyaspor’u yenebilirdi. Beşiktaş gibi bir takımın lige iki galibiyetle başlaması kağıt üzerinde normal olabilirdi. Lakin bu maçlardan birinin Trabzonspor olması ve de önemli transferlerin yetişmemesi gibi faktörler, bu kazanılan 4 puanı yine de çok daha farklı yere taşıyabilir.
1-0 öndeyken iki puan kaybetmek Beşiktaş adına üzücü elbette. Kovid-19 nedeniyle maçı evinde seyretmek zorunda kalan Sergen Yalçın yokluğunu da bir kenara not almalıyız. Murat Şahin yönetimindeki Beşiktaş maça savunma tedbirlerini elden bırakmadan başladı. 26. dakikada Hasic’in şutu az farkla auta gitti. Çok hareketli geçmeyen ilk yarıdaki tek gol 33. dakikada Larin’den geldi. Necip’in sağdan kafayla adeta orta yapar gibi içeriye çıkardığı top, Larin’in kafa vuruşuyla attığı golden daha fazla konuşuldu.
İlk yarıyı 1-0 önde kapatan Beşiktaş ikinci yarıya kontrollü başladı. 59’da N’Sakala’dan seken topa Bünyamin vurdu top Ersin’de kaldı. 60’da ise Mensah’ın kullandığı köşe vuruşunda Vida’nın kafa vuruşu auta gitti. 74. dakikada ise Larin neredeyse imkansızı başardı. Boyd’un akıl dolu pasını auta gönderen Larin de bu pozisyonun nasıl kaçtığına şaşırdı. 84. dakikada Vida önemli bir pozisyonu kafayla dışarı gönderdi. Bir dakika sonra Antalyaspor’un yeni transferi Gökdeniz bu kaçan fırsatların cezasını kesti: 1-1.

Yazının devamı...