Beşiktaş’ın kötü kaderi

4 Kasım 2021

Maalesef olmadı. Sadece dün gece değil. Şampiyonlar Ligi’nin ilk gününden beri bir türlü olmadı. Beşiktaş, bir türlü o ilk golü bulamadı. Dört maç geçti o ilk gol gelmedi.
İstanbul’daki Borussia Dortmund ve Sporting maçlarında iyi başlasa da o golü bir türlü bulamadı. Hadi Ajax deplasmanından takım sakatlıklardan dolayı İstanbul’da kalmıştı!. Hadi Lizbon’daki Sporting maçında rakip kendi evinde oynadı. Ama yine de dünkü maçın skoru böyle olmamalıydı. Beşiktaş hala sıfır puanda. Rakamla “0” puan.
9. dakikada Paulinho, topu boş kaleye yerine direğe isabet ettirdiğinde acaba şans bizden yana mı diye düşündük. Aynı duyguları, 10. dakikadaki Gonçalves’in vuruşunda Ersin, mutlak golü engellediğinde de hissettik. 14. dakikada Larin’in dönerek vuruşunda Adan kurtarsa da; yine Larin’in 28. dakikada kaleye paralel giden vuruşunda bu kez ilk golü bulacağız sanki diye düşündük. Ama olmadı. 31. dakikada kazanılan penaltıyı Gonçalves gole çevirdiğinde, yine de beraberlik umudu vardı ama o umutlar da yine Gonçalves’in 38. dakikada attığı golle tamamen yitip gitmişti. Bu yetmiyormuş gibi 41. dakikada Paulinho’nun skoru 3-0’a getiren golü gelince, ilk devrenin sonunda soyunma odasına gidiş sanki maç bitmiş gidişi gibiydi.
İkinci yarıda da değişen tek bir şey yoktu. Sarabia 56’da farkı dörde çıkardı. İkinci yarının başındaki Alex-Montero değişikliği de pek bir işe yaramadı. Kalan dakikalarda ise Beşiktaş oyunda varlık gösteremeyerek Avrupa’ya çok büyük olasılıkla erken havlu attı.

Yazının devamı...

Bu oyunla çok zor

31 Ekim 2021

Hatayspor gibi bir deplasmanda, daha altıncı dakikada 1-0 geriye düşüyorsanız, o maçı değil kazanmak beraberlikle bitirmek bile çok zordur. Geçen seneki çıkışının bir tesadüf olmadığını gösteren Ömer Erdoğan’ın öğrencileri, önde basma taktiğini, kusursuz bir şekilde uyguladılar. Sergen Yalçın’ın talebeleri ise bireysel hata yapmaktan yeteri kadar pozisyon üretkenliğini sağlayamadı.
Böylesine önde basacağı dünden belli olan Hatayspor’un bu yönünü bilmesine rağmen, Vida’nın yaptığı pas hatasının faturası çok ağır oldu. Galatasaray’ı yenerek ligdeki kayıplarını bir nebze olsun telafi eden Kartal, derbide kazanılan üç puanlık kredisini çabuk tüketti.
6. dakikada Lobzhanidze ile öne geçtikten sonra bir an önce beraberliği yakalamak isteyen Beşiktaş, 14. dakikada gole yaklaşabildi ama Atiba’nın şutunda kaleci Munir iyi yer tutmuştu.
Munir, Ghezzal’in 31. dakikada kaleye giden şutunu son anda engelleyerek adeta “maçın adamı ben olacağım” dedi.
45+5’te, Vida’dan neyim eksik dercesine pas hatası yapan Montero, az kalsın takımının devreye 2-0 girmesine neden olacaktı.
Panik futbolu ve bireysel hatalar ikinci yarıda da devam edince Beşiktaş yine aynı sıkıntıları yaşadı. 67. dakikadaki Alex’in kafasıyla 72. dakikada Mehmet Topal’ın VAR’dan dönen golü dışında, dişe dokunur pozisyonlar yoktu.
Beşiktaş, savunma güvenliğini ikinci plana attığı için 90+4’te Kamara’nın ayağından ikinci golü yiyecekti ki top üstten auta gitti. Elbette bu oyun Pjanic ve Souza’nın eksikliğine bağlı bir durum değil. Beşiktaş kadrosunun iyi olduğu da bir gerçek ama bir gerçek var ki bu oyunla şampiyonluk gelmez.

Yazının devamı...

Önce Larin sonra Ersin

26 Ekim 2021

Her iki takım açısından da kazanılması gereken bir maçtı. Berabere bitse derbi için belki normal sonuç ama hem Beşiktaş hem de Galatasaray’ın fikstürüne baktığımızda iki taraf da mutlaka kazanmak istiyordu.
Lider Trabzonspor’un kazandığı haftada, Sergen Yalçın ve Fatih Terim için derbideki beraberlik, bir puan kazanmak değil, iki puan kaybetmek demektir. İlk yarıda Cicaldau’nun 35. dakikada attığı gole Vodafone Park gibi bir deplasmanda atılması nedeniyle sıradan bir gol gözüyle bakamayız.
Üstelik, sarı-kırmızılı ekip Beşiktaş’ın sahasında uzun süredir gol atamıyordu. Larin’in bu gole 39. dakikada attığı golle verdiği cevap hem Beşiktaş’ı oyuna ortak etti hem de Kartal’ın soyunma odasına moralli girmesini sağladı.
İkinci yarı oynanan oyun daha tempoluydu. Larin’in 64. dakikada attığı golden sonra, oyunun temposu daha arttı. Derbiye yakışan bir heyecana şahit olduk. Mustafa Muhammed’in 81. dakikada kullandığı penaltıyı Ersin kurtarınca, derbinin coşkusu daha da arttı. Aslında Galatasaray beraberliğe bu dakikadan önce yaklaşmıştı. Halil’in 66. dakikadaki şutu direği yalayıp geçti sanki.
Aynı Galatasaray’ın kazandığı penaltı öncesinde, 79. dakikada da çok net bir fırsat bulmuştu. Bu dakikalar Beşiktaş adına en önemli şans dakikalarıydı. Ersin’in penaltı kurtarışından sonra Souza ile Vida tartışması ise çok gereksizdi. Beşiktaş bu dakikalarda oyun konstrasyonunu kaybetti. Galatasaray gol atsa Beşiktaş kendi kalesine atmış olacaktı. Kötü gidişata Galatasaray galibiyetiyle sonra veren Beşiktaş, kazandığı üç puanla zirveye yakın durmaya devam etti.

Yazının devamı...

Böyle goller yersen işin zor olur

20 Ekim 2021

Şu durum çok net artık... Beşiktaş’ın gol atmasında bir sorun yok. Sorun Beşiktaş’ın çok basit goller yemesinde.

Dortmund, Ajax ve Sporting gibi takımlardan gol yemek normal ama birebir benzer golleri yiyorsan bu durum elbette konuşulur. Sadece dün gece değil, Başakşehir maçında yenilen son iki gole bakın; birbirinin aynısı. 3-0’dan 3-3 olan Adana Demirspor maçını buraya yazmıyorum bile.

Coates’in 15 ve 27’de attığı gollerde Sporting’in kaptanın bu kadar boş kalması kabul edilebilir durum değil elbette. Üstüne bir de VAR’dan gelen penaltının Sarabia tarafından 44’te gole çevrilmesi ise iki atana bir bedava gibi oldu.

Cyle Larin’in 24. dakikada durumu 1-1’e getirmesinin sevincini en fazla üç dakika yaşayabildik. 38. dakikada Batshuayi’nin direkten dönen topu gol olsa devreye moralli girebilirdik. 1. dakikadaki Paulinho’nin vuruşunda, kaleci Ersin’in kurtarışını ise pas geçemeyiz. İkinci yarıda doğal olarak daha fazla risk alan bir Beşiktaş izledik. Kartal’ın galip gelmesi için ikinci golün erken gelmesi gerekliydi.

62. dakikadaki Larin’in çok sert vuruşu bizleri umutlandırdı ama kaleci Adan güç de olsa topu uzaklaştırabildi. 67’de Paulinho’nun vuruşu direkten dönmese Beşiktaş’ın umutları tamamen bitecekti. 69’da Batshuayi o pozisyonu gol yapsa umutlar daha da artacaktı. Kalan dakikalar Beşiktaş’a gol getirmezken 89. dakikada Paulinho’dan gelen golle durum 4-1 oldu. Beşiktaş, Şampiyonlar Ligi’ndeki üçüncü maçından da puan çıkaramadı.

Yazının devamı...

Mucize lazımdı bu kez olmadı

16 Ekim 2021

Milli aradan sonra birkaçı hariç sakatları dönen Beşiktaş, Başakşehir karşısında ilk yarıda klasik oyun karakterini sahaya yansıtamadı. Ajax karşısındaki o eksikleri zirve yapmış Beşiktaş bile, yenilmesine rağmen bir tempo koymuştu ortaya. Beşiktaş’ta Sergen Yalçın, maç eksiği olduğu için Larin ile Alex yerine Oğuzhan ile Güven’i tercih etti ki Güven tercihi aynı zamanda adil bir karardı.
İlk yarıda her iki takım da pozisyonlar bulmaya çalıştı. Başakşehir’de Caicara’nın 12. dakikada vuruşu direğin yanından auta gitti. Aynı şekilde net bir pozisyon yakalayan Berkay’ın vuruşu da direğin yanından az bir farkla dışarı çıktı.
Bu pozisyonlar Başakşehir’i gol için umutlandırırken Beşiktaş’ın temposuz oyunu devam ediyordu. 40. dakikada Mert’in hatası sonucu Okaka’nın ayağından gelen gol Beşiktaş’ta moralleri bozdu ama Sergen Yalçın, ikinci yarıda Necip, Alex ve Larin’i aynı anda oyuna sokarak sadece taktiği değil maçın havasını da değiştirmek istedi. 53. dakikada kaleciyle karşıya karşıya kalan Chadli’nin vuruşunda top Mert’in ayağına çarparak kornere gitti. Beşiktaş adına bir mucizeydi. Bunun üstüne bir de Alex 59’da beraberlik getiren golü atınca, maçın havası bir anda değişir diye düşündük. Fakat baskılı olmasına Beşiktaş savunması dönen toplarda tek ayağı üzerinde yakalandı. Önce Guldbransen’in pasında Okaka 83. dakikada durumu 2-1 yaptı. Ardından bu kez Guldbransen’in kendisi 85’te skoru 3-1’e getirdi. Batshuayi’nin 90+1’de attığı penaltı golü sadece 3-2’lik skoru belirledi.

Yazının devamı...

En son umutlar ölür

12 Ekim 2021

2022 Dünya Kupası yolunda herhalde Türkiye kadar grubunda böylesine iniş-çıkış yaşayan başka bir ülke yoktur...
Elemelere, EURO 2020 finalleri ara vermese belki bu kadar kaosu yaşamazdık. O turnuvanın kara bulutlarını hoca değiştirerek bile dağıtamadık.
Norveç beraberliği ile tüm umutlarımızı ikinciliğe bağladık. Letonya kabusumuzla dün akşam deplasmanda yüzleştik. Baskı kurmaya çalıştık lakin rakip, her maçta olduğu gibi yine bize karşı çok dirençliydi. Stefan Kuntz, kısıtlı zamanda çıkış yolunu arıyordu.
Fakat çok da kolay değildi. Taktiksel çözüm bulabilirsiniz fakat kısa zamanda psikolojik çözümü bulmak elbette kolay değildi.
İlk yarıda, 18. dakikada arka direkte Merih topla tam da istediği şekilde buluştu fakat orada bir santrafor refleksi göremedik. Cengiz’in 29. dakikadaki uzaktan şutunu kaleci Ozols son anda kornere çeldi.
İlk yarının dişe dokunur en önemli pozisyonları sadece bunlardı. İkinci yarıda yine inişli çıkışlı bir oyunumuz vardı. 70. dakikada Merih’in kendi kalesine attığı şok gole refleks göstermemiz gerekiyordu ki o gol 76. dakikada Cengiz’in ortasına kafayla dokunan Serdar Dursun’dan geldi. 86. ve 90. dakikalarda Cengiz bulduğu pozisyonlarla bizleri umutlandırdı ama beklediğimiz o gol bir türlü gelmedi.
Uzatmalarda yaşadığımız karamboller de umutlarımıza çare olmuyordu. Hollanda ve Norveç galibiyetleriyle başladığımız bu macerada son umutlarımız son iki maçta birer birer eriyip gitti derken Burak Yılmaz’ın 90+9’da attığı penaltı golü gelecek adına bu takımı çok başka bir havaya soktu. Çıkmadık candan umut kesilmez derler ya galiba öyle bir şey oldu.

Yazının devamı...

Tek şansımız ikincilik!

9 Ekim 2021

Yeni teknik, yeni bir hava ve yeni umutlar derken, stresin zirve yaptığı bir maç seyrettik. Başta Haaland olmak üzere önemli eksikleri olan Norveç, bizden daha fazla hırslı ve daha fazla ayağa pas yaptı. Toplu hücum ve toplu savunma anlamında da iyiydi.
Kerem Aktürkoğlu’nun 6. dakikada attığı golden sonra geriye yaslanarak, risk almayı göze alan Norveç karşısında o boşlukları değerlendiremedik. 0-0 iken etkili olan Ozan ve Berat ikilisi sanki 1-0 öne geçtiğimiz anda, sistemin oyuncuları değil gibilerdi. Geriye yaslanmamızın faturasını 41. dakikada kestiler. Thorstvedt’in attığı golden sonra ikinci yarıda daha tempolu bir Türkiye yerine “önce bir puanı tutayım sonra golü kovalarım” diyen bir Türkiye vardı.
46. dakikada Cengiz’in içeriye çıkardığı bizden biri değil yanlışlıkle Norveç’ten biri dokunsa da gol olacak gibiydi. 50. dakikada savunma arkasına yaptığı koşudan sonra topla buluşan Burak Yılmaz’ın yan ağlarda kalan vuruşu da bizleri o an umutlandırdı.
81’de Kerem şutuyla kaleyi yokladı ama millilerimiz buradan da sonuç çıkaramadı. Bu sonuçla grupta artık ikincilik iddiasından başka bir iddiamız kalmadı. Var dersek hayalcilik olur. Eğer ikincilik şansımız varsa bunda da 90+6’da Elyounnasi’nin kafa vuruşunun çok az farkla auta gitmesinin çok büyük payı var. Elbette ikincilik şansımızı mümkün olabildiği kadar kovalamak zorundayız. Elbette tüm şansımızı sonuna kadar zorlamak zorundayız. Bunlar kısa vadede yapmamız gerekenler. Fakat uzun vadede daha kırk fırın ekmek yememiz gerek.

Yazının devamı...