Boateng kafa karıştırdı

8 Şubat 2020

Sergen Yalçın, Beşiktaş’a geldikten sonraki 2. maçına bugün çıkacak. İlk maç olan Ç.Rizespor deplasmanından galibiyetle dönen siyah-beyazlı teknik adam, kendi açısından bugün çok anlamlı bir maça çıkacak.
Teknik adamlık kariyerinde ilk kez Vodafone Park’ta taraftarın karşısına çıkacak olan Sergen Yalçın, bu maça hem kendini hem de takımını çok iyi hazırladı diyebiliriz.
Beşiktaş’a yeni gelmiş olsa bile artık bu ligin deneyimli hocalarından biri olan Sergen Yalçın’ın kafasını karıştıran tek istisna Boateng olmuş. Beşiktaş’ın yeni transferinin hazır bir biçimde gelmiş olması Sergen Yalçın’ı mutlu etse de, kadroda yer açma konusunda sıkıntıya sokmuş. Ç.Rizespor maçında 4-1-4-1 anlayışını sahaya yansıtarak Atiba’yı bir sekiz numara gibi kullanan Sergen Yalçın, bu anlamda Boateng’e henüz bir numara veremedi. Forvet oynamanın yanı sıra forvet arkası ve kanatlarda da oynayan Boateng’i değerlendirmek isteyen siyah-beyazlı teknik adam, Ganalı futbolcudan bir şekilde yararlanmaya çalışacak.
Kadroda sürpriz olma ihtimalinin yanı sıra, Sergen Hoca’nın bu oyuncuya ikinci devrede de şans vermesi bekleniyor. Hafta içerisindeki idmanlarda Boateng ile birlikte Burak Yılmaz’a da ekstra çalışmalar yaptıran Sergen Yalçın’ın hem üç puanı kazanıp hem de bol gollü bir maç üzerinde çalıştığını rahatlıkla söyleyebiliriz.

Yazının devamı...

Ya hocam sen ne yaptın?

27 Ocak 2020

Göztepe - Beşiktaş maçı bittikten sonra, stat dışında bir Göztepe taraftarı yanıma geldi.. "Lüften yorumlarınızda, Göztepe'nin galibiyetinden de bahsedin" dedi. Haklıydı... Genelde medyada, büyük takımlarla oynayan kulüplerin, galibiyetlerinden çok büyük takımların neden yenildiği üzerinde duruldu hep.

Fakat güzel Göztepeli kardeşim.. Hadi ben bahsedeyim diyorum fakat hakem hatalarından bir türlü sizin galibiyetinize gelemiyorum. Hepsini geçtim, şu pırıl pırıl parlayan Rıdvan Yılmaz'ı bile konuşamadık. Ben Rıdvan'ın yerinde olsam, maçın hakemi Hüseyin Göçek'in iki yakasına yapışıp "Ya hocam sen naptın. Herkes belki beni konuşacaktı ama sen maçın önüne geçtin" derdim.

Biraz da iğneyi bazı meslektaşlarıma batıracağım. Lütfen ama lütfen "efendim gelişmiş liglerde, medya bizim gibi hakemleri konuşmuyor. Aşalım artık bunları" demeyin kardeşim. Dünkü Hüseyin Göçek, Tottenham-Manchester City maçını böyle yönetsin, benim bildiğim Mourinho'yu dört kişi zor tutardı. İngiliz medyası onu manşetlerde sallandırır, düdüğünün içindeki nohuta kadar, tüm yetkileri elinden alınırdı. O liglerde niye mi hakemler konuşulmuyor; çünkü onlarda kötü hakemler daha sistemin içine dahil edilmeden eleniyorlar. Biz de ise tam tersi.

Hakemlerden canı yanan kulüp kadar diğer kulüpler de tepki göstermeli. Ama sessiz kalmayı tercih ediyorlar. Ligdeki yarış haksızlıktan pay kapma yarışına dönmüş. Hiç kimse marka değerinden falan bahsetmesin. Bazı iyi hakemler hariç, bu hakemlerle bu ligin marka değeri asla parlamaz.
Maça gelecek olursak, Göztepe'nin yeni stadı, Türk futboluna hayırlı uğurlu olsun. İlhan Palut, takımını her geçen gün daha üst seviyelere taşıyor. Beşiktaş'ta malum çok eksikler vardı. Buna rağmen maçı kurtarabilecek pozisyonları da oldu. Eğer yeni teknik direktör Sergen Yalçın olursa, ilk işi Burak Yılmaz'ı daha çok besleyecek bir anlayışı getirmek olacaktır.

Peki Sergen Yalçın transfer ister mi? Ev yandıktan sonra gelen itfaiye arabasını bu saatten sonra en fazla bir ambulans olarak kullanabilirsin.


Yazının devamı...

Ya hocam sen ne yaptın?

27 Ocak 2020

Göztepe - Beşiktaş maçı bittikten sonra, stat dışında bir Göztepe taraftarı yanıma geldi.. "Lüften yorumlarınızda, Göztepe'nin galibiyetinden de bahsedin" dedi. Haklıydı... Genelde medyada, büyük takımlarla oynayan kulüplerin, galibiyetlerinden çok büyük takımların neden yenildiği üzerinde duruldu hep.
Fakat güzel Göztepeli kardeşim.. Hadi ben bahsedeyim diyorum fakat hakem hatalarından bir türlü sizin galibiyetinize gelemiyorum. Hepsini geçtim, şu pırıl pırıl parlayan Rıdvan Yılmaz'ı bile konuşamadık. Ben Rıdvan'ın yerinde olsam, maçın hakemi Hüseyin Göçek'in iki yakasına yapışıp "Ya hocam sen naptın. Herkes belki beni konuşacaktı ama sen maçın önüne geçtin" derdim.
Biraz da iğneyi bazı meslektaşlarıma batıracağım. Lütfen ama lütfen "efendim gelişmiş liglerde, medya bizim gibi hakemleri konuşmuyor. Aşalım artık bunları" demeyin kardeşim. Dünkü Hüseyin Göçek, Tottenham - Manchester City maçını böyle yönetsin, benim bildiğim Mourinho'yu dört kişi zor tutardı. İngiliz medyası onu manşetlerde sallandırır, düdüğünün içindeki nohuta kadar, tüm yetkileri elinden alınırdı. O liglerde niye mi hakemler konuşulmuyor; çünkü onlarda kötü hakemler daha sistemin içine dahil edilmeden eleniyorlar. Biz de ise tam tersi.
Hakemlerden canı yanan kulüp kadar diğer kulüpler de tepki göstermeli. Ama sessiz kalmayı tercih ediyorlar. Ligdeki yarış haksızlıktan pay kapma yarışına dönmüş. Hiç kimse marka değerinden falan bahsetmesin. Bazı iyi hakemler hariç, bu hakemlerle bu ligin marka değeri asla parlamaz.
Maça gelecek olursak, Göztepe'nin yeni stadı, Türk futboluna hayırlı uğurlu olsun. İlhan Palut, takımını her geçen gün daha üst seviyelere taşıyor. Beşiktaş'ta malum çok eksikler vardı. Buna rağmen maçı kurtarabilecek pozisyonları da oldu. Eğer yeni teknik direktör Sergen Yalçın olursa, ilk işi Burak Yılmaz'ı daha çok besleyecek bir anlayışı getirmek olacaktır.
Peki Sergen Yalçın transfer ister mi? Ev yandıktan sonra gelen itfaiye arabasını bu saatten sonra en fazla bir ambulans olarak kullanabilirsin.

Yazının devamı...

Oğuzhan beklentisi

19 Ocak 2020

Ara transfer döneminde bulunmamız nedeniyle elbette her kulüpte olduğu gibi Beşiktaş’ta da gündemin birinci maddesi takviyeler oldu. Fakat ortada çok daha farklı bir nokta var; o da limit sorunu...
Mali anlamda çıkmaz sokağa giren siyah-beyazlı camia bunları konuşurken, Teknik Direktör Abdullah Avcı’nın gündemi ise çok daha farklıydı. Sözleşmesindeki özel bir madde nedeniyle bedava gelebilecek Guilherme’ye onay vermeyen Avcı, Sivasspor maçı öncesi takıma çok kritik mesajlar da vermiş oldu. Guilherme’yi transfer ettirmek yerine Oğuzhan’ı kazanmayı tercih eden Avcı kendince bir risk almış olabilir ama hocanın bu yaklaşımı takım içerisinde çok olumlu karşılandı.
Hoca bu hamlesiyle takıma “Ben sizlere inanıyorum. Bu kadro zaten iyi bir kadro. Şampiyon olacaksak transfer yapmadan da olabiliriz” demiş oldu. Takım içerisinde çok sevilen Oğuzhan’ın kiralık verilmesini istemeyen ve Guilherme’yi alarak hassas dengeleri sarsmayan Avcı, bunun karşılığında ise tüm takımdan özveri istedi. Özellikle ikinci yarıdaki her maçın final olduğunu söyleyen Abdullah Avcı, kamp dönemiyle birlikte takımın havasını değiştirdi.
Özellikle kenetlenme konusunda Burak Yılmaz ile birlikte hareket eden Abdullah Avcı, oyun sisteminde ise pas oyununa çok sadık kalmayacak. Kısacası Beşiktaş’ta uzun vadeli planlamaların yerine günü kurtaracak hamleler kendini gösterecek. Oğuzhan’ı tutarak, takımda yeni bir sinerji yaratmak isteyen Avcı’nın bu nedenle Sivasspor maçından her anlamda çok umutlu olduğunu söyleyebiliriz.

Yazının devamı...

Türk futbolu batmış olabilir mi?

18 Ocak 2020

Lige verilen arada; maçlardan, hakem hatalarından ve tartışmalardan uzak kalarak zihnimizi biraz rahatlatma imkanı bulduk. Takımlarımızın kamp yaptığı Akdeniz’in havası futbol kültürümüze çok iyi gelmişti. Medyada birbirinden güzel röportajların yanında transfer dedikoduları da, futbol denen bünyenin sinirlerini almış gibiydi. Ta ki ligimizin başlamasına sayılı günler kalana kadar.

Ligin ikinci yarısında bizi kıran kırana geçecek bir yarış bekliyor. Bu kez birkaç değil daha fazla takımın yer alacağı bir yarış bekliyor bizi. Büyük bir ihtimalle bu senenin şampiyonu, Şampiyonlar Ligi’ne doğrudan katılacak son takım olacak. Malum ülke puanı sıralamasındaki sıkıntımızı hepimiz biliyoruz. Belki birkaç sene sonra yine eskisi gibi doğrudan katılma hakkı elde edebiliriz ama biraz zor gibi gözüküyor. Kutuplaştırıcı demeçler şimdiden başladı. Herkes oyunu saha dışına çıkarmaya şimdiden başladı. Başladılar çünkü kulüplerimizin mali durumu ortada. Yarıştaki kulüplerin gözü Şampiyonlar Ligi’nden gelecek o parada.

Fakat bu güne kadar gelen o para, doğru kullanıldı mı? Hiç sanmıyorum demeye bile gerek yok. Cevabı çok basit; koca bir HAYIR.
Bilindiği gibi UEFA, resmi internet sitesinden finansal raporları açıkladı. Ligimizle ilgili gerçekleri de görmüş olduk. Zaten biliniyor da UEFA’nın açıklaması daha dokunaklı olmuş. Maalesef ligimiz Avrupa Kıtası’nın en fazla zarar eden ligi. İngiltere’nin 382 milyon Euro kar ettiği bir dönemde biz 263 milyon Euro zarar etmişiz. Eminim ki bu tablo karşısında bazı kulüplerin yöneticileri “Bizim yüzümüzden değil onların borçları yüzünden bu lig zarar ediyor” demiş olabilirler. Fakat şu bir gerçek, bu lig bizim futbol gemimiz ve hepimiz aynı geminin içerisindeyiz.

Spor ekonomisi ile ilgili bir başka çarpıcı haber ise SportsPro’dan geldi. Uluslararası spor medyasının önde gelen yayınlarından olan SportsPro, 2020 yılında küresel spor endüstrisine yön verecek 10 ismi sıralamış. Türkiye Süper Ligi’nin resmi yayıncısı Digitürk’ün ve çatı şirket beIN Media Group’un CEO’su Yousef Al-Obaidly de listede yer aldı.

Listede kulüp başkanları, medya yöneticileri, ESpor girişimcileri ve küresel arenada spora yön veren önemli isimler bulunuyor. Disney D2C Başkanı Kevin Mayer ve Juventus Başkanı Andrea Agnelli gibi isimlerin yer aldığı listeye giren Al-Obaidly, telif haklarını hiçe sayan korsan yayınlara karşı verdiği mücadeleyle öne çıkıyor.

Aslında yeteri kadar ilgi görmeyen bu sorun, yayıncı kuruluş kadar kulüplerimizi de yakından ilgilendiren bir sorun. Zaten Al-Obaidly yaptığı açıklamada “Spor endüstrisinin çok değerli isimleri ile bir arada yer almak elbette gurur verici. Faliyet gösterdiğimiz tüm coğrafyalarda bir yandan en kaliteli spor içeriklerini sunabilmek için yatırım yaparken, diğer yandan da sadece bizim değil, sporun tüm paydaşlarının haklarını gasp eden korsan yayıncılıkla mücadele konusunda kararlı adımlarla ilerliyoruz” ifadelerine yer verdi.

Tüm bunlara ek olarak Sabah Gazetesi’nde Mevlüt Tezel’in önemli bir konuya değindiğini söyleyebiliriz. Tezel yazısında, TBMM’ye sunulacak olan Spor Yasası’nda, IPTV ile korsan yayınların dağıtıcılarına ve izleyenlere ağır cezalar verilmesinin talep edileceğine yer vermiş.Yayıncı kuruluş uzun zamandır bu yasanın çıkması gerektiğinin altını çiziyordu.

Yazının devamı...