‘Türkiye’nin Joan Baez’i olmak isterdim’

7 Kasım 2021

1979’da Türkiye’yi, Eurovision Şarkı Yarışması’nda temsil etmek için seçildi Maria Rita Epik. Ancak Türkiye, İsrail’deki yarışmaya gidemedi ve Maria Rita Epik de hayalini gerçekleştiremedi. İzmir’de buluşup konuştuk. Uzun bir sohbetti. Belki de Maria Rita Epik’in içini döktüğü bir sohbet, bana öyle geldi…

 

Eurovision Şarkı Yarışması’ndan çok isim geçti fakat ismi altında çok olayın yaşandığı Maria Rita Epik her daim özel kaldı. Kendisiyle İzmir’deki tarihi Kardiçalı Han’da eskiden tütün deposu olarak kullanılan, Maria Rita Epik’in 32 yıldır bir müzik mabedine dönüştürdüğü okulunda konuştuk...

21. Peron macerası

Yıl 1979… 21. Peron ile birlikte seslendirdiği  “Seviyorum” birinci seçilmiş, Türkiye’yi temsil etmek üzere Eurovision’da. “Herkes odaklanıyordu bu yarışmaya ve bu milli bir meseleydi. Bir de gayrimüslim oluşum çok dikkat çekti. Hatta bu nedenle ‘Bizi bu kadın mı temsil edecek?’ diyenler oldu. Ama Türk milletinin gerçek özelliği halk jürisi tarafından birinci seçilmemle ortaya çıktı. Halen de bu yarışmanın Türkiye elemelerinde birinci olmuş ilk ve tek kadın şarkı yazarıyım. Sonrasında yarışmanın Kudüs’te yapılacağının ortaya çıkması… Esas bombayı patlatan hadise İsrail’e büyük yarışmaya gidemeyişimiz oldu. Buna gerçekten çok üzüldüm” diye bahsediyor o günlerden Maria. Sonra da bir anekdot anlatıyor: “Yıllar sonra Fikret Kızılok bana anlattı: ‘Ecevit’i Zincirbozan’daki ziyareti sırasında bu konuyu aralarında konuşmuşlar. Ecevit, Fikret’e şöyle demiş: ‘Arap ülkeleri, siz (Türkiye) Kudüs’teki yarışmaya katılırsanız biz de size petrol vermeyiz.’ O nedenle bizi yarışmadan çekmişler.”

“21 yaşındayım. Hayallerimden bir tanesiydi Eurovision’a gitmek ve yıkıldı. Lise andacımda sevgili arkadaşım Tansu Kaptanoğlu bile şöyle yazmıştı: ‘İnşallah bir gün senin Türkiye’yi Eurovision’da ya da San Remo’da temsil ettiğini görürüz’. Bir şarkı yarışmasıyla 21 yaşındaki bir gencin hayatını etkileyecek çok fazla hadise yaşamış oldum” diye devam etti anlatmaya o yılları Maria. Şöhret gelmiş ama parasız: “Çok meşhur oldum tabii ki. Ama nihayetinde orta halli tek ebeveynli bir gençtim. Her yerde anında tanındığım ve soru yağmuruna tutulduğum için otobüs veya dolmuşa binemiyordum. Param yoktu, taksiye hiç binemiyordum. Eurovision’un birincilik ödülünü de grup ile  paylaşmıştım. Ege Üniversitesi’nden mezun olmuş olduğum Turizm ve Otelcilik İşletmesi ile ilgili yaptığım iş başvurularında şöhret olmam sorun yaratıyordu. O nedenle bir süre geçimimi müzik yaparak sürdürmek zorunda kaldım.”

Hemen altını çizeyim zamanın çok önünde müzik yapan bir gruptu 21. Peron. Kendisi de “Olağanüstü bir gruptu, çok iyi müzisyenlerdi” diyor. Nasıl tanıştılar ve sonrasında neler oldu? “Bir kız solist arıyorlardı. Sesimi dinlediler ve beğendiler. Andreas -Andreas Wildermann grubun tuşlu çalgılarını çalıyor ve bir yerde beyni, onlar hâlâ 21. Peron olarak devam ediyorlar- Eurovision’a birlikte katılmayı teklif etti. Ben katılmayı istiyordum zaten.” Eurovision için parça seçiminde şöyle bir yol izlenmiş: “Onlar birkaç parçalarını çaldı, ben birkaç parçamı çaldım. Onlar seçtiler benim parçamı. Andreas parçayı düzenledi ve formuna çok güzel bir dokunuş yaptı.” Yarışma sonrası Maria Rita Epik, gruptan ayrıldı çünkü çok olaylı bir hadise yaşanmıştı, yorgun düşmüşlerdi ve ortak bir amaçları kalmamıştı. Yarışmaya katılmış olmaları şöhretle birlikte dağılmayı da beraberinde getirmişti.

‘Çok müsterihim çok’

Yazının devamı...

En son paylaşımıydı!

6 Kasım 2021

2 Kasım gece 21.33’te paylaşmış; “Tüm dostlara sevgiyle. Bir umuttu iki ay ömür veren doktorlara inat geçen her gün. Bir 1.5 yıllık savaş böyle bitti. Binbir teşekkür yanımızda, bizi yalnız bırakmayan, destek olan herkese... “Bana endişe duymayacağım bir yer göster.” Sema Dinçer’in Facebook sayfasındaki son paylaşım. Ve bir başka paylaşımı; “Cehennemden cenneti, acılar içinden mavi gökyüzünü anlatabileceğini mi düşünüyorsun?” diye devam eden Pink Floy şarkısı ‘Wish You Were Here’ sözleri ve parçanın kendisi. Işıklar içinde uyu Sema Dinçer.

BU BİLGİ YANLIŞ VERİLİR Mİ?

Eşim borsa işlerinden anlar ve de takip eder. “Ne biçim düşmüş” diye zıpladı. “Ne oldu kim düşmüş?” diye sordum. “Borsa borsa” dedi ardından “Bu bilgi doğru olamaz” diye söylendi. Doğru değildi. KRT’nin borsa döviz hanesinde ‘1.48’ yazıyordu. Diğer yazan tüm kanallara baktık ‘1.57’... Bu işler ciddi işler, doğru yazacaksınız!

ÖZMEN’İN MAÇI İNTERNETTEN!

Dünya Boks Şampiyonası’nda finale çıkan tek boksörümüz Kerem Özmen. Spiker akşam 20.00’de Kerem’in yarı finalde ringe çıkacağını ilan ediyor. Ev ahalisiyle heyecanla açtık, kadınlar güreş maçları var. Altta “Boks maçlarını internet hesabından izleyebilirsiniz” yazıyor. Eee sinirlendik yani!

 MÜZİK ANLAYIŞLARINI ELE VERDİLER!

Yarışmacı Oğuzhan kardeşimiz, Adamlar’dan ‘Zombi’yi seçmiş. Jürimizin ‘alışık olmadığı bir’ örnek çıktı. Rock, Duman ile Şebnem Ferah’la sınırlı. Neyse Beyaz ile Murat Boz sonunda döndüler. Murat Boz, “Farklı bir sesin var” dedi. “Hard rock yapıyoruz” dedi Oğuzhan. “Bazen o şansı vermek istiyoruz jüri olarak” dedi Boz!

Yazının devamı...

'Benim Hayatım'; Kara mizah mı?

4 Kasım 2021

‘Benim Hayatım’da Ökkeş’in (Savaş Özdemir) hakim karşısında anlattığı ‘hayat’ı bir Yeşilçam filmiyle karşı karşıya olduğumuzun sinyallerini veriyor. “Burada gördüğünüz kızım Hayat. Adını annesi koydu, hayat dolu olsun diye. Ama ben o zaman söyledim, hayat zor” diye başlayınca, “Tamam” dedik “İş belli.” Hele final sahnesi... “EDHO’nun meşhur masasının ‘aile salonumuz vardır’ hali... 10 dakika kadar sürüyor. Yılmaz (Uğur Çavuşoğlu) Ökkeş’in kızı Hayat’a (Nilsu Berfin Aktaş) “Benimle evlenir misin?” diyor. Yanında eşi Aheste (Nilüfer Açıkalın) oğlu Ali (Genco Özak) ve aslında Hayat’la evlenmeye niyetli olan. “Yılmaz sen bütün aileyi toplayıp karının gözünün önünde benim kızıma evlilik mi teklif ediyorsun?” Yılmaz, “Sen sorunca konuş, ben Hayat’a sordum?” diyecek kadar rahat. “Bu kenarın dilberi hangi ara senin aklını başından aldı da böyle çıldırdın Yılmaz. Gözünü hırs bürümüş zavallı bir mahluk” diyor Aheste.

Kız orada masum masum oturuyor valla. Ökkeş, “Kızımla düzgün konuş” diye bağırıyor. Tam komedi yani. Neyse devam edelim. Hayat ayağa kalkıyor; “Teklifinizi kabul ediyorum Yılmaz Bey. Bu kadını boşayın kapının önüne koyun, çantasına da bir miktar para sıkıştırın.” Bu dizinin izlenme oranı hiç iyi değil. Ev ahalisi, “Asla Vazgeçmem’in yeni hali valla gülmek için izlenir” demez mi?

YOKSA MÜGE ANLI MI?

‘Sana Söz’de Nehir Erdoğan, Elif karakterinde bir gündüz kuşağı kadın programı sunucusu. Kadın cinayetlerinin peşinde. Yolu polis Ömer (Erkan Petekkaya) ile kesişiyor. Konu güncel. Ama işleniş itibarıyla bir ‘kamu spotu’ kıvamında diyelim. Biraz daha yukarılara doğru çıkma şansı var gibi görülüyor.

 BU HAKSIZLIK!

‘Reyting’ adaleti olan bir sistem değil tabii ki. ‘Yalancı’ dizisi yeni gününde de ilk 10’a giremedi. Bunu hak ediyor mu? Kesinlikle hayır. Bizim açık kanal izleyen kitlemiz, böyle işleri pek sevmiyor, tek açıklaması bu olabilir!

Yazının devamı...

‘ÜÇ KURUŞ’; ‘ÇUKUR’ OLSUN AMA OLMASIN DA!

3 Kasım 2021

Yönetmen Sinan Öztürk ‘Çukur’un yönetmeni. Senaristlerden Damla Serim yine bu ekipte çalışmış bir isim. Mesela müziklerde de bir benzerlik var. ‘Çukur’da Coşkun karakterinin tuttuğu yüzük ritmi ‘Üç Kuruş’ta İrfan’ın (Diren Polatoğlu) elindeki üç kuruş ritminde vücut buluyor. Yeri gelmişken belirteyim, ev ahalisi en çok bu karakteri beğendi. Dizide “Merakla beklenen, hikayesi olan tek karakter” dediler ilk bölüm itibarıyla... Bölüm bölüm ilgiyle izlediler bölüm bölüm koptular diziden diyeyim. Uraz Kaygılaroğlu (Kartal) ve Ekin Koç (Efe) işlerini yapıyorlar. Sahneleri izlettiriyor. Ev ahalisi yalnız bir konuya taktı, “Bazen ne dedikleri anlaşılmıyor” dediler. Kelimeleri yutuyorlar. Bu konuda çalışmak lazım, başrol olunca yük ağır oluyor tabii ki...

‘Suburra hatırlatması

Ne tesadüf, D Smart’ta denk geldi ‘Suburra’ filmini izlemiştim yakın zamanda. Oradaki çingene mafya abi ve ailesinin yerlisi ‘Üç Kuruş’taydı sanki. Ev ortamı filan. O film bir başkaydı tabii ki. ‘Üç Kuruş’un sorunu ‘gerçekçi yapalım’ ile ‘Total’ izleyiciye de hitap edelim arasındaki gidip gelme...

Gül Ali’ yi oynamak kolay mı?

‘Çingene mahallesi olunca düğün çekimi yapılmadan geçilmez’ diye düşünerek hayli uzun bir sahne yapmışlar. Harbi çingene kardeşlerimiz döktürüyorlardı. Sonra, başrol oyuncumuz şöyle bir geliverdi ortaya, Aslıhan Malbora (Leyla). Ev ahalisi, “Gül Ali’yi bizim oralarda düğünlerde bir oynarlar. Başrol isen böyle de bir mahallede çıkıp oynuyorsan, iyi öğreneceksin. Ama bizim dizilerin sorunu. Bir de Harmandalı Zeybek olayı vardır her önüne gelen oynar ama olmaz” dediler. Selendi’li bizimkiler oralarda düğünlerde hep oynarlarmış. Ercan Kesal’ın (Halit Kuyucu) daha ilk bölümde vurulması en büyük sürpriz oldu. Bakalım bunu devam ettirecekler mi? Bizim evdekilerin içine doğmuş, “Bak bu Kartal ile İrfan kardeş çıkacaklar” dedi.

Yazının devamı...

DİZİ OYUNCULARI MARKA SATTIRIYOR MU?

2 Kasım 2021

Dikkatimi çekti. Engin Akyürek (akaryakıt markası), Aras Bulut  (telekomünikasyon), Aslı Enver (sabun markası), Burak Özçivit (giyim markası), Demet Evgar (cips markası), Burcu Özberk (bakım ürünü), Mert Fırat (kahve markası), Ezgi Mola (banka), Merve Dizdar (yemek sipariş sitesi)... Bunlar benim radarıma girenler. Mutlaka daha fazlası da vardır. Hatta ‘YouTuber’ takımından da hayli oyuncu olduğu söyleniyor. Peki, amaç nedir? Markayı bilinir kılmak. Tabii bir de bu vesileyle ürünü sattırmak.

Bunlar amacına ulaşıyor mu?

Tek yönlü reklam devri bitti

Reklam sektöründe uzun yıllar yer almış marka ve pazarlama konularında uzman, bir dostuma sordum. Klasik televizyonda reklam devrinin bitmek üzere olduğunu söyledi. “Reklama dayalı tek taraflı açık kanal reklam politikası yerini, interaktif medyaya bırakıyor artık. Televizyon bütün izleyene reklamlarında aynı şeyi söylüyor. ‘Çok insan bunu gördü’ dönemi yerini, ‘ilgili insan bunu görmeli’ye evrildi” diye de devam etti.  Peki bu ünlü dizi oyuncularının işlevi nedir?

Marka bilinirliliği sağlanıyor

Markanın akılda kalması ünlü oyuncular vasıtasıyla sağlanıyor. “Hele sosyal medyada konuşulması dedikodular vs. ile süslenince, o markanın bilinirliği artıyor, bu işe yarıyor. Ama para kazandırıyor mu o markaya? Hayır. Reklama dayalı gelir modelleri etkileşim hızına yetişemiyor. Ekranda görülen bir ürün reklamının geri dönüşü bir gün sürüyorsa bu internet ortamında, altı saniyeye kadar düşüyor.” Bankaların yeni işlemlerini anlatmasında sorunlar olduğu görüşünde dostum. “Sofistike ürünler çıkarıyorlar. Bunu şöhrete yani dizi oyuncusuna anlattırıyorlar. Ama asıl sözü edilen sistem nasıl çalışır, bunu izleyici anlamıyor. Sonuçta reklam bu anlamda amacına ulaşamıyor.”

Reklam artık sadece ekranda izlediğimiz değil. İnteraktif olduğunda çeşidi zengin, ilgili kişiye ulaşan bir şekil alıyor. İnterkaktif bir dizide örneğin oyuncu, yemeği bir sipariş sitesinden sipariş veriyor ve o sahne, bir reklama klibine dönüşüyor.

Yazının devamı...

‘Azerbaycan Cazı’nın kraliçesi

31 Ekim 2021

Aziza Mustafa Zadeh, 9 Kasım Salı günü CRR Konser Salonu’nda bir konser verecek. Öncesinde sorularımızı yanıtladı. Azerbaycan televizyon kanallarını izlerken akıştaki caz konseri sıklığı hep dikkatimi çekmişti. Takım elbiseli kerli ferli abilerden bir sound çıkıyor ki sanırsın Chick Corea ekibi. Her evde piyano olan bir ülkeden bahsediyoruz tabii. Bütün bu izlediklerimin arka fonununda çok ama önemli bir geçmiş yatıyordu. İşte bu geçmişin uluslararası arenadaki en popüler ismi de Aziza Mustafa Zadeh belki. Hadi gelin, bakalım bu geçmişe...

Azerbaycan cazı: Bir ekol

“Muğam caz (Mugham jazz) ya da Azerbaycan Muğamı; Azerbaycan cazını makam ile karıştırmaktan, genellikle uzun grup doğaçlamalarına caz yaklaşımı olan, yüksek düzeyde enstrümantal teknik sergileyen kompozisyonlardan oluşan müzikal füzyon türünün bir çeşididir.” Wikipedia tanımını böyle yapıyor. Vakıf Mustafazade’nin (Aziza’nın babası) imzasını taşıyor bu tür. 2003 yılında UNESCO, Azerbaycan Muğamı’nı koruma altına aldı ve tüm dünyaya duyurdu. Bakü, Sovyet dönemi caz müziğinin bir nevi kalbidir aslında. 1969’da yapılan ilk caz festivali Bakü Caz Festivali bugün önemli bir marka. 200 bin kişinin bu festivali takip ettiği söyleniyor. Bu müzik tarihinin popüler ismine gelelim.

‘Türki müzisyenlerle çalışmak isterim’

Aziza Mustafa Zadeh, 9 Kasım’da CRR Konser Salonu’nunda bir konser verecek. Ona Ralf Cetto (bas) ile Simon Zimbardo (vurmalı çalgılar) eşlik edecek. 2008’den beri beraber çalışıyorlar. Birlikte “Generations” adlı bir albüm yaptılar. Aziza Mustafa Zadeh ile konser öncesi kısa bir söyleşi yaptık. Ülkemize sık geliyor. “Türk müzisyenlerle bir konser ya da bir proje düşünmez misiniz?” sorusuna “Neden olmasın, ben her fikre açığım” diye veriyor.

“Generations”, 2020 imzalı en son albümü. “Bu bir nesiller albümü oldu” diyor. Çünkü albümde babası Vakıf Mustafazade’nin üç bestesi, oğlu Ramiz-Han’ın üç bestesi, kendisinin de beş bestesi bulunuyor. “Umarım daha devamı gelir” diyor sanatçı.

‘Muğam caz her şeyim’

Yazının devamı...