Bütün diziler böyle olacak!

12 Ocak 2020

‘Yemin’ dizisinden bir sahne, Reyhan ile Emin’in muhabbeti... “Sen işe geç kaldın gitmiyor musun?” diye soruyor Reyhan. Emin aklının onda kaldığını pek keyifli görünmediğini, evde durup, işlerini buradan da halledebileceğini söyler. Reyhan; “Mutfakta vakit geçireceğim. Akşama ne istersin, ne yapayım?” diye sorar. Emin; “Senin elinden olan her şeye bayılırım.” Kadın mutfakta, adam işte... Aile dizisi dediğin böyle olur. Bütün yapımlar böyle olsun, bak ülkede asayiş sorunu kalır mı? Bekçiye bile gerek kalmaz!




Soru sorma keyfiDikkatimi çekti. Ekranda haber kanallarının programlarına muhalefeti temsilen lider ve konuklar gelince, soru soran gazeteci kardeşlerimiz rahatlıyor. Hani mesleği yapmanın keyfi çıkıyor. Sonra tartışmalar böyle hararetli oluyor, bir nebze de reyting çıkıyor. Libya’yı ne kadar tanıyoruz?Prof. Dr. Ümit Özdağ, Habertürk’te Kübra Par’ın konuğuydu. Libya’ya asker gitmesi bölümüydü. “Böyle bir iç savaşa müdahil olmadan önce ne yaparsınız? Stratejik istihbarat” dedikten sonra, Libya üzerine yapılan akademik çalışmalar konusunda bilgi verdi. 1923 yılından bu yana altı tane doktora tezi 49 yüksek lisans çalışması yapılmış. İstihbarat çalışması yaparken, başvurulacak yayın sayısı bu kadar! ‘Bundan böyle ben sunacağım’KRT’de, ‘Ülkü Çoban sabah haberlerini sumaya başlıyor’ duyurusu vardı; “Bundan böyle haberleri ben sunacağım” diyordu. Ev ahalisi izlerken, “Kim kızdırmış bu hanım kızımızı?” dedi.

‘Futbolu kadın yorumlar’ programAli Murat Hamarat, moderatör Gülengül Altınsay ve Feryal Pere yorumcu... Programın adı, ‘Açık Tribün’... Kadının yorum yaptığı tek futbol programı.

Yazının devamı...

HULU YAKINDA TÜRKİYE’DE!

10 Ocak 2020

Hulu’nun Türkiye’ye gelmesi, pek sürpriz sayılmaz. Bir ülke, ‘Cepten dizi izlemeye fazlasıyla meraklı ise pazarın tartışmasız en iyi müşterisidir. Gerçi bizde ‘korsan izleme’ alışkanlığının hayli gelişmiş olduğunu da söylemekte fayda var. Korsan izlemede 7.3 milyar ‘tık’lamayla altıncı sıradayız. Bir yandan internet olayına düşkün bir ülke, diğer yandan para vermeden, ‘Kaçak nasıl izlerim?’ konusunda ‘uzman’ bir izleyici profili...
Gelelim sadede; geçenlerde söz sahibi bir mevkide bulunan, sektörde yıllardır tanıdığım bir isimle konuşuyorduk. “Dijital platformların işi zor. Hiçbir yenilik yok. Sinema kanallarını seyrediyor musun? Netflix’ten sonra buralarda film izlenir mi?” dedi. Tabii ki yatırım meselesi... Evet,
bir dönem dijital platformlar vazgeçilmezdi. Özellikle, film konusunda... Bugün aynı şeyi söylemek mümkün değil. Ee dizi işi de pahalı, bak Digiturk, yan çizdi “Anlaşamadık” diye! Sadece bir maç ve spor yayınları kaldı. Menüdeki ‘yabancı kanallar’ ne kadar cazip, o da tartışılır!

Paralı içerik cazibesi

İnternet ortamında yasal dizi ve film olayı bizde şimdi oluştu. Amazon’u yazmıştım, çoktan geldi. Çekirdek kadrosunu kurdu ve yapım şirketleriyle görüşmelere başladı. “Şimdi sırada Hulu var. Disney, FOX ve NBC ortaklığında... Özellikle geniş bir Disney arşivi var. En geç iki yıl içinde Türkiye’de, bak görürsün”
bilgisini aldım. Sürpriz değil, sadece süreyi öğrenmiş olduk.

Netflix’e dizi yapmak

“Ne güzel yurt dışına açılıyoruz” diyoruz ya... Netflix’in dizi şartları, öyle bizim sektörün alıştığı tarzda değilmiş. Pazar sektörünün çok tecrübeli bir ismi söyledi. “Bölüm başı fiyatı belli, 950 bin ila 1 milyon TL arasında... Öyle 3-5 milyon yok. “Belirlediği muhasebeciyi yolluyor, harcama yapılırken, başında duruyor. Bizim alışık olmadığımız bir durum” demişti. Sayıştay durumu, ee sevmeyiz biz! “Diziyi mülkiyet haklarıyla devrediyorsun. Yani sen yapımcı değil, yüklenici yapımcı oluyorsun” diyor. Hadi bakalım Netflix’e mi dizi yapmak daha kârlı, yoksa yerli kanala mı? Ama yerli sektörde artık para dönmüyor. O günler geride kaldı. Ve uzun vadede ‘Çok uluslu paralı platformların’ şartlarını kabul, bir kural olacak! Yerli ve milli dijital platformlarımızı oluşturabilir miyiz, güçlendirebilir miyiz bilemem!

Yazının devamı...

TRT, YENİ TAKİPÇİ ARIYOR!

9 Ocak 2020

‘Tutunamayanlar’, TRT’nin yeni dizisi... Fragmanıyla dikkat çekti. Ev ahalisi ilk bölümü seyretti ve “İzleriz” dedi. ‘Leyla ile Mecnun’la karşılaştırma yapıp duruyorlar. Ya bir bırakın kendi haline... Bir görelim işi, sonra bıdı bıdı yaparsınız. Hemen altını çizeyim, öyle 80-90 dakika komedi olmaz. Dram olur, gözyaşı dökersin, ortalama üç dakika bakışırlar, idare edersin. Onlarda bile biraz alengirli kantarın sanatsal tarafını kaçırdın mı, olmuyor. Onun için
her hafta ‘espri yapacağım’ diye uğraşmanın da bir sınırı vardır. Bu, taş çatlasa, 50 dakikadır. Sonra söylemedi demeyin!

Hangi grup izler?

Bizde izleme oranları gruplara ayrılmış durumda... AB’si var, CD’si var. Aslında hepsi birbirinin içinde... Hani üniversitesi bitirmiş, para kazanan bu projeyi takip edecek diye bir kural yok. Asgari ücretle geçiniyor, pazara arada gidiyor grubuna dahil, hatta orta terk olması da bu diziyi izlemez anlamına gelmez. Bu grupların içinde olmayan, TRT’yi terk edeli uzun yıllar olan bir kitle mevcut. İşte bu yapımın asıl izleyicisi onlar. ‘Leyla ile Mecnun’u seyredenler, hatta ‘Halka’ya takılanlar...
İzlenme oranı tatmin eder mi?
Açıkçası evinde reyting aleti olan kitlenin ilgileneceğini zannetmiyorum. Şöyle de bir önerim olabilir. Bu işi, bir süre burada götürüp, izleyicisini sağlamlaştırıp, daha ‘rahat espriler’ eşliğinde internet ortamına taşıyabilirler.

‘Sen yeteneksizsin’

Dizinin ‘Tutunamayan’ başrolünde Tarık, yani Doğu Demirkol kardeşimiz var. ‘Yetenek Sizsiniz Türkiye’ye katılmıştı. Performans; ‘Bir şeyler var ama daha ham’ diyordu. Hatta öğrencilerle kafa bulunca yuhalanmıştı! Acun Ilıcalı şöyle demişti; “Empati ve seyirciyle iletişim yok. ‘Olur mu?’ diyorsan belki çok çalışırsan...” Sonra ünlü oldu. ‘O Ses Türkiye’de gak dedi güldüler, guk dedi yerlere düştüler. “Cem Yılmaz’ın o espirilerinin çok sevilmesinin sebebi, ortada bir kariyer var. Başarının üzerine, başkalarıyla dalga geçmesi sempatik karşılanıyor” diyen Ilıcalı, bu kez ‘kendisiyle dalga geçen’ Doğu kardeşimize gülüyordu!

Yazının devamı...

‘MESİH’ YA DA ‘BORDERLINER’

8 Ocak 2020

Şu sıralar yerli diziler ara verdi. Ev ahalisi, “Bari yabancı izleyelim” dedi. Şimdi gençler kızacak; “Dinazorlar, hâlâ yerlileri izliyor, yeni keşfetmişler bizim tarafı” diye alay da edecek. Mecburiyetten, birçok yerli yapıma katlanıyorum, samimiyetle söyleyeyim. Biz ev ahalisi olarak kuzey ülke işlerini severiz. Karanlıktır ama gerçekliği pat diye vurur, sosa filan batırmaz, duygusala takılmaz. ‘Borderliner’ da böyle bir polisiye... Üç bölüm izledik. “Bugünlük yeter, kafamız şişti” dediler. Niye? Yerli dizilerin senaryolarına alışmış beyinlerin, bu kadar fazla bilmeceyi kaldırması kolay olmuyor. Bunu anladık.
Tobias Santelman başrolde, mesela polis eşcinsel. Vatandaşın hali, gidişatın içinde kaybolup gitti. Kahve içer gibi, suç mahalli araştırmada sıradan bir öpüşme mesela... Takmıyorsun, dizinin labirentinde ilerliyorsun... Bizde bir ‘Kılıç Günü’ oldu, anlatılır
durur, takılıp durduk da ne oldu?

‘Mesih’ dediler...

Uyku kaçtı... Hani öyle bir saat ki, kaçacak zaman var, “Uyumasan da olur” diyeceğin vakit. Benimki ikinci şık... ‘Mesih’ dizisine başladık. Pek konuşuluyor, en yeni işlerden Netlfix’in. İlk üç bölümü not alarak izledim. Ne arasan var. Benim gibi ‘ideolojik açıdan’ izlemeye kalkınca, dünyayı kurtarmaya gelen o ‘rock star kıvamında’ gencin maceraları, geride kaldı. CIA, İsrail, DEAŞ, Suriye, Filistin, kilise, ‘Medeniyetler Çatışması’, Samuel Huntington, MOSAD, CNN International, Kudüs, İbranice, Arapça, Türkiye, bomba, El Kaide ve Moşe Dayan....
Bir torbanın içindeler, dizi onları sallayıp, sallayıp duruyor. Hani eleştirir gibi yapıp, aslında statükoyu anlatıyorlar. Bir kurtarıcı aramak, ben kurtulamayacağım acizliği olabilir mi? Çocuktum duymuştum, büyüdük yaşlandık hâlâ bekliyoruz! Çok büyük bir prodüksiyon, Mesih’le yolculuk yapıyorsunuz ama işte fanustan çıkınca, “Dur bakalım” diyorsunuz. Senaryonun bizatihi kendisi her gün oynanan bizim oralarda, kaç bölümde biteceği tahmin edilemeyen, devasa prodüksiyonun içindeyken ‘Mesih’, kum tanesi gibi kalıyor. Bu arada bizde de “Mehdi gelecek” diyenler olmuyor değil.
Belki Netflix ‘bu versiyonunu’ da çeker!

Yazının devamı...

‘ATİYE’ VE BUKET UZUNER

7 Ocak 2020

‘Atiye’yi izlerken eşim daha başında, hani şu Atiye ile Zühre’nin (Atiye’nin anneannesi Meral Çetinkaya döktürdü) ilişkilerini görünce; “Valla bu Defne Kaman” dedi. ‘Bir çırpıda okudum, çok kapsamlı bir eser, neden bu kitaplardan yararlanmamışlar?” diye de sordu. Çünkü dizinin gidişatı alt metinle dolu değildi. Bir kurgunun içinde ‘tuz biber’ niyetine serpiştirilmiş, ezoterik soslar ihtiva ediyordu. Heyecan ve merak dozu iyi ayarlanmıştı. Hatta sezon sonu bölümüyle çok zeki bir geri dönüş yapılmıştı. Bir kenara koyduk. Derken, kitabın yayınevi Everest Yayınları açıklama yaptı, ‘Atiye’ dizisinin, Buket Uzuner’in ‘Uyumsuz Defne Kaman’ın Maceraları’ romanlarıyla bir ilişkisi yok” dedi. Çünkü, dizideki bazı karakterleri Uzuner’in serisindeki karakterlere (Defne Kaman, Umay Nine ve arkeolog Güneş) benzetenler oldu. Bir esinlenme var mı?
İlginç hikayeler...
Biraz araştırınca, bazı ilginç hikayelere rastladım. Uzuner; ‘Uyumsuz Defne
Kaman’ın Maceraları’nın bir Netflix dizisi olma olasılığı var, onun çalışmaları da devam ediyor. Kesinleştiğinde detayları sevenleriyle paylaşacağım” tweet’ini atmıştı. Benim duyduğum, bir yapımcıyla çalışmalar başlamıştı. ‘Atiye’nin bölümleri yayınlanmaya başlayınca, sosyal medyada “Ne çok benzerlikler var” mesajları giderek artmış. Hâlâ ‘Toprak’ romanı ve dizinin benzerliğiyle ilgili yazara açık ve kapalı mesajlar gelmeye devam ediyormuş. Soru işareti olan; kitabın önemli karakterlerinin, yayında olan dizideki çağrışımı... Başka ilginç ayrıntılar da var
bu tesadüfleri yaratan onu da belirteyim.
Proje yönetiminde bazı çelişkiler... Bugün durum nedir? Duyduğum, çalışmalar devam ediyor. Bir platformda yayınlanacak. Hangisinde yayınlanacağı belli değil, göreceğiz. Bu arada ‘Atiye’, ilk sezonda Göbeklitepe’den polisiye gerilim hattına evrildi.
Bakalım, yeni sezonda Göbeklitepe, arkeolog Erhan ve geçmiş ne kadar bugünün içinde olacak?

Yazının devamı...

KADINLAR EKRANDA ÇOK MU KONUŞUYOR?

6 Ocak 2020

Bu konuda en kapsamlı araştırma olduğu yazıldı; tam 700 bin saat 2001 yılından bu yana kanal kanal incelendi. Kadının ve erkeğin ekran karnesi çıkarıldı. Fransa’da İNA (Institut National Audiovisuel)önderliğinde,  bu kuruluşta araştırma mühendisi olarak çalışan David Doukhan’ın yaptığı bir araştırma. Büyük bölümünü oluşturan 2010-2018 arası, kadın-erkek eşitsizliğinin çarpıcı oranlarını ortaya koyuyor. Kadınların ekranda görüşlerine yer verilen sürenin oranı yüzde 32.7...Bu konuda en kapsamlı araştırma olduğu yazıldı; tam 700 bin saat 2001 yılından bu yana kanal kanal incelendi. Kadının ve erkeğin ekran karnesi çıkarıldı. Fransa’da İNA (Institut National Audiovisuel)önderliğinde,  bu kuruluşta araştırma mühendisi olarak çalışan David Doukhan’ın yaptığı bir araştırma. Büyük bölümünü oluşturan 2010-2018 arası, kadın-erkek eşitsizliğinin çarpıcı oranlarını ortaya koyuyor. Kadınların ekranda görüşlerine yer verilen sürenin oranı yüzde 32.7...

Hangilerinde kadınlar fazla?

Kabul görülebilir oranlarda, Teva ve Cherie 25 kanalları kadına ağırlık veriyor. Her ikisi kadın ve aileye yönelik, yayın yapan kanallar. Bizde mesela Woman TV, çaprıcı örnek olabilir. Açık kanallarda en çok kadının süre aldığı iki yer var: M6 (yüzde 40.9) ve TF 1 (yüzde 36.1).

Spor ve kültürde yok!

Spor kanalı Eurosport’ta kadınların yer alma süresi, yüzde 7.4! Kültür ve eğitim kanallarında durum farklı değil ve bu büyük sürpriz. Histoire Channel ve Arte örnekleri gösterilmiş. Kadının en az süre aldığı tematik kanallar.  

Bizde yorum yapan erkek!

RTÜK’e sordum, “Yukarıdaki gibi bir araştırmanız var mı?” diye.”Yok” dediler. Konuyu Kocaeli Üniversitesi İletişim Fakültesi Bölümü öğretim üyelerinden Dr. Mert Güler’le konuştum. Bu konularda güncel yazılar yazan bir isim. Bu kapsamda bugüne kadar bizde gerçekleşmediğini o da söyledi. Küçük ölçekli akademik tezler ya da lisansüstü çalışmalarda karşılamanın mümkün olduğunun altını çizdi. Türkiye’de ekranda kadın aktarıcı, erkek yorumcu rolünde. Peki nasıl?

Haberi kadın sunuyor

Yazının devamı...

YAYIN KESİLDİ SONRA NE OLDU?

3 Ocak 2020

Geçtiğimiz 28 Aralık gecesi TRT 1’de Pelin Çift’in konuğu Prof. Şeref Ateş, konu ‘Dünyada Türk İzleri’... Saat 01.26 gibi stüdyodaki ışıklar söndü, romantik bir ortam oldu. “Aaa ışıklar gitti”dedi Çift. Kumanda odası, “Devam edin” diyor. “Devam edeceğiz de...” diyerek, durum toparlaması yapıyordu sunucu. O sırada birden müzik girdi. ‘Gündem Ötesi’nin jeneriği... Sonra 01.27 gibi ‘Aileler Yarışıyor’ başladı. Üç dakika kadar sürdü. Sonra stüdyoya tekrar döndük. “Devam ediyoruz sevgili seyirciler. Bir küçük teknik aksaklık oldu. Bazı seyircilerimiz ne kadar programa sadık ki, ‘Ne oldu program devam etmeyecek mi?’ mesajları yollamışlar” dedi. 01.30 gibi kaldığı yerden başlayan program, 01.41 gibi bitti. Sonra?
Ee ‘Aileler Yarışıyor’ vardı, o kaldığı yerden devam etmeye başladı.

Ne yapılmalıydı?

Durumu, canlı yayınlara yıllarını vermiş, kısa bir süre öncesine kadar kurumda çalışan önemli bir isme sordum. “Canlı yayınlarda yayın devamlılık stüdyosunda, ana kumandada bu durumlar için dolgu fragman bandı hazır bulunur. Kriz aşılana kadar, bunlar yayınlanır. Oysa burada bir programın tekrarı yayına girdi. Bu hiç olağan değil” dedi. Ulus’taki stüdyoda çekilen bu yapım, son depremden sonra kiralık bir stüdyoya taşınmış. “Ama bu bir gerekçe olamaz, TRT için bu bir gerekçe olmamalı” diyordu tecrübeli yönetmen.

Haberler yayınlanmamıştı!

Kısa bir zaman önce TRT Ana Haber Bülteni ‘sesin yayına verilememesi’ nedeniyle yayınlanamamıştı. ‘Ses masasında planlanan oturum ayarlarıyla ilgili sorumluluk, devamlılık, koordinasyon ve bilgi eksikliği’... Nedenlerini böyle sıraladı kendisi. “Ses masasının ve yayın testini zamanında ve yetkin bir şekilde yaparsanız böyle bir durumla karşılaşılmaz” diye devam etti. Peki bunlar tesadüf mü?

Kalifiye eleman eksikliği

Özetle, yönetmen durumu böyle tanımladı. 2018 yılında çok sayıda emeklilik yaşandığını, gidenler arasında ağırlıklı olarak yönetmen, yapımcı ve yayında çalışan diğer teknik personel olduğunu da söyledi kurum eski çalışanı...

Yazının devamı...