‘SADAKATSİZ’, ‘DR. FOSTER’IN TAHTINA GÖZ DİKTİ!

19 Kasım 2020

Kanal D’nin bu sezon ses getiren dizisi ‘Sadakatsiz’, BBC yapımı ‘Dr. Foster’ın yerli hali... Med Yapım bu ‘uyarlama’ işinde artık uzman şirket... BBC yapımını uyarlamak ciddi iştir. Benzer durum ‘Desperate Housewives’ın uyarlaması ‘Umutsuz Ev Kadınları’nda olmuştu. ‘Telenovela’ dışı bir işti. Bizim yerli yapım, orijinali kadar ilgi görmüştü dış piyasada. Benzer durum şimdi ‘Sadakatsiz’ için geçerli. ‘Dr. Foster’ artık yeni adı ve kimliğiyle yabancı pazarlarda, kendi kimliğiyle beğeni bekliyor.

Dış pazarda adı ne olacak?

İngiltere’ de ‘Dr. Foster’ bizde ‘Sadakatsiz’ yurt dışı satışında ise ‘A Woman Scorned’ (Horgörülen Kadın). Bu dizinin bugüne kadar beş ülkede uyarlaması yapıldı. ‘Out of Love’ (Hindistan), ‘Infidèle’ (Fransa), ‘The World of The Married’ (Kore). Bir de Rusya uyarlaması var. Brezilya da niyetlenmiş sonra gerçekleşmemiş. Med Yapım ile Ay Yapım ortak pazarlama şirket Madd Entertainment bizim ‘Sadakatsiz’i İngilizce yeni adı ile ilk aşamada Güney Amerika pazarına soktu. Sonraki aşama Avrupa piyasası...

En iyi uyarlama

Sordum, “Bu beş uyarlama arasında bizim durum nedir?” diye. “Kore uyarlaması çok iş yaptı kendi ülkesinde. Bir de bizim uyarlamamız çok başarılı oldu diyebiliriz” cevabını aldım. Özellikle ‘Umutsuz Ev Kadınları’, MENA pazarında orijinalinden çok daha iyi yapmıştı. Bakalım aynı şey ‘Dr. Foster’ uyarlaması yurt dışındaki adıyla ‘A Woman Scorned’ için de geçerli olacak mı?

BAŞLAMADAN YURT DIŞI PAZARINDA

Bu hafta Kanal D’de ekrana gelecek ‘Bir Annenin Günahı’, izleyici tarafından merakla bekleniyor. Öte yandan şimdiden yurt dışı ‘rezervasyonları’ yapıldı. Latin Amerika TV dizi pazarı MIP Cancun’da 21 Kasım’da başlayacak online satış listesinde yerini aldı. Filipin uyarlaması ‘Bir Annenin Günahı’ (A Mother’s Guilt-Hanggang Saan) orijinali kadar dış piyasada ilgi görecek mi?

Yazının devamı...

‘RUSLAR’I YENEMİYORDUK!’

17 Kasım 2020

Maçı anlatan spiker “Ruslar’ı yenemiyorduk” cümlesini kurduğu an, ev ahalisi pek bir sinirlendi, “Bu takım Fransa’ yı yenmiş. Hem de şansına değil” dedi. Şu zamanın kadrosu için, final oynarsa sürpriz olmaz deniliyor. Öyle bir takımın maçında “Onu da bu kadar zaman yenemedik. Buna da gol atamıyorduk” gibi sözler biraz ‘aşağılık kompleksi’ sınıfına girmiyor mu? Bu arada her maç çok rahat gol yiyoruz. Bu bir teknik sorun değil mi?

AÇIK KANALDA NEDEN OYNAMAZ?

D Smart’ ta geçenlerde ‘Çikolata’ diye bir film izledik. Juliette Binoche ve Johnny Depp oynuyor. Romantik, mizahi bir eleştiri tutuculuk üzerine kırmadan ve masalsı bir final.

‘Lantana’ diye bir film izledik onu yazmıştım. Açık kanal sinemaları özel televizyonun kuruluş ve sonrasındaki gelişme bölümündeki filmlerinin kalitesinde değil.  Şimdi ‘gişede iş yapmış’ klasmanından gidiyor işin kolay yolu. Hani bir ‘gerilim polisiye kuşağı’, bir ‘romantik komedi’ kuşağı, bir ‘ünlü yönetmenler kuşağı’ vs. gibi işler yok. TRT 2 olabildiğince buna yakın örnekler veriyor. Diyorum ‘sansür’ mü yoksa, açık kanalları ‘garantili macera aksiyona ve animasyona’ mecbur kılan?

BİR KADIN PORTRESİ BU KADAR İYİ GÖZLENİR

‘Bir Başkadır’ dijital platform dizisini ev ahalisi izledi. Etnik kimlik, türban, laik ve muhafazakâr kesim, eşcinsel, trans her şey mevcut dizide. Bu sadece bir ‘tozunu aldık’ dizisidir. Tek başına her bir konudan onlarca dizi çıkar. Tabii dünya görüşüne bağlı olarak değişkenlikler de gösterir diyelim!

Öykü Karayel, soba dumanı kokan mahalle kızını olağanüstü oynamış. 70’li yıllarda da, 80’lerde de, 90’lar da böyleydi. Fazladan, bir türban ile 2000’li yılların çerçevesini çiziyor.  Müziklerini sevdim. ‘Mourir d’Aimer’ çalıyor ‘yerel’ bir öykünün üzerinde. ‘Müzik evrenseldir’ mesajının çarpıcı örneği diyebilirim. Dizi çok tartışıldı. Böyle bir proje izleme açlığı diyelim.

Yazının devamı...

DİZİLERİN TAKİPÇİ REKABETİ

16 Kasım 2020

‘The Wit Social List’ sosyal medyada en çok paylaşılan ve takip edilen dizilerin listesini yayınladı. Bu listenin baş müdavimi Türk dizileri... Sosyal medyayı aktif kullanan ‘dizi fanları’ ile ülkemiz bu alanda dünya çapında bir şöhrete sahip oldu. Dizilerine bu kadar bağlı sayılı ülkelerden biriyiz. Ekim ayında dünyada Instagram hesapları en çok takipçi alan üç yapım bizden...
‘Masumlar Apartmanı’ yayınlandığı günden bu yana 327 bin takipçiye ulaştı. ‘Menajerimi Ara’nın 147 bin, ‘Uyanış: Büyük Selçuklu’nun ise 122 bin takipçisi olmuş. Tabii baktım bu rakamları çoktan geçmişler. 21 Ekim tarihine kadar olan süreyi kapsıyor veriler.

BÖYLE OLUR YEMEKLİ GEZİ PROGRAMI...

Dolaşırken kumandaya takıldı.
‘Anadoludayız’, 360 kanalında. Ev ahalisi “Biraz bakalım” dedik. Ayrılamadık... Hatta reklama girdi. Başka kanala geçip, bekledik zaman geçsin diye... Peki neydi bizi çeken? Sunucu Lokman Dağ... Adana lezzetleriydi izlediğimiz. Konuya hakimdi, ayrıntıları biliyordu. Mardin Nusaybin’de doğmuş terörden kaçarak İzmir’e yerleşmiş ailesi. Limon, su ve midye satmış sonra iletişim okumuş ardından muhabirlik yapmış yıllarca. İşin, ekran tarafına geçmiş. Tüm bu yaşam tecrübesini konuşturuyor. Adana ziyaretinde zırh kullanımının ne kadar meşakkatli olduğunu anlattılar. Usta, “Zırh tutmayı öğrenmek en az beş yıl” dedi.

Adana kebap diye yazmak kolay değil!

“Halk arasında kıyma kebabı denir. Şehre dışarıdan gelen misafirler Adana kebap diyor” dedi usta. Lokman kardeşimiz durumu anlattı; “Adana adını almak için ticaret odasına belli bir ücret ödemek gerekiyor. Ve sadece Adana’da oluyor. Ancak bu ödemeyi yapan işletmeler ‘Adana kebap’ diyebiliyor. Yoksa tuzlu, acılı, acısız kebap diye geçiyor. Adana için Adana’ya patent ödemeniz gerekiyor.” Yani biz Adana kebap yemiyoruz...

Yazının devamı...

EKRANDA FORMULA 1 HEYECANI

15 Kasım 2020

Bugünün en heyecan verici olayı ekranda, ‘Formula 1’in Intercity İstanbul Park’ta gerçekleşmesi... 2005 yılında açıldı pist. 2011’e kadar yedi yarışmaya ev sahipliği yaptı. Dokuz yıl sonra yarışlara açılıyor. Formula 1’de yılda 15 yarış yapılıyor. Bu yıl 10 ülke salgın nedeniyle iptal etti. Tamamlanması gerekiyor. Yeni beş ülkenin pisti devreye girdi. İstanbul onlardan biri.
Bugün çok heyecanlı bir isim var. Formula’nın sesi Serhan Acar. 2000 yılı bu işe başlama tarihi... İTÜ Elektrik Mühendisliği bölümünden mezun. “Ben bir Formula 1 hastasıyım. Kendi hobisinden para kazanması insanın muhteşem bir şey” diyor. Bu yarışa nasıl hazırlandı?

İki Covid-19 testi gördü

Hafta içinde iki test oldu Serhan, “Negatif çıktı. Yoksa piste giremezdim” diyor. Bu yarış ve bütün yarış öncesi 80-100 sayfa doküman okuduğunu söyledi. Bunlar haberler, yeni bilgiler, dedikodular, röportajlar vs. Böyle hazırlanıyor. 20 yıla yakın bir tecrübenin ve birikimin bir yarışı elini kolunu sallayarak anlatabilmesi için yeterli. “Ben izleyiciyi bilgilendirmem, heyecanlandırmam, eğlendirmem lazım. Tüm bunlar için bilgileri yenilemek şart” diyor.

100 kamera var

Formula 1 yarışlarını az sayıda yabancı gazeteci izleyecek. Salgın nedeniyle sayı sınırlı tutulmuş. Önemli ülkeler büyük ekiplerle gelirmiş yoksa. “Salgın nedeniyle anlatım kabinleri açılmadı. Pisti göremeyen bir kabinde anlatacağım. Gönül isterdi ki böyle bir heyecanı görerek anlatayım” dedi Serhan Acar. Ben merak ediyordum sordum, Formula 1 yarışlarını kaç kameranın takip ettiğini... 100 kamera ile bu yayınlar gerçekleşiyor. Çok büyük bir iş!

İstanbul bir daha olur mu?

Serhan’dan öğrendim. BBC internet sitesinde yer alan bir haberde 25 Nisan’da adı konmamış yarış daha var. Bunun için Portekiz ve Türkiye’nin çekiştiği yazılmış. Yani İstanbul Park için bu yarış yeniden doğuş olabilir.

Yazının devamı...

DİZİ AYRINTILARDA MEVCUTTUR

13 Kasım 2020

Mesajları ayrıntılarda bulunur; ‘Sadakatsiz’. Dizi, Kore’den uyarlama. Kimden olursa olsun, kopya da çekilmiş olsun, her ülkede durum benzerdir. ‘Asya aslında Eyşan, dizide inandırıcı oynamıyorlar, senaryo uyarlaması olmamış’ ne söylerseniz söyleyin, bir gerçeğin altını o yemek sahnesi ayrıntılı anlattı.
Kadının isyanı, erkeğin sistem içinde egemen olma isteği iş ve ilişki ağında, bir başka kadının düzen içindeki erkekle birlikteliğinin çıkmazı, zenginliğin bir anda yaldızlarının dökülmesi... Toplum tutuculuk girdabında yuvarlandıkça kadınının ‘her kötülüğün sebebi’ olarak gösterilme kat sayısı artıyor. Eğitimsizlik, parasızlık sosları ile erkeklik gurur kendini, dayakta, silahta, şiddette buluyor. Her karakterin kırıntılarından bir bütün çıkıyor. Bunca tantanadan sonra sanki bir şey olmamış gibi yeni baştan başlayan bir dizi mi olacak?
Fotoğrafa biraz da içeriden bakmak lazım. ‘Sadakatsiz’ karakterleri ve konuşmaları ile ortaya hiç de boş olmayan bir çerçeve çıkarıyor. Konusu dağılıyor ya da daha ne kadar gider meselesi ayrı. Ama her an bir dokundurma, bir kendi kendimizi öz eleştiri yapma fırsatı veren bir proje...
Evlilik dışı ilişkiye özendirmiyor, neler olduğunu anlatıyor dizi!

BİR YAPIM KENDİSİ İLE NASIL KAFA BULUR?

‘Yasak Elma’da Yıldız (Eda Ece) yalıdan kovuldu. Bir şekilde girmesi gerekiyor kapıdan mümkün değil; iskelede bir balıkçının kayığını ayarlıyor. Ve balıkçı kürekleri çekiyor, Yıldız hikayesini anlatıyor; “Bursa’da doğdum. Biz fakirdik, garsonluk yapıyordum. Holding sahibi bir adamla tanıştım. Evlendik, başıma gelmeyen kalmadı. Ondan bir oğlum var. Şimdi o beni bıraktı, eski karısı ile evlendi. Ondan önce, eski karısı ile evlenmişti ayrılmıştı. Benimle evlendi tekrar, ona döndü. Bunlar çok değişik bir aile”... Balıkçı şokta.
İzleyicide ‘sabun köpüğü dizi’ olup kendisi ile kafa bulan ender işlerden biri ‘Yasak Elma’. Anlattığına kendisi de inanmıyor dizisi. Seviyoruz bu halini...

Yazının devamı...

KOMEDİ ZOR İŞ

12 Kasım 2020

Komedi dizilerinin, ülke dizi sistemi içinde tutunabilmesi çok zor... Şu an ekranda ‘Seksenler’ tek tabanca...
Kendi hikayesini sürdürüyor. Bu biraz da yapım ekibinin tecrübesinden diyelim.
Genelde gerçekten 120 dakika komedi işin ruhuna aykırı.
‘İyi Aile Babası’ geliyor. Çağlar Çorumlu, Şebnem Bozoklu, Melek Baykal, Salih Kalyon, Timur Acar, İpek Bilgin, ‘İftarlık Gazoz’un muhteşem oyuncusu Berat Efe, Parlar, Beste Bereket... Ekip ‘Daha ne olsun!’ durumunda... Baktım fragman üzeri eleştirilere de “Modern Family’ye özenmiş” diye yazılmış. Neye özenirse özensin, neyin benzeri olursa olsun, bu ekipten iyi iş çıkmalı. Fragmanları izledim, “Bir komedi geliyor, seyredeceğiz” dedim. ‘Üff be!’ olmadı. Hani bu ekip bir tiyatro kursa, kapalı gişe derim.
Dikkatimi çekti, Bahar Süer var. Rastlantı, benim hareket noktamı belirledi. Kendisi ‘Gençliğim Eyvah’ dizisinde Mücella rolündeydi. Dizi bekleneni vermedi, bitirildi. Beklenti olmuştu ev ahalisinde, Cengiz Bozkurt, Levent Ülgen ve Günay Karacaoğlu üçlüsünün başı çektiği bir komediydi.

AMAN DİKKAT!

Bugünün gençleri Instagram diye bir iletişim ile büyüyor. Bir yanda albenisi çok fazla fakat tuzakları da bir o kadar mevcut paylaşım sistemi... Bizi aşar, bir de ‘YouTuber’ diye bir meslek oldu bu mecra vasıtasıyla. Hareket noktası bir nevi ‘sosyal pazarlama’. Ürünler, giysiler, markalar, danslar, mekanlar... Bir garip konuşma eşliğinde veriliyor.

Yazının devamı...