AKŞAM DİZİYLE GEÇİYOR; REKOR BEŞ SAAT!

19 Ekim 2021

Açık kanalların haber sonrası yayın anlayışı, eşittir dizi. İşte ‘dizi televizyonu’ ispatı rakamlar. Medya Takip Merkezi ekim ayının ilk haftasında dizi sürelerini hesapladı. Yayında olan 26 yapımın özet bölümü (özet de yeni bölüm uzunluğunda neredeyse!) ve yeni bölüm toplamı 15 yapımda dört saatin üstünde. 10 proje üç saatin üzerinde... Rekor ‘Kırmızı Oda’da; beş saat beş dakika. Dizi saat 19.20’de yayına girmiş. Dikkat ettim ‘Seksenler’ günlük dizi. Onun süresi iki saatin üstünde! Bir dizi, bu uzunluklara göre nispeten daha makul ‘Emanet’; 2 saat 17 dakika...

RIDVAN ÇOK KIZDI!

Trabzonspor-Fenerbahçe maçına, “Maç hakemin verdiği yanlış sarı kartla bitti” dedi Rıdvan Dilmen. Fenerbahçeli Kim Mi Jae’nin ikinci sarısı. Hakem sarı da verir, kırmızı da verir, penaltı da verebilir diye hafif yan çizdi, “Sarı kartlar da adil değildi” gerekçesiyle... Hemen söyleyeyim bu konuda haklıydı. Peki, “Sarı kartla maçı bitirdi” yorumuna başka neler söylendi? TRT Spor’da Bünyamin Gezer, “Omuz omuza olsa yana düşer, futbolcu öne düştü” diyerek, “Sarı yetmez, kırmızı kart” diye bir tık öteye taşıdı. A Spor’da Erman Hoca, “İkinci sarı doğru” dedi. Sevgili Gürcan Bilgiç, penaltı için, “O pozisyonda VAR devreye giremez” diye görüş bildirdi. “Ben VAR çağırsa bile vermezdim” diye de ekledi. Bilgiç’e göre hakem pozisyonu görmüş ve faul olmadığına kanaat getirmişti, niye fikrinden dönmüştü? Hem Gezer, hem de Toroğlu “Penaltı” dedi. Hatta bariz gol şansından kırmızı verilmesi gerektiğini de belirttiler. Bizde bu hakem halleri bitmez. “Standart yok” lafları duydum. Tecrübeli hakem, genç hakem tartışması...

Şimdi sırada, “Yabancı hakem gelsin”ler yerini alır. Ve bir sezon daha böyle sona erer.

Yazının devamı...

Mojo, Batu ve Büyük Parmakkapı Sokak

17 Ekim 2021

Batu Mutlugil, “Büyük Parmakkapı, rock camiasının sokağı idi. Bunu Hayal Kahvesi ve Mojo’ya borçludur. Jazz Stop’un da katkısı olmuştur epey. Bu üç tapınağa uğramadan uyku girmezdi rockçının gözüne” diyor...

"21 yaşında iki çocuk babası olunca, gitarı rafa kaldırmıştım. Yavuz’u dinlediğimde, bir oğlum daha varmış gibi hissettim. Kayıp zamanı geri kazanırcasına, gitar raftan indi ve itina ile eleman seçe seçe, ideal dörtlüye geldik: Ben, Yavuz Çetin, Sunay Özgür ve tabii ki Kerim Çaplı. Hayatımın en unutulmaz sahne performanslarını BBB ile yaşadım. Dinleyici de öyle ve bu ekip Mojo’nun da liste başı olmasında en büyük rolü oynadı”... Belki 90’lı yıllara damgasını vuran Mojo’nun da hikâyesinin özetiydi. Batu Mutlugil müzik dünyasının kendine has ismidir. Dostluğumuz taa Hayal Kahvesi’nin o Büyük Parmakkapı’daki günlerine gider. Biz (Bulutsuzluk Özlemi) Hayal Kahvesi’nde çalıyoruz. Program bitiyor. ‘Hadi bi Mojo’ya gidelim’ zamanları. Ben de oralarda kaldığım için sohbet, hatıralar üzerinden gitti. “Büyük Parmakkapı, rock camiasının sokağı idi. Bunu Hayal Kahvesi ve Mojo’ya borçludur. Jazz Stop’un da katkısı olmuştur epey. Bu üç tapınağa uğramadan uyku girmezdi rockçının gözüne”. Peki neden bitti? “Bir zamanlar Mojo vardı” ya da “Kapanışın ‘Purple Rain’ ile yapıldığı günleri özledim” diyenlere bir çift söz yok mu?

“Teknenin ufağı büyüğü su almaya başladı mı kaçınılmazdır. Hele ki, iki kaptan ayrı yöne dümen kırarsa son kaçınılmazdır. Mojo’da da öyle oldu. Son rotada ben fedakârlıkla dümeni bıraktım. İddialı kalan kaptanın limana varmayacağını görmemek adına. ‘Purple Rain’ ve Prince’e benim hiç mi hiç hayranlığım olmamıştır ama 80 jenerasyonunun bu hayal kırıklığını, anlayabiliyorum. Benim için de son dönemler ruhumda, King Crimson’dan ‘Epitaph’  çalıyordu, şapkamı alıp gittiğim güne kadar.” Batu Mutlugil bir müzik mabedinin bitişini böyle anlattı.

Bu gruplar burada doğdu

“Fishmind, Garage Band, Thrust aklımda kalanlar” dedim. Batu, “Circus, Josephine eklemek gerek. Duman da Mojo’dan doğdu. Bir anlamda Mor ve Ötesi, Athena’yı dahi, sayabiliriz” dedi. Malum Duman’nın şahane gitaristi Batu, Batu Mutlugil’in oğlu. Bilirim, çok çalıp söylediler böyle doğaçlama. Harun da sık giderdi, Athena Gökhan da...

Bugün durum nedir?

Bugün mekânlar müziği değiştirdi gelen ‘Z kuşağı’ da değişti. Peki bugün direnen var mı? “Aynı ruhu yakalamaya yakın mekânlar var tabii ki. Örneğin İstanbul’da Ağaç Ev, Ankara’da Muddy Waters. Ama bir taraftan sigara yasağı, içki zamları, üstüne pandemi, durum ağır. Nasıl geçineceğizden, sahne alabilmek için, cebindeki olmayan parayı vermeye hazır blues ve rock müzisyenleri, daha da sıkıntılı”... Mekânlar ‘blues rock’ı terk etti ama notalar devam ediyor. Hayal, yeni Parmakkapı Sokak’lara.

Yola devam

Yazının devamı...

'Yalancı' yalan olmasın!

15 Ekim 2021

‘Yalancı’ dizisi ev ahalisi tarafından ilgiyle izlenen bir yapım... Ve fakat genelde ev ahalisinin izlediklerini ‘total’ sevmiyor, hatta AB ile de çelişiyorlar. ‘Yalancı’ da böyle oluyor. Durum hiç iyi değil. AB’de ilk 10’a zor giriyor. Total izleyici de hiç yok gibi... Bizde illa bir ‘Yeşilçam sosu’ olacak, total izleyici yakalamak istiyorsanız. ‘Yalancı’ dizisi ev ahalisi tarafından ilgiyle izlenen bir yapım... Ve fakat genelde ev ahalisinin izlediklerini ‘total’ sevmiyor, hatta AB ile de çelişiyorlar. ‘Yalancı’ da böyle oluyor. Durum hiç iyi değil. AB’de ilk 10’a zor giriyor. Total izleyici de hiç yok gibi... Bizde illa bir ‘Yeşilçam sosu’ olacak, total izleyici yakalamak istiyorsanız. 

‘Yargı’ gayet iyi...

‘Yargı’ dizisi bir ölçüde bu ‘entel ve Yeşilçam’ dengesini koruyor. ‘Teşkilat’ ile çekişiyorlar ilk iki için... 

ÇANTADA KEKLİK DEĞİL

Kanalın üç iddialı yarışması var. İlk sıralara oynadı hep. Teker teker piyasaya sürerdi. ‘Masterchef Türkiye’ total izleyicide beklenenin altında gidiyor. Sezonu bitmeden hemen arkasına ‘O Ses Türkiye’yi girdiler. Şu ana kadar beklenen olmadı. ‘Kırmızı Oda’da eski havasında değil. TV8 için ‘garanti yarışmalar’ devri kapanıyor mu?

TRT; ARTIK TABU KIRILDI

TRT yapımları uzun yıllar izlenme oranları mücadelesinin içine pek giremedi. ‘Osmanlı dizileri’yle çekimleri eli yüzü düzgün de olunca ilgi ve alaka yüksek oldu. ‘Masumlar Apartmanı’ ve ‘Gönül Dağı’ ile özel televizyon konularının kulvarında da ‘varız’ mesajı verdi. Şahsen ilk başlarda ‘Gönül Dağı’ mizahı kıvamda bir kasaba hali dizisi olarak beğeniyordum. Sonra başka başka yerlere gitti, o havasını kaybetti. Dip not olarak, belirteyim dedim.

ORHAN KEMAL ESİNTİLERİ

Yazının devamı...

Neslihan Atagül 'EDHO'da mı?

14 Ekim 2021

Ali Eyüboğlu yazdı, ‘EDHO’ nun yeni sezonu ‘sanki yeniden başlıyor’ gibi... Tam 12 yeni karakter yer alacak. ‘Masa’ya yeni isimler geliyor. Son zamanlarda bir söylenti çıktı Neslihan Atagül’ün ‘EDHO’ya katılacağı yönünde... Sordum meraktan, “Onun dışındaki tüm söylenen yeni isimler doğru” cevabı geldi. Ara ara böyle ‘iletişim pazarlama’ operasyonları oluyor bizim televizyon oyuncu sektöründe. Sanırım onlardan biri!

‘Yok yok’

Yeni oyuncular, yeni hikayeyle gelir. EDHO’da yeni sezonda “Hikayede yok yok” dediler. “Ana eksende uluslararası mafyayla olacak” dediler. Hep söylerim, bizim ‘gerçek senaryolarımız’ yazılanlardan katbekat heyecanlı. Başlıkları şöyle bir alt alta getirince, hayali hikayelere pek gerek kalmıyor. Konuşulanları, iddiaları, haberleri kopya kağıdı yapıp senaryo diye yazılsa ne diziler, ne filmler çıkar. Neyse bir gün onlar da olur diyelim!

BU YÖNETMEN BİR DAHA MAÇ ÇEKMESİN

Letonya-Türkiye maçını izleyenler ‘tekrar pozisyonları’nın abartıldığı bir karşılaşma izledi. Bu köşede çok yazdım ‘tekrar pozisyonlar maçı öldürüyor’ diye... Bu artık onun ötesine geçmişti. Letonya TV 3 adına prodüksiyon şirketi Levira şirketi çekmiş. 12 kamera ve 38 kişiyle reji hazırlamış. Böyle çekime göre çok fazla kalabalıkmış. Yerli yersiz ‘tekrar’ girişleriyle neredeyse bize maçın kendisini değil, tekrarını izlettiler. Bu yayını kim gerçekleştirdi ise hemen görevi bırakıp, evinde torun sevebilir!

Yazının devamı...

LATİN PİYASASINA TÜRK DİZİLERİ NASIL GİRDİ?

12 Ekim 2021

İlkler önemlidir. Önce Orta Doğu pazarında kendini gösterdi bizim diziler. Latin piyasası çok sonra oldu. Peki nasıl oldu? Durup dururken değil. Bir işaret fişeği lazımdı. İşte o kişi Juan Ignacio Vicente... Şili’nin en önemli özel televizyon ağı Megamedia’nın dış içerikler sorumlusuydu. Şimdi Viacom CBS tarafından satın alınan Chilevision’un iki müdüründen biri oldu. Yani Latin piyasasının önemli bir figürü... “Türk dizilerini keşfeden ve Latin Amerika piyasasına kazandıran adam” diyorlar. Peki hikaye nasıl başladı? 2014 yılında kendisiyle yapılan bir söyleşide şöyle anlatmış.

‘Binbir Gece’ ve tesadüf

Yıl 2013 Cannes’da sektörün önemli fuarı MIP TV’de Vicente... Yüzlerce hatta binlerce irili ufaklı yapım standı var. “Onları gezeyim” diyor bakalım, bir şey çıkar mı diye. Tesadüfen, küçük bir standın önünde duruyor. Üç tane broşürü olan küçük bir masa... ‘Binbir Gece’nin yapımcısı TMC’nin broşürlerine bakıyor. İlgiliden bilgi istiyor, konusu nedir, soruyor. Anlatılanlar, dikkatini çekiyor. Senaryoyu, snopsisleri vs. çevrilmiş halini soruyor. Cevap, yok. Bu konuda kendisine yardımcı olacak, dizinin ilk bölümünün İngilizce alt yazılı örneği.

İspanyolca‘ya kebapçı çevirdi

Şili’ye döndükten sonra, dizinin dört bölümünü izliyor Vicente. Diyalogları anlamıyor. Ama ortada iyi bir işin olduğunu (çekimler vs.) anlıyor. İş başa düşüyor anlaşılan. Türkçe’den İspanyolca’ya kim çevirecek? Santiago’dan gece hayatının pub’ların, lokantaların bulunduğu bir semt Bellavista... Orada kebapçı dükkanı olan bir Türk buluyor. Çeviriyi o yapıyor.

Patladı gitti

Dizi yayına girdiğinde Mega TV’nin 4.9 olan ortalaması birden, 27’lere çıkmış. Ardından ‘Fatmagül’ün Suçu Ne?’ geliyor. Daha sağlam, daha akıcı ve genç kitleyi alan biri dizi olduğunu söylüyor Vicente... Bu iş nasıl patladı Latin ülkelerinde, işte hikayesi...

Yazının devamı...

‘Bugün rap rövaçta’

10 Ekim 2021

“Şu anda sahip olduğumuz genç nüfusun müzik zevkinde birinci sırada rap var.” Mekânlar müzik beğenisini de gösterir, İF’in ortaklarından Selim Gültepe özetledi durumu

Ankara rock olayının en ciddi şehridir. Çankaya, Sakarya dolayları marka mekânları ile unutulmaz. Tunus Caddesi’nde 2005 yılında bir mekân açıldı İF. Sonra Türkiye çapında bir marka oldu. 16 yılı devirdi. Geçtiğimiz hafta IF Beşiktaş’ta çaldık. Yenilenmiş, epey para harcanmış. Selim Gültepe ortaklarından, konuştuk mekân ve müzik durumunu.

“2005-2008 arası rock müzik, 2009-2014 pop&rock alternatif, 2015-2018 pop müzik ve üçüncü yeniler. 2019-2021 rap. Şu anda sahip olduğumuz genç nüfusun müzik zevkinde birinci sırada rap var.” Mekânlar müzik beğenisini de gösterir, Selim Bey özetledi durumu. İF yurt dışında İsveç’te mekân açmıştı. “Salgın döneminde maalesef kapattık” dedi. Sektörün salgındaki durumunun da bir örneğiydi belki.

İF, İstanbul’da Beşiktaş ve Ataşehir var. “Beşiktaş’ın öğrenci ve beyaz yakalı, Ataşehir’in gelir düzeyi yüksek ve yaş ortalaması yukarıda müşterisi var. Seçimleri de ona göre yapıyoruz” diyor. Yılda her mekânda 250-300 müzisyen çalıyor.

İçmek yemek tamam ama iyi müzik dinletmek amaç. Bunun için akustik ve ekipman çok önemli. “Akustiğe önem veriyoruz. Alanında uzman akustik firmalarıyla çalışıyoruz. Canlı performans alanı tüm ekipman ve donanımlarıyla maliyeti 500 bin euro üzerinde” diyor.

TÜRKİYE KONSER HARİTASI

Bu haftadan itibaren böyle bir köşe yapayım dedim. Konserler sadece büyük şehirlerde olmuyor. Türkiye turu yapacağız hangi grup nerede çalıyor durumu. Bu vesile ile bir iki kelam edeceğiz yeri gelince, küçük söyleşiler de olacak. Köşeden daha fazla diyelim.  

Yazının devamı...

Ajan dizimiz iyi

9 Ekim 2021

TRT’nin bugüne kadar yaptığı ‘kaliteli’ ‘ajit-prop ‘ dizisi diyebilirim ‘Teşkilat’ için... James Bond neydi heyecan veren bir ajan filmi mi? Emperyal güçlerin ajit-prop dizisiydi. Her ülkenin ajan yapımları vardır. ‘24’ nedir mesela? Amerika’nın Orta Doğu politikası! Buradaki ince çizgi, iyi bir senaryoyla durumu anlatmak, inandırıcı olmak. ‘Teşkilat’ giderek bunu yapmaya çalışıyor. Mavi Vatan 1 sondaj gemisine sabotaj ve devamında nedenlerinin sıralanması akıllı bir seçim. Ama şu, “Bunlar kahpe”, “Bizi dünyaya rezil etmek istiyorlar” vs. gibi söylemleri bırakmak lazım. Senaryonun “Tamam da biz ne yapıyoruz?”u sorması lazım. Olanı göstererek anlatmakta fayda var. Çözümü nasıl yapıyoruz, onu göstermek daha anlamlı.

‘ACAYİP OLUR’

Eşim ‘Liste’ romanını yeni bitirdi Timur Soykan’ın. Siyasi-polisiye roman. Devletin zirvesindeki köşkte genç bir komiser öldürülür. Cesedin elindeki listeyi çekip alır katil. Cinayetin en önemli deliliyle izini kaybettirir. Bir polis, katilin peşindedir. Devletin bütün hücrelerine sızmış çetelere meydan okur. Güvenebileceği kimse yoktur ve kendisi namlunun ucundadır. Özet böyle... Eşim, “Çok sürükleyici, hem bugünleri de anlatıyor. Acayip dizi olur. Açık kanal belki zor ama, Netflix, Blu TV filan yapsa” dedi.

TAKTIM ÇEKİMLERE

Lig maçları arka arkaya olunca Digitürk kutuda kaldık. Sonra D-Smart kutuya geçtik. İngiltere liginden bir maça denk geldik. “Kamera sahayı nasıl da daraltıyor, kendi egemenliğine alıyor” dedi ev ahalisi. Bizim maçların çekiminde karşılaşma, kameranın çekim alanının dışında neredeyse. Rize-Galatasaray maçını izlerken karşı tribünün oralarda neler oluyor anlaşılmıyordu. Bizim görüş alanına girene kadar itiş kakış izliyorduk uzaktan. Bu arada stadın ışıkları da romantik bir hava veriyordu maça!

Yazının devamı...