ILGAZ DEVREYE GİRSİN

17 Kasım 2021

Ev ahalisinin dikkatini çekmiş, ‘Yargı’da Ilgaz (Kaan Urgancıoğlu) savcılık makamına arada bir gidiyor. Hatta Ceylin (Pınar Deniz) daha çok koltuğuna oturuyor.

“Bak Ceylin’in avukat olduğunu anlıyoruz da Ilgaz ne iş yapıyor belli değil. Dava versinler yeni. Devre dışı bıraktılar. Mesela Pars (Mehmet Yılmaz Ak) savcı rolünde çok başarılı. Bütün işler onun üstünde” dediler. En kısa zamanda Ilgaz’ı da savcılık makamına bekliyoruz.

‘Camdaki Kız’ ile uzun bir aradan sonra

Türk dizilerinin tanınmasını sağlayan Orta Doğu pazarı, uzun bir süredir neredeyse, “Tık yok” denecek durumda. Son zamanlarda hafiften kırılmaya başlanıyor. Bu pazarın önemli dijital platformlarından Orbit Showtime Birleşik Arap Emirlikleri merkezli, Kanal D’nin sevilen dizisi ‘Camdaki Kız’ın yayın hakkını aldı.

‘Üç Kuruş’; bazen dağılıyor

Kartal (Uraz Kaygılaroğlu) ve Efe (Ekin Koç) sahneleri pek bir izlenir kıvamda. Dizinin unutulmazı İrfan asıl adı Ferhan (Diren Polatoğulları) olacak gibi.

Seri katilin geceleri pavyonda saz çalması ayrıntısı senaryonun çarpıcı hoşluklarından. Adnan Bey (Efe’nin babası) kongrede yaptığı konuşma sırasında Efe’nin sorduğu “Paranın her şeyi ve herkesi satın aldığı bir memlekette adalet kaça mal olur sizce?” gibi muhteşem bir sorudan sonra. “Sizin torpilinize ihtiyacım yok” göndermesi sorunun gücü ve kuvvetini azalttı. Bahsi geçen hayali bir ülke tabii ki.

Bir de onu takip gelen Leyla’nın, onu hayran hayran dinleyip sonra da salondan olaylı bir şekilde çıkarılması, eve ahalisinde “Yerli dizi numarası” olarak değerlendirildi. Böyle arada kaymalar olsa da bütünü içinde hikayesi olan bir dizi. Bu arada ev ahalisi müziğin fazlaca olmasında şikayetçi;

Yazının devamı...

Queen’in hayali onlarda yaşıyor

14 Kasım 2021

‘Queen Tribute’ grubu A Kind Of Vision’dan Yunuscan Kaya “Amacımız, müzikseverlerle bir araya gelip, hep beraber Queen şarkıları söylemek ve onlara biraz olsun o atmosferi yaşatabilmek” diyor

Queen parçalarını çalmak özel bir çalışma ister. Bunu gerçekleştiren bir ‘Queen Tribute’ grubu var. Adları A Kind Of Vision.. Ankaralı bir grup. Grup üyelerinden Yunuscan Kaya bir nevi Freddie Mercury. Hal, tavır, giyim aynısının tıpkısı. Kendisi ile soru-cevap bir söyleşi yaptık. “2006 -2007 yıllarında (özellikle tribute grupların henüz ülkemizde pek olmadığı dönemde) böyle bir projeyi yapmayı hayal ediyordum. İki yıllık uğraş sonunda, Ulaş Tercan (Bas), Gökhan Çimen(Davul) ve Orçun Büker (Gitar) ile yola koyulduk. Son iki buçuk yıldır gitarda Hakan Şavklı kadromuza eklendi. Grubun adını Queen’in hiç yayınlanmamış daha doğrusu tamamlanmamış olan bir şarkısından aldık ve anlam olarak da bizi temsil ettiğini düşündük ve A Kind of Vision böylece oluştu”.

Freddie Mercury söylemek için nasıl bir teknik, nasıl bir ses rengi lazım diye merak ettim. Yunuscan şöyle özetliyor: “Queen şarkıları büyük çoğunlukla tenor ses aralığı için yazılmış olsa da oldukça geniş bir ses aralığı ve çok çeşitli ses tekniği istemekte ki hal böyle olunca, işler oldukça zorlaşıyor. Freddie Mercury gerçekten çok özel bir ses ve yetenek.”

Bizimkiler ilk üçte

Ancak bu projeyi kabul ettirmek öyle kolay olmamış Yunuscan Kaya anlatıyor: “Ben bu projeyi hayata geçirmeye çalıştığım dönemde, tribute kavramı ülkemizde henüz yoktu ve bu sebepten bu projeye sıcak bakılmıyor, tutmayacağı söyleniyordu. Dinlemedim onları ve müzisyen dostlarımla yola devam ettik, her geçen gün daha başarılı olduğumuzu gördük ve bu başarı devamında bir sürü müzisyenin farklı tribute grupları kurmasına neden oldu.”

“Kendi besteleriniz yok mu?” diye sorulur hep. Biraz patavatsızlıktır aslında. Yine de sordum bu soruyu. Her birinin başka başka projeleri var. İlla bir araya gelip bir şeyler üretmek adına varolan bir hayali yıkmak istemiyorlar anladığım. “Ben son bir yıldır eşim Ayçe Abana ile İngiltere’de yaşıyorum. Kovidden dolayı uzun süre ayrı kaldığımız seyircimizle yeniden buluşuyoruz. Albüm yapma düşüncemiz hiç olmadı. Zaten, yapılmış en güzel hali var. Amacımız, müzikseverlerle bir araya gelip, hep beraber Queen şarkıları söylemek ve onlara biraz olsun o atmosferi yaşatabilmek. Projenin bir beste grubu olmasını düşünmedik. Çünkü bu, farklı bir yere enerjimizi kanalize etmemiz anlamına gelirdi.”  Son olarak tüm dünyada ‘Queen Tribute’ yapan gruplar olduğundan bizimkiler ne durumda merak ettim ve sordum. “Ses, fizik ve piyano beceresi olarak dünyada ilk üçteyiz. Sound’un aynısını uyguluyoruz” dediler. Yılda 80 ile 100 konser veriyorlar. 14 Kasım / Freddie Mercury Show /Kadıköy Sahne/İstanbul - 21 Kasım 6.45/Ankara

Ankara’dan bir progressif rock sesi

Bu devirde yani ‘alternatif rock’ soslu grupların revaçta olduğu bir dönemde ‘eskilerden esintiler’ bulmak pek kolay olmuyor. Ya da sahne almaları zor. Ters Manyel, sanırım bunu kırmış Ankaralı bir grup. “Günümüzde kirli tonlu gitar müziğini ve canlı enstrümanları duymayı seven müzikseverler çokça var. İyi ki de varlar. Bu insanlardan aldığımız olumlu tepkiler bizi ciddi anlamda motive ediyor” yorumu Ters Manyel’ in müzikleri hakkında önemli bir ipucu. 2017’de ilk nüvenin oluşması Bedir Yeni (Davul), Fetih Yeni (Bas) ve Mehmet Alp Akın’ın (Vokal & Gitar) bir araya gelmesiyle oluyor. Elektronik altyapılar için Bahadır Özden’nin katkısını da unutmamak lazım. Müzikleri ile tanışma olan “Bırak Beni”, daha geniş kitleye hitap eden bir şarkı. Sonra gelen “Bul ve Dizginle”, King Crimson esintileri taşıyan bol ters atakların yer aldığı bir çalışma. “’Ayna’ için progressif rock sevenler kaçırmasın” demişler bir söyleşilerinde, ( www.ladyobscure.com ) aynı kanıdayım. (16 Kasım/İf Performance Hall/Ankara)

Yazının devamı...

Dijital ile açık kanal dizi farkı

12 Kasım 2021

Bizim konserler sıklaşınca, ev ahalisi dijital platformlardan diziler ve filmler seçmeye başladı. Konser dönüşleri, izlemeye başladık. Ama öyle bir buçuk günde, sezon bitirmece olmuyor tabii ki... Yavaş yavaş seyrediyoruz. Araya da film serpiştiriyoruz. Neyse hikaye şu oldu, açık kanala dönüp de izlediğimiz dizilerin eskisi kadar tatmin etmediğini fark ettik. En fazla bir saatle sınırlamak lazım. 2 saat minimum, hatta 2.5 saate çıkanı da var açık kanalda. Peki sen izlemiyorsun millet ne yapıyor? Seyrediyor. Açık kanal izleyicisinin kodları belli. Uzun olması değil, entrikanın bol, kızacağı şeyin çok olması önemli.

Volkan ve Feride

‘Sadakatsiz’de mesela Volkan var, sonra oğlu Ali... Bunlara kızıyor izleyici. Ne kadar kızarsa, o kadar çok izliyor. ‘Camdaki Kız’da ‘kara kutu’ Feride’dir. Bu karakter aslında diziyi sürüklemekte. Merak konusu onun ‘gizemli’ ve ‘her an her şeyi yapabilecek’ halidir. Onun yarattığı stres, tüm diğer karakterlere de çaktırmadan sirayet ediyor aslında. İzleyicinin “Bu dizi beni sıktı” dediği, ‘devam ettirici kodların’ diziye yeterince yerleştirilmemiş olmasındandır.

ASLINDA CİDDİYE ALINSAYDI!

Ülke halimizde ekranın gündüz kuşağı dizilere ve filmlere konu olacak kendi hikayesini yarattı. ‘Sana Söz’ buradan hareket ediyor. Ev ahalisi, Nehir Erdoğan ile ilgili; “Mimik yok olmuş, acaba ne yapmış?” diye merak ettiler doğrusu. Erkan Petekkaya da role girememiş ya da rol onu mu sevmemiş, bilemeyiz. Ev ahalisi ‘Elif Karaca İle Sessiz Kalma’nın gerçek gündüz kuşağına ‘ihlam verdiği’ kanaatinde. “Canlı yayında dronlu filan operasyon takibi mesela” dediler.

Yazının devamı...

Z kuşağının dizileri

11 Kasım 2021

Biz ne kuşağında olduğumuzu kuşağımızın üstünden yıllar geçtikten sonra öğrendik. 68 kuşağı diye bilinirdi. Y kuşağı ve X kuşağı dediler... Biz televizyon devrinin çocuklarıydık. ABD’de bu iki kuşak film ve televizyon izliyor (Yüzde 57). Z kuşağı dedikleri nesil (14-24 arası) şöyle bir yelpazede; video oyunları (yüzde 26), müzik dinleme Spotify YouTube vs. tabii ki (yüzde14) internette dolaşma (yüzde 12) ve sosyal medya siteleri gezintileri (yüzde 11). Sadece yüzde 10’nu klasik TV izliyor.

Tik Tok yıldızlarını izliyoruz

Dijital platformların yeni yıldızları ‘internet fenomenleri’nden çıkıyor artık. Bizde bunun en somut örneği Exxen. İnternet fenomenlerine program yanı sıra dizilerde yapıyorlar (Mesela Rap’çi Stabil -Dağra Solmaz- başrolde oynadığı ‘Kovala’ dizisi). İnternette ‘Tik Tok fenomeni’ isimler Netflix ve Hulu’nun da dikkatinden kaçmıyor. Charlie d’Amelio ‘Tik Tok Kraliçesi’ diyorlarmış. ‘The d’Amelio Show’ ailesi ile birlikte Hulu platformuna yaptığı bir reality show. Ozzy Ozbourne vardı MTV’de ne çok izlerdik. Netflix ise dizi yapmış; ‘He’s All That’... Başrolde 79 milyondan fazla takipçisi olan 5.1 milyar beğeni alan ‘Tik Tok’çu Addison Rae Lopez Easterling var. Forbes’e göre en çok kazanan Tik Tok’çu.

İnternet romanları dizi oluyor

Romandan uyarlanan ya da “Çok okunan romandan uyarlanan’ başlıklarıyla film ve dizileri izledik. Yeni kaynak ‘WattPad’... Makaleler, hikayeler ve şiirler paylaşabileceği ücretsiz veya ücretli internette bir okuyucu-yazar topluluğudur” kısaca. 90 milyona yakın pazar ve okuru olan bir platform. Amatör yazarlara şöhret kapısını açıyor işin özü. Mesela ‘Kissing Both’ üçlemesi bir Netflix dizisi olmuştur ve WattPad ürünüdür. Yazarı Beth Reekles. 15 yaşında başlamış WhattPad’e yazmaya. Kitabı Penguin Random House’dan çıkmış. Penguin çok önemli bir yayınevi. Edebi yetkinlik aranırken şimdi WhattPad ile ‘milyon takipçi’ kıstas olmaya başlamış. Yine ‘After’ dizisi. Anna Renee Todd bir WattPad hikaye yazarı. Bu ‘After’ kitabını mesela Gallery Books basmış. Taa 1924 yılına gidiyor kuruluşu öyle köklü bir yayınevi. Hani durumu anlatmak için örnekledim.

Bizde sayısı az

Bizde ‘instagram fenomen yazarları’ mevcut. En bilinenlerinin başında Pucca gelir. Murat Boz ve Büşra Pekin’i buluşturan ‘Hadi İnşallah.’ Pucca’nın yazılarından yola çıkan bir senaryoya sahip. Diziler arasında en bilinen Azra Kohen’in ‘Fi’ si.

 

Yazının devamı...

‘BÜYÜDÜĞÜM YER SET’

9 Kasım 2021

15 yaşında Alp Akar ‘Sadakatsiz’ dizisinin Ali’si... Çocuk oyuncular dizi sektörünün önemli ve de bıçak sırtı karakterleri. Genelde aileler ‘Çocuğumuz ünlü olsun’ merakıyla elinde tutup cast ajanslarına getiriliyor. Bu konu eleştiri malzemesi oluyor. Hatta bir çocuk oyuncumuzun masada anne ve babasıyla aldığı evin reklamını yaparken  pek bir eleştirilmişti. Onların hayal dünyalarına dair ip uçları fazla değildir. TV Net kanalında ‘Sormasam Olmaz’da denk gelmiştim. Çocuk ve oyunculuk üzerine ipuçları veren program önemliydi.

Ev ortamı sıkmaya başladı

Akar’ın, “Setler oyun ortamı olarak geçiyordu. Sete geliyorum orada oyuncaklar var, kameralar var. Oraya alıştıktan sonra ev ortamı bana sıkıcı gelmeye başladı. Evde durduğum zaman sıkılıyorum, sevmiyorum. Hep sette olmak istiyorum. Setteki abilerle arkadaşlığım o çok hoşuma gidiyor” şeklinde böyle bir başlangıcı olmuş.  “Büyüdüğüm yer” diyor. Yaşıtları ev, okul, arkadaş ortamı derler. Kendisi setleri gösteriyor. Bir yaşam biçimi olmuş Alp’te. “Kim seni yönlendiriyor?” sorusunda o yaşta çocukların cevabı “Aile” ya da “Öğretmen” ağırlıklı olur. Alp’in hayatı ikiye ayrılmış. “İş kısmını menajerimle konuşurum. Onun dışında sormam gereken bir şey olursa ailem, babam ve babaannem...”

Caner Abi ile muhabbet

Sette çocuk oyuncularla büyükler arasındaki durumlarda merak edilir, “Büyük ve ünlü oyuncular ile ilişki nasıl?” sorusuna, “Ben onlara kendimi tanıtırım. Top onlarda olur. Benimle muhatap olmak isterlerse ki bugüne kadar öyle oldu. Küçük bir çocuk gibi değil de, daha çok partnerleri gibi davranırlar. Mesela Caner Abi (Cindoruk) bana soru sorar.”

‘Rolümü askıya asarım’

Kendi yaşıtlarından en büyük farkı belki bu cümlede yatıyor. Tüm gün bir karakteri oynuyor sette. Sonra eve geliyor? Nasıl ‘Alp’ oluyor? “İş akşam bittiğinde kıyafetlerimle birlikte askıya asarım, orada biter benim karakterim” diyor. Akar...

Hayalim nedir?

Yazının devamı...