‘HABERCİ’ YENİ KANAL İLE GELİYOR

30 Kasım 2020

Adı ‘Habitat TV’. Coşkun Aral uzun bir aradan sonra yeni televizyon kanalıyla geliyor. İz TV ile bir marka olmuştu. Coşkun’la konuştum... “İz TV’yi yaratan ekip yepyeni teknoloji ve farklı yüzlerle gezi, tarih, macera, kitap, müzik, yoga, başarı öyküleri, teknoloji ve bilim gibi alanlarda 40’ı aşkın kuşakta yapımlar sunacak. Astronomiden gastronomiye, yerelden evrensele merak ettiğimiz her şey var. Gençler için gün boyu 13 dakikayı geçmeyen ‘YouTube’ tarzı yapımlar ve eski İz TV’de bağımlımız olanlar için sanat, müzik, kitap, biyografik çalışmalar da yer alacak. Tarihi daha popüler dille aktaran tarihçilerin sunumuyla anlatımlar olacak. Üç aydır durmaksızın çekiyoruz” dedi.
‘Haberci’ de geliyor. “Kars, Erzurum, Kayseri, Kapadokya, Konya, Muş, Van, Bitlis, Antakya, Adana ve Mersin’de koşturmaca halindeyim” diyor Aral. Benim duyduğum eski ‘Haberci’ konuları yeni baştan ele alınacak ve ‘Bugün ne durumda?’ diyerek yeniden o bölgelere gidilecek. Aral ayrıca, “Belgeselini yayınlayacak genç iletişimcilere de yayın kuşağı açtık” dedi. Program çeşitliliğine baktığımızda yeni isimler var. Ortak özellikleri yaptıkları işin kendi yaşam felsefesi olması.

Kimler var?

Müjde Yazıcı Ergin ile ‘Karşı Cins’. İyi gazetecidir, müzik belgeselleri izlenesi bir isimdir. Çok paralı işlerini bırakıp, karavanla dünyayı turluyorlar; Didem, Murat ve küçük Uzay... Arı Ailesi’nin kayıt altına alınmış görüntüleri ‘Yürüyen Evimiz’de ekrana gelecek.
Müzikte Serhan Bali ismi var. ‘Andante’ dergisini çıkarır. ‘Bir Klasik Yolculuk’ programının adı. Feride Bozcu, tarihe dair incelikli seminerlerin düzenlendiği SOFOS’un kurucu ismi. Yaşamı boyunca yaptığı işin ekranında olacak ‘Konuşan Tarih’ ile.
Türkiye’nin en iyi su altı fotoğrafçısı Engin Aygün ile Tuğçem Akgün ‘Atlantis’in Çocukları’ diyerek dalacaklar. YouTube’da mimariyi popüler hale getiren Kubilay Sakarya, ‘Yaşayan Mekanlar’ ile kanalda olacak. ‘Çocukların okumaları tavsiye olunur’ kitaplarının yazarı Betül Kanbolat ‘Kitaplı Günler’ ile yazının yolculuğunda olacak. Nihan Hantal gösteri biletleri tükenen hayli popüler bir isim... ‘Nefes Al’ ile Habitat TV’de. Uluslararası lisanlı ilk kadın bisiktelçi Mukaddes Cansu, Türkiye’yi dolaşacak. ‘Hep Hip Hop’ programın adı, Fuat yapacak.

 

Yazının devamı...

KÜBA MAHALLESİ

29 Kasım 2020

“Bugün 25 Kasım. Küba’nın efsane lideri büyük devrimci Fidel Castro’nun ölüm yıl dönümü. Küba’dan 10 bin kilometre uzakta İstanbul’da bir mahalle, Küba Mahallesi...” dedi Kanal D’de Deniz Bayramoğlu ve bir ekran gezintisine davet etti.
70 yıllık bir mahalle. Etrafı habere göre ‘3 milyonluk evler’le çevrili. Tepesinde kentsel dönüşüm, zangoç gibi sallanıyor. Bir özel mahalle duvarları, insanları geçmişi, yaşadıkları ile. Hani izliyoruz ya ‘Çukur’, belki de aslı burada raconu ile. Castro’yu anarken o ülkenin adını alan bir mahalleyi hatırlamak iyi bir habercilik örneğiydi. Küba Mahallesi yıkılmasın ve anıları ile yaşamaya devam etsin.

Bir kız babası...

UçanKuş TV’de ‘Canlı Masa’da Adnan Hoca’nın müridi olmuş bir kadının babası konuşuyordu. Babanın adı-soyadı altında kim olduğu şöyle yazıyordu; ‘Kediciğin babası’. Ev ahalisi “Çok ayıp etmişler” dedi. En kısa yolu buydu tanımak için ama hiç olmayanı da!

Neşesiz günler!

Ailece izlenecek filmler listesinin başında yer alır ‘Neşeli Günler’. Ama çoğu sahnesi ‘bip’li’ ve ‘buzlu’dur son zamanlarda. Biz yıllarca bu filmi bip’siz izledik. Kaç nesil zehirlenmiş, haberimiz olmamış? Hafta içinde yine oynadı. Tabii ‘mazbut’ bir şekilde!

‘Sol Yanım’ solcu mu?

Dizinin adını duyan sol kesim vatandaşların aklına gelendir diye düşündüm. Alakası yok tabii ki. Zaten niye öyle bir isim koymuşlar? Dizimiz ‘Güllerin Savaşı’nın senaryo iskeletini almış. Zengin ve fakir ailelerin içine girip sonra onları bir araya getirmenin değişik yolları aranıyor.

Yazının devamı...

ANLADIĞIN DİLDEN KONUŞURUM!

27 Kasım 2020

“Anladığın dilden konuşurum.” ‘Sadakatsiz’de bu örnekleri arka arkaya gördük. Diziye yeni katılan psikiyatrist Turgay (Kenan Ece) ile Asya’nın hastane bahçesindeki sohbeti, yaşanan bir gerilim sonrasıydı. Ev ahalisi Turgay’ın her olayın içinde ‘meraklı’ halini kuşkulu buluyor. “Casus gibi adam” diyorlar. Asya, birkaç hafta öncesine kadar mutlu ve huzurlu bir hayatı olduğunu söylüyor. Yaşananlar için “Eskiden bir utanma duygum vardı. Baktım kimse utanmıyor. Herkes bana ihanet edip, yüzüme gülüyor. Ben de onların dilinden konuşmaya başladım. Çok sert ve zehirli” dedi.

Derin, Asya’nın evine gitmiş, orada yaşadıkları tartışma sonrası sancılanmış ve hastaneye kaldırılmıştı. Olayı duyan Volkan hastaneye gider ve Asya’yı görür. Bir tartışma çıkar “Sen ne yaptın kıza?” diye... Araya Turgay girer: “Sen kimsin ne karışıyorsun?” Ardından adamı itmeler filan... Sakin psikiyatrist Turgay’dan bir kroşe çıkar. Yani ‘anladığın dilden konuşurum’ mesajı...

Sert ve zehirli...

Dizinin ilerleyen bölümlerinde Asya, oğlu Ali’yi ıssız yamaca götürür. Babası ile ayrılacaklarını söyler. Ali annesini suçlar, babasının Derin’e gitmesini ve onda kalmasının nedenini annesine yükler. Yani ‘anladığın dilden konuşma’ yine Asya’ nın omuzlarındadır. Benzer durum Asya ile Volkan’ın evde karşılaşmalarında tavan yapar. Ali’yi göremeyince “Sen oğluma ne yaptın?” sorusunun cevabı: “Geleceğini düşünmeyen bir baba ile yaşamasına izin veremezdim, üzgünüm” olunca ve elinde Ali’nin bir tutam saçı belirince Volkan, çılgına döner. Asya’yı yere doğru iter. Kafasını ortadaki mermer masaya vurur. Asya kanlar içinde yerdedir. O sırada Ali salona girer. Asya’nın kan içindeki yüzünde bir tebessüm belirir ve elini oğluna doğru uzatır. ‘Sert ve zehirli dilin’ yüze vurması gibi...

Neler olabilir?

Bizim genç ev ahalisi, “Orijinalinde her ikisi de kafayı yiyor” dedi. Gidişat belli.
“Bir dizide bu kadar kötülük olmamalı” dedi

Yazının devamı...

MECAZ NEDİR?

26 Kasım 2020

‘Hekimoğlu’nda ayrıntılar pek hoş diyaloglar ile süsleniyor. Epey uğraşılmış metinler... Her bölümünde düşündürecek cümleler iletiyor izleyiciye. Bunu yapan çok az dizi var şu an ekranda. Onlardan biri ‘Hekimoğlu’. Bir Hekimoğlu, Orhan Yavuz (Okan Yalabık) muhabbeti vardı son bölüm. “Neden mecaz var doktor?” dedi Hekimoğlu. Devam etti; “Gerekçeleri gerekçelerinden daha korkunç şeylerle ima edip, insanların kötü şeyler yapmalarını engellemek için.” “Mecazi anlamda söyledim” diyerek, kenara çekiliriz ya...

YAŞAR KURT’U HATIRLAMAK

‘Bir Annenin Günahı’ izleyiciyi bir müzisyen ile tanıştırdı; Mohsen Namjoo... Dizinin ana tema müziği. Ve dizi içinde bol miktarda bizden eski şarkılar çalıyor. ‘Hekimoğlu’nun son bölümünde uzun bir Yaşar Kurt şarkısı vardı. 2019 yapımı ‘Ruhum’. Duyduğunuzda “Bu Yaşar Kurt” diyeceğiniz bir karakteri var sesinin. Çok uzun bir aradan sonra ekranda duymak güzeldi. Dizilerin ‘büyük orkestra’ standardına bağlanmış ‘zaman dolduran’ müziklerinden sonra böyle örnekler iyi gidiyor. Bu arada hemen belirteyim, ‘Hekimoğlu’nun müzik çalışmaları ekrandaki nadir iyilerden.
‘EDHO’ müzikleri her daim canlı kayıt özelliğiyle ayrıcalığını koruyor benim için. Yine bu ‘bilgisayar ortamında büyük orkestra’ çalışmalarının ‘pik’ noktası Toygar Işıklı imzalı ‘Aşk-ı Memnu’dur. Bugün yapılan dizi müziklerinin çıkış noktası Işıklı’nın örnekleridir. ‘Zümrüdüanka’nın müzikleri de çok temiz çalışmalar.

FİNAL YAPIYOR MU?

İnternet ortamında ‘Bir Zamanlar Çukurova’ dizisinin final tarihi açıklandı. ‘27 Mayıs 2021’de final yapacağı belirtildi’ haberlerinin gerçeği yansıtmadığı bilgisi geldi. “Dizi yeni sürprizleriyle devam edecek. Bu açıklamayı kimin yaptığını bilmiyoruz. Ne kanal ne de yapım şirketinin böyle bir kararı var” dediler. Ben dün yer alan yazımda bu konuya değinmiştim. Hünkar’ın öldürülmesinden sonra dizinin ‘tılsımının’ bittiğini yazmış, ardından bu bilgiyi paylaşmıştım.

Yazının devamı...

‘BİR ANNENİN GÜNAHI’

23 Kasım 2020

Dizide iyi oyuncuların ağırlıkta ve projeyi götürür kıvamda olduğu kanaatindeyim. Şablonlar var, ‘telenovela’ kokuları mevcut ve fakat hikayesinin arkasında durup, “Benim anlatacak bir derdim var” diyebildiği oranda başarılı sayılır. Merak uyandırıyor mu? Evet. Üzerinde durulmayan bazı ayrıntıları var dizinin...

Hukuk fakülteleri böyle mi?

Yusuf (Mert Yazıcıoğlu) hukuk öğrencisi. Okulda hocamız soruyor, “Bir kadın birini öldürür. Kadın olması cinayet tanımını değiştirir mi?” “Kadının anne olup olmamasına göre değişir hocam” diyor Yusuf. “Neden tek başına önemli değildir?” gelen soru.
Cevap; “Cinayet işleyen birinin cani yaftasını boynuna asmadan önce, dönüp tarihe bakmakta fayda olduğunu düşünüyorum. Suçu yaratan toplumsal sebepleri göz ardı edersek, bu sadece üstünlerin hukuku olur. Yasal mıdır evet, adil midir, tartışılır...” Dizi ile ilgili 1 Kasım’daki yazımda “Yusuf
üzerinden hukuk, adalet ve varoluş sorunları masaya yatırılacak” demiştim. Bakalım bu ne ölçüde bizlere aksettirilecek? Annesi Suna’nın (Özge Özberk) müteahhit Sadri’yi (Musa Uzunlar) öldürmesinde ‘adalet’ terazisi nasıl bir tartışma yaratacak izleyende ya da bunun üstünde durulacak mı?

Aslında ölmeyecek

“Orijinalinde ilk bölümde öldükten sonra diziden çıkıyor Sadri karakteri. Bizim yerli halinde derinleştiriliyor ve devam ettiriliyor. Hayalet olarak dolaşıyor. Dizinin ve kendini katil zanneden annenin vicdanı olarak varlığını sürdürüyor” böyle yazmışım. Yani Sadri hep olacak.

Ve grev...

Yazının devamı...