Dijital ile açık kanal dizi farkı

12 Kasım 2021

Bizim konserler sıklaşınca, ev ahalisi dijital platformlardan diziler ve filmler seçmeye başladı. Konser dönüşleri, izlemeye başladık. Ama öyle bir buçuk günde, sezon bitirmece olmuyor tabii ki... Yavaş yavaş seyrediyoruz. Araya da film serpiştiriyoruz. Neyse hikaye şu oldu, açık kanala dönüp de izlediğimiz dizilerin eskisi kadar tatmin etmediğini fark ettik. En fazla bir saatle sınırlamak lazım. 2 saat minimum, hatta 2.5 saate çıkanı da var açık kanalda. Peki sen izlemiyorsun millet ne yapıyor? Seyrediyor. Açık kanal izleyicisinin kodları belli. Uzun olması değil, entrikanın bol, kızacağı şeyin çok olması önemli.

Volkan ve Feride

‘Sadakatsiz’de mesela Volkan var, sonra oğlu Ali... Bunlara kızıyor izleyici. Ne kadar kızarsa, o kadar çok izliyor. ‘Camdaki Kız’da ‘kara kutu’ Feride’dir. Bu karakter aslında diziyi sürüklemekte. Merak konusu onun ‘gizemli’ ve ‘her an her şeyi yapabilecek’ halidir. Onun yarattığı stres, tüm diğer karakterlere de çaktırmadan sirayet ediyor aslında. İzleyicinin “Bu dizi beni sıktı” dediği, ‘devam ettirici kodların’ diziye yeterince yerleştirilmemiş olmasındandır.

ASLINDA CİDDİYE ALINSAYDI!

Ülke halimizde ekranın gündüz kuşağı dizilere ve filmlere konu olacak kendi hikayesini yarattı. ‘Sana Söz’ buradan hareket ediyor. Ev ahalisi, Nehir Erdoğan ile ilgili; “Mimik yok olmuş, acaba ne yapmış?” diye merak ettiler doğrusu. Erkan Petekkaya da role girememiş ya da rol onu mu sevmemiş, bilemeyiz. Ev ahalisi ‘Elif Karaca İle Sessiz Kalma’nın gerçek gündüz kuşağına ‘ihlam verdiği’ kanaatinde. “Canlı yayında dronlu filan operasyon takibi mesela” dediler.

Yazının devamı...

Z kuşağının dizileri

11 Kasım 2021

Biz ne kuşağında olduğumuzu kuşağımızın üstünden yıllar geçtikten sonra öğrendik. 68 kuşağı diye bilinirdi. Y kuşağı ve X kuşağı dediler... Biz televizyon devrinin çocuklarıydık. ABD’de bu iki kuşak film ve televizyon izliyor (Yüzde 57). Z kuşağı dedikleri nesil (14-24 arası) şöyle bir yelpazede; video oyunları (yüzde 26), müzik dinleme Spotify YouTube vs. tabii ki (yüzde14) internette dolaşma (yüzde 12) ve sosyal medya siteleri gezintileri (yüzde 11). Sadece yüzde 10’nu klasik TV izliyor.

Tik Tok yıldızlarını izliyoruz

Dijital platformların yeni yıldızları ‘internet fenomenleri’nden çıkıyor artık. Bizde bunun en somut örneği Exxen. İnternet fenomenlerine program yanı sıra dizilerde yapıyorlar (Mesela Rap’çi Stabil -Dağra Solmaz- başrolde oynadığı ‘Kovala’ dizisi). İnternette ‘Tik Tok fenomeni’ isimler Netflix ve Hulu’nun da dikkatinden kaçmıyor. Charlie d’Amelio ‘Tik Tok Kraliçesi’ diyorlarmış. ‘The d’Amelio Show’ ailesi ile birlikte Hulu platformuna yaptığı bir reality show. Ozzy Ozbourne vardı MTV’de ne çok izlerdik. Netflix ise dizi yapmış; ‘He’s All That’... Başrolde 79 milyondan fazla takipçisi olan 5.1 milyar beğeni alan ‘Tik Tok’çu Addison Rae Lopez Easterling var. Forbes’e göre en çok kazanan Tik Tok’çu.

İnternet romanları dizi oluyor

Romandan uyarlanan ya da “Çok okunan romandan uyarlanan’ başlıklarıyla film ve dizileri izledik. Yeni kaynak ‘WattPad’... Makaleler, hikayeler ve şiirler paylaşabileceği ücretsiz veya ücretli internette bir okuyucu-yazar topluluğudur” kısaca. 90 milyona yakın pazar ve okuru olan bir platform. Amatör yazarlara şöhret kapısını açıyor işin özü. Mesela ‘Kissing Both’ üçlemesi bir Netflix dizisi olmuştur ve WattPad ürünüdür. Yazarı Beth Reekles. 15 yaşında başlamış WhattPad’e yazmaya. Kitabı Penguin Random House’dan çıkmış. Penguin çok önemli bir yayınevi. Edebi yetkinlik aranırken şimdi WhattPad ile ‘milyon takipçi’ kıstas olmaya başlamış. Yine ‘After’ dizisi. Anna Renee Todd bir WattPad hikaye yazarı. Bu ‘After’ kitabını mesela Gallery Books basmış. Taa 1924 yılına gidiyor kuruluşu öyle köklü bir yayınevi. Hani durumu anlatmak için örnekledim.

Bizde sayısı az

Bizde ‘instagram fenomen yazarları’ mevcut. En bilinenlerinin başında Pucca gelir. Murat Boz ve Büşra Pekin’i buluşturan ‘Hadi İnşallah.’ Pucca’nın yazılarından yola çıkan bir senaryoya sahip. Diziler arasında en bilinen Azra Kohen’in ‘Fi’ si.

 

Yazının devamı...

‘BÜYÜDÜĞÜM YER SET’

9 Kasım 2021

15 yaşında Alp Akar ‘Sadakatsiz’ dizisinin Ali’si... Çocuk oyuncular dizi sektörünün önemli ve de bıçak sırtı karakterleri. Genelde aileler ‘Çocuğumuz ünlü olsun’ merakıyla elinde tutup cast ajanslarına getiriliyor. Bu konu eleştiri malzemesi oluyor. Hatta bir çocuk oyuncumuzun masada anne ve babasıyla aldığı evin reklamını yaparken  pek bir eleştirilmişti. Onların hayal dünyalarına dair ip uçları fazla değildir. TV Net kanalında ‘Sormasam Olmaz’da denk gelmiştim. Çocuk ve oyunculuk üzerine ipuçları veren program önemliydi.

Ev ortamı sıkmaya başladı

Akar’ın, “Setler oyun ortamı olarak geçiyordu. Sete geliyorum orada oyuncaklar var, kameralar var. Oraya alıştıktan sonra ev ortamı bana sıkıcı gelmeye başladı. Evde durduğum zaman sıkılıyorum, sevmiyorum. Hep sette olmak istiyorum. Setteki abilerle arkadaşlığım o çok hoşuma gidiyor” şeklinde böyle bir başlangıcı olmuş.  “Büyüdüğüm yer” diyor. Yaşıtları ev, okul, arkadaş ortamı derler. Kendisi setleri gösteriyor. Bir yaşam biçimi olmuş Alp’te. “Kim seni yönlendiriyor?” sorusunda o yaşta çocukların cevabı “Aile” ya da “Öğretmen” ağırlıklı olur. Alp’in hayatı ikiye ayrılmış. “İş kısmını menajerimle konuşurum. Onun dışında sormam gereken bir şey olursa ailem, babam ve babaannem...”

Caner Abi ile muhabbet

Sette çocuk oyuncularla büyükler arasındaki durumlarda merak edilir, “Büyük ve ünlü oyuncular ile ilişki nasıl?” sorusuna, “Ben onlara kendimi tanıtırım. Top onlarda olur. Benimle muhatap olmak isterlerse ki bugüne kadar öyle oldu. Küçük bir çocuk gibi değil de, daha çok partnerleri gibi davranırlar. Mesela Caner Abi (Cindoruk) bana soru sorar.”

‘Rolümü askıya asarım’

Kendi yaşıtlarından en büyük farkı belki bu cümlede yatıyor. Tüm gün bir karakteri oynuyor sette. Sonra eve geliyor? Nasıl ‘Alp’ oluyor? “İş akşam bittiğinde kıyafetlerimle birlikte askıya asarım, orada biter benim karakterim” diyor. Akar...

Hayalim nedir?

Yazının devamı...

‘Türkiye’nin Joan Baez’i olmak isterdim’

7 Kasım 2021

1979’da Türkiye’yi, Eurovision Şarkı Yarışması’nda temsil etmek için seçildi Maria Rita Epik. Ancak Türkiye, İsrail’deki yarışmaya gidemedi ve Maria Rita Epik de hayalini gerçekleştiremedi. İzmir’de buluşup konuştuk. Uzun bir sohbetti. Belki de Maria Rita Epik’in içini döktüğü bir sohbet, bana öyle geldi…

 

Eurovision Şarkı Yarışması’ndan çok isim geçti fakat ismi altında çok olayın yaşandığı Maria Rita Epik her daim özel kaldı. Kendisiyle İzmir’deki tarihi Kardiçalı Han’da eskiden tütün deposu olarak kullanılan, Maria Rita Epik’in 32 yıldır bir müzik mabedine dönüştürdüğü okulunda konuştuk...

21. Peron macerası

Yıl 1979… 21. Peron ile birlikte seslendirdiği  “Seviyorum” birinci seçilmiş, Türkiye’yi temsil etmek üzere Eurovision’da. “Herkes odaklanıyordu bu yarışmaya ve bu milli bir meseleydi. Bir de gayrimüslim oluşum çok dikkat çekti. Hatta bu nedenle ‘Bizi bu kadın mı temsil edecek?’ diyenler oldu. Ama Türk milletinin gerçek özelliği halk jürisi tarafından birinci seçilmemle ortaya çıktı. Halen de bu yarışmanın Türkiye elemelerinde birinci olmuş ilk ve tek kadın şarkı yazarıyım. Sonrasında yarışmanın Kudüs’te yapılacağının ortaya çıkması… Esas bombayı patlatan hadise İsrail’e büyük yarışmaya gidemeyişimiz oldu. Buna gerçekten çok üzüldüm” diye bahsediyor o günlerden Maria. Sonra da bir anekdot anlatıyor: “Yıllar sonra Fikret Kızılok bana anlattı: ‘Ecevit’i Zincirbozan’daki ziyareti sırasında bu konuyu aralarında konuşmuşlar. Ecevit, Fikret’e şöyle demiş: ‘Arap ülkeleri, siz (Türkiye) Kudüs’teki yarışmaya katılırsanız biz de size petrol vermeyiz.’ O nedenle bizi yarışmadan çekmişler.”

“21 yaşındayım. Hayallerimden bir tanesiydi Eurovision’a gitmek ve yıkıldı. Lise andacımda sevgili arkadaşım Tansu Kaptanoğlu bile şöyle yazmıştı: ‘İnşallah bir gün senin Türkiye’yi Eurovision’da ya da San Remo’da temsil ettiğini görürüz’. Bir şarkı yarışmasıyla 21 yaşındaki bir gencin hayatını etkileyecek çok fazla hadise yaşamış oldum” diye devam etti anlatmaya o yılları Maria. Şöhret gelmiş ama parasız: “Çok meşhur oldum tabii ki. Ama nihayetinde orta halli tek ebeveynli bir gençtim. Her yerde anında tanındığım ve soru yağmuruna tutulduğum için otobüs veya dolmuşa binemiyordum. Param yoktu, taksiye hiç binemiyordum. Eurovision’un birincilik ödülünü de grup ile  paylaşmıştım. Ege Üniversitesi’nden mezun olmuş olduğum Turizm ve Otelcilik İşletmesi ile ilgili yaptığım iş başvurularında şöhret olmam sorun yaratıyordu. O nedenle bir süre geçimimi müzik yaparak sürdürmek zorunda kaldım.”

Hemen altını çizeyim zamanın çok önünde müzik yapan bir gruptu 21. Peron. Kendisi de “Olağanüstü bir gruptu, çok iyi müzisyenlerdi” diyor. Nasıl tanıştılar ve sonrasında neler oldu? “Bir kız solist arıyorlardı. Sesimi dinlediler ve beğendiler. Andreas -Andreas Wildermann grubun tuşlu çalgılarını çalıyor ve bir yerde beyni, onlar hâlâ 21. Peron olarak devam ediyorlar- Eurovision’a birlikte katılmayı teklif etti. Ben katılmayı istiyordum zaten.” Eurovision için parça seçiminde şöyle bir yol izlenmiş: “Onlar birkaç parçalarını çaldı, ben birkaç parçamı çaldım. Onlar seçtiler benim parçamı. Andreas parçayı düzenledi ve formuna çok güzel bir dokunuş yaptı.” Yarışma sonrası Maria Rita Epik, gruptan ayrıldı çünkü çok olaylı bir hadise yaşanmıştı, yorgun düşmüşlerdi ve ortak bir amaçları kalmamıştı. Yarışmaya katılmış olmaları şöhretle birlikte dağılmayı da beraberinde getirmişti.

‘Çok müsterihim çok’

Yazının devamı...

En son paylaşımıydı!

6 Kasım 2021

2 Kasım gece 21.33’te paylaşmış; “Tüm dostlara sevgiyle. Bir umuttu iki ay ömür veren doktorlara inat geçen her gün. Bir 1.5 yıllık savaş böyle bitti. Binbir teşekkür yanımızda, bizi yalnız bırakmayan, destek olan herkese... “Bana endişe duymayacağım bir yer göster.” Sema Dinçer’in Facebook sayfasındaki son paylaşım. Ve bir başka paylaşımı; “Cehennemden cenneti, acılar içinden mavi gökyüzünü anlatabileceğini mi düşünüyorsun?” diye devam eden Pink Floy şarkısı ‘Wish You Were Here’ sözleri ve parçanın kendisi. Işıklar içinde uyu Sema Dinçer.

BU BİLGİ YANLIŞ VERİLİR Mİ?

Eşim borsa işlerinden anlar ve de takip eder. “Ne biçim düşmüş” diye zıpladı. “Ne oldu kim düşmüş?” diye sordum. “Borsa borsa” dedi ardından “Bu bilgi doğru olamaz” diye söylendi. Doğru değildi. KRT’nin borsa döviz hanesinde ‘1.48’ yazıyordu. Diğer yazan tüm kanallara baktık ‘1.57’... Bu işler ciddi işler, doğru yazacaksınız!

ÖZMEN’İN MAÇI İNTERNETTEN!

Dünya Boks Şampiyonası’nda finale çıkan tek boksörümüz Kerem Özmen. Spiker akşam 20.00’de Kerem’in yarı finalde ringe çıkacağını ilan ediyor. Ev ahalisiyle heyecanla açtık, kadınlar güreş maçları var. Altta “Boks maçlarını internet hesabından izleyebilirsiniz” yazıyor. Eee sinirlendik yani!

 MÜZİK ANLAYIŞLARINI ELE VERDİLER!

Yarışmacı Oğuzhan kardeşimiz, Adamlar’dan ‘Zombi’yi seçmiş. Jürimizin ‘alışık olmadığı bir’ örnek çıktı. Rock, Duman ile Şebnem Ferah’la sınırlı. Neyse Beyaz ile Murat Boz sonunda döndüler. Murat Boz, “Farklı bir sesin var” dedi. “Hard rock yapıyoruz” dedi Oğuzhan. “Bazen o şansı vermek istiyoruz jüri olarak” dedi Boz!

Yazının devamı...

'Benim Hayatım'; Kara mizah mı?

4 Kasım 2021

‘Benim Hayatım’da Ökkeş’in (Savaş Özdemir) hakim karşısında anlattığı ‘hayat’ı bir Yeşilçam filmiyle karşı karşıya olduğumuzun sinyallerini veriyor. “Burada gördüğünüz kızım Hayat. Adını annesi koydu, hayat dolu olsun diye. Ama ben o zaman söyledim, hayat zor” diye başlayınca, “Tamam” dedik “İş belli.” Hele final sahnesi... “EDHO’nun meşhur masasının ‘aile salonumuz vardır’ hali... 10 dakika kadar sürüyor. Yılmaz (Uğur Çavuşoğlu) Ökkeş’in kızı Hayat’a (Nilsu Berfin Aktaş) “Benimle evlenir misin?” diyor. Yanında eşi Aheste (Nilüfer Açıkalın) oğlu Ali (Genco Özak) ve aslında Hayat’la evlenmeye niyetli olan. “Yılmaz sen bütün aileyi toplayıp karının gözünün önünde benim kızıma evlilik mi teklif ediyorsun?” Yılmaz, “Sen sorunca konuş, ben Hayat’a sordum?” diyecek kadar rahat. “Bu kenarın dilberi hangi ara senin aklını başından aldı da böyle çıldırdın Yılmaz. Gözünü hırs bürümüş zavallı bir mahluk” diyor Aheste.

Kız orada masum masum oturuyor valla. Ökkeş, “Kızımla düzgün konuş” diye bağırıyor. Tam komedi yani. Neyse devam edelim. Hayat ayağa kalkıyor; “Teklifinizi kabul ediyorum Yılmaz Bey. Bu kadını boşayın kapının önüne koyun, çantasına da bir miktar para sıkıştırın.” Bu dizinin izlenme oranı hiç iyi değil. Ev ahalisi, “Asla Vazgeçmem’in yeni hali valla gülmek için izlenir” demez mi?

YOKSA MÜGE ANLI MI?

‘Sana Söz’de Nehir Erdoğan, Elif karakterinde bir gündüz kuşağı kadın programı sunucusu. Kadın cinayetlerinin peşinde. Yolu polis Ömer (Erkan Petekkaya) ile kesişiyor. Konu güncel. Ama işleniş itibarıyla bir ‘kamu spotu’ kıvamında diyelim. Biraz daha yukarılara doğru çıkma şansı var gibi görülüyor.

 BU HAKSIZLIK!

‘Reyting’ adaleti olan bir sistem değil tabii ki. ‘Yalancı’ dizisi yeni gününde de ilk 10’a giremedi. Bunu hak ediyor mu? Kesinlikle hayır. Bizim açık kanal izleyen kitlemiz, böyle işleri pek sevmiyor, tek açıklaması bu olabilir!

Yazının devamı...