Barış yolunun ilk durağı

Yarışı tarif eden bu sözler, Mustafa V. Koç Spor Ödülü’nün bu yılki sahibi, milli sporcu İbrahim Çolak’a ait. Çolak mottosu ile ‘fair play’ tutkunu Mustafa Koç’a da selam gönderiyor

Spor, kazanmaktan ya da rekor kırmaktan çok daha fazlasını ifade ediyor. Bunu efsanevi futbolcu Maradona’nın ölümünün ardından sadece ülkesi Arjantin’den ve yıllarca top koşturduğu İtalya’dan değil, dünyanın dört bir yanındaki insanların kalplerinden gelen elveda mesajlarında görüyoruz.  Bu duygular içindeyken yapılan bir tören, sporun birleştirici gücünün altını bir kez daha çizdi. Sporcu, yönetici ve destekçi olarak spora büyük katkılarda bulunmuş Mustafa Koç’un anısını ve spor alanındaki vizyonunu yaşatmak amacıyla Koç Holding ve Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi (TMOK) iş birliğiyle düzenlenen “Mustafa V. Koç Spor Ödülü” dördüncü kez sahibini buldu. Bu yıl ödüle, 2019 Dünya Artistik Jimnastik Şampiyonası’nda altın madalya kazanarak bu alanda Türkiye’nin ilk dünya şampiyonu olan, 2017 yılında Avustralya Dünya Kupası’nda yaptığı hareketle “The Colak” hareketini dünya jimnastik literatürüne yazdıran, Tokyo’da düzenlenecek 2020 Yaz Olimpiyat Oyunları’nda ülkemizi temsil edecek olan milli sporcumuz İbrahim Çolak layık görüldü. 

İyi bir gelecek 

Koç Holding’in Youtube kanalında gerçekleştirilen törende 25 yaşındaki milli sporcu İbrahim Çolak’a toplam 250 bin TL’lik maddi ödülün yanı sıra, Koç logosunun da mimarı olan dünyaca ünlü tasarımcı Ivan Chermayeff’in tasarladığı ödül verildi.

Koç Holding Yönetim Kurulu Üyesi ve Mustafa V. Koç Spor Ödülü Jüri Başkanı Caroline Koç, küresel salgın nedeniyle töreni bu yıl dijital ortamda gerçekleştirdiklerini aktarırken, “Küresel salgında, eskiden yalnızca bir film senaryosu olabileceğini düşündüğümüz gelişmelere tanık oluyoruz. Bu kritik süreçte hepimiz, hayatımızı ve sevdiklerimizi kaybetme korkusuyla neredeyse tüm yaşantımızı ve alışkanlıklarımızı gözden geçirdik. Bu dönemde herkesin biraz daha iç sesini dinlediği ve önceliklerini tekrar belirlediği kanaatindeyim. Bunun da bir sonucu olarak artık hepimizin, daha iyi bir dünya için çok daha fazla çaba sarf edeceğini ve bunu mümkün kılacak değerleri hayatının merkezine alacağını düşünüyorum. Tıpkı Mustafa gibi... Mustafa da savunucusu olduğu değerlerin ışığında, daha gelişmiş bir toplum ve daha iyi bir gelecek motivasyonuyla pek çok sosyal girişimi sahiplenmiş bir insandı. İşte bu nedenle Mustafa, bugün, sadece başarılı bir iş insanı olarak değil, ne mutlu ki iyi bir insan olarak hatırlanıyor” dedi. 

Barış yolunun ilk durağı

“Mustafa V. Koç Spor Ödülü”ne, 2019 Dünya Artistik Jimnastik Şampiyonası’nda altın madalya kazanan milli sporcumuz İbrahim Çolak layık görüldü. Caroline Koç, “Hepimizin, daha iyi bir dünya için çok daha fazla çaba sarf edeceğini ve bunu mümkün kılacak değerleri hayatının merkezine alacağını düşünüyorum. Tıpkı Mustafa gibi...”dedi.

Olimpik değerler

Caroline Koç sözlerini şöyle sürdürdü: “Başarılı sporcularımızın sahada olduğu kadar günlük hayatta da dostluk, dayanışma, fair play gibi değerleri yaşatarak, topluma örnek teşkil edeceklerine inanıyordu. Tam da bu nedenle ‘Mustafa Koç Spor Ödülü’nün kalıcı temasını, ‘Olimpik değerlere katkı’ olarak belirledik. Daha çok gencin sporu ve Olimpik değerleri bir yaşam tarzı olarak benimsemesi Mustafa’nın spor vizyonunu yaşatacak en önemli çıktı olacaktır. Unutmayalım ki; arzuladığımız refah ve kalkınma sadece ekonomik büyüklükle değil, kültürel zenginlikle, sanat sevgisiyle, eğitim kalitesiyle ve elbette sportif alandaki atılımlarla elde edilebilir.”

Tevazu, dünya görüşü

Ödül töreninde milli sporcu İbrahim Çolak’ın yaşamına ilişkin mini bir belgesel gösterildi. Okuldan önce jimnastikle tanışan İbrahim Çolak, jimnastik kariyerindeki en önemli takım arkadaşlarının ailesi olduğunu anlattı. Sporun, kendisi için en büyük tutku olduğunu anlatan İbrahim Çolak spor tutkusunu ise şu sözlerle paylaşıyor: “Hayatımı adadığım artistik jimnastik sporu bana pek çok fırsat sundu. Yaşadığım semtten, dünyanın en uzak köşelerine uzanma olanağı sundu. Ama en önemlisi, beni olduğum kişi yaptı. Yarışma, barışmaya giden yolun ilk durağı olduğunu öğretti. Mükemmelliğin, fedakârlığın bir arada olduğunu fısıldadı. Rakiplere saygının, kendime saygı duymak olduğunu anlattı. Her defasında, tevazuun sadece bir nezaket kuralı değil, bir dünya görüşü olduğunu bana hatırlattı. Bir dünya şampiyonu ve Mustafa V. Koç Spor Ödülü sahibi olarak sorumluluğumun daha da arttığını biliyorum. Sizlere mükemmellik, dostluk ve saygı gibi olimpik değerlerin yaygınlaşması için hayatım boyunca çalışmaya devam edeceğimin sözünü veriyorum.”

Barış yolunun ilk durağı

Şakir Eczacıbaşı’nın gözünden

İstanbul Modern, evlerimize çekildiğimiz bugünlerde sokağı evimize getiriyor. Hem de Şakir Eczacıbaşı’nın objektifinden karelerle. Dijital ortamda gezilebilecek “Seçilmiş Anlar” adlı sergi, Şakir Eczacıbaşı’nın fotoğrafçılık kariyerine başladığı 1960’lı yıllarda çektiği izlenimci fotoğraflarının yanı sıra 1980’li yıllardan itibaren fotoğrafın teknik imkânlarını kendine özgü bir yaklaşımla yorumladığı çalışmalarını izleyicilerle buluşturuyor. Eczacıbaşı Topluluğu’nun sponsorluğunda gerçekleşen sergi, Şakir Eczacıbaşı’nın “doğal halde olduğumuz yerler” olarak tarif ettiği sokakları ve binlerce yıldır birçok uygarlığa ev sahipliği yapmış Anadolu coğrafyasının çok katmanlı yapısını yansıtıyor. Sanatçının insan merkezli çalışmaları ile kültür sanat alanında döneminin önemli aktörlerinin portrelerine  yer veren sergide 300’ü aşkın fotoğraf var.

Çok yönlü kişilik

Fotoğraf sanatıyla 1960’larda ilgilenmeye başlayan Şakir Eczacıbaşı’nın yapıtlarıyla yurtiçi ve yurtdışında büyük ilgi çekerek çağdaş fotoğraf sanatçıları arasında yerini aldığını vurgulayan İstanbul Modern Yönetim Kurulu Başkanı Oya Eczacıbaşı şöyle diyor: “Aramızdan ayrılışının 10. yıl dönümünde kültür ve sanat dünyasına sayısız katkı sağlayan Şakir Eczacıbaşı’nı, objektifine yansıyan anlarla anıyoruz. Çok yönlü kişiliğinin yanı sıra Türkiye fotoğraf tarihindeki yerini fotoğrafın biçimselliğini sorgulayarak, çalışmalarında gündelik hayatın devinimini, belirsizliklerini ve değişimlerini yansıtarak bulan Şakir Eczacıbaşı’nın seçtiği anları, izleyiciye sunmanın mutluluğunu yaşıyoruz.”

Hem kitap hem sergi

Eczacıbaşı Topluluğu CEO’su Atalay Gümrah ise Şakir Eczacıbaşı’nın son kitabı “Seçilmiş Anlar”ı da Dr. Nejat F. Eczacıbaşı Vakfı aracılığıyla 10 yıl sonra gün yüzüne çıkararak sanatseverlerle buluşturduklarını dile getirdi. Şakir Eczacıbaşı’nın “Seçilmiş Anlar” adlı kitabının yanı sıra sergiye özel olarak hazırlanan bir ürün seçkisi de İstanbul Modern Mağaza’da sanatseverlerle buluşuyor. Sergiyi mekânında gezmek isteyenler İstanbul Modern’den
randevu alıp, eserleri müzede görebilir.

Barış yolunun ilk durağı

Online ders alma sırası öğretmenlerde

Öğretmenler Günü’nü geride bıraktık. Teknolojinin hızla geliştiği günümüzde, öğretmenlere verilebilecek en güzel hediye, çağı yakalamalarını sağlayacak bilgi, yetenek ve donanımlar olabilir. Nitelikli eğitim konusunu toplumsal yatırım programları arasında stratejik açıdan önceliklendiren Garanti BBVA, 12 yıl önce Öğretmen Akademisi Vakfı’nı (ÖRAV) kurdu. ÖRAV, Türkiye’de öğretmenlerin kişisel ve mesleki gelişimine odaklamış ilk Sivil Toplum Kuruluşu. Bugüne kadar Türkiye’nin dört bir yanındaki 195 bin öğretmene ücretsiz eğitimler vererek, onların
gelişimine katkıda bulundu.

ÖRAV Genel Müdürü Füsun Çürüksu, “Vakıf merkezinde 17 çalışan ve Türkiye’nin her yöresinde, hepsi Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı olarak görev yapan öğretmen ve eğitim yöneticilerinden oluşan 220 kişilik bir eğitimci ekibimiz var. Bugüne kadar 81 ilde 195 bin öğretmen ve eğitim yöneticisine, dolaylı olarak da yaklaşık 10 milyon öğrenciye ulaşıldı” diyor.

Mesafe tanımıyorlar

Kasım itibarıyla Garanti BBVA iş birliğiyle yine eKampüs üzerinden yürütülen “Mesafe Tanımayan Öğretmenler” isimli web semineri serisine başladıklarını duyuran Çürüksu, şöyle konuşuyor: “Tüm Türkiye’deki öğretmenleri kapsayan günün gereksinimlerini karşılayacak ve öğretmenlerin online derslerine çocukları nasıl aktif bir şekilde katabileceklerini deneyimleme fırsatı bulacakları bu web seminerleri esnasında, öğretmenlerin yaparak-yaşayarak, etkin bir şekilde, her an katılımcı olarak sürece dahil olmalarını hedefliyoruz. Böylece, öğretmenlere, kendi canlı derslerinde öğrencilerin aktif katılımını nasıl sağlayabileceklerini bilfiil deneyimleme fırsatı sunmak istedik.”

İnternet seminerleri serisi bir yıla yayılan bir şekilde 81 ilde yapılacak.

Barış yolunun ilk durağı