Virüsten kaçarken icat çıkaralım

Dünyayı tehdit eden koronavirüse bir de şöyle bakalım: Hijyenin önemini anladık, elimizi doğru yıkamayı öğrendik. Virüsün yayılmaması için izole bir düzene geçmemiz öneriliyor. Bu süreci herkesin yararına yeni fikirler geliştirmek için kullanabiliriz.


Başta Çin, İran ve İtalya olmak üzere pek çok ülkede binlerce cana mal olan koronavirüsten doğru dersleri çıkarırsak dünya gerçekten daha iyi bir yer olabilir. Türkiye’de ilk vakanın açıklandığı günden bu yana artan hijyen hassasiyeti mesela... Bu hassasiyetimiz bundan sonra da sürse sadece koronavirüs değil pek çok hastalık önlenebilir.

Özellikle yurtdışından dönenlere uygulanan 14 gün kuralı, yani, evde, ev ahalisinden bile izole iki hafta geçirmek de verimli ve faydalı kullanılabilir. İnsan günlük hayatın koşturmacası içinde ihmal ettiği konuları düşünebilir, kitap okuyabilir... Hatta Newton’un veba salgını sırasındaki inzivasında yaptığı gibi yeni icatlar çıkarmak da mümkün.

Gündemin en önemli konusu haline gelen koronavirüse biraz tıbbi, biraz felsefi açıdan baktık. Doç. Dr. Aytuğ Altundağ koronavirüs salgını hakkında önemli açıklamalarda bulunarak son durumu ve yapılması gerekenleri Milliyet gazetesi için özetledi.

Virüsten kaçarken icat çıkaralım


Hızlı ilerledi

Son yıllarda farklı salgınlar dünya sağlığını tehdit etti. Kovid-19’un farkı nedir?

Aralık 2019’da Çin’in Vuhan şehrinde başlayan koronavirüsle günlük yaşantımız tamamen değişti. Kuş gribi, domuz gribi, ebola, SARS, MERS derken bir de Kovid-19 ile tanışmış olduk. Aralık ayında ilk çıktığında çok sınırlı olduğu düşünülüyordu. İlk başlarda SARS ve MERS’in de koronavirüs enfeksiyonu olması nedeniyle Kovid-19 ile karşılaştırmasını çok yapıyorduk. Şubat başında henüz Kovid-19 sadece 7.900 kişide görülmüş ve enfeksiyona bağlı olarak 170 kişi hayatını kaybetmişti. SARS’ta ise salgın bittiğinde toplam 8 bin kişide görülen ve 800 kişinin öldüğü bir tablo söz konusuydu.

Bu nedenle mi süreçle birlikte salgına dair çeşitli yaklaşımlar ortaya çıktı?

SARS’ı dünya ile geç paylaşan ve bu yüzden çok eleştirilen Çin yönetimi bu sefer erken ve sert önlemlere başlayıp, hızlıca şehirleri mühürleyerek ve salgınla ilgili tüm bilgileri dünya ile paylaşarak salgını kontrol altına almaya çalıştı. Şubat ayında konuştuğumuz durumun üzerinden 1.5 ay geçti ve toplamda 147 bin vaka ve yaklaşık 5.542 ölümle salgın küresel bir boyut aldı.

Bugün salgın yaz başında biter mi yoksa Orta Çağ’daki veba salgını gibi dünya nüfusunun büyük çoğunluğunu etkisi altına alır mı soruları çok sık soruluyor. Bu birbirinden çok farklı açıklamaların sürekli değişmesi de alışılmadık bir durum değil. Tüm bu karmaşanın en önemli nedenleri ise virüse ve salgına dair pek çok bilinmeyenin olması. Bu salgın üzerinden çeşitli projeksiyonları olan grupların temennileri, sosyal medyada doğrulanma ihtiyacı duyulmadan sık ve farklı bilgilerin paylaşımı olarak görülmekte.

Kışın daha etkili

Koronavirüs haziran ayında biter mi peki?

Koronavirüsün bir kış virüsü olması ve yaz aylarında nadir görülmesi şu ana kadar da sıcak bölgelerde yavaş yayılımı bizleri salgının haziranda sınırlanacağı ve tablonun hızlıca olumluya döneceği konusunda ümitlendirmekte. Büyük olasılıkla haziranda virüs yayılım hızı çok yavaşlayacak. Eğer kötü senaryo gerçekleşirse salgının 12 ay boyunca devam edeceği ve 100 milyonlarla anılan rakamda enfekte insan olacağı öngörülüyor. Ancak iyi karantina önlemleri alan Çin’in 2.5 ay sonunda bugün kendi ülkesinde tüm salgını kontrol altına alması ve çok az yeni vaka görülmesi iyimser senaryoya inananların daha haklı çıkacağını gösteriyor.

İtalya dersİ

Karantina’nın isim babası İtalya’da Kovid-19 rehavetten mi salgına dönüştü?

Salgınla ilgili en temel önlemin iyi karantina önlemleri olduğunu toplumsal olarak önemsemeyen İtalya’nın şu anda Çin’den sonra salgından en çok etkilenen bölge olması bizlere önemli dersler sunuyor. Venedikliler, 1600‘lerin ortalarından itibaren şehirlerine yanaşan gemilerdeki yolculara, hastalık getirmesinler diye kırk günlük karaya çıkma yasağı uygulamışlar. Quaranta İtalyancada “kırk” anlamında ve “quarantena”da “kırklık” yani “kırk günlük” süreye tekabül ediyor. ‘Karantina’nın isim babası olan Veneto bölgesi bugün İtalya’nın Lombardiya bölgesi ile birlikte maalesef şu an Çin’den sonra dünyanın en çok Kovid-19 salgınının yaşandığı alanlar oldu.


Kolonyanın bu noktaya geleceğini tahmin etmiş miydiniz?

Bu arada tabii ki kuralına uygun sık el yıkamaya da devam ediyoruz. Sadece Kovid-19 salgını süresinde değil, salgın sonrasında! Türkiye’nin kişi başına sabun kullanma ortalamasını yükseltmek için değil kişisel hijyenimiz için “suya sabuna dokunan” bir hayata devam ediyoruz. Kulak burun boğaz uzmanı olarak yıllarca koku alma bozukluğunun tanı ve tedavileri ile uğraşırken ister istemez hep etrafımda kolonyacılar ve parfümcüler kamplarının atışmalarına şahit olmuştum. Kolonyanın bu noktaya geleceğini ben dahil kimse tahmin edemezken, bugün itibari ile sadece 5 vakanın görüldüğü ülkemizde, hastalık bu boyutta seyrederek sonuçlanırsa “Acaba kolonya kullanma alışkanlığımızın Kovid-19’a etkisi oldu mu?” sorusu uzun süre sorulacaktır. Öyle ki misafirliğe gidene de, hasta ziyaretine gelene de, çocuklara el öptürüldüğünde de bir kolonya ikramı olur ülkemizde. Bu virüs dezenfektanının bilinçli bilinçsiz kullanımının nasıl bir katkısı oldu ileride daha net anlaşılacak.

Bilinçle bitecek

Koronavirüs salgınını ne bitirecek?

Belki yaz mevsimi belki karantina önlemleri ama net olarak bu salgını bitirecek olan şey kolektif bilincimizi toplum yararına harekete geçirmemiz olacak. Daha izole yaşamamızı gerektirecek bir durum olursa da bilgi bombardımanı altında stres hormonlarımızı yükseltip bağışıklık sistemimizi düşürmeyi değil, öz bakım ve kişisel uğraşlarımızı artırıp verimli bir süreç geçirmeyi hedeflememiz çok önemli. Unutmayın, 1600’lerin ortalarındaki ünlü veba salgınında tam iki yıl çiftlik hayatında inzivaya çekilen Isaac Newton, Cambridge Üniversitesi’ne geri döndüğünde integral ve diferansiyel hesaplarının temelini atmıştı.

Yüzde 80 alkol yeter

Türkiye’de koronayı kolonya mı sınırlandırdı?

Bu salgında hayatımıza giren tüm diğer travmalar gibi pek çok şeyi değiştiriyor. Salgını fırsat bilenler aslında vicdanlarını karantinaya aldılar ve her şeyi sadece bir oyunmuş gibi izlemeye başladılar. Travmalara dayanıksız, kırılgan gruplar ise her haberde korku atakları yaşayıp sirke mi daha koruyucu yoksa kolonya mı tartışmasının ateşli taraftarları oldular. Kolonya yüzde 60’lık alkol oranının üzerinde olması ile Kovid-19 dezenfeksiyonunda rahatlıkla ve güvenle kullanılabilecek bir dezenfektan.

Bulabilirseniz el dezenfektanlarını ya da yüzde 80’lik alkol içeren kolonyaları daha garanti olması açısından tercih edin.

Sigarayı bırakın

Risk grupları konusunda ne diyeceksiniz?

Artık hepimiz virüsün ölüm oranlarını ezberledik. 40 yaş altı ve çocuklarda binde 2 olan ölüm oranı, 70 yaşta yüzde 10’lar, 80 yaş üzerinde ise yüzde 15 düzeyinde. Çin’den çıkan ve 1200 vakanın incelendiği bir çalışmanın alt parametrelerinde çok önemli bir bulgu tespit edildi. Akut solunum yetmezliğine girme riskinin sigara içenlerde tam 14 kat daha fazla olduğu ortaya kondu.

Sadece yaşlılar risk altında değil o zaman?

Aynen. Bu nedenle sadece yaşlılar, şeker, akciğer, kalp hastalığı olanlar, bağışıklık sistemi zayıflamış olanlar değil, sigara içenler de önemli bir risk grubu olarak karşımızda duruyor. Başlangıçta dediğim gibi salgın davranışlarımızı değiştiriyor. Sigara içenlerin de bu dönemde sigarayı bırakma kararı alması çok olumlu bir durum olacaktır. Sigara içiyorsanız koronavirüs enfeksiyonunun sizde ağır seyretme riski daha fazla; bu net!