3. köprüde çevresel kaygımız giderildi, finansman sağlarız

3. köprü projesinin çevreye vereceği zararla ilgili eleştirileri değerlendiren Adnan Bali, yaptıkları itiraz sonrası revize plan yapıldığını söyledi. Bali, “İstediğimiz çevresel tüm koşulları içeren bir denetim raporu hazırlanıyor. Bunun finansmanını imzalarız” dedi

PARİS
İstanbul’da temeli atılan 3. köprüde, ihaleyi kazanan konsorsiyum finansmanı sağlamadan özkaynakla işe başladı. 2 milyar doların üzerindeki finansman için görüşülen 8 Türk bankasının projeye para vermek için haziranda çıkacak çevre raporunu beklediği ortaya çıktı. Bu raporun çevre koşulları konusunda itirazı olan bankaların istediği şartlarla oluşturulan revize bir planı kapsadığı belirtiliyor. 3. köprü projesini IC İçtaş ile İtalyan Astaldi ortaklığı yapıyor.
İş Bankası’nın Genel Müdürü Adnan Bali “3. köprüde finansmandan önce çevreyi konuştuk. Bu konuda kendimizi iyi hissedeceğimiz konumda olmalıyız. Diğer bankalar da buna bakıyor” diyor.
OECD’nin Paris’teki konferansına katılarak, 2001 krizi sonrası Türkiye’nin başarısını anlatan Bali, bir grup gazeteciyle gündemi değerlendirdi.

‘İstediğimiz koşullar...’
3. köprüyle ilgili olarak işe başlarken projedeki en kritik konunun çevre sorunu olduğunu kaydeden Bali, ‘çevre raporuna bakıp ona göre imza atma’ kararı aldıklarını bildirdi.
“Çevre raporunu hazırlayan denetim şirketi (Aecom) baharı görmek istedi. Mevsim hareketliliğine bakmak için” diyen Bali, şöyle konuştu:
“Bizdeki son bilgi, İş Bankası’nın istediği çevresel tüm koşulların sağlandığı bir raporun çıkacağı yönünde. Dolayısıyla buna imzayı atarız. Hatta yüklenici konsorsiyum, çevre ve finansmandan o kadar emin ki yüzde 20 özkaynakla temeli attı yoluna devam ediyor. Ne finansman kaygısı ne de rapor kaygısı var. Bizim açımızdan da bir sorun yok. İlk projede biz çevre koşulları nedeniyle olmaz demiştik, revize edilmişti. Son çevre raporu revize edilen plana göre hazırlanıyor.”

‘İtibarımıza zarar gelmemeli’
3. köprü gibi büyük projelerde öncelikle iki konuya baktıklarını hatırlatan Adnan Bali, “Bunlar çevreye saygı ve bankanın itibarı. Önce çevreye uygunluk sonra projeyi durduracak yargı kararı ya da toplumsal tepki bu tür projelerde önemli. İkinci kaygı olmadan birincinin olması mümkün değil. İş Bankası Hilal-i Ahmer değil. Çevreci sosyal bir kuruluş da değiliz. İşimizi doğru yapmak istiyoruz. İş Bankası olarak kazanç var diye uzun dönemli itibarıza zerre kadar zarar getirecek bir işe asla girmeyiz. “Buna girilmez der” çıkar gideriz” dedi.
Bali ayrıca, sosyal sorumluluk projelerinden bahsederek, “İş Bankası olarak 2 milyon 205 ağacımız var. Yani 1.500 dönüm büyüklüğünde ormanımız var” şeklinde konuştu.

3. köprüde çevresel kaygımız giderildi, finansman sağlarız

İş Bankası Genel Müdürü Adnan Bali

Büyük projelerdeki son duruma İş Bankası bakışı
- Üçüncü köprünün yatırım tutarı 2.8 milyar dolar. Yüzde 80’i kredi olacak, yüzde 20’si özkaynak. 2.25 milyar dolarlık kredi 2.5 yıl ödemesiz toplam 9 yıl vadeli. Bu projede İş Bankası, Garanti, Akbank, Yapı Kredi, Vakıfbank, Halkbank, Ziraat Bankası olacak. Projenin çevre danışmanı ise Aecom.
- Körfez geçişinde (İzmit-İzmir yolu) tüm bankaların onayı alındı. Kredi sözleşmelerine start verildi. Son şartlar da tamamlanınca kredi kullandırma süreci başlayacak. Köprü ile çok az da olsa otoyol içeren ilk fazın rakamı 2.8 milyar dolar yatırım bedeli var. Toplam kredi tutarı 1.4 milyar dolar. Toplamda 8 banka olacak. Yüzde 50-50 özkaynakla yapılacak. İş Bankası, Garanti, Yapı Kredi, Vakıfbank, Halkbank, Ziraat, Akbank ve Finansbank. 4 yıl ödemesiz, toplam 7 yıl geri ödemeli. Çevre danışmanı Arup.
- İstanbul’a yapılacak 3. havalimanı projesinde ise kazanan konsorsiyum henüz fizibiliteyi bankalara sunmadı. Resmen finansman arayışına çıkmış değiller. Devir için ön sözleşme imzalandı. Asıl çerçeveyi çizen uygulama sözleşmesi müzakere edilecek. Bu sözleşmenin ardından hazırlanacak olan fizibiliteyle de finansman gündeme gelecek. Yerli-yabancı bankalarla görüşmelerde projenin finansmanına ilgi olduğunu görülüyor.

‘Rantiye olmayı seçseydik...’
İşlem ücretleri ve komisyonlardan dolayı başta kabine cephesinden olmak üzere bankacılara yöneltilen çıkışları değerlendiren Adnan Bali, yaşanan yüksek kâr rakamlarının aslında geçici olduğunu kaydetti.
“Hızlı faiz düşüşleri bankacılık sektöründe bir defaya mahsus yüksek kârlılığa neden olur. Bu sürdürülebilir bir kazanç değil” diyen Bali, şunları söyledi: “Aslında söylendiği gibi bankalar yüksek faiz değil, faiz düşüşünden kazanç sağlar. Ayrıca, faizler yükselirken kimse gelip “krediyi yeniden yapılandıralım” demiyor. TL’de bu vadeyi verecek kaynak yok. Döviz borçlarını TL’ye çeviriyorsunuz. Yıllık bileşik yüzde 12’lik yüzde 10 maliyeti var. Bankaya sadece yüzde 2 kalıyor. Biz gidip dışarıdan döviz borçlandığımıza “yeniden yapılandıralım” diyemiyoruz, böyle birşey yöneltsek komik duruma düşeriz.”

Lüks tartışmalar
Bankaların kârının neden kıskanıldığını anlayamadıklarını ifade eden Bali, “Jant satanın, rulman satanın kâr etmesi kimseyi rahatsız etmez. Ama bankaların kârı tepkiye yol açıyor. Şu anda lüks tartışmalar yapıyoruz. Rantiye olmayı seçseydik, 25 bin kişiyi istihdam etmez, memleketin her yerinde şube açmazdık. Tabi bunları söylerken tüketici haksız diyemem. Hatalı uygulamalar oldu. arkasında durulamayacak işler. Bunlardan ders çıkarıp yeni yol haritası belirleniyor.”

En önemli risk ‘sıcak çatışma’
Türkiye’nin önünde siyasal ve ekonomi cephesinden bakıldığında risk başlıkları arasında hangi konuların öne çıktığı sorulduğunda Adnan Bali şu yanıtı veriyor: “Şu anda Türkiye için en önemli risk, Suriye ile yaşanacak sıcak çatışma. Ama Türkiye’nin hissi davranıp bu yolu seçeceğini tahmin etmiyorum. Dönem içinde çözülecektir. Barış sürecinin devamlılığı da buna bağlı. Suriye ve barış süreci tesadüf değil.”


‘Çözüm süreci’ sembolik değil
Güneydoğu sorununda yaşanan gelişmeleri ve süreci değerlendiren Adnan Bali, “Çözüm süreci çok olumlu. Geçmişteki girişimlerle kıyaslandığında çok yüksek bir beklenti oluşturulmadı. Habur olayı gibi sembolik durumlar yaşanmıyor. Beklentiler yükseltilmiyor. Bu kez çok detaylı çalışıldığı belli oluyor. İnşallah böyle de devam eder. Çünkü bölgenin refahı ve kalkınması bu sürece bağlı.”

Dev projeler çılgınlık mı?
Avrupalı bankaların kendi finansal durumlarıyla meşgul olduğu bir dönemden geçtiğini belirterek “Türkiye’de büyük projelerin hepsi Türk bankaları tarafından finanse edilebilir” diye konuşan Adnan Bali, “Büyük projeler ve mevcut kredilerdeki büyüme dikkate alındığında Türkiye’de bu rakamların toplamı 35-40 milyar doları buluyor. Tüm bunları Türk bankaları finanse etse, şu anda yüzde 17 olan sektörün sermaye yeterlilik rasyosunu sadece 1.5 puan aşağı çeker. Yani bu projeler karşılanamaz değil, bir sorun yok. Avrupa’daki bankacıların sermaye yeterlilik rasyosu şu anda yüzde 7-8’lerde” diye konuştu.