Aşıda yok PCR’da kuyruk çok

Omicron varyantının özellikle aşılanmış kişilerde Delta’ya kıyasla daha hafif seyrettiği Dünya Sağlık Örgütü ve bilim insanlarınca defalarca vurgulandı, vurgulanıyor. Tabii bu aşı takvimine uyan ve hatırlatma dozlarını zamanında yaptıranlar için geçerli. Yani aşının yaygınlığı ve zamanlaması kritik önemde. Peki bu yeterince anlaşıldı ya da ciddiye alındı diyebilir miyiz? Hayır. Bilerek ya da bilmeyerek hatırlatma dozunu ihmal eden çok sayıda insan var. Dahası hala aşı olmamakta direnenler de söz konusu. Yani koronavirüsle mücadelede en etkin yöntem, özellikle de insanların yakalansa dahi hastalığı hafif atlatmasını sağlayan aşıya karşı çıkarak hem virüsün işini kolaylaştırıyor hem de toplumun sağlığını riske atıyorlar.

Böyle bir durumda da Omicron varyantına bağlı vaka sayılarının her gün yeni bir rekor kırması ve daha da yükselme beklentisi, olasılığı kaçınılmaz. Dolayısıyla son günlerdeki hastaneler ve sağlık kuruluşları önlerindeki uzayan PCR kuyruklarını görünce şaşırmamak elde değil. Çünkü evet PCR testi iş seyahati ya da yurt dışı çıkışlar, bazı etkinlikler için zorunlu bir durum ve başvuru normal ama şimdilerde daha çok “acaba Kovid miyim” diye endişeler, hatta eğlence partilerine katılma şartı nedeniyle de insanlar test kuyruğuna giriyorlar. Kısacası kuyruklar insanların merakından ve negatifse anlık rahatlama düşüncesinden de uzuyor ama aynı hassasiyet Kovid ile mücadelede en etkin yöntem aşı için gösterilmiyor. Kaldı ki o PCR kuyrukları sıradakiler için ayrı bir risk de oluşturuyor. Mesela negatif olup da dip dibe beklerken virüsü kapıp, birkaç gün sonra pozitife dönmek gibi. Bu ilginç, bir o kadar da düşündürücü durumu İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Haluk Eraksoy değerlendiriyor:

“Elbette doğru olan aşı kuyruğu ya da en azından diğerinden daha kısa olmaması. Ama şu an tersi bir durum var. Çünkü daha çok insanlar canları yanınca arayışa giriyorlar. Aşı ilaçtan farklı bir şey şikâyetimiz olursa başvurduğumuz bir silah. Başımız ağrır karnımız ağrır ilaç alırız ama aşıda ortalıkta hiçbir şey yok şikâyetimiz de yok. Durup dururken vücuduna bir iğne batırılacak diye bir algı var insanlarda. Dolayısıyla bunu kırmak için çaba gösteriyoruz.”

Aşının önemi anlaşılmıyor anlamında mı?

“Maalesef, aşı genel olarak böyledir. Çocukluk çağı aşıları dışında, ki çocukluk çağı aşılarında da anne babalarının bilinçli olması veya sağlık sisteminin zorlaması ile tamamlatılır. Ama erişkin çağa gelince olunması gereken sadece Kovid değil, şu anda gündemimiz o ama onun dışındaki aşılarda çoğu kez ihmal edilir. Burada da benzer bir durum var. Etrafımız o kadar hasta kaynıyor, Birçok kişi yakınını kaybetti veya hastalandı ama yine de bir duyarsızlık var. Bu tabi eskisi kadar değil ama özellikle hatırlatma dozlarında bir sıkıntı çekiyoruz. Yani o başlangıçta yürütülen kampanyayla hiç değilse ilk iki doz büyük oranda tamamlatıldı ancak o yetmiyor artık. Çünkü bu iki dozla olup bitecek bir durum değil. Ama ne yazık ki hatırlatma dozu konusunda insanlar ‘ben zaten aşımı oldum’ gibi bir iyimserlik havasında. Onu kırmak gerekiyor. Bu sadece bizim ülkemizin sorunu da değil.”

Yoğun bakımdakiler aşısızlar mı?

“Elbette. Yoğun bakıma düşmek aşılılar arasında son derece nadir. Hemen hemen hiç yok. Yoğun bakımdakiler hep aşısızlar veya aşılı olup da aşısının üzerinden uzunca bir zaman geçmiş, o hatırlatma dozunu ihmal etmiş kimseler, yaşlı kimseler, altta yatan hastalığı olan kimseler. Yani insanlar vazgeçmeliler bu aşı ihmalinden hatırlatma dozunun zamanı gelmişse onu yaptırmalılar.”

Bir de kişi pozitifse aşı olması risk yaratır mı endişeleri var. Olabilir mi? Prof. Eraksoy devam ediyor:

“Hayır yaratmaz, ama bir faydası da olmaz. Sonuçta zaten virüs bir çeşit aşı gibidir. Vücuda girip kendi antijenlerini salıyor ve vücutta ona karşı reaksiyon gösteriyor birtakım belirtiler veriyor. Bir taraftan da antikor yapıyor. Aşıda da hastalandırıcı özelliği olmayan bir bölüm vücuda sokuluyor. Yine vücut ona da bir reaksiyon veriyor, antikor yapıyor. Benzer bir durum her ikisinde de var, yani bir kişiye hasta olmadığını bilmeden aşı yaparsanız ilave bir zarar olmaz.”

Hastalığı tetiklemez yani?

“İlk başlarda acaba böyle bir şey olabilir mi diye kuşku vardı. Böyle bir hipotez ortaya atılmıştı. Ama dünya üzerinde edinilen deneyime göre yok. Bunu niye bu kadar rahat söylüyorum. Çünkü pratikte bu durumla karşılaşıldı, dünya üzerinde, böyle birçok vaka oldu bizde de oldu ve onlarda ekstra endişe verici bir durum saptanmadı. Bunlar konuşuldu, tartışıldı. Ama biz yine de önermiyoruz. Boşu boşuna niye aşı olsun o kişi.”

Özetle; zorunlu haller dışında özellikle merak düşüncesiyle PCR kuyruklarına takılmanın pek anlamı, yararı yok, hatta virüs kapma riski var. Çünkü Omicron varyantı kıskacındaki tırmanış ve yeni varyantlar tehdidi nedeniyle gidişat vahim. Yeni varyantlar da olası ve normalleşiyoruz havasındayken yine kısıtlamalar durumu olabilir. Dolayısıyla, salgından hayatını kaybedenlerin çoğunun aşısızlar olduğu gerçeği ortadayken herkesin aşı olması, özellikle hatırlatma dozlarını tamamlaması, olmayanı ikna etmesi, aşıya ulaşamayanlara destek olunması kritik önemde. Yani aşı için herkesin kolları sıvaması şart...