BM bayrağı altındaki terör yuvası

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ABD Başkanı Biden’in görüşmeleri arifesinde PKK’nın Mahmur sorumlularının peş peşe susturulması Türkiye’nin “temizlik” konusundaki kararlılığını bir kez daha çok net ortaya koydu. Tabii imkân ve kabiliyetini de. Çünkü yerleri bulunamaz, hele de kendileri açısından karargâh olarak gördükleri bir yerde onlara kimse erişemez diye gizemli havaya sokulan lider kadrosundaki çok sayıdaki terörist son günlerde teker teker etkisiz hale getirildi. Tıpkı daha öncekiler gibi. Yani başını ininden çıkaran avlandı. Terör örgütünün en tepe isimleri Murat Karayılan, Cemil Bayık, Duran Kalkan ve diğerleri için ise kum saati çalışıyor. Dolayısıyla MİT ve TSK senkronizasyonuyla gerçekleştirilen bu nokta operasyonlar sadece terör örgütü PKK’ya değil, onları koruyup kollayan Avrupa ve özellikle de ABD’ye de mesaj aslında. İçerik de açık ve net olarak şu:

Bakın sizin desteklediğiniz bu teröristleri biz teker teker temizliyoruz ve temizlemeye de devam edeceğiz...Yani ne olursa olsun biz bu konuda kesin kararlıyız... 

O nedenle Mahmur’daki bu temizlik zamanlama açısından da kritik önemde. Onun için tesadüf olmadığına dönük yorumlar da söz konusu? Olabilir mi? Soruya eski Genelkurmay İstihbarat Başkanı Em. Korg. İsmail Hakkı Pekin yanıt veriyor:

“Tesadüf de olabilir olmayabilir de... Şimdi adamların birisi öldürülmüş, yani etkisiz hale getirilmiş 4 gün sonra onun yerine geçende öldürülüyor. Demek ki planlı, programlı sürekli oraları gözleyen oradan istihbarat elde eden ve bu konuda devamlı operasyon yapan bir grup var. Yani biz bu adamların liderlerini bilerek isteyerek etkisiz hale getiriyoruz. İşin gerçeği bu. Ama bu sırf NATO zirvesi için mi yapılıyor yoksa hedef ortaya çıkıyor öyle mi yapılıyor? Yani kim hangi taraftan bakarsa baksın çok fazla değişen bir şey yok. Bu bizim kararlılığımızı gösterir. ‘Türkiye öyle NATO zirvesi ya da başkanlar arasındaki görüşmeyi falan beklemiyor, devamlı normal rutin vaziyette terörle, teröristlerle mücadele ediyor. Bu kapsamda nokta operasyonlarla da teröristlerin elebaşlarını, yöneticilerini etkisiz hale getiriyor ‘diye. Bu da önemli bir mesaj herkese...”

Teröristlerin enselerindeyim diyor yani?

“Tabi çok yakından izleniyorlar. Mahmur için Cumhurbaşkanı boşuna söylemedi ‘orası kuluçka yuvasıdır. Siz bir şey yapmazsanız bile biz yapacağız, yapıyoruz gözümüz orada’ diye. Bu açık ve net olarak istihbaratın o bölgede, alanda çok iyi çalıştığını ve tek tek herkesi izlediğini, gözlediğini fırsat bulduğu zamanda etkisiz hale getirdiğini gösteriyor. Bu bakımdan da çok iyi. Yakında Murat Karayılan, Cemil Bayık gibi isimlerden birisinin de ortadan kaldırıldığını, etkisiz hale getirildiğini duyabiliriz.”

Türkiye’nin Mahmur Kampı ve Sincar ile Kandil dahil bu “şeytan üçgenini” bir şekilde elemine etmeye çalıştığın belirten Pekin, BM bayrağı altındaki Mahmur’un tam bir terör yuvasına dönüştüğüne dikkat çekerek devam ediyor:

“Mahmur’a gelenler 1991-92 yıllarında terör vasıtasıyla göçe zorlananlar. PKK’nın yönlendirmesiyle kuzey Irak’ta Türkiye sınırına çok yakın bir yerdeki Atruş kampına gelmişlerdi. Türkiye 1994’ten sonra bu kampın kaldırılması için devamlı baskı yaptı. Sonucunda da bunlar oradan çıkıp 1998’de Mahmur kasabasına geldiler. 2011 de de orası BM kampı haline geldi. İçerde BM’nin herhangi bir temsilciliği yok. Erbil’deki BM temsilciliği kampla ilgileniyor. Yiyecek, içecek yolluyor, sağlık desteği veriyor. Dolayısıyla orası tam bir terör yuvası. Çocukları eğitiyorlar, terörist yapıyorlar. Aynı zamanda orası bir saklanma noktası. Biliyorsunuz Erbil’de lokantada Türk diplomatını vuranların ikisi de Mahmur’da çıktı.”

BM bayrağı altındaki terör yuvası denilebilir mi?

“Denilebilir tabi. Orada BM bayrağı var. Onun altında BM Yüksek Komiserliği mi bakıyor ya da hangi birim bakıyorsa onun şemsiyesi altında orada bir terör yuvası var. Burada ilkokul, ortaokullar var orada çocuklar okuyorlar. PKK onlara ideolojik eğitim veriyor, askeri eğitim, gerilla eğitimini de hemen etraftaki Karaçak Dağları var oralarda alıyorlar. Oraya 13-14 yaşında çocuk olarak çıkıyor ondan sonra terörist oluyor. Oradan ya Sincar’a ya Kandil’e gidiyor ya da Türkiye’ye geliyor veya Suriye’nin kuzey doğusuna gönderiliyorlar...”

BM bunu görmüyor mu?

“Görmez olur mu işlerine gelmiyor. BM buna göz yumuyor görmezlikten geliyor. Kimse de karışmak, başını belaya sokmak istemiyor. Aslında bu konuda söz de verdiler hem BM hem de Irak Merkezi Yönetimi ve Kürt Bölgesel Yönetimi söz verdi. Ama bir türlü yerine getirmediler...”

Yani dememiz o ki; Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD Başkanı Biden ile yapacağı görüşmeden ne çıkarsa çıksın TSK’nın Kuzey Irak’taki mıntıka temizliği ve PKK’lı terörist avından asla vazgeçmeyeceği kesin. Tabii ABD’nin iki yüzlülüğe devam edeceği ve daha dün Afrin’de hastaneye saldıran YPG/PKK’yı sanki farklıymış gibi göstermeye çalışacağı da...Dolayısıyla kim ne derse desin sıranın Suriye’deki bu katillere geleceği de çok açık ve net...