Böyle komşu olmaz olsun

Doğu Akdeniz ve Ege konusunda Türkiye A’dan Z’ye haklı. Hukuken ve mantık açısından tartışılabilir hiçbir husus yok. Yunanistan’da bunun farkında ama olayı siyasi bir zemine dayandırmaya çalışıyor. Onun için de tarih boyunca olduğu gibi Avrupalı devletlerin arkasına sığınarak sahte kabadayılık yapıyor, Türkiye üzerine baskı kurmaya çabalıyor. Bu kirli oyunda da Türkiye’nin doğrudan ya da dolaylı olarak dâhil olduğu her konuda karşı cephede pozisyon alan Fransa başı çekiyor.

Yunanistan’ı gazlayarak Doğu Akdeniz ve Ege’deki gerilimi körüklüyor. Hatta Yunanistan ve Fransa sözüm ona Türkiye’ye gözdağı vermek amacıyla ortak tatbikat yaptı. Yani Türkiye’nin oluruyla NATO’nun askeri kanadına dönen sözde müttefik iki ülke yekten hasmane tutum içinde. NATO’nun patronu ABD eksik kalır mı? O da Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ne yönelik 33 yıllık silah ambargosunu kısmen kaldırarak yangına benzin döktü. Bu gazı alan Yunanistan da hepten küstahlaşarak gerilimi tırmandırıyor. Hem de en üst seviyeden. Şöyle ki; hukukçu olması nedeniyle uluslararası anlaşmalara, adalet ilkelerine daha duyarlı olması beklenen Yunanistan’ın ilk kadın Cumhurbaşkanı Ekaterini Sakellaropulu her yönüyle hukuksuzluk içeren, Aydın’a bağlı Eşek Adası ziyaretiyle dostluktan ziyade daha çok hasmane tavır yanlısı olduğunu ortaya koymuştu.

Hem işgal altındaki bir adayı kendi toprağı sanmakla hem de uluslararası hukuk gereği silahsızlandırılması gereken bir yerde Yunan askerleri arasında verdiği fotoğraflarla. Sakellaropulu aynı hukuksuzluğu ve tahriki 13 Eylül’de Meis Adası’na yapacağı ziyaretle daha da tırmandırmak niyetinde. Peki, bunlar sürpriz mi? Değil. Çünkü daha bir asır önce tam da bugünlerde Anadolu’yu perişan bir şekilde terk etmek zorunda kalmasına rağmen Yunanistan o günden bu yana da Megali İdea hayalinden asla vazgeçmedi. Sürekli olarak kara, deniz ve hava sahalarını genişletme çabasıyla Türkiye’nin tüm düşmanlarıyla dostluk kurmayı kendi milli görüş ve ülküsü haline getirdi ve bunu pervasızca uyguladı. Bu bağlamda da Doğu Akdeniz ve Ege’deki bazı adaları anlaşmalara aykırı olarak silahlandırma, haksız kıta sahanlığı ya da kara suyu saçmalıklarının yanı sıra Türkiye’yi sıkıntıya, zora sokmak adına aynen Suriye gibi insanlığa karşı suç işleyen terör örgütlerini ülkesinde barındırdı, bunlarla iş birliği yaptı. Yani alçaklıkta sınır tanımadı. Örneğin; 40 yıldan bu yana özellikle Türkiye’ye tehdit teşkil eden ASALA, PKK, DHKP-C, MLKP teröristlerini himaye etti, onları 3 ayrı kampta (Lavrion, Kinesa, Dileysi) yetiştirdi, eğitti.

1990’lı yılların sonlarında Türkiye’nin kararlı çıkışları sonucunda Abdullah Öcalan’ın Suriye’den çıkarılması sürecinde terörist başı sığınacak ülke ararken himayesine aldı, sıkışınca da onu Kenya’ya kaçırttı, orada da Büyükelçiliği’nde saklayabilecek kadar pervasızlaşabildi. Yunan Büyükelçisi daha sonra Kenya tarafından sınır dışı edildi. Abdullah Öcalan’a Kenya’da hamilik yapan Yunan İstihbarat Teşkilatı eski üyesi Savas Kalenderidis, Yunanistan’daki PKK kadrolarıyla sıkı bir irtibat içinde olduğunu da bizzat kendisi açıkladı. Abdullah Öcalan Yunanistan ile iş birliği yaparken şu açıklamayı da yapmıştı:

“Gittiğimiz yol, aynı zamanda, onlarca yıldır Türk saldırılarına uğrayan Kıbrıs, Yunanistan gibi komşu ülkeler için bir fırsattır. Çünkü Kürtlerin bağımsızlıklarını kazanmalarıyla, Türkiye binlerce yıldır Anadolu ve tüm bölgedeki egemenliğinin stratejik temelini kaybetmiş oluyor. PKK’nın devrimi, Türkiye ve Türklerin rolünü sınırlıyor ve yeni stratejik koşullar oluşturuyor.”

Yunanistan 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında da FETÖ üyelerine yataklık yaptı. Darbe girişimi başarısız olunca, 11308 kuyruk numaralı S-70 Skorsky helikopteriyle Yunanistan’a kaçan FETÖ’cü binbaşı ve yüzbaşı rütbesindeki pilotlar ile astsubay teknisyenleri Yunan makamlarınca korunmaya alındı. Türkiye’nin iade taleplerine rağmen teslim edilmedi.

Yani Yunanistan söze geldi mi ara sıra “Türkiye ile iyi komşuluk ilişkileri ve iş birliği arayışı” gibisinden laflar etse de hiçbir zaman iyi komşu olmadı. Aksine, kafasındaki hesaplar ve buna dönük yaptığı kirli ilişkiler, kalleşliklerle tam anlamıyla böyle komşu olmaz olsun dedirtti. Son günlerdeki pervasızlıkları, savaş tehditleriyle de iyiden iyiye haddini aştı. Dolayısıyla, bardağın artık taşma noktasına geldiği de çok açık ve net...