Deprem savaşları

Deprem savaşları


Tunca BENGİN

     Depremde on binlerce insan öldü, katrilyonlar kül oldu; Ankara hala akıllanmadı. 'Geliyorum' diyen faciayı yıllardır gözardı eden devlet, aynı tavrı sürdürüyor. Doğal olarak da devlet ile üniversite arasında mücadele yaşanıyor. Örneğin; İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) rasathane kurmak için çırpınıyor, 'ödenek yok' diye kabul edilmiyor. 'Kandilli varken ikinci bir yer lüks olur' deniliyor. Para da para olsa. Topu topu 3 milyon dolar. Boğazda bir villa parası... Neyse ki; suni deprem yaratarak maket binaların dayanıklılığını ölçen sarsma tablası için gereken ödeneği bütçeye koymuşlar. O da son anda. 12 Kasım'daki ikinci facia olmasa 'Yakında aynı şiddette deprem olmaz' mantığıyla unutulup gidecek.
       Bu nasıl kafa... Depremle yaşamaya böyle mi alışacağız? İTÜ rektörü Prof. Dr. Gülsün Sağlamer, 25 Kasım'da yapacakları basın toplantısında gerçekleri dile getireceklerini söylüyor. Rektör Hanım, "Bilim adamlarıyla birlikte bildiklerimizi ve bilinmesi gerekenleri, eksikleri ve hangi görevlere talip olduğumuzu açıklayacağız' diyor. Deprem konusunda dünyanın en iyi kadrolarından birine sahip olduklarını belirten Sağlamer, şunları söylüyor:
     "1992'den bu yana projelerimizi DPT, TÜBİTAK'a götürdük, sonuç alamadık. 'Deprem araştırmaları merkezi Kandilli, oradan yararlanın' denildi. Nasıl yararlanacağız, mümkün değil. Açıklananlar onların bizim öğrenmemize müsade ettikleri veriler. Aslında onların sistemleri de yetersiz. Örneğin İran'da bin noktadan ölçüm yapılıyor, bizde sayı çok az, sistem oldukça geri."
       Üç milyon dolarlık Sarsma Tablası ödeneğinin son anda bütçeye girdiğini anımsatan Sağlamer, şöyle devam ediyor:
     "Kaç yıldır istediğimiz şeydi. 17 Ağustos depreminden sonra DPT'de bütçeye koydurduk ama; çıkardılar. Perşembe günü aradılar yeniden bütçeye almışlar. Yine de kötümser değilim. Aklın yolu bir, rasathane projesi de çözülmek zorunda."

İstenince oluyor

     Antik Kent Side'deki utanç duvarı da yıkıldı. Deniz ile vatandaş arasına set çeken işyerleri artık yok. Oy kaygısıyla yağmaya göz yumulan, turizm hizmeti adı altında peşkeş çekilen hazine arazileri özgürlüğe kavuştu.
       Aslında bu sahillerimizin ortak sorunu. Mafya bozuntusu üç - beş çapulcu yıllardır at koşturuyor, kimsenin gıkı çıkmıyordu. Tarihi - doğal güzellikler yasa tanımazlar cennetine dönüşüyordu. Bu yerlerin başında da Side geliyordu. Anımsayacaksınız Apollon Tapınağı dahi disco - bar olmuştu. Aylar sonra devlet nihayet kendini gösterdi. Belediye dozeri 15 Kasım 1999 tarihinden bu yana aralıksız çalışıyor. Yıkılan bar, restoran, disco, dükkkan sayısı yüze yakın. Ve de belediye devamını getirmekte kararlı. Side Belediyesi Kültür Müdürü Ragıp Tüntaş, şöyle diyor:
     "Hedefimiz Antalya Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu'nun ilke kararları doğrultusunda kaçak yapıları kaldırıp yerine çevre ve kentsel tasarım adlı bir dizi projeyi hayata geçirmek. Liman bölgesindeki bu yıkımı plajlardaki çarpık - kaçak yapılar izleyecek. Köy içindeki esnafın dükkan dışına taşması engellenecek. Sözüm ona el sanatları adı altındaki tezgah işgalleri de otogardaki bir yere kaydırılacak."
       Anlaşılan o ki; 2000 yazında Side farklı bir gürüntü verecek. Bravo başkan. Demek ki; istenince oluyormuş. Darısı diğerlerinin başına...

ANAP'ın ASBAY'ları

     ANAP 2000'li kadrolar için hummalı bir çalışma içinde. Seçim İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Bülent Akarcalı, 'Teşkilat sistemini hafifletip ağırlığı sandık başlarına veren bir kuruluşa gidiyoruz. Her sandığın bir ASBAY'ı (ANAP Sandık Başı Yetkilisi) olacak' diyor. Gerekçesini de şöyle açıklıyor:
     "Artık tepeden verilen telkinlerle seçmenin temeline ulaşılamıyor. ASBAY'lar 250 - 300 seçmenden sorumlu olacak, kapı kapı dolaşacak. Partiye üye olmak isteyenler ASBAY'ın olurunu alacak. Böylelikle sahte seçmen, mükerrer oy da önlenecek."
       Hazırlıkların baskın kongreye önlem iddialarına da karşı çıkan Akarcalı, 'ANAP'ta şu anda olağanüstü kongre yapacak, yapısal değişiklik getirecek güç ve akım yok. Lütfullah Kayalar'ın çıkışı parti içindeki canlılığın kanıtı" yorumunu yapıyor. Türkiye gibi ANAP'ın da Turgut Özal'ın kıymetini anladığını vurgulayan Akarcalı, 'Bir dönem Özal'sız ANAP daha da bir sıçrayacak diye hava yaratıldı. Ancak kişi olarak Özal'sız ama fikir olarak Özallı bir ANAP'ın daha yararlı olduğu anlaşıldı' diyor.

Bu seslere kulak verin

       . Atama bekleyen Sağlık Meslek Lisesi mezunlarının sayısı 9 bini buldu. Gelen her bakan söz vermesine karşın tutmuyor. Ben de 1997 yılı mezunu mağdurlar arasında yer alıyorum. Bizler dört yıllık eğitim aldık. Sağlık personeli açığı varken neden değerlendirilmiyoruz. Serkan ŞENGEL - İzmir
       . Depreme karşı vatandaşı aydınlatılmıyor. Herkesin çatısında tonlarca kapasiteli su depoları ve işe yaramaz malzeme var. Bizim binada da 5,5 tonluk depo keşfettik. Kimse olayın farkında değil, bina kirişleri ne kadar sağlam olursa olsun, sallantı anında o yüke dayanmaz. Metin SOKULLU - İstanbul



Yazara E-Posta: tbengin@milliyet.com.tr