Ders ziliyle gelen bonzai alarmı!

Bugün ülke genelinde 17 milyon öğrenci ders başı yapıyor, okul çevrelerinde büyük tehdit oluşturan bonzaiye karşı eylem planı da Bakanlar Kurulu’na sunuluyor. Hedef, torbacılara, ayakçılara verilecek cezaları yeniden düzenlemek ve okul çevrelerinde “erken uyarı sistemi” kurmak. Bunlar kullanımı hızla yayılan bonzai belasıyla mücadelede önemli adımlar ancak, neden geç kalındığı ve nasıl olacağı konusunda soru işaretleri var. Şöyle ki; gençlerimizi öldüren, sokak ortasında alenen pazarlanan bonzai tehdidine yönelik son iki yılda ilgili bakanların yanıtlaması için onlarca soru önergesi verilmesine rağmen hiçbirine doğru dürüst yanıt gelmemiş. Üstelik çevresinde erken uyarı sistemi kurulacak denilen okulların çoğunda güvenlik kamerası bile yok. Dahası böylesine hayati bir konu ne Meclis’teki eğitim komisyonu ne de okullardaki eğitim dönemi öncesi seminerlerde gündeme gelmemiş. Bunlar benim değil, doğrudan muhataplarının tespitleri:
Nur Serter (TBMM Eğitim, Kültür,Gençlik ve Spor Komisyonu Üyesi): Gençliğin sağılığı için tehdit olan uyuşturucu ve bonzai komisyonda hiç gündeme gelmedi. Bizlere bilgi de verilmedi. Soru önergelerimize de yanıt gelmiyor onun için tek kaynağımız Bilgi edinme Yasası kapsamında başvurduğumuz kuruluşlar.
Kamuran Karaca (Eğitim-Sen Genel Başkanı): Bakanlığın talimatıyla bütün okullarda öğretmenlere dönük 1 Eylül’de başlayıp iki hafta süren seminerler yapıldı. Müfredat, derslerle ilgili uygulama yöntemleri gibi konular el alındı ama uyuşturucu tehdidi hiç konuşulmadı.

CHP’yle ilgili ‘ince’ yanıt

CHP’de MYK’nın açıklanması beklenirken, genel başkanlık yarışında aldığı oyla “partilileri” şaşırtan Muharrem İnce, il ve ilçe örgütleri turundaydı. Bu gezilerle ilgili çıkan haberler ise İnce’nin “B planı çerçevesinde 2015’deki olağan genel kurultaya hazırlandığı yolundaydı. Biz de gerçekten böyle mi diye merak edip muhatabına sorduk. İnegöl-Bursa yolunda ulaştığımız İnce Yalova’ya oradan da Trakya’ya geçeceğini söyledi. “B” planıyla ilgili çıkan haberler konusunda da “Ben böyle bir açıklama yapmadım” dedi. Sonrasında ise kısa sohbetimiz şöyle gelişti:
Peki nedir planınız?
Partimin iktidar olması için uğraşıyorum. Ben hep geziyordum, il il, ilçe ilçe davet alıyordum, gidiyordum.Yeni değil ki bu.
Kurultayın hemen ardından olunca?
Ben hep geziyordum, kimsenin bir anlam yüklemesine gerek yok. Beş senedir Türkiye’yi dolaşıyordum zaten.
Kurultay öncesi ile sonrası size karşı hava farklı mı?
Kurultay defterini kapadım artık. Ben partimin başarısı için çalışıyorum.
Teknik olarak yeniden grup başkanvekilliğiniz mümkün mü?
Tabi ki mümkün ama, benim öyle bir isteğim yok.
Teklif gelirse?
Evet dersem ‘Hadi bana bu teklifi’ yapın demek olur. Benim böyle bir talebim yok, bu soruyu gereksiz buluyorum.
Kılıçdaroğlu ile kurultaydan sonra bir araya geldiniz mi?
Telefonla görüştük.
Sakıncası yoksa neler konuşuldu?
Size ne...
İşte “sokaktaki insan” adına yönelttiğimiz sorular ve onların vekilinden gelen “ince” yanıtlar...

Yalova İstanbul’un can suyu olmuştu

Yalova’daki su sıkıntısı ve “taşıma” suyla çözüme dönük görüntüleri görünce 24 yıl öncesini anımsadık. Ama o gün aynı görüntüler İstanbul’daydı ve bugün bir damla suya muhtaç hale gelen Yalova ise “can suyu” konumundaydı. Bugün sıfıra düşen Gökçedere Barajı’ndan çekilen sular dev deniz tankerleriyle İstanbul’a ulaştırılıyor, sonrasında da şebekeye pompalanıyordu. Öyle ki bu yolla taşınan günlük 30 bin ton su için dünya rekoru! benzetmesi dahi yapılmıştı... Peki ne oldu da o Yalova bu hale geldi? Ya da sorunun tek nedeni kuraklık mı? İşte Yalova Belediye Başkanı’nın ağzından gerçek neden:
“30 yıldan beri şehir içerisinde yenilenmeyen şebeke, kayıp kaçağın en fazla sıkıntı noktasını oluşturuyor. Günde 18 bin metreküp su tahakkuku yapılırken Yeşil Körfez Su Birliği’nden Yalova Belediyesi’ne akıtılan tüketildiği gözüken su 55 bin metreküp.”
Aman bu yazdıklarımızdan “İstanbul için artık risk kalmadı ya da yok anlaşılmasın. Çünkü her ne kadar 50 ya da 140 gün arasında değişen rakamlarla suyumuz var denilse de, durum vahim. Çünkü barajların çoğu dibi buldu “taşıma su”yun geldiği yer de kuraklıktan etkilenmiş durumda. Ve İstanbul’un şebekesinde de kayıp-kaçak oranı hayli yüksek. Açıkçası ekim ayının sonuna kadar öngörülen sürede yeterli yağış düşmezse görüntüler Yalova’yı aratmaz...