Hangisi daha güvenilir: ABD mi, Rusya mı?

Son yıllarda ABD ile yaşanan her gerilim sonrasında Rusya ile ilişkileri daha da geliştirelim, yani ülkenin pruvasını hepten değiştirelim muhabbeti malum. Hatta Türk dış politikasında stratejik ortaklık konusunda ABD mi yoksa Rusya mı diye yapılan kamuyu araştırmaları dahi var. Örneğin daha haziran başında bu konuda yapılan bir araştırmaya göre, katılımcıların yüzde 78.9’u ABD yerine Rusya ile iş birliği yapılmasını istiyor. Yani ABD’yi asla güvenilir bulmuyor. Haksız da değiller. Çünkü ABD kâğıt üstünde müttefikimiz, hatta stratejik ortağımız ama hiçbir zaman o tutumu sergilemedi, aksine, bırak müttefikliği, açıkça hasmane tavır içinde oldu. Hem de çok eskilerden, ta 1962’deki Jüpiter füze krizinden bu yana. Johnson’ın İnönü’ye yazdığı kaba mektup, 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı sonrası uyguladıkları sert ve şiddetli ambargo, terör örgütü PKK’ya gizli kapaklı yardımları, 2003 yılındaki çuval krizi bunlardan sadece birkaçı. Daha yakın zamana baktığımızda da görüntü şu: ABD özellikle 2011 yılından itibaren Suriye’de, Irak’ta ve daha sonra doğu Akdeniz’de Türkiye’nin ulusal çıkarlarını tehlikeye, ulusal güvenliğini de riske atan politika ve stratejiler izliyor. Müttefiki Türkiye için tehdit olan PYD/YPG/PKK terör örgütüne silah, donatım desteği sağlıyor, danışmanlık hizmeti veriyor. Yani eskilerdeki gizli desteği aleniyete dönüşmüş durumda. S-400 nedeniyle yürüttüğü politika ve strateji, F-35’lerle ilgili verdiği karar da ABD’yi müttefik olmaktan hepten çıkarıyor. Zaten ABD de söylemlerinde müttefik olmadığını belirtiyor aslında. Yani ABD, bırakın müttefikliği, yekten hasmane tutum sergileyen bir ülke konumunda. Aynı ittifakta, NATO’da yer almamıza rağmen.

Peki ya Rusya? O sanıldığı gibi Türkiye’ye ne kadar yakın ve dost? Ya da Rusya güvenilir ortak veya müttefik olabilir mi? Evet, Türkiye son birkaç yıldır Rusya ile ekonomiden güvenliğe ve bölge sorunlarının çözümünde ortaklığa uzanan bir dizi konuda yakın bir iş birliği içerisinde oldu. Bu dönem içerisinde de Cumhurbaşkanı Erdoğan, başka hiçbir liderle görüşmediği kadar Rusya Devlet Başkanı Putin ile yüz yüze görüşmeler gerçekleştirdi. Birçok sorunda bu şekilde halledildi ama bu iki ülke arasında her konuda mutabakat var anlamına gelmez, gelmiyor da. Hatta ABD ile olduğu gibi Rusya ile de ciddi anlamda çıkar çatışması ve görüş ayrılığı söz konusu. Bunlardan bazılarını eski Moskova Büyükelçisi, İYİ Parti Aydın Milletvekili Aydın Adnan Sezgin özetliyor:

“İlişkileri-mizde onların algısı müttefiklik değil, zaten biz de öyle göremeyiz. Biz NATO üyesiyiz. 2014’te NATO, bizim de bunun altında imzamız var, Rusya’yı tehdit olarak ilan etti. Son NATO zirvesi deklarasyonunun 80’e yakın maddesi var, bunların 30’a yakını Rusya’yla ilgili. Ayrıca, NATO’nun şu anda Rusya’ya karşı mızrak başı denilen çok önemli bir gücü var. Bu güce 2021 başından beri Türkiye komuta ediyor ve 4 bin 200 asker tahsis etmiş durumda.

Bir ikinci nokta, biz zeminde Rusya ile çatışma halindeyiz. İdlib’de karşı karşıya geliyoruz Rusya’yla ve o karşı karşıya gelmenin sonucunda da 1.5 aylık sürede 55 askerimizi, bir günde 37 askerimizi kaybettik. Ve o işin içinde Rus uçakları da vardı. Bu çuval geçirmeye benzemiyor yani Rus uçakları senin askerinin üzerine ateş açıyor.

Libya’da keza karşı karşıyayız. Nahçıvan koridorunu yani bizim Azerbaycan’la oluşturduğumuz koridoru da Rus askeri denetleyecek.

Rusya’nın Dombas’taki faaliyetlerine karşıyız, Kırım’ın ilhakını tanımıyoruz ve Gürcistan’ın bütünlüğünden yanayız. Enerji alanında da biz Azerbaycan gazını, Türkmenistan gazını da taşımaya adayız. Irak gazını, icabında Katar gazını da taşımaya adayız. Yani Rusya ile gaz lojistiği açısından da rakibiz.”

Tabii bir de asıl Suriye ve terör örgütü PYD/YPG/PKK konusu var. Sezgin devam ediyor:

“Onların istikbale yönelik Suriye yaklaşımları bizimkinden farklı. Biz tam anlamıyla üniter bir devlet tasavvur ediyoruz, onlar kendi federasyon mantıklarıyla yaklaşıyorlar Suriye’nin bütünlüğüne. PYD/YPG bir yana, bunlar PKK’yı terörist ilan etmeyi bırakın, ofis açtırmış durumdalar.”

Yani dememiz o ki ABD ile olduğu gibi Rusya ile de bir sürü ihtilaf durumu söz konusu. Dolayısıyla, her ikisi de güvenilir değil, hele de stratejik ortak falan hiç değil. Dahası, ABD ile Rusya arasında gizliden bir anlayış birliği, zımni ortaklık bile olabilir. En azından birbirlerine dokunmamak gibi. Çünkü her ikisi de güçlenen bir Türkiye istemiyor. Dolayısıyla, yapılması gereken de belli. Her ikisiyle de ulusal çıkarlarımıza, akla uygun ilişkiler sürdürmek, tabii gerektiğinde de kendi göbeğimizi kendimiz kesmek. Nitekim bugün Türkiye’nin yaptığı da bu.