Hani hukuk devletiydik!


Giresun Görele’den Fatih Duzcu aşağıdaki maili gönderdi:
“Turistik Çavuşlu beldemizde yapılması düşünülen Vahşi depolama çöp tesisi ‘mahkemenin yapılamaz kararına’ rağmen Vali’nin emriyle yapılıyor. Vatandaş ve asker karşı karşıya getirildi. Burada sanki terör olayı varmış gibi bir tabur askerle çöp tesisinin yapımı başlatıldı. Çöp tesisi denize 700 metre mesafede, beldenin içme suyunun bulunduğu dere tesisin içerisinden geçmekte, çevresinde yerleşim yerlerinin bulunduğu abartısız 20 köy ve turizm bölgesi ilan edilen Sis Dağı bulunmaktadır. Bir de buranın geçim kaynağı olan Çavuşlu ekmeğimiz. Şimdiden Çavuşlu ekmeğinin suyu çöplükten gelmektedir diye söylentiler başladı. Derdimizi anladığınız inancıyla bizlere yardım etmenizi bekliyoruz..Ne olur bu çevre terörünü bitirin.”

Kim kimden davacı?
Araştırınca tirajikomik bir olayla karşılaştık. Şöyle ki;
Konuyla ilgili Ordu İdare Mahkemesi’ne yapılan başvuruda Davacı; Çavuşlu Belediye Başkanlığı, Davalı; Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, müdahil (Davalı idareden yana) de Giresun Belediye Başkanlığı. Dava gerekçesi de şöyle:
“Çavuşlu beldesinde Giresun ili Katı-Sıvı Atık ve İçme Suları Birliği tarafından kurulması planlanan ‘Katı Atık Bertaraf Tesisi’ için hazırlanan ÇED raporunun uydu fotoğrafları esas alınarak hazırlandığı, yakınlarında yerleşim birimlerinin bulunduğu, içme suyu kaynaklarını kirleteceği, bölge turizmini bitirme noktasına getireceği, bölgenin heyelan tehlikesi altında olduğu,”
Mahkeme 31/05/2012 tarihli kararında Anayasa’ya atıfta bulunarak “17. maddede, herkesin, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğu, 56. maddede ise herkesin sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahip olduğu, çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemenin, Devletin ve vatandaşların ödevi olduğu belirtilmiştir”diyor. Ardından da yürütmeyi durdurma gerekçesini açıklıyor:
“Çevrenin korunması, iyileştirilmesi, davalı idareye yasa ile yüklenen görevler arasında sayılmıştır. Tesisin yerleşim birimlerine mesafesi, yeraltı ve yüzey suları ile hava unsurları açısından bır çok olumsuzluklara yol açacağı sonucuna varıldığından dava konusu işlemlerin İPTALİNE”
Bu durumda ne beklenir? İlgililerin pardon diyerek kararı uygulaması. Başta öyle gibi olmuş. Ama sonra “Nerede kalmıştık’a dönmüş. Yeni bir rapordan yola çıkılarak Giresun Valililiği’nin kararıyla aynı yerde inşaat yeniden başlamış. Konu yine mahkemede. Cuma günü de (28 Aralık 2012) duruşması vardı.

Alo 184 hiç susmamış

2012’de çok tartışılan konulardan biri de Alo 184 SABİM (Sağlık Bilgi ve Danışma Hattı idi. Şikâyet üzerine savunması alınan İstanbul (Samatya) Eğitim ve Araştırma Hastanesi Acil Tıp asistanı Dr. Melike Erdem’in intiharı da işin tuzu biberi oldu. Sorumlu olmadıkları sistem ve olaylarla ilgili sorgusuz sualsiz soruşturmaya maruz kaldıklarını söyleyen sağlık çalışanları sokağa çıktı. Yetti artık çık devreden’ diyerek hattın kapatılmasını istedi. Sağlık Bakanlığı ise hattın şikâyet merkezi olmadığını savundu. İşte sağlıkçıların “kıyım - taciz”, bakanlığın “Danışma” hattı olarak tanımladığı Alo 184’ün 2012 verileri:
* Toplam başvuru 1 milyon 197 bin 440 (Türkiye geneli- yıllık)
* 3 bin 112 sağlık çalışanı hakkında ön inceleme yapıldı. 25 çalışana uyarı verildi.
* Sadece İstanbul’da yapılan başvuru (Kasım sonuna kadar) sayısı 31 bin 496.
* Günlük başvuru sayısı ortalama 6 bin.

* Bahçeşehir’de kalp krizi geçiren kişiye ambulansın geç gelmesi hakkındaki yazınızı okudum. Ben de Bahçeşehir ile arasında sadece cadde bulunan Esenkent’te oturuyorum. Esenkent Yönetimi, Esenkent ve çevresine hizmet vermesi ve gecikmelerin yaşanmaması amacıyla yönetim binası içinde ambulans personelinin istirahati ve bekleme yapması için bir oda tahsis etti, önünde de ambulansa tahsisli bir park alanı oluşturdu. Bu uygulama benim bildiğim iki seneye yakın devam ediyor. Burada ambulans varken, neden Küçükçükmece’den geldiğini anlamakta zorluk çekiyorum. Rüstem Meydankaş

Haberiniz var mıydı?

* Gündüzleri daha çok erkek, geceleri ise daha çok kız bebek doğar.
* Yerken burnunuzu tıkadığınızda elma, patates ve soğanın tatları aynıdır.
* Tahtakuruları, tahtayı metal müzik eşliğinde iki kat hızlı yer.

Yeni yılınız kutlu mutlu huzurlu olsun:-)

Ho hoo hooo
Mesajcı geldi hanımmm.
Pullu tebrik kartları maziye gömüleli beri,
Tuşlarla dileklerimizi bipliyoruz eşe dosta,
Ve bu kutlama mesajları duygularımızı dillendirmeye devam ediyor.
Elimiz tuşlarda, gönderiveriyoruz hislerimizi.
Düşünceli, duyarlı, candan, anlayışlı insan olmanın gücüyle koltuklarımız kabarıyor.
Sorumluluğumuzu yerine getirmenin rahatlığıyla günümüze devam ediyoruz.
Bravo bize.
İşte satırlardaki bizler:
Yeni yıl sağlık, huzur, mutluluk, para getirsin. Getirmezse de koyver gitsin. Daha 2014 var, 2015 var...
Ben dostlarımı ne kalbimle severim, ne de aklımla.. Olur ya kalp durur, akıl unutur. Sadece ruhumla severim; o ne durur, ne de unutur... O ebedidir. Nice yıllara...
(...) Eliniz tuşlara gidiyor mu?
Gitmeden önce bir düşünün, sesini duysanız sevdiklerinizin daha iyi olmaz mı?
Ayda
http://blog.milliyet.com.tr/ayda