Libya’da kartlar Türkiye’nin elinde

Türkiye’nin devreye girmesiyle dengelerin değiştiği Libya’da meşru Ulusal Mutabakat Hükümeti gayrimeşru silahlı güçlerin lideri Hafter’e bağlı milislerin işgalindeki yerleri tek tek geri alıyor. Yani Rusya, Fransa Mısır ve BAE destekli kirli oyun sahada bozuldu, kukla Hafter bozguna uğradı. Ama aynı ülkeler şimdi de “acil ateşkes” hesabıyla masada Libya Ordusu’nun ilerleyişini durdurma çabasında. Tabii buna şu an itibarıyla Ulusal Mutabakat Hükümeti’nden yana görünen ancak bunu net olarak deklare etmeyen ABD’de dahil olmak üzere. Çünkü ABD, bir yandan da Hafter’le görüşüyor, daha doğrusu ikili oynuyor. Dolayısıyla Suriye’de olduğu gibi Libya’da da tarafını ve tavrını çok net ortaya koyan Türkiye yine en kritik, en önemli aktör konumunda. Bunda da sahada ortaya koyduğu imkân ve kabiliyetinin, yani sert gücünün etkisi büyük. Nasılını İstanbul Aydın Üniversitesi Öğretim Üyesi, emekli Tuğgeneral Dr. Naim Babüroğlu, anlatıyor:

“Libya’da Hafter’i destekleyen güçler Mısır, BAE, Rusya arasında bir koordine yok. Oysa Türkiye’nin oradaki konumu, hem teknik desteği, danışmanlığı hem sağladığı askeri sistemlerle bir koordine var. Bu koordine, onların koordinesizliğini tabi etkisiz kıldı ve Türkiye önemli bir adım attı. Vekaletler savaşı, yani hibrit savaşı üzerinden sert gücünü kullanarak bir üstünlük elde etti.

Şu anda vekalet savaşında ortaya çıkan gerçek şu. Hafter yenildiği için Hafter’i destekleyen Putin de yenilmiştir. Hafter’i destekleyen Fransa, BAE, Mısır’da yenilmiştir. Şimdi Türkiye sahada elde ettiği bu üstünlüğü masaya daha rahat yansıtacak. Suriye’de gerçekleştirdiği operasyonlarla da aynı şeyi yaptı. Ancak masaya yansıtmasında Rusya, Fransa, Mısır, BAE’de var ama onu saymıyorum. Bu üç ülke karşı çıkıyor. Bu üç ülkenin karşı çıkışı Sarrac ile Hafter’i ateşkes masasına eşit şekilde oturtursa bu Türkiye’nin kazandığı üstünlüğün bir noktada zayıflaması demek.”

Türkiye bunu kabul eder mi?

“Etmeyecektir. Şu anda zaten Ankara zirvesinde Sarrac ile Türkiye’nin verdiği mesaj da o, Hafter ile masaya oturmayı kabul etmiyor. Ama BM baskısı, ABD, Rusya’nın ve dolaylı olarak Çin’in baskısı olurda Sarrac ikna edilir Hafter ile masaya oturur mu sorusunun cevabı anlamlı, önemli. Daha doğrusu Türkiye bu konuda BM’nin, ABD’nin, NATO’nun ve Rusya’nın baskısı sonucunda veya göstereceği tepkiler sonucunda ikna edilir mi? Türkiye elbette bazı kartlar sürecektir, oradaki var olan gücünün devamı, belki orada bir üs isteyecektir bunun karşılığında. Ya da Türkiye ateşkesi kabul edecektir ama Hafter’in kesinlikle Libya’nın geleceğinde söz sahibi olmamasında bazı maddelerin yazılması yönünde bir girişimde bulunacaktır. Sahadaki bu üstünlüğün masaya tam şekilde yansıyıp yansımayacağını ABD’nin, NATO’nun, BM ve Rusya’nın Türkiye ile yapacağı görüşmelerden sonra göreceğiz.”

Şu anda Türkiye’nin elinin son derece güçlü olduğunu belirten Babüroğlu “ama” diyerek devam ediyor:

“Bir kere Sarrac ancak Türkiye’nin verdiği kararı iletiyor oraya. Libya’da şu anda en önemli aktör Türkiye’dir. Çünkü Rusya desteklediği cephede yenildi, geri çekildi kan kaybetti. Türkiye Hafter’in varlığını, Libya’daki konumunu kabul etmeyecektir. Ve bu kabul etmemesi ABD, Rusya, Fransa, Almanya gibi ülkeler nezdinde ne olacaktır onu bilmiyoruz. Şimdi önemli olan şu ateşkes yok, iç savaş devam ediyor. İşte burada artık Putin devreye girecektir. Rusya acaba ABD’yi ikna edebilir mi bu konuda. Bunlar tabi Suriye ile çok ilgili ama Türkiye sert gücünü kullanarak Libya’da önemli bir adım attı. Kartlar Türkiye’nin elinde şu anda. Türkiye olmadan masada kartlarla oynayamaz diğer aktörler. Benim değerlendirmeme göre; Türkiye Suriye’de nasıl yerleştiyse Libya’da da yerleşecek. Libya tabi Suriye gibi komşu olmadığı için bir kara-hava üssüne ihtiyacı var. Tunus sınırındaki Vatiyye Hava Üssü çok önemli, kritik. Orayı zaten veriyor Sarrac Hükümeti Türkiye’ye ama onun vermesinden çok ABD, NATO buna ne der önemli. Onun için AB ile iş birliği görünüyor Türkiye’nin...”

Libya’da kalıcı Türk üssü yani?

“Evet. Türkiye oradan çıkmaz. Çıkması demek yaptığı anlaşmayı yok sayması demek yani deniz yetki alanlarının sınırlandırılması anlaşması o meşhur mavi vatan Libya ile yapılan anlaşmanın neredeyse ortadan kalkması demek. Türkiye çekilmez...”