Mülteci kamplarında koronavirüs korkusu

Tüm dünyayı tehdit eden koronavirüsün yayılmasını engellemek için ülke genelinde tam anlamıyla bir seferberlik durumuna geçilirken, komşu sınırlarımızın öte yakasındaki gelişmeler ve olası tehditler endişe verici boyutta. Özellikle de İran ve Suriye  hattında. Birinde hayatını kaybedenlerin sayısı giderek artıyor, diğerinde ise yıllardır devam eden iç savaş nedeniyle koşullar çok kötü. Dahası, Suriye’ye İran’dan yoğun bir insan trafiği var. Nitekim Şam’da Rusya, İran ve rejimin ortak kullandığı karargâhta, 10 İran askerinde koronavirüse rastlandığı haberleri geldi. Suriye bağlamında bir başka tehdit de Esad’ın zulmünden kaçanların barındığı kamplar... Oralarda da yüz binlerce insan iç içe yaşıyor, beslenme ve hijyen koşulları da berbat durumda. Yani temizlik, temastan kaçınmak, mümkün olduğunca da toplu ortamlarda bulunmamak gibi koronavirüsten korunmanın ilk ve en etkin şartları hak getire... Dolayısıyla da koronavirüsün halihazırda sağlık altyapısı son derece zayıf olan Suriye’de yayılması halinde ülkenin kuzeybatısında, savaş yüzünden yerlerinden edilen insanların kaldığı kalabalık mülteci kamplarına dönük tehdit büyük. Nasılını Türk Kızılay Genel Başkanı Dr. Kerem Kınık anlatıyor:

“Sınırımıza yakın bir milyon civarında insan var. Bizim kurduğumuz kamplarda veya derme çatma çadırlarda ya da camilerde, okullarda yoğun konsantre yerlerde yaşamak durumunda kalıyorlar. Çok kalabalık. Düşünün, bir cami ortamında 500 kişi beraber yatıyor, kalkıyor, yemek pişiriyor, yiyor, tuvaleti, banyoyu kullanıyor. Dolayısıyla, oralarda da büyük bir risk var. Onun için öncelikle hijyeni düzeltecek, temizlik şartlarını artıracak destek vermeye gayret ediyoruz.

Bu arada İran’dan Suriye’ye yoğun bir nüfus hareketi söz konusu. Tahran-Şam uçak seferleri devam ediyor, kontrolsüz bir şekilde gidiş gelişler oluyor. Özellikle askeri anlamda farklı farklı maksatlarla İran’dan Suriye’ye giden unsurlar var. Yani koronavirüs bu anlamda Şam bölgesinde, Halep bölgesinde şu an ciddi bir risk. Henüz bu daha İdlib bölgesine yayılmış değil ama bu bir tehlike bunun yayılma ihtimali yüksek.”

Nasıl?

“Suriye’nin içerisinde bir sağlık altyapısı yok. Suriye devleti diye bir şey ortada kalmadığı için bu anlamda bir koruyucu tedbir alalım, şurada karantina uygulayalım, insanları izole edelim gibi bir durum söz konusu değil. Allah göstermesin, bu kötü bir şey olur, çok hızlı yayılır. Biz Sağlık Bakanlığı’mızla beraber 8 hastanemiz, 40 civarında tıp merkezimizle bu bölgede destek veriyoruz. Buralarda 2 bin 500’e yakın sağlık personelimiz çalışıyor, tedavi veya halk sağlığı noktalarında gerekli tedbirleri alıyoruz. Ama bu Suriye’nin tamamı için yetecek bir kapasite değil. İdlib’in bizim kontrolümüzdeki tarafı ile özellikle kendi yönettiğimiz Afrin, El Bab, Cerablus ve Barış Pınarı bölgesi Telabyad, Resulayn gibi bölgeleri bu anlamda korumamız gerekiyor ki bunlar Türkiye’ye sınır olan bölgeler.”

Bir yayılma durumunda kamplara yönelik tehdit büyük anlamında mı?

“Tabii şu da var. Buralar askeri bölge olduğu için insanların geçişleri zor, birbirleriyle yakından temas etmiyorlar. Burada havaalanı yok, karayolları sadece Türkiye’ye açık. İnsanlar izole durumda yaşıyorlar. Riskli ülkelerden buraya geliş-gidiş olmadığı için de bu anlamda virüs bulaşmadı. Ancak zaman zaman ticari kamyonlar falan geçiyor, bu bakımdan riskler var. Ümit ediyoruz havaların ısınmasıyla beraber bu trend düşecektir.”

Dış temas halinde durum vahim olabilirdi yani?

“Allah korusun...”