NATO Genel Sekreteri gerçekten samimiyse...

Türkiye’nin, İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyelikleri konusunda endişelerinde haklı olduğunu belirten NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg,”Şunu kabul etmeliyiz ki, Türkiye’den daha fazla terör saldırılarından acı çeken başka bir NATO müttefiki yok” diyor. Genel Sekreterin Brüksel’deki NATO karargahında gerçekleşen son NATO Savunma Bakanları toplantısı öncesinde söyledikleri de şunlardı:

“Türkiye’nin terör örgütü PKK ile ilgili endişeleri meşru endişelerdir. PKK, NATO müttefikleri, Avrupa Birliği, aynı zamanda Finlandiya ve İsveç tarafından bir terör örgütü olarak tanımlanmıştır. Oturup Türkiye’nin endişelerini ele almamız gerekir.”

NATO Genel sekreteri iyi, güzel, hoş konuşuyor da bunlar sadece kulağa hoş gelen ama bir o kadar da boş ve havada kalan sözler. Hem terör örgütü PKK konusundaki iki yüzlülük hem de türevlerini farklıymış gibi yutturmaca hesapları açısından. Çünkü Türkiye muhataplarına PKK, PYD ve YPG arasında hiçbir farkın olmadığını, belgeleriyle, hatta bu saçmalığı savunan ülkelerin kendi istihbarat raporlarındaki tespitleriyle açık ve net bir şekilde ortaya koydu. Kaldı ki sadece tek bir belge, terör örgütünün kendi belgesi KCK sözleşmesini okuyan, KCK örgütlenmesine bakan PKK ile PYD’nin, YPG’nin aynı örgüt olduğunu görür zaten. Yani PKK’lı teröristin Avrupa’ya gittiğinde yahut Suriye’ye gittiğinde PYD, YPG, SDG, SDF veya daha başka isimler altında kendini yeniden tanımlamaya çalışması doğrudan insan aklıyla dalga geçmek... Dolayısıyla NATO Genel Sekreteri sözlerinde samimiyse öncelikle kendisinin eksik kalan bu boşlukları doldurmak için harekete geçmesi şart. Mesela dün konuştuğum geçmişte NATO’da görev yapan bazı asker ve diplomatlara göre; Genel Sekreter’in her üye ülkenin büyükelçi düzeyinde bir Daimi Temsilci tarafından temsil edildiği NATO’nun en yetkili karar organı Kuzey Atlantik Konseyi’ni toplama ve gündemi belirleme yetkisi var. Bu durumda da Genel Sekreter “Türkiye haklı, bunların hepsi aynı terör örgütü, PKK gibi uzantılarını da NATO dokümanlarındaki terör örgütü listesine eklememiz lazım” diye toplantı çağrısı yapabilir? Kabul edilir edilmez o ayrı ancak NATO müttefiki Türkiye’nin haklı olduğunu sözde teyit eden Genel Sekreter’den en azından böyle bir somut adım atması beklenir. Ama Genel Sekreter böyle demez, diyemez, çünkü en başta NATO’nun patronu ABD takoz olur. Malum Küresel güç ABD, NATO savunma bütçesinin yaklaşık yüzde 60-70’ini tek başına veriyor. Böyle bir katkı yaptığı içinde söz sahipliğini kendinde hak görüyor. En önemlisi de NATO bir harekât, operasyon yaptığı zaman Müttefik Kuvvetler Komutanlığı’nın yönetimi, yani bütün NATO ülkelerinin katkı sağladığı yapının, silah sisteminin komutanı daima ABD’li bir orgeneraldir. Onun yardımcısı İngiliz orgeneral, kurmay başkanı da daima Alman orgeneraldir. Bu değişmez. Dolayısıyla NATO’nun patronu eşittir ABD’dir. O’nun bölücü terör örgütüne bakışı ise ortada... NATO müttefiki Türkiye için tehdit olan PKK/YPG/PYD terör örgütüne silah, donatım desteği sağladı, danışmanlık hizmeti veriyor. Teröristlere hemen Türkiye’nin sınırında bir coğrafya işgal ettirdi. Türkiye’nin asla buna izin vermeyeceğini bilmesine rağmen de ısrarla bu konudaki pervasızlığını sürdürüyor. Her an başlaması olası harekât öncesinde de son görüntü farklı değil. ABD terör örgütü PKK/YPG/PYD ya da başka türevleriyle aynı fotoğraf karesinde poz veriyor ve doğrudan PKK/YPG/PYD odaklı özerk bir yapının oluşturulması gerektiğini savunuyor, o nedenle harekata da sıcak bakmıyor. Aynısı İngiltere,A lmanya, Fransa için de geçerli. Al ABD’yi vur diğerlerine yani...

Kısacası dememiz o ki; Rusya korkusuyla NATO’nun güvenlik şemsiyesi altına sığınmak isteyen ya da ABD’nin planı dahilinde hareket eden İsveç ve Finlandiya’nın üyelik talepleri nedeniyle Türkiye’nin eline çok önemli bir veto kartı, kozu geçti. Bu Türkiye için bir fırsatçılık değil, meşru müdafaa hakkı kartıdır. O nedenle hazır İsveç ve Finlandiya’nın teröre, teröristlere destek sevdasından vazgeçmeleri konuşulurken hesabın ABD başta olmak üzere toptan görülmesi gerekiyor. Yani doğrudan NATO dokümanlarına PKK gibi şu an mevcut uzantıları ve olası tüm türevlerinin de terör örgütü olduğunu kayda geçirmek. Ki; “2014 yılında NATO’nun müşterek tehdit dokümanında PYD/YPG’nin bir terör örgütü olduğu yazılı sonra o belgeyi kaybettiler” diyenler de var. Dolayısıyla Genel Sekreterin öncelikle NATO arşivlerini de gözden geçirip, Türkiye’nin bu haklı duruşuna desteğini daha somut adımlarla göstermesi gerekir. Tabii; “Türkiye gibi hayati bir müttefik terörizmle ilgili endişelerini paylaştığında bunu ciddiye almalıyız” sözlerinde gerçekten samimiyse...