Proaktif MİT ve siyasi irade

Terörle, teröristle mücadelede başarı güvenlik güçlerinin donanımı ve kullanılan teknoloji kadar, istihbaratın etkinliğiyle de bağlantılı bir durum. Yani caydırıcılık açısından var olan vurucu güçle birlikte özellikle güvenilir, net bilgi elde etmek ve doğru ya da nokta hedeflere yönelmek de gerekiyor. Hem arananlar listesindekileri bulup temizlemek hem de eylem hazırlığındaki teröristleri harekete geçmeden enselemek açısından. Bu bağlamda da silahlı ve silahsız İHA’ların envanterine girmesiyle birlikte teknik imkân ve kabiliyetleri artan MİT, dış operasyonlar ve bilhassa sınır ötesindeki terörle mücadele operasyonlarıyla daha proaktif bir rol üsleniyor. Mesela PKK’nın sözde lider kadrosuna yönelik gerçekleştirdiği etkisizleştirme harekatları, yurt dışındaki firari FETÖ’cülerin paketlenerek ülkeye getirilmesi, Somali’deki teröristlerin alıkoyduğu İtalyan vatandaşının kurtarılması, Moldova’dan Malezya’ya birçok ülkenin yardım ve iş birliği talebiyle DAEŞ’e katılan ancak pişman olup ülkesine dönmek isteyen onlarca kişinin Suriye’den alınıp ülke yetkililerine teslim edilmesi gibi...Ki bunun en son örneği de MİT’in sahadaki ajanlarının, Kandil’in talimatı ile PKK’nın sözde üst düzey yöneticisi ve Kongra-Gel sözde başkanlık divanı üyesi Delal Azizoğlu’nun, Süleymaniye’ye gittiğini tespit ederek, bulup susturması ve daha sonra da büyük bir gizlilik içinde Irak’ı terk etmesiydi… Üstelik de bölgede cirit atan CIA, MOSSAD ve MI6 ajanlarına rağmen… Evet MİT eskilerde de Irak ve Suriye’de operasyonlar yapıyordu, yaptı ama şimdilerdeki durum daha bir farklı. Nasılını geçmişte kritik görevlerde bulunan eski istihbaratçı Metin Ersöz anlatıyor:

“Daha önce MİT içerisinde süren bir tartışma vardı. Özellikle mesela Mehmet Eymür ile Şenkal Atasagun arasında bu tartışma somutlaşmıştı. Şenkal Bey’in görüşü ‘MİT sadece bilgi toplama görevidir istihbarat teşkilatıdır. Operatif faaliyetler bizim işimiz değildir. Biz bilgiyi toplarız icracı kurumlara veririz polis, jandarma, ordu gibi onlar gerekirse bu işi yapar’ şeklindeydi. Mehmet Eymür’ün katıldığı görüş ise ‘MİT icabında kendi operasyonlarını kendisi yapmalı, operatif bölümleri olmalı’ yönündeydi. Dolayısıyla zaman zaman teşkilatta bu operasyon birimleri kuruldu veya diğer görüş baskın olunca da bunlar kapatıldı. Mehmet Eymür’de bu operatif kuruluşlarda organize öncülük yapmış, çalışmış bir büyüğümüzdür. İşte Suriye operasyonları o kapsamda düzenlenmişti. Koordineli planlanmıştı ancak orada dışarıdan operatif birimleri aldığımız için veya mühimmat dışarıdan alındığı için o birimler içindeki sızmalar o operasyonun başarısızlıkla sonuçlanmasına neden olmuştu. 2014’ten bu yana gelinen nokta itibarıyla ise bu operasyon birimleri kuruldu, diğer kurumlarla koordinasyon minimize edilerek bilgi sızması engellendi. Elektronik bilgi toplama imkanlarının gelişmesiyle de bu operatif birimlere bilginin çok hızlı intikal ettirilmesi, hızlı karar verilmesi sonucunda da başarılar beraberinde geldi.”

Nasıl yani?

“Orada bilgiyi topluyorsunuz hedefi tespit ediyorsunuz anında karar verip operasyonu düzenleyip geliyorsunuz. Bunların hepsi çok kısa zamanda oluyor. Eski dönemde bunların her birinde ayrı bir karar alınması gerekiyordu, düşünülüp tartışılıyordu bu da zamanın geçmesine neden oluyordu. Bir saat bile geç kalmanız bilgi sızmalarına o operasyonun başarısızlıkla sonuçlanmasına neden oluyordu. Şimdi artık çok kısa sürede karar verilip, netice alınıyor.”

Süleymaniye’deki son operasyonun da bu kapsamda ve büyük bir gizlilik içinde en ince ayrıntısına kadar hesaplanmış olduğunu belirten Ersöz devam ediyor:

“275 kilometre derinlik...Hedefin etrafında korumalar da vardır. Bu da ciddi bir şekilde geçiş yolları, yerel unsurlar hakkında bilgi toplamayı gerektiriyor. MİT demek ki bu bilgilerin hepsini çok iyi toplamış değerlendirmiş ve olabilecek tehditler, olumsuzluklar en iyi şekilde göz önünde bulundurularak operasyona karar verilmiş ve başarılı olunmuş. Helikopterle de gidilebilir ama o zaman hedefin uyanma ihtimali yüksek oluyor daha önceki mağara baskınında olduğu gibi. O tecrübeler dikkate alınarak ve sürekli üstüne konularak geliştirilip bu tür operasyonlar yapılıyor. Oradaki yerleşik aktörlerden yararlanılıyor, hedefi uyandırmamak için en uygun yöntemlerle hedefe yaklaşılıyor. Bizim endişemiz şudur: Geçmişte bu tür başarılı çalışmalar oldu ancak bir hükümet değişikliği bir siyasi irade değişikliğiyle bütün edinilen tecrübeler, bilgi birikimi kadroların değişmesiyle birdenbire çöpe atılıyor. Başka sıfırdan bir konsept geliyor, hadi bu sefer onunla, yani bu noktaya gelinene kadar bu süreçte çok kayıplar verildi.”

Siyasi iradenin arkada durması çok kritik yani?

“Aynen öyle siyasi iradenin durması bu konsepti desteklemesi lazım o zaman başarı geliyor. Bu bütün istihbarat teşkilatlarının başında olan bir sorundur. ABD’de de şimdi Cumhuriyetçilerden sonra Demokratların gelmesi istihbarat konseptinin değişmesine neden oldu...”