Psikiyatrik hastalık pandemisi

Koronavirüs salgını başladığı günden bu yana geçen iki yılda insanların sadece vücudu ve organlarını değil ruh sağlığını da olumsuz yönde etkiledi. Bu anlamda yapılıp yayınlanmış çok sayıdaki bilimsel araştırmayla da pandemi başladıktan sonra anksiyete bozuklukları, travma sonrası stres bozukluğu, depresyon, alkol-madde kullanım bağımlılıkları ve uyku bozukluklarında ciddi bir artış olduğu verileriyle ortaya kondu. Hatta Dünya Sağlık Örgütü 2021’deki açıklamalarında bu konuya değinirken, koronavirüsün yol açtığı kitlesel travmanın İkinci Dünya Savaşı’na kıyasla çok daha fazla olduğunu belirtti. Ve pandeminin ruh sağlığı üzerindeki etkisinin uzun yıllar boyunca süreceğini de uyardı. Dolayısıyla şimdilerde Omicron’un önceki varyantlar Alfa, Beta, Delta’dan daha az öldürücü olması ve özellikle hızla artan aşılanma oranı nedeniyle hafiften pandemiden endemiye geçme durumunun konuşulması gibi umut veren gelişmelerin yanı sıra birde psikiyatrik sorunlar açısından karamsar bir tablo söz konusu. Üstelik de hem dünyada hem ülkemizde, endişe verici boyutta... Nasılını ve niyesini Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, anlatıyor:

“Kovid pandemisi sonrası ‘Psikiyatrik hastalık pandemisi başlıyor’ diye Dünya Sağlık Örgütü Amerikan Ulusal Psikiyatri Birimi açıklama yaptı. Şu anda Psikiyatrik vakalarda ivme yükseliyor. Psikiyatrik pandemi küresel olarak başladı sadece Türkiye’de değil yani. Özellikle ergen vakaları çok arttı. Biz yaşlılarda artış bekliyorduk, Alzheimer vakaları biraz arttı ama asıl ilginç olan ergenlerde artış oldu. Şu anda hastaneye yatırdığımız ergen sayısı çok yüksek. Pandemi öncesi bir senede yatan ergen sayısını neredeyse bir iki haftada yatırıyoruz o derece enteresan artış oldu. Hem de hastaneye yatacak kadar ciddi davranış bozukluğu olan ergenler ortaya çıktı. Çünkü onlar böyle bir şeye hazır değillerdi yeteri kadar olgunlukları da yok. Yani pandemiden en çok etkilenen ergenlik dönemi oldu diyebiliriz.”

Ne gibi şikayetler var mesela?

“Ergenlik depresyonları oluşuyor ve evden kaçmalar oluyor, aşırı oyun bağımlılığı oluştu, okul reddi de oluyor, okula gitmek istemiyor. Anne babanın iletişimi de zayıfsa çocuğa bir şey diyemiyor. Çocuk evde kalıyor bütün gün oyun oynuyor, dolayısıyla okul başarısını çok olumsuz etkiledi. Özellikle iletişimi bozuk, ya da parçalanmış ailelerde daha büyük sorunlar olduğunu gördük. Çocuklar yalnız hissettiler kendilerini, yani ergenlik yalnızlığı arttı. Online’ın dozu çok kaçtı onlarda. Erişkinler daha dengeli kullandı kontrol edebildiler ama onlar edemedi. Evde bütün gün elinde tablet, bilgisayar ergenlikte ciddi bir şekilde böyle bir salgın var.”

Bu anlamda hastaneye yatış var yani?

“Var tabi. Bir de aslında ilginç olan 2018’de BBC ile Manchester Üniversitesi’nin 55 bin kişi üzerinde yaptığı çalışma var. Orada bütün dünyada 74 yaş üstü yalnızlık oranı yüzde 27 ama 16-25 yaş arası yalnızlık oranı yüzde 40 çıkıyor. Şu anda ergenlerde yalnızlık daha da arttı. Sosyal izolasyon oluştu, sosyal medya bağımlılığı yaygınlaştı. Zaten vardı daha da arttı, hastalık düzeyinde arttı. Aileler ‘çocuk elinde telefon, söz dinlemiyor ne yapacağız’ diyorlardı şimdi onun oranı çok ciddi şekilde yükseldi.”

Pandemiye bağlı yaşanan stresin kişide bağışıklığı düşürdüğünü, bununda virüse yaradığını ve riskin arttığını belirten Prof. Dr. Tarhan, devam ediyor:

“Kovid’i ağır geçirenler, ani ölümler iki grup insanda var. Aşırı kovid endişesi duyanlar, korku ve panik içinde olanlar bir de fazla kilolu kişiler. Çünkü panik yaptıkları için beyin yardım edemiyor. Beyin kendi derdine düşüyor ve aşırı panik dolayısıyla stres hormonları daha çok artıyor. Savunmayla ilgili hormonları beyin üretemiyor üretemeyince de hastalık ağırlaşıyor. Burada koruyucu ruh sağlığı hizmeti lazım. Şu anda yeni çıkan varyantın bulaşıcılığı yüksek daha çok kimse hasta olsa da etkisi zayıf, pandemiden endemiye dönüşme anlamında bu iyiye işaret ama hassas olan kişiler için yine tehlike devam ediyor. Zaten şu anda pandemi aşısızlar pandemisi olmuş durumda, en çok onlar geçiriyor. Yani aşı olmamak büyük risk ama aşı konusunda soru işareti olan bir çok insan var.

Bunun Psikiyatrik açıdan da izahı olabilir mi?

“2002’de Nobel ödülü alan psikolog Kahneman’ın beklenti teorisine göre; bir kimse bir konuya inanmak istediği zaman onunla ilgili sebepleri buluyor. Bir şeyi çok isterse veya çok korkuyorsa yoğunlaştığı konularda zihinsel tuzaklar oluşuyor ve bir bakıyorsunuz çok akıllı, aydın, güçlü kişiler de hatalı kararlar veriyor. Mesela aşı uluslararası şirketlerin tuzağı deniliyor. Aşıdan sonra koluna ciddi ciddi mıknatıs tutanlar bile var, buna inanıyorlar. Uzman kişileri dinlemiyor, ben bilirim diyorlar. Bazı kişi de paronayak oluyor aşıdan korkuyor. Yani sinek ısırığından korkuyor yılan ısırığına razı oluyor farkında değil. ‘Aşı olacağım o yakın tehlike, virüs bana gelmez, şu anda yok’ diye düşünüyor. İnsanoğlu öyledir bir şey kendisine dokunmadıkça onu yok sayar ve o şekilde yaşamaya çalışır...”

Özetle; Kovid dünyada tüm dengeleri alt üst etti. Dolayısıyla Omicron kaynaklı iyi senaryo endemi beklentisi gerçekleşse, yani grip gibi bir duruma gelse dahi yarattığı kitlesel travmanın sonuçları uzun bir süre daha hissedilecek ve tartışılacak...