Siyasetin nezakete ihtiyacı var

Siyasette erken seçim tartışması gündemden düşmüyor. Muhalefet partileri ısrarla var iddiasında ve zorluyor AKP ile MHP ise seçimler zamanında diyor. Hem de sertleşen bir üslupla. Hatta ana muhalefet partisi CHP önümüzdeki Cumartesi’den başlayarak meydanlara çıkmaya, yani miting sürecine başlıyor bile. Dolayısıyla, bu konu artık tartışmadan öte, tam anlamıyla siyasi atışmaya ya da gerilime dönüşmüş durumda. Bu arada da muhalefet cenahındaki olası adaylara dönük kamuoyu araştırmaları ve özellikle çatı adaylığında öne çıkan isimler bağlamında hangisi daha avantajlı gibisinden ekran polemikleri yaşanıyor. Bazı isimler üzerine sanki adaymış gibi yapılan kamuoyu yoklamaları dahi söz konusu. Tabii her partinin ilk turda kendi adaylarıyla yarışma formülü de farklı polemik konusu olmaya devam ediyor. İttifaklar bağlamında olası seçim sonuçlarına dönük kamuoyu araştırmaları ise herkese, her kesime mavi boncuk veren cinsten. Kafa kafaya çekişme diyen de var, her iki tarafın aleyhine ve lehine oranlar açıklayan da. Kısacası değişmezse, seçimlere daha 20 ay var ama özellikle muhalefet cenahında sandık havası pik yapmış durumda. Bu bağlamda da siyasetin dili her geçen gün sertleşmeye, siyasi partilerin karşılıklı yaptığı açıklamalar, suçlamalar daha da ayrıştırıcı olmaya başladı. Özellikle de siyasi liderlerin her geçen gün dozunu arttırarak sürdürdüğü tartışmalar ve polemikler, kullandıkları üslup topluma, siyasi parti tabanlarına olumsuz yansıyor. Buna bir de “lidere tam biat” ve kendini gösterme sevdalılarının tetiklemeleri eklenince iş hepten çığırından çıkıyor. Mesela son günlerde siyasilerin karşılıklı olarak birbirlerine yönelik sıkça dillendirdiği vatan haini, Milli Güvenlik sorunu ya da gayrı milli gibisinden ağır ithamlar toplumda hemen her kesimi hepten germiş, rahatsız etmiş durumda. Açıkçası zaten kutuplaşmasının had safhaya ulaştığı toplumda farklı kesimlerden oy almak hesabıyla tansiyonu daha da yükseltmenin hiç kimseye ya da hiçbir partiye yararı yok. Ülkeye vereceği zarar da malum...Hele de ülkenin çok sıkıntılı bir dönemden geçtiği şu günlerde… Nitekim dün konuştuğum eski, deneyimli siyasetçilerin tespitleri ve endişeleri de bu yöndeydi. Özellikle de başlayacak olan mitingler süreci nedeniyle. Siyasette dilin ve üslubun çok kabalaştığına dikkat çekerek şöyle diyorlardı:

“Her siyasi kadronun birtakım amigoları vardır. Bunlar liderleri hoş olmayan sözleri kullandığında onların dozunu artırarak kullanır. Amigolar tetiklediği zamanda siyasi kadrolar, alt taban sık sık karşı karşıya gelir ki en büyük tehlike o. Yani liderler, parlamentodakiler söylemiş, konuşmuş gelir geçer ama liderler söyledikten sonra amigolar bunu bayrak ederlerse fevkalade sıkıntı yaratır, hele de siyasi partilerin artık mitingleri öncelediği böyle bir dönemde. Dolayısıyla mitinglerde bu tür sözlerin çok ciddi tesirleri olur.”

Ne gibi?

“Lider amigoları çok tehlikelidir. Bunların hepsi de yeteneksizdir. Bağırıp, çağırmayla kendilerine zemin hazırlamaya çalışır, ortalığı karıştırırlar. En tehlikeli şey de odur Allah korusun. Çünkü bu mitingler Türkiye’nin en kritik mitingleri. Sebebi de şu ekonomik zorluk ve refah düzeyinin artması dolayısıyla beklentiler de arttığı için talepte çok. Talepte karşılanmayınca herkes bir kere kendi başına içinde birtakım duygularını biriktirecek o duygular içinde de sözün endazesi kaçar. Maalesef tablo da buna çok müsait. Ama 6 ay sonra ama bir buçuk sene sonra seçim kapıya yaklaştı. Ufukta seçim gözüküyor.

Yani?

“Liderler sert, kaba söz kullanımını bir siyaset malzemesi haline getirdiler. Hem iktidar hem muhalefet açısından. Herkes kendi taraftarını tatmin edebilmek için her seferinde dozajını artırarak kaba söz kullanıyor. Ancak bunun artık eskisi gibi prim getirmediğinin farkında değiller. Çünkü çevrelerindekiler bunu görmesini engelliyorlar, dahası yaptıkları dalga geçer gibi açıklamalarla da partilerine avantaj değil dezavantaj sağlıyorlar. Hele de kavga, kaba sözler oy kaybettiriyor. Çünkü vatandaşın bugün beklentisi açık iş istiyor, aş istiyor, hukukun egemen olmasını istiyor. Söylediğiniz lafların hiçbiri bunlara hizmet etmiyorsa, bunları yerine getirmiyorsa geçerliliği olmaz. Onun için liderlerin bu kötü, kaba söz kullanımını sonlandırmaları öncelikle kendi yararlarına.”

Özetle dememiz o ki; kutuplaşmanın, hele de bunu daha da tetiklemenin kimseye yararı olmadığı açık. Dahası ötekileştirdiklerimiz ve karşı kutupta olduğunu var saydıklarımızın aynı zamanda kader ortaklarımız olduğunu unutmamak gerekiyor. Yani sonuçta herkes aynı toplumun parçası, vatandaşı. Dolayısıyla da öncelikle siyasetin nezakete ihtiyacı var...