Uzun ince bir adaylık yolu

Muharrem İnce 1000 Günde Memleket Hareketi adını verdiği yürüyüşüne başlıyor. İnce her ne kadar hareketin amacını “umutsuzluğu yok etmek, çıkış yolu göstermek” diye açıklasa da öngörüler daha çok bunun Cumhurbaşkanlığı adaylığı hareketi olduğu yönünde. Böyle düşünenlerin kesiştikleri nokta da şu:

CHP’nin adayı olamayacağını anladığı için gücünü halktan almaya dönük bir arayış hareketine yöneldi.

Bu arada hareketin eninde sonunda partileşmeye evrileceği tezi de hâlâ geçerli. Hatta İnce’nin bu konuda geç bile kaldığına dönük eleştiriler söz konusu. Örneğin, dün konuştuğum, İnce’ye yakın bazı isimlerin değerlendirmesi şöyleydi:

“Kendisiyle konuştuğumuzda ‘Abi artık bize burada yer yok, bunlar bize politika yaptırmayacaklar, dolayısıyla parti kuruyoruz’ dedi ama bundan sonra vazgeçti. İşin doğrusu, Muharrem üst üste çıkışlar yapıyor, geri adımlar atıyor. Bu da kamuoyunda kendisine olan güveni ciddi şekilde sarsıyor.”

Öyle ya da böyle bunların hepsi olası, an itibarıyla somut olan tek nokta hem CHP Genel Merkezi’nin hem de partililerin gözünün, kulağının yarın Sivas’ta olacağı. Çünkü İnce’nin çıkışının tabanda ve kamuoyundaki karşılığı test edilecek. Tabii İnce açısından güven konusu da... Malum İnce daha önce de iki kez memleketi dolaşma kararı almış, birinde hiç başlamamış, diğerinde de iki il ziyaretinden sonra nokta koymuştu. Ya da partililerin deyişiyle, daha önceki iki fırsatı iyi kullanamamıştı, şimdi de sıra üçüncüsünde. Dolayısıyla, hareketin geleceği doğrudan İnce’nin göstereceği performansla da bağlantılı bir durum. Yani gerçekten kararlıysa olabilir... İbreyi kendi lehine hem parti içerisinde hem parti dışında çevirebilir. Nasılını CHP’deki muhalif isimler anlatıyor:

“Bu kesinlikle bir partileşme hareketi, daha doğrusu isteği. Muharrem İnce öyle koymuyor adını ama gidişat belli. Ayrı bir isim altında, partinin herhangi bir amblemi işareti olmadığı gibi parti örgütlerini de dolaşmayacak. Gidecek o bölgede toplantılar yapacak, dolayısıyla parti içerisinde partiye dönük bir faaliyet değil bu. Tamamen ayrı bir ekol ayrı bir grup kurmaya yönelik bir hareket. Ha tutarsa yürür. Çünkü şu da var; gerçekten CHP içerisinde mevcut yönetimden memnun olmayan bir sürü insan var. Dolayısıyla, onların yapacağı hareket İnce’nin yapacağı yürüyüşe ivme verebilir. Yeterli olur mu? Zor.”

Niye?

“Tabanda ne kadar karşılığı olduğunu da gösterecek 4 Eylül’deki Sivas toplantısı. Görevdeki hiçbir il, ilçe başkanı İnce’nin yapacağı faaliyete katılmaz, katılanı da genel merkez ağır ağır dışlar. Zaten gizliden gitmeyin baskısı da vardır. Muhalif olanlardan görevde olmayan bazı il başkanları, ilçe başkanları gidebilir, darılan, kırılanları davet etmişlerdir ama CHP’deki bütün küskünler de toplanmaz. Her küskün kendi başına, Genel Başkan adayı bizde... Küskünler toplanmaz, toplansalar zaten yönetimi devirirler.”

İnce’nin kafasındaki ne o zaman?

“Plan Cumhurbaşkanı adayı olmak. Bu dolaşmaları yapıyor, maksat partiyi biraz bu yönde rahatsız edip kendisini kabul ettirmek ama daha sonra Cumhurbaşkanlığı seçimi geldiğinde de 100 bin imza toplayıp aday olmaya gayret sarf etmek. Yani kendini gündemde tutmak...

Aslında bu bir yerde şöyle CHP’nin de işine yarıyor; CHP artık Abdullah Gül ya da benzeri bir aday bulup peşine takılamaz. Çünkü sonuç itibarıyla Muharrem İnce pusuda bekliyor. Onun için CHP kendi içinden daha farklı örgütün tepki duymayacağı bir aday çıkarmak zorunda. Yani öyle parti dışından biri olmaz artık... Yoksa İnce’nin ekmeğine yağ sürerler.”

Gelişmelere göre CHP Disiplin Kurulu kartını kullanır mı?

“Yapmaz. Disiplin Kurulunu çalıştırmak Muharrem İnce’yi kahraman yapmak anlamına gelir, partiyi haksız bir konuma düşürür. Onun için böyle bir şey olmaz, yaparlarsa hata olur. O da söylemlerini yumuşattı zaten, eskisi gibi değil.”