Yunanistan'ın 'kara suyu' oyunu

Çılgın bir silahlanma ve savaş çığırtkanlığı havasındaki Yunanistan arada bir de "barış, dostluk” gibisinden laflar ediyor. Ama bunu yaparken de Türkiye'yi gerilimi tırmandırmakla suçluyor. Hatta özellikle "Dünyada savaşla tehdit edilen yegâne ülke Yunanistan’dır” propagandasıyla mağdur edebiyatı yapıyor. Niyetleri malum. Tarih boyunca olduğu gibi ABD ve Batı ülkelerinin arkasına sığınarak, dahası, onları kullanarak Türkiye’yi sıkıntıya, zora sokmak. Bu bağlamda da küstahlıkta, hadsizlikte sınır tanımıyorlar.

Mesela Yunanistan Başbakanı Miçotakis ve Dışişleri Bakanı Dendias'ın son açıklamalarını, daha doğrusu, zırvalarını okuyan, duyan sanır ki bunlar AB'nin sözcüleri. Çünkü başbakan olanı "Türkiye, Avrupa Birliği ile ikili bağlarını ve ilişkilerini normalleştirmek istiyorsa, Yunanistan’a karşı ‘savaş sebepleri’ de dâhil olmak üzere Ege ve Doğu Akdeniz’deki provokasyonlarına son vermesi gerekir" dedi. Yani TBMM’nin Yunanistan’ın kara sularını 12 mile genişletmesi halinde savaş nedeni (casus belli) sayılacağı 1995 tarihli kararının kaldırılmasını isteyerek hadsizlikte pik yaptı. Diğeri de "Türkiye giderek AB'den uzaklaşıyor" gibisinden saçmalıklar sarf etti. Daha önceki başka bir konuşmasında da Türk-Yunan diyaloğunun ilerlemesi için ‘casus belli’nin iptalinden başka şu zırvalıkları da ortaya atmıştı:

"Türkiye, Deniz Hukuku Sözleşmesi’ni tanımalı. Libya ile imzaladığı deniz yetki alanlarının belirlenmesine ilişkin mutabakat muhtırasından vazgeçmeli. Kıbrıs konusunda, BM Güvenlik Konseyi kararlarını doğrultusunda bir çözümü kabul etmeli."

Yani kabul edilmesi asla mümkün olmayan bir sürü saçmalık. Dolayısıyla, bunlara kötü komşunun hayalleri demek daha doğru. Niyesini Deniz Kuvvetleri Komutanlığı eski Genel Sekreteri, emekli Kurmay Albay Mehmet Asal anlatıyor:

"Lozan Antlaşması'na göre kara sularının zaten 3 mil olması gerekiyor. Ama Yunanistan 1936'da tek taraflı bir kararla 6 mile çıkarmış, biz de itiraz etmemişiz.

Daha sonra biz de 6 mil diyerek büyük hata yapmışız. Lozan'daki 3 mile dönülecek denilse bugün bu sorunların hiçbiri olmazdı. Dolayısıyla, 12 mil ilan etmek ile 10 mil ilan etmek arasında bir fark yok. 12 mil ilan ederse Ege'nin yüzde 63’ünü elde eder, 10 mil ilan ederse yüzde 56’sını elde eder. Yani 6 milin üstüne çıkarmak Türkiye için Ege Denizi'ni Yunanistan'a terk etmek anlamına gelir. Dolayısıyla, asıl hata 12 mil savaş nedeni denilmesi, doğrusu 6 milin üzerinde denilmesi lazım. 10 mile ya da 8 mile çıkarması halinde savaş ilan etmeyecek miyiz?"

Atina'nın “Türkiye Deniz Hukuku Sözleşmesi’ni tanımalı” sözleri de var?

"O da yine 12 mil hayali. Çünkü o sözleşme ülkelere 12 mile kadar kara sularını genişletme hakkını tanıyor.

Dolayısıyla, Türkiye onu da tanımış olur. Yine o sözleşmedeki 'Bir ülke takımada devletlerinden oluştuysa kıta sahanlığı vardır' maddesinden hareketle Yunanistan 'Ben takımada devletiyim' diyor. Halbuki o tanımlara uymuyor. Türkiye bunlara itiraz ettiği için imzalamıyor. Yoksa savunduğu tezleri kaybeder, haklıyken haksız olur. Mesela Türkiye diyor ki kıta sahanlığında ben doğal uzantıya inanırım diyor. Karanın doğal uzantısına baktığın zaman da bütün Ege Adaları Midilli, Sakız, vs. bütün Ege Adaları Anadolu'nun uzantısı.Dolayısıyla, doğal uzantı kriteri içinde adaların kıta sahanlığı olmuyor. Ama sen uluslararası deniz hukukunu kabul edip Yunanistan kendini takımadalar devleti gibi deklare ederse hepsinin kıta sahanlığı olabilir."

Peki, ya Libya ile imzalanan mutabakattan vazgeçme ve Kıbrıs'ta BM kararları doğrultusunda çözüm konusu?

"Libya ile imzaladığımız anlaşma bize çok büyük deniz alanları kazandırdı. Türkiye ondan vazgeçemez. Bunu kaldırmak Yunanistan'ın eski tezlerine dönmek demek. Yunanistan Girit'in, Meis'in kıta sahanlığı var diyor. Meis'e 200 kilometre kıta sahanlığı çiziyor. Bu olacak iş mi?

Kıbrıs'ta da BM planları nedir? Asker çekilecek. Ne olacak o zaman, iki gün sonra tekrar 1960'lara döneceğiz. Mesela, Kıbrıs ayrı bir ülke olduğu zaman Yunanistan iki gün sonra orada çoğunluğu elde edecek, Türkiye'nin Kıbrıs'a bakan tarafında Yunan gemileri ya da yabancı petrol şirketlerine arama hakkı verecek. Başka ülkelerin gemileri deniz altı yataklarını çıkartacaklar, balıkçılık yapacaklar. Ama şu anda    Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ayrı bir devlet olduğu için o bölgedeki bütün deniz  hakları Türklerin. Kıbrıs'tan vazgeçmen askerini çekmen falan demek intihar etmen demek."

Özetle, dememiz o ki AB’den medet uman ya da onlara güvenerek havalanan Yunanistan'ın söyledikleri, kafasındaki, daha doğrusu, hayallerindeki kirli hesapların bir parçası. Dolayısıyla, tam anlamıyla da böyle komşu olmaz olsun dedirten cinsten.

DİĞER YENİ YAZILAR