Üroloji doktorları hangi eğitimleri tamamlar?

23 Haziran 2022

Üroloji doktorları ülkemizde kaliteli standartlara sahip olan eğitim kurumlarında yetişmektedir. Tüm eğitim süreci YÖK ve Sağlık Bakanlığı tarafından sıkı denetim ve planlamalar ile takip edilmekte, ilgili mevzuatlar ile yasal düzenlemeler sağlanmaktadır.

ÜROLOJİ NEDİR?

Üroloji tıpta boşaltım ve genital sistem hastalıkları ve cerrahi tedavileri ile ilgilenen bilim dalıdır. Cerrahi bir bölüm olması sebebi ile ilaç tedavilerinin yanı sıra ameliyatlar ile de ilgili hastalıkların tedavisi sağlanmaktadır. Böbrekler, üreter, mesane, prostat, üretra, testis ve penis hastalıklarını tedavi eden bilim dalıdır.

Üroloji yan dal uzmanlık alanları

Ülkemizde resmi ve yasal olarak Sağlık Bakanlığı tarafından belgelendirilmiş üst ihtisas alanı olarak Çocuk Ürolojisi bulunmaktadır. Çocuk ürolojisi, çocuklarda görülen doğumsal ya da sonradan oluşan ürolojik hastalıklar ve tedavileri ile ilgilenmektedir. Çocuk ürolojisi dışında resmi olarak belgelendirilmemekle birlikte büyük kliniklerde özel üroloji alanlarında eğitim alan ve özelleşen tedaviler uygulayan üroloji doktorları bulunmaktadır. Bu alanlardan bazıları;

Üroonkoloji: Ürolojik hastalıkların kanserleri ile ilgilenmektedir.

Androloji: Erkek kısırlığı (erkek infertilitesi) ve hem kadınlarda hem de erkeklerde cinsel fonksiyon bozuklukları konusunda çözümler üreten bilim dalıdır.

Fonksiyonel Üroloji:

Yazının devamı...

ESWT şok dalga tedavisi: Sertleşme sorununa yeni umut

24 Ocak 2022

Uzun yıllardan beri böbrek taşlarının cerrahi dışı bir tedavi seçeneği olarak kullanılan ESWT, son yıllarda yaygın olarak ortopedi ve fizik tedavi gibi bölümler tarafından kronik ağrılar amacıyla kullanılmaktadır. Cerrahi dışı bir seçenek olması nedeniyle ilgiyi üzerinde toplayan şok dalga terapisi yan etki profilinin düşük olması sebebiyle diğer bölümlerdeki hekimler tarafından da tercih sebebi haline gelmiştir.

Kronik iskemik (kanlanma bozukluğu) ve inflamatuar (iltihabi) dokularda yeniden kanlanmayı sağlaması sebebiyle üroloji camiası tarafından da erektil disfonksiyon (sertleşme sorunu), kronik prostatit (prostat iltihabı) ve Peyronie hastalığı gibi hastalıklarda tedavi seçeneği olarak kullanılmaya başlanmıştır.

Sertleşme sorunu ve belirtileri

Erektil disfonksiyon (ED, sertleşme sorunu), 3 aydan fazla süren hastalık seyri ile, erkeklerin tatmin edici cinsel performans elde etmek için gerekli ereksiyon elde edememesi veya sürdürememesi olarak tanımlanmakta olup tüm dünya çapında yaygın bir hastalıktır.

Sertleşme sorununa yol açan sebepler arasında yaş, eşlik eden hastalıklar, zararlı alışkanlıklar, obezite (aşırı kiloluk) ve sedanter yaşam gibi faktörler rol oynamaktadır. Bunun dışında Peyronie hastalığı, varikosel, mikrobik ve inflamatuar durumlar, sistemik hastalıklar arasında hipertansiyon ve diyabet gibi hastalıklar penisin kanlanmasını bozarak erektil disfonksiyona sebep olabilir.

Uygun cinsel uyarana rağmen cinsel ilişki esnasında bireyin ereksiyon halini koruyamaması en sık rastlanılan belirtidir. Eşler arasında ciddi sorunlara neden olabilecek erektil disfonksiyon, erken dönemde teşhis edilip tedavi edilmesi gereken bir süreçtir. Birey uzman bir ürolog hekim tarafından fizik muayene, klinik tablo, laboratuvar değerleri ile tetkik edilmekte ve altta yatan başka bir sebep varsa uygun medikal tedavisi planlanmaktadır.

Li- ESWT (Düşük yoğunluklu ekstrakorporeal şok dalga tedavisi)

Böbrek taşı, kronik ağrı, kas-iskelet sisteminin inflamatuar durumlarında kullanılan ESWT tekniği günümüz tıbbi literatürlerine uygun olarak erektil disfonksiyon (sertleşme bozuklukları) tedavisinde de yerini almıştır.

Yazının devamı...

Genital siğil (HPV)

11 Ocak 2022

Virüsün 180 ‘den fazla bilinen alt tipi olmakla birlikte tip 6 ve tip 11 genellikle düşük riskli genital siğillere neden olurken tip 16 ve 18 rahim ağzı kanseri gelişimi ve baş-boyun skuamöz hücreli karsinomların bir alt grubu gibi birçok kanserle ilişkilidir. Şu ana dek tanımlanan alt grupları özetleyecek olursak;

HPV genellikle ürogenital sistemi (penis, skrotum, vajina, vulva gibi) sevmekle birlikte anal kanal, perine, rahim ağzı ve ayak tabanı gibi yerleri bağlı bulunduğu alt tipinin patojenitesine (hastalık kabiliyeti) göre tutabilir.

Genellikle siğillerin %30-40‘lık kısmı ilk 4 ayda kendiliğinden gerileme eğilimindeyken, bir kısmı da uygun tedavi verilmesine rağmen 3 ay içinde tekrar etme eğilimindedir.

BELİRTİLERİ VE BULAŞ YOLLARI NELERDİR?

Erkek ve kadınlarda bulaşı hemen hemen eşit oranda görülen genital siğilin tarihi uzun bir döneme dayanmaktadır. Antik Yunan ve Roma medeniyetlerinden beri tanımlı gelen siğil, dönemin tıp adamları tarafından rastgele cinsel ilişki sonucuyla görüldüğü belirlendi. İtalyan bir doktor olan Rigoni-Stern 18.yy’da yaptığı çalışmalarda Verona’daki ölen kadınları analiz etti. Bu analiz neticesinde evli, dul ve hayat kadınlarında yaygın serviks kanseri olduğunu, bekar ve rahibelerde bu durumun daha az görüldüğünü teyit etti.

Özellikle çok partnerli ilişkiye girenler ve oral seks yapanlarda bulaşın yaygın olduğu günümüz tıp literatürlerinde de bilinen bir gerçek. Bunun dışında vücuttaki deri-mukoza bariyerini bozan ve bağışıklığı düşüren durumlar da HPV’nin enfeksiyonuna zemin hazırlamaktadır.

Siğiller genellikle asemptomatik (belirti vermeyen) olmakla birlikte, tutulan bölgeye göre farklı semptomlara yol açabilmektedir.

Plantar (ayak tabanı) siğilleri baskı ve kanamaya meyilli bir bölgede olup ağrılı olabilir. Dudak ve yüzde ortaya çıkan siğiller uzun-ince bir yapıya haiz olup bulunduğu alandaki fazla sayıdaki sinir yapısı nedeniyle elle muayenede ağrılı gözlenebilir. Kaşıntıya ve kızarıklığa neden olabilirler.

Yazının devamı...

Penis uzatma ve kalınlaştırma

28 Aralık 2021

Normal penis boyu ve kalınlığı ne kadar olmalı?

Penis boyu, coğrafi ve genetik faktörlere bağlı olarak toplumdan topluma değişiklik arz etmektedir. Afro-Amerikan ırklarda boyut olarak ortalama daha yüksek olmasına karşın Uzakdoğu ırklarında ortalama penis boyu nispeten daha düşüktür. Türklerde ortalama penis boyu 11-14 cm arasında kabul edilmiştir.

Yaşla birlikte androjen hormonların azalmasıyla penis boyutunda bir miktar azalma görülebilir. Ortalama olarak erektil (cinsel olarak etkilenmiş) penis boyutunun 10 cm ve üzerinde olması, günümüz tıp literatürlerinde cinsel birlikteliği devam ettirebilecek yeterli düzeyde görülmektedir. Ereksiyon halinde iken yani sertleşmiş durumdaki 9 cm ve altında olan penis boyutlarında cinsel birliktelik esnasında bazı problemlere yol açabilir.

Penis bazı ürolojik problemler, obezite ve diyabet gibi damar tıkanıklığına sebep olabilecek durumlar nedeniyle zamanla kısalma gösterebilir. ‘Peyronie’ denilen halk arasında ‘penis eğriliği’ olarak bilinen penis yapısında oluşan kalsifiye (taşlaşmış) plaklara bağlı olarak düzleminin eğrileşmesi ve nihayetinde kısalması başlıca sebeplerden bir tanesidir. Toplumda sık görülen ‘şeker hastalığı’ olarak bilinen diyabetes mellitus vücudun tüm alanlarında olduğu gibi zamanla penisin de kanlanmasını etkileyerek beslenmesini bozmakta ve erektil disfonksiyona (sertleşme bozukluğuna) sebep olmaktadır. Bu durum yeterli ereksiyona sahip olunamadığından kısalma gibi hissedilebilir.

Özellikle adolesan bireylerde kabul görmüş yanlış algılardan bir tanesi de sık mastürbasyonun penis boyutunu küçülttüğüdür. Bununla ilgili yapılan tıbbi çalışmalarda kanıt niteliğinde veri bulunmamaktadır.

Günümüzde erkeklerde kozmetik (kendisinin veya cinsel partnerinin isteği üzerine) veya patolojik (hastalıklara bağlı) sebeplere bağlı olarak penis uzatma ve kalınlaştırma ameliyatlarına olan ilgi artmıştır.

Operasyon öncesi yapılması gerekenler?

Öncelikle uzatma ve kalınlaştırma ameliyatı isteyen hastaların ayrıntılı tıbbi öyküleri alınmalı, fizik muayeneleri yapılmalı ve kısalık eğer tanımlanmışsa; bir takım yapısal ve endokrinolojik hastalıklar dışlanmalıdır. Hastaya süreçle ilgili beklentileri sorulmalı, ameliyat sonrası dönemde görülebilecek durumlar noktasında aydınlatılmalıdır.

Yazının devamı...

Penis hastalıkları nelerdir?

14 Kasım 2021

Penisin kendi anatomik yapısında oluşabilecek sorunlar penisin işlevini yerine getirmesine engel teşkil edebilmektedir. Bazı klinik durumlarda ise penis, vücuttaki diğer önemli hastalıklardan etkilenerek ya da bu hastalıklar için kullanılan ilaç tedavileri sonucunda hastalanmaktadır. Bu nedenle penis hastalıkları denildiğinde çok geniş bir grup yelpaze içerisinde sorunları değerlendirme zorunluluğu vardır. Penis hastalıklarının bazıları doğumsal olabildiği gibi bazıları da sonrada oluşabilmektedir.

Biz bu makalemizde sık karşılaşılan penis hastalıklarını sıralamaya çalıştık. Elbette ki tıbbi kaynaklarda çok daha detaylı bilgilere erişmek mümkündür.

Hipospadias:

Penisin ucunda bulunan idrar deliğinin normal yerinde değil orta hat boyunca daha aşağı seviyelerde (ventralde) bulunması halidir. Doğuştan olan bir bozukluktur. Penisin sünnet derisi hizasında, onun altında, penisin ortasında, dip kısmında, testislerin bulunduğu lokalizasyonda ya da perine denilen bölgede idrar deliği olabilir. Beraberinde peniste eğrilik de gözlemlenebilir. Tedavisi çoğunlukla cerrahidir. Erken dönemde yapılan cerrahi girişim ile hem işeme hem de penis eğriliği giderilmiş olur.

Epispadias:

Penisin ucunda bulunan idrar deliğinin normal yerinde değil orta hat boyunca daha yukarı seviyelerde (dorsalde) bulunması halidir. Hipospadiasa göre daha az sıklıkta görülen doğumsal bir anomalidir. Tedavisi direk olarak cerrahidir. Eşlik eden başka ürogenital anomaliler yönünden de dikkatli olmak gerekir.

Doğumsal (konjenital) penis eğriliği:

Doğumsal penis eğriliği çocukluk döneminde sık karşılaşılan penis hastalıklarındandır. Erken çocukluk döneminde genellikle ailenin dikkatini çekmez. İlerleyen yaşla birlikte çocuklarda gece ereksiyonlarının olması sırasında aileler fark ederler. Gözlemledikleri anda fotoğraf çekerek üroloji uzmanına başvurmaları faydalı olacaktır. Bazen de ergenlik yaş döneminde sertleşmenin olması ile çocuğun dikkatini çekebilir. Bu dönemdeki çocuklar genellikle utanma duygularından dolayı ailelerinden gizlemeyi tercih ederler. Bu nedenle erişkin yaş döneminde de bu hastalık ile karşılaşabiliyoruz. Erişkin yaşa kadar kişi utandığından hekime başvurmaktan çekinir. Dolayısıyla hem cinsel birliktelikle güçlük yaşar hem de kişinin kendine olan özgüveni azalır. Başlangıçta doğumsal olan anatomik bozukluk daha sonra psikolojik sorunlar ile devam edebilir. Doğumsal penis eğriliklerinin tedavisi genellikle cerrahi müdahaleler ile düzeltilmektedir.

Yazının devamı...

Penis kırılması (penil fraktür) belirtileri, tanısı ve tedavisi

22 Ekim 2021

Coğrafik olarak görülme sıklıkları farklı sebeplere bağlı olarak meydana gelmektedir. Batılı ülkelerde penis kırılması çoğunlukla cinsel birliktelik sırasında kadın pelvisinin ani ve sert hareketine bağlı olarak meydana gelirken Ortadoğu ülkelerinde daha çok Taghaandan manevrası olarak da bilinen ya da halk arasında penis kıtlatma sonucunda oluşmaktadır.

Bu grup hastalar başlangıçta doktora gitmekten çekinmektedirler. Utanma sebebiyle geciken vakalarda problemin büyüklüğüne göre önemli derecede sertleşme ya da penis eğikliği gibi sorunlar oluşmaktadır. Doktora başvurunun gecikmiş olduğu hastalarda daha sonradan sertleşme sorunu görülme ihtimali çok daha fazladır. Bu nedenle ereksiyon halinde iken penis de zorlanma olması durumunda erken dönemde bir üroloji uzmanına başvuru oldukça önemlidir. Erken başvuran hastalarda uygun tanı ve tedavi yöntemleri ile sonradan oluşabilecek kalıcı sertleşme bozukluğu engellenebilmektedir.

Penis kırılması belirtileri

Bu şikayet ile başvuran hastalar çoğunlukla olayı başlatan ve tetikleyen bir ses duyduklarını ifade etmektedirler. Bu sesi takiben peniste ağrı, hızlı bir şekilde sertliğin kaybolması, şişme ve morarma gibi şikayetler gelişmektedir. Bu belirtiler ile birlikte şayet beraberinde idrar kanalı yırtığı da var ise idrar yapma sırasında yanma sızlama sık idrara gitme ya da idrardan kan gelmesi şeklinde şikayetler görülebilir.

Doktora başvuran hastalarda sık görülen şikayetler:

-Peniste ağrı

-Şişlik

-Morarma

Yazının devamı...