Penis hastalıkları nelerdir?

Erkeklerde hem üreme hem de cinsel organ olarak bulunan penisi ilgilendiren pek çok hastalık bulunmaktadır. Bu hastalıklar sebebi ile kişinin cinsel yaşamı olumsuz yönde etkilendiği gibi çocuk sahibi olabilmesinde de sorunlara yol açabilmektedir.

Penisin kendi anatomik yapısında oluşabilecek sorunlar penisin işlevini yerine getirmesine engel teşkil edebilmektedir. Bazı klinik durumlarda ise penis, vücuttaki diğer önemli hastalıklardan etkilenerek ya da bu hastalıklar için kullanılan ilaç tedavileri sonucunda hastalanmaktadır. Bu nedenle penis hastalıkları denildiğinde çok geniş bir grup yelpaze içerisinde sorunları değerlendirme zorunluluğu vardır. Penis hastalıklarının bazıları doğumsal olabildiği gibi bazıları da sonrada oluşabilmektedir.

Biz bu makalemizde sık karşılaşılan penis hastalıklarını sıralamaya çalıştık. Elbette ki tıbbi kaynaklarda çok daha detaylı bilgilere erişmek mümkündür.

Hipospadias:

Penisin ucunda bulunan idrar deliğinin normal yerinde değil orta hat boyunca daha aşağı seviyelerde (ventralde) bulunması halidir. Doğuştan olan bir bozukluktur. Penisin sünnet derisi hizasında, onun altında, penisin ortasında, dip kısmında, testislerin bulunduğu lokalizasyonda ya da perine denilen bölgede idrar deliği olabilir. Beraberinde peniste eğrilik de gözlemlenebilir. Tedavisi çoğunlukla cerrahidir. Erken dönemde yapılan cerrahi girişim ile hem işeme hem de penis eğriliği giderilmiş olur.

Epispadias:

Penisin ucunda bulunan idrar deliğinin normal yerinde değil orta hat boyunca daha yukarı seviyelerde (dorsalde) bulunması halidir. Hipospadiasa göre daha az sıklıkta görülen doğumsal bir anomalidir. Tedavisi direk olarak cerrahidir. Eşlik eden başka ürogenital anomaliler yönünden de dikkatli olmak gerekir.

Doğumsal (konjenital) penis eğriliği:

Doğumsal penis eğriliği çocukluk döneminde sık karşılaşılan penis hastalıklarındandır. Erken çocukluk döneminde genellikle ailenin dikkatini çekmez. İlerleyen yaşla birlikte çocuklarda gece ereksiyonlarının olması sırasında aileler fark ederler. Gözlemledikleri anda fotoğraf çekerek üroloji uzmanına başvurmaları faydalı olacaktır. Bazen de ergenlik yaş döneminde sertleşmenin olması ile çocuğun dikkatini çekebilir. Bu dönemdeki çocuklar genellikle utanma duygularından dolayı ailelerinden gizlemeyi tercih ederler. Bu nedenle erişkin yaş döneminde de bu hastalık ile karşılaşabiliyoruz. Erişkin yaşa kadar kişi utandığından hekime başvurmaktan çekinir. Dolayısıyla hem cinsel birliktelikle güçlük yaşar hem de kişinin kendine olan özgüveni azalır. Başlangıçta doğumsal olan anatomik bozukluk daha sonra psikolojik sorunlar ile devam edebilir. Doğumsal penis eğriliklerinin tedavisi genellikle cerrahi müdahaleler ile düzeltilmektedir.

Peyronie hastalığı (penis eğriliği):

Erişkin yaşta görülen bir rahatsızlıktır. Kişinin daha önceki dönemlerde penisi düz olmasına rağmen sonradan bir eğrilik ortaya çıkmıştır. Bu hastalıkta sertleşmeyi sağlayan anatomik silindir yapıları çevreleyen tunika adı verilen yapıda sertlik ve plak oluşumu söz konusudur. Buna bağlı olarak hem yeterli ereksiyon sağlanamadığı için sertleşme bozulmakta hem de penis eğriliğinden dolayı cinsel birliktelik yaşanamamaktadır. Hastalığı oluşturan sebepler arasında en sık travma gelmektedir. Ereksiyon halinde iken penisin zorlanması sonrasında Peyronie hastalığı görülebilmektedir. Erken dönemde uygulanacak bir takım tedaviler ile cerrahi girişime gereksinim kalmadan sorun çözülebilmektedir. Erken tedaviler sonrasında ereksiyon kapasitesi korunabilmekte ve plak gelişimi, eğrilik oluşumu engellenebilmektedir. Geç dönemde başvuran hastalarda ilaç tedavileri, şok dalga tedavisi ve plak içi ilaç enjeksiyonları uygulanabilmektedir. Tüm bu tedaviler ile çözümlenemeyen durumlarda cerrahi tedavi seçeneği gündeme gelmektedir.

Mikropenis (penis küçüklüğü):

Gerilmiş olarak ölçülen penis boyunun yaşa göre belirlenen aralığın altında olması durumudur. Çocukluk dönemi ya da erişkin dönemde görülebilir. Muayene ve tetkikler ile durum değerlendirmesi yapılır. Hormonal yönden hastalar özellikli incelemelerden geçirilir. İlaçlar ya da cerrahi tedavi seçenekleri ile tedavi başarılı bir şekilde tamamlanabilir.

Sertleşme sorunu (erektil disfonksiyon):

Peniste sertleşmeyi olumsuz yönde etkileyen pek çok sebep bulunmaktadır. Bunların bazıları anatomik bütünlüğünün bozulmasına bağlı olarak gelişirken bazıları da damarsal ya da sinirsel bozukluklar sonrasında görülür. Kalp hastalıkları, damar sertliği (Ateroskleroz) yada şeker hastalığı (diyabetes mellitus) gibi sistemik hastalıklar ya da bu hastalıklar için kullanılan ilaçlara bağlı olarak da peniste ereksiyon kaybı oluşabilir. Bazen de pelvik bölgeye uygulanan cerrahi tedaviler sonrasında sertleşme sorunu görülmektedir. Özellikle prostat kanseri nedeniyle yapılan radikal ameliyatlar sonrasında sık karşılaşılmaktadır. Ayrıntılı muayene ve tetkiklerle soruna yol açan sebep belirlenmekte ve tedavi buna göre planlanmaktadır. Başlangıçta yaşam tarzı değişiklikleri ve ilaç tedavileri denenmekle birlikte sonuç alınamayan durumlarda cerrahi tedaviler (penil protez, mutluluk çubuğu) uygulanmaktadır.

Penis kanseri:

Penis kanseri ülkemizde oldukça az görülmektedir. Genellikle sünnetsiz toplumlarda daha sık karşılaşılmaktadır. Penis üzerinde kitlesel lezyon şeklinde kendini belli etmektedir. Önemli bir problem olup çoğunlukla cerrahi tedavi uygulanmakta ve sonrasında gerekli durumlarda kemoterapi ya da radyoterapi gerekebilmektedir.

HPV siğil:

Genellikle cinsel birliktelik sonrasında görülen genital siğiller penis üzerindeki cilt lezyonları ve kitlesel lezyonlar olarak görülmektedir. Yakılarak ya da dondurularak tedavi edilebilir. Daha büyük olan durumlarda cerrahi eksizyon ile çıkarmak gereklidir.

Penis kırılması (penil fraktür)

Erekte haldeki (sertleşmiş durumdaki) penisin zorlanması sonrasında sertleşmeyi sağlayan silindirik yapıları çevreleyen ve tunika adı verilen yapıda yırtık görülmesi durumudur. Çoğunlukla cinsel birliktelik sırasında travmatik bir öykü bulunmaktadır. Şişlik, morarma ve ağrı tipik hastalık belirtileridir. Acil bir ürolojik patolojidir. Mutlaka üroloji uzmanı tarafından hastanın değerlendirilmesi gerekir. Erken dönemde yapılacak tedaviler ile sertleşme korunabilmekte aksi takdirde sonradan sertleşmede azalma ya da tamamen kayıp söz konusu olabilmektedir.

Keyifli, mutlu ve sağlıklı bir hafta diliyorum.

Prof. Dr. Ömer Faruk Karataş

www.omerfarukkaratas.com