Cinsellikte altın kurallar

3 Eylül 2020

Cinselliğin yemek, içmek gibi bir gereksinim olduğunu hepimiz biliyoruz ve tabii evliliğin sağlıklı devamlılığı için olmazsa olmazı olduğunu da. Cinsellik birçok insan için hala tabu, bu tabular çoğu kişide cinsel işlev bozukluğuna yol açıyor ve kişilerin cinsel hayatlarını baştan aşağı olumsuz etkiliyor. Peki cinselliğin ilişkinin üzerindeki etkisi ne dersiniz? İyi bir cinsel ilişki evliliği yüzde 10 etkilerken kötü bir cinsellik evliliği tam yüzde 90 olumsuz etkiliyor. İşte bu yüzden sevişmenin önündeki engelleri ve onları nasıl düzelteceğinizi kısa başlıklar halinde anlatacağım.

İletişim

İlişkide her kişinin farklı bir aileden farklı bir kültürden ve farklı bir yaratılıştan geldiğini kabul edersek her ikisinin de cinsel bilgilerinin ve ihtiyaçlarının farklı olduğunu anlayabiliriz. İletişim diyorum çünkü anlatmadan anlaşılmanın bir yolu yok. Partnerinizle cinsellikle ilgili bir kaygınız varsa ya da bir travmanız varsa paylaşmanızı öneririm. Partnerinizin cinsellik esnasında nasıl davranmasını ya da davranmamasını istiyorsanız bununla ilgili geribildirim vermelisiniz. Cinsel fantezileriniz, favori pozisyonlarınız ve farklı beklentileriniz varsa bunları anlatmak cinsel sorunlarınızı aşmanıza yardımcı olacaktır. Konuştuğunuz müddetçe birbirinize uyumlanmanın bir yolunu elbet bulursunuz.

Uygun ideal ortam

Kendinizi rahat hissetmediğiniz bir yerde veya bir zamanda sevişmeniz size kaygılı hissettirir ve kaygılanmak ereksiyon kaybına ya da boşalma sorunlarına yol açabilir.

Yazının devamı...

Cinselliğin Gereksinimleri

9 Ekim 2019

Nefes almak, beslenmek, uyumak kadar gerekli olan cinselliğin birçok gereksinimi vardır. Bu gereksinimler çoğu kişi tarafından ne yazık ki bilinmez ve karşılanmadığı için de cinsel işlev bozuklukları ortaya çıkar.

Cinsel bilgi, bu gereksinimlerin başında yer alır. Pis, ayıp, yasak, ağrılı gibi birçok cinsel mit sayabilirim size. Bu cinsel mitler birleşmeyi ya olanaksız hale getiriyor ya da sağlıksız bir cinsel ilişkiye sebep oluyor. O yüzden ilk cinsel bilgiyi kimden aldığımız önemli.

Cinsellik kendi içinde bir organizasyon ister. Bu yüzden nerede, ne zaman, kiminle seviştiğin önemlidir. Kendinizi rahatsız hissettiğiniz bir yerde ve zamanda sex yapamazsınız çünkü sex kendisinden başka bir şeye odaklanılmasından hoşlanmaz ve keyif almamanıza sebep olur. Partner seçimi önemli çünkü uyarılma önemli. Yeterli uyaran vermeyen bir partneriniz varsa cinsellikten keyif almanız pek de mümkün değil. O yüzden cinselliğin sağlığı için açık iletişim önemli. Nerelerden keyif aldığınız, hangi pozisyonu sevdiğiniz, neleri sevmediğiniz partnerinize açık bir dil ile anlatılmalı. Partnerinizle cinsellik dışındaki ilişkinizinde sağlıklı olması gerekir çünkü partnerine karşı öfke, kin besleyen birinin cinsellikten keyif almasını bekleyemeyiz. O yüzden önce romantik ilişkinizdeki sorunları çözün ki cinsel ilişkiniz sizin için daha sağlıklı bir hal alsın.

Cinsel istek bize bir ömür eşlik eder tabii bazı durumlarda bastırılır ve istek bozukluğuna yol açar ama bunun dışında çok uzun süre hayatımızda yer alır. Bu yüzden de cinselliği monotonluktan kurtarmak gerekir. Bir ömür deneyimleyeceğiniz bir şeyi sürekli aynı kısır döngünün içinde yaşamanız demek sağlıksız bir cinsel ilişki demek. Fanteziler, seks oyunları cinsel ilişkinin olmazsa olmazları. Cinselliği heyecanlı hale getirmek için üretken olmalısınız.

Partnerimize karşı sexapelitemizi korumamız şart. O yüzden öz bakımınız, giyiminiz, üslubunuz özenli olmalı.

Hedefiniz birleşmek ya da boşalmak değil keyif almak olmalı. Çünkü bu hedefler sizde kaygı yaratabilir, ya da ana odaklanamadığınız için keyif alamamanıza sebep olabilir. Dokunmak ve dokunulmanın keyfine varın.

Yazının devamı...

İlişkilerde Tartışma Becerisi

25 Eylül 2019

Hiç şüphesiz ki birçok ilişkinin bitmesine sebep olan bir problemdir tartışma becerisinin olmayışı. Becerinin yokluğunda hem romantik hem sosyal ilişkilerde devamlılık neredeyse olanaksız. Bu yazımda romantik ilişkiye verdiği tahribattan ve becerinin kazanılmasından bahsedeceğim.

İlişkinin birçok gereksinimi var. Sevgi, ilgi, şefkat, sadakat, cinsellik, İLETİŞİM. Saymakla bitiremeyiz fakat bunların karşılanması ve devamlılığı için de iletişime ihtiyacımız var. Peki her iletişim sağlıklı mıdır? HAYIR. Benim ilişki terapilerinde en sık gördüğüm, ilişki kurmaya çalışan partnerlerin haklılık savaşıyla biten kavgaları ve tabi karşılanamayan istekleri.

İlgi istiyoruz ama bunu isterken ya yargılıyoruz ya kıyaslıyoruz ya da ilgiyi betimlemiyoruz. Cinsellikten memnun değiliz ya her seferinde bahane bulup cinsellikten kaçıyoruz ya kavga kıyamet istemiyorum deyip kestirip atıyoruz ve çözüm adına hiç yardımda bulunmuyoruz. Tabi bunun gibi nice örnek yüzünden çözülmeyen problemlerimiz evliliğimizi neredeyse boşanma yoluna götürüyor. Peki iletişimimizi nasıl sağlıklı bir hale getirebiliriz? Tartışmalarımızda nasıl davranabiliriz?

Açık iletişim daimi hedefimiz bi kere. Partnerimiz ilgi göstermedi diye surat asmak, onu mutsuzluğumuzla cezalandırmak ne zamandan beri istediğinize kalıcı çözüm oldu? İstediğimiz şeyleri kalıcı olarak elde etmenin yolu maalesef oradan geçmiyor ve tabii haklı olmaktan da. Peki ilişkinin iyiliği ve tabii kendi iyiliğiniz için tartışmalarınızı nasıl sürdürmelisiniz?

Öncelikle tartışmanızın amacı haklı olmak değil çözüm bulmak olmalı, onu hırpalamak değil ona kendinizi duygularınızı ve isteklerinizi anlatmak olmalı. Dayatmadan uzak, bencil olmayan yargılamayan, yüksek ses olmayan bir üslup olmalı. Önce anlatmalı .. ''Uzun zamandır kendimi değersiz ve sevgisiz hissediyorum belki sende yoğun ve zor bir dönemden geçiyor olabilirsin ama eve gelip saatlerce telefonda oyun oynaman bana kendimin sohbet etmeye değer olmayan biri olduğumu düşündürüyor. Halbuki eve geldiğinde halimi hatrımı sorsan, günümün nasıl geçtiğini merak etsen, sonra birlikte bir film izlesek, bazı zamanlar bana hiç beklemediğim anda beni özlediğini söylesen, beraber romantik yemekler organize etsek ben kendimi daha değerli hissederim.'' Burada duygumuzdan bahsettik, onu yargılamadık, incitmedik ve bir çözüm önerisinde bulunduk.

Her tartışmanızda önce dinleyin, konuşması bittikten sonra onu anladığınızdan emin olun sonra kendinizi anlatın ve en son ortak bir çözüm yolu bulup tartışmayı sonuca kavuşturun. Unutmayın çözüme kavuşmayan sorunlar tekrar tekrar gündeme gelecektir.

Sevgilerle

Yazının devamı...

Seksüel Performans Anksiyetesi

4 Eylül 2019

Cinsellik hepimizin hayatında oldukça önemli bir yere sahip. Hepimiz bunu yaşarken keyif almaktan yanayız. Fakat seksüel performans anksiyeteniz varsa durum maalesef böyle olmuyor. Bu anksiyeteye sahip kişiler keyif almaktan çok nasıl göründüğü ile ilgileniyor. Sürekli bunu düşündükleri için artık seksten kaçar hale bile gelebiliyor. Cinsellik sadece fiziksel bir reaksiyondan ibaret değildir uyarım emosyonlarınıza da bağlıdır. Eğer zihniniz cinselliğe odaklanamayacak kadar stresliyse bedeninizde maalesef heyecanlanmayacaktır.

Seksüel performansınızı etkileyecek bir çok farklı kaygı türü vardır.
Partnerini tatmin edememe korkusu. Kilolu olma hakkındaki endişeler. İlişkideki problemler. Penis boyu ile ilgili endişeler. Erken boşalma kaygısı. Kadınlarda orgazm olamama endişesi.

Zihnimizin tahrik olmamız üzerindeki etkisi oldukça büyük. Cinsel açıdan oldukça çekici bulduğunuz biriyle bile olsanız partnerinizi memnun edemeyeceğinize dair bir endişeniz varsa bu durum imkansız hale gelebilir. Erkeklerde stres hormonlarının etkilerinden biri de kan damarlarının büzülmesidir. Penise giden az kan ereksiyonu zorlaştırır. Kadınlarda ise vajinal kuruluğa sebep olur, bu da ilişkiye girmeyi zorlaştırır. Anksiyete hem kadının hem erkeğin cinsel arzusunu söndürebilecek kadar etkilidir. Performansınız hakkında endişeleniyorsanız, sevişmeye konsantre olamazsınız bu yüzden uyarım gerçekleşse bile ne yazıkki orgazm olamazsınız. Eğer sizin de seksüel performans anksiyeteniz varsa alanında uzman bir cinsel terapistden destek alınız.

Sevgiler

Uzm.Klinik Psikolog/Cinsel Terapist Gülçin Keskin

Yazının devamı...

Kendini Gerçekleştiren Kehanet

28 Ağustos 2019

Kendini gerçekleştiren kehanet kişinin başına gelmesinden korktuğu şeylerin bir şekilde başına gelmesi durumudur. Kişi bunu elbette isteyerek yapmaz ama kişilik özelliği sürekli olarak negatif düşünmeye meyilli biri başına kötü şeylerin geleceğine inanır. Hepimiz bazen ne kadar şanssızım her şey beni buluyor ben resmen uğursuzum, kimse beni sevmiyor gibi sözcükler sarf ederiz ve sonunda sarf ettiğimiz şeyler bizim gerçekliğimiz olur. Artık inandığımız şeyi gerçekleştirmeye yönelik davranmaya başlarız. Kimsenin bizi eğlenceli ve sevecen bulmadığını düşünüyorsak o zaman bunu gerçekleştirmek adına somurtkan asık suratlı ve sevimsiz biri haline dönüşürüz, sürekli problemler yaratırz ve gerçekten bizi inandığımız biri gibi görmelerini sağlarız sonra da işte haklıymışım deyip kendi davranışlarımız konusunda içgörü geliştirmeyiz.

Kendini gerçekleştiren kehanete bir örnek verecek olursak bilim adamları bir araştırma yapıyorlar, araştırma için idam cezası almış bir mahkum buluyorlar. Mahkuma bilim ve insanlık için çok önemli bir araştırma yaptıklarını, ancak bu araştırmada eğer kabul ederse çok ciddi bir beyin operasyonu geçireceğini, operasyondan sonra kanamasının devam edeceğini ve aynı gün öleceğini söylüyorlar. Zaten 3 gün sonra idam edilecek mahkum ölmeden önce bilime bir faydamız olsun diye düşünerek araştırmaya katılmayı kabul ediyor. Ertesi gün mahkum cezaevinden bayılarak çıkartılıyor, fakat kendisine hiçbir müdahalede bulunulmuyor. Mahkuma ayıldığında operasyonun yapıldığı söyleniyor ve tekrar cezaevine geri götürülüyor. Ertesi sabah mahkum ölü olarak bulunuyor ve nedeni de aşırı derecede kan kaybı olarak belirleniyor.

Yani işin özü neye inanırsak başımıza o geliyor bu yüzden başımıza neyin gelmesini istiyorsak ona inanmayı öğrenmemiz gerekir.

Sevgilerimle Uzman Klinik Psikolog Gülçin Keskin
www.gulcinkeskin.com.tr

Yazının devamı...