MERKEZ BANKASI’NDA CİDDİ DEĞİŞİKLİK

16 Mart 2020

20 Mart 2020 tarihinde yapılacak olan Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası A.Ş. Olağan Genel Kurulu’nda, Banka’nın Esas Mukavele’sinde önemli değişiklikler yapılıyor. Öncelikle, Hükümet’e ve Başbakanlık’a ait yetkilerin tamamı, Cumhurbaşkanı’na veriliyor. Bu yetki devri gayet normal. Ancak, Banka’nın bağımsızlığını tamamen ortadan kaldıran bazı temel değişiklikler var.
Bunları şöyle sıralayabiliriz.

a) Bankanın, Hükümetle ilişkisi daha önce Başbakan aracılığıyla sağlanırken; artık bu ilişki Cumhurbaşkanı veya görevlendireceği bir Bakan aracılığıyla sağlanıyor. Bu madde geçmişte çok tartışılmıştı ve Hükümetle ilişkinin Bakan yerine Başbakanla kurulması sağlanmıştı.

Şimdi bu yetki görevlendirilecek herhangi bir Bakan’a devrediliyor ki, bu durumda Merkez Bankası görevlendirilmiş bir Bakan’ın emrine girmiş oluyor. Merkez Bankası’nın Hükümetle ilişkisi sadece Cumhurbaşkanı aracılığıyla olmalıydı. Banka Meclisi üyelerinin aylıkları ve tazminatları bile doğrudan “Cumhurbaşkanınca tespit edilir” hükmü konulmuşken, Banka’nın Hükümet’le ilişkisinin bir Bakan aracılığıyla gerçekleşmesi manidar.

İhtiyat akçesi

b) Merkez Bankası Para Politikası Kurulu’na da önceden Hazine Müsteşarı veya Yardımcısı katılırken şimdi Hazine ve Maliye Bakanı veya Bakan’ın atayacağı bir “Birim Amiri” katılıyor.

c) Artık, Başkan 5 yıllık bir dönem için atanmıyor. Başkan’ın görev süresi de belli değil. Yani, Merkez Bankası Başkanı her an görevden alınabilecek.

d) Başkan Yardımcılarının atanmasında da Başkan’ın önerisi aranmayacak. Kısacası, Başkan ve Yardımları tam bir rekabet içinde olacaklar. Başkan, yardımcıları ile kontrol edilecek. Yönetimde bir ahenk kolay kolay sağlanamayacak.

Yazının devamı...

Enflasyon düşüyor üretim artıyor

10 Mart 2020

Enflasyonda yükseliş şubatta da beklentilerin altında kaldı. Ekimde, baz etkisiyle % 8.55 ile dip yapıp biraz yükselişe geçen enflasyon, şubatta % 12.37 oldu. Aylık bazda enflasyon % 0.35 ile beklentilerin % 0.65 altında gerçekleşirken, ‘gıda’ enflasyona yukarı yönlü katkı yapan en önemli kalem oldu. Mevsimselliğin etkisiyle gerileyen giyim ile alkollü içecek, tütün, ulaştırma, ev eşyası ve haberleşme enflasyonu aşağı çekti. Çekirdek enflasyon şubatta % 9.88’den % 9.97’ye yükseldi ancak aylıkta % 0.18 gerileme var. Yıllıkta ise temel mallar enflasyonu % 7.05’e gerilerken, hizmet enflasyonu % 12.49’a yükseldi.

Enflasyonda çift hanenin altı

ÜFE %8.84’ten %9.26’ya yükseldi. Şubatta aylık bazda %0.48 artışla, son aylara göreli olarak düşük artış kaydetti. Sermaye mallarında %9.5, ara mallarda ise %6.5 enflasyon gerçekleşti.

Gelecek dönem enflasyon gelişmelerine baktığımızda ise 2020 yılı için enflasyonun şubatta tepe yapmış olabileceğini değerlendiriyoruz. Enflasyonun martta da %12 üzerinde kaldıktan sonra, 2. çeyrekte kademeli gerileme eğiliminde olmasını bekliyoruz. Yaz aylarında ise gerileme eğilimi hızlanabilecek.

Şubat ayı enflasyonunun beklentilerin altında kalması ve düşük petrol fiyatları, enflasyon görünümünü desteklemeye devam edecek. TCMB de reel faizin belirlenmesi için beklenen enflasyon seviyelerini baz aldığını açıkladı ve faiz indirimlerine devam etti.

Akbank verileri ile Yıllık Manşet Enflasyon ve Çekirdek Enflasyon (yıllık % değişim) aşağıdaki gibidir:

İmalat sanayiinde artış

Yazının devamı...

Sırrın sırrı

3 Mart 2020

Ken Blanchard & Mark Miller, iş hayatında başarının sırlarını anlatan “The Secret” isimli ilginç bir kitap yazdılar. Bu kitabın Rhonda Byrne’nin aynı isimli kitabıyla veya Özer Çiller’in “Sırrın Sırrı” isimli kitabıyla bir ilgisi yok.

Kitap, iş hayatında başarılı olma prensiplerini ve üst düzey yöneticilerde(liderlerde) bulunması gereken özellikleri anlatıyor.

Lider, yönetim başında olan, diğer kişilerin ona rapor ettikleri ve organizasyonun başarısını sağlayan kişidir. Dolayısıyla, hem başarı hem de başarısızlık lidere ait olacaktır. Profesyonellerin yönettiği şirketlerde, lider bunu kabul etmiş olan kişiler arasından en iyi özelliklere sahip olan kişi olduğu düşünülerek seçilmiştir. Kurumdaki her gösterge, liderin kişiliğine göre belirginleşir, yükselme ve düşme eğiliminde olur.

Buz dağının altı

Liderin kişiliği bir buz dağı gibidir. Buz dağının altındaki bölüm, liderin karakterini, üstündeki bölüm ise becerilerini simgeler. Lider, hem kurumuna hem de çalışma arkadaşlarına hizmet veren kişidir. Zaten lider, hizmet etmeyi kabullenmiş olan kişidir. Bu hizmet yeterince sağlanmadığında, lider başarısız olmuş demektir. Dolayısıyla, buz dağının üstünde görülen ve “beceri” olarak adlandırdığımız bölüm, aslında “gerçekleşen hizmet” olarak tanımlanabilir.

Liderin işi, yalnız bugün başarılı olmak değil, başarıyı yarına da taşımaktır. Kısacası liderler, “geleceği biçimlendirmek” üzere, çalışma arkadaşlarını hazırlarlar. Bu amaçla da, kendilerini sürekli olarak yenilerler. Her gün yeni bir şey öğrenirler ve öğretirler. Öğrenmeyi ve öğretmeyi bıraktıkları anda da liderliklerinin sona ereceğini bilirler. Kurumun kârlığının artması ya da başarılarının belirginleşmesi, liderinin işini iyi yaptığının göstergesidir.

Kalbinizdeki iyilik

İş hayatı hakkında çeşitli kitaplar yazan John C. Maxwell, “Kalbinizdeki iyiliği görmeden hiç kimse size yardım eli uzatmayacaktır” diyor. Gerçekten de, çalışma arkadaşlarınız, sizin ne kadar bilgili olduğunuza değil, onlara ne kadar değer verdiğinize bakarak sizi değerlendirirler. Çalışma arkadaşlarınızın güvenini kazanmadıkça da lider olamazsınız.

Yazının devamı...

EFSANE NE DİYOR?

2 Mart 2020

İsrail’de, Yahudi ve kökten dinci sayılabilecek bir yönetim iş başında. ABD’de ise, Yahudileri “Üstün İnsan” sayan Evangelistlerin desteği ile iş başına gelmiş bir Başkan bulunuyor. Bu nedenle, ABD - İsrail işbirliği tamamen, İncil’deki bilgilerin yorumlanmasıyla ortaya çıkması beklenilen tarih süreci ile şekilleniyor.  Bu sürece göre; İdlib’te başlayacak olan savaş, bütün Orta Doğu’ya yayılacak ve İsrail’in işgal edilmesi ile son bulacak.

Efsaneye göre, bu savaşın muzaffer lideri sayılacak olan “Anti-İsa” (biz ona Mehdi diyoruz), Roma İmparatorluğu’na benzer büyüklükte bir dünya bölümünü uzun süre kontrol altında tutacak. Daha sonra, İsrail ile yedi yıl süreceği iddia edilen bir anlaşma yapılacak. Fakat, “Anti-İsa” üç buçukuncu yılda bu anlaşmayı iptal edecek. İşte o zaman, Yahudiler tümüyle yok olma tehlikesi ile karşı karşıya kalacak.

Hz. İsa diriliyor

Bu durumda, Yahudileri kurtarmak üzere, Hz. İsa yeniden dünyaya gelecek. İsa’nın, Anti-İsa ile yapıp, kazanacağı söz konusu savaşa “Armageddon” adı veriliyor. İsa’nın yeniden dünyaya gelerek kuracağı bu yeni devlet üç bin yılına kadar dünyayı barış içinde yaşatacak. Tabii, tüm dünyaya, Yahudiler ve onları “Üstün İnsan” sayanlar hakim olacak. Bu sürenin sonrası ise, “dünyanın sonu” olarak gösteriliyor.

ABD’deki Hıristiyanların yaklaşık 3/5’ü İsa’nın yeniden dünyaya geleceğine inanıyor. Bizdeki İslam hocalarından bazıları da, bu savaşın olacağına, ama Mehdi’nin yeniden dünyaya gelmiş olan İsa’yı alt edeceğine inanıyorlar. İşte bu yüzden, zamanımızda birçok dini lider kendisinin Mehdi olabileceğini savunuyor.

Kudüs başkent

Yine bu nedenle, Hıristiyan Evangelistler güdümündeki ABD ile İsrail, ortak hareket ederek Kudüs’ü başkent ilan etti. Çünkü, bunlar yeniden dünyaya dönecek olan İsa’nın başkent olarak Kudüs’ü seçeceğine ve burada Süleyman Tapınağını yeniden inşa edeceğine inanıyorlar.

Bu efsanevi serüven, İsa’nın Allah’ın oğlu olduğuna; eski ve yeni ahitlerdeki bu konuya değinilen ayetlerin tefsirlerine dayanıyor. Ancak, İsa’nın gerçekte yaşayıp yaşamadığı; soyunun sürüp sürmediği yönünde çeşitli görüş ve iddialar var. Öte yandan, Yeni Ahit Tanrı tarafından doğrudan indirilmiş bir kitap değil. İznik Konsili toplantısında, zamanın Bizans Kralı Konstantin onlarca İncil yorumunu iptal ederek; işine gelen dördünü geçerli saymıştı.

Yazının devamı...

Sapphire

25 Şubat 2020

Türkiye’nin ve Avrupa’nın en yüksek binası “İstanbul Sapphire Rezidans”ta bugünlerde farklı uygulamalar yapılıyor. Türkiye’nin en iyi otoparkına sahip binada zemin altı 10 kat, zemin üstü 56 kat yer alıyor. Binanın yüksekliği 236 metreyi buluyor. Binanın tam altında bulunan 4. Levent metrosu sayesinde hiç yürümeden İstanbul metrosuna ulaşabilmek mümkün.

Böylesi güzel bir rezidansta, rezidansların bir bölümü tamamen Boğaz’a bakarken, bir bölümü Kağıthane’ye baktığından, ön ve arka daireler arasında büyük bir değer farkı oluşmuş. Dolayısıyla, binanın ön daireleri satılırken, arka daireleri boş kaldı. Sonuçta, inşaat sahipleri binanın teslime hazır olduğu 2012 yılından beri büyük bir aylık masrafla karşı karşıya kaldılar.

Binanın 36. katında 7 metreye varan tavanıyla harika bir golf sahası bulunuyor. Bu uygulama New York’ta sadece yeni bir rezidansta bulunuyor. Cam altlarındaki mazgalların istenildiğinde açılabilmesi sayesinde, daire balkonları istenildiği kadar hava alabiliyor. Bu haliyle Sapphire, dünyanın en gelişmiş rezidanslarından biri ve İstanbul’un en iyisi olma özelliğini koruyor.

İş yerlerine kiralık

Böyle güzel bir rezidansta yeterli satış yapamayan mal sahipleri, çıkış yolu olarak boş daireleri iş yerlerine kiralamaya başladılar. Konutlar ve iş yerleri iç içe oldu.

Oysa, böyle bir uygulama “Kat Malikleri Anlaşması”na aykırı idi. Büro ve iş yeri kiracıları, ortak alanları geniş ölçüde kullanmaya başladılar ve asansörleri özellikle gündüz saatlerinde meşgul ettiler. Mal sahipleri, iş yerlerini ev-ofis konsepti altında kiraladıklarını söylüyorlardı.

İş yeri olarak kiralanan bölümler 3-10 kişi çalıştırmaya, müşteri kabul etmeye, dışarıdan yemek getirmeye ve konut konseptinde oldukları için belediyenin iş yeri kontrol kurallarından kaçmaya başladılar. Buna rağmen, mali polis bazı iş yerlerini basabildi. İş yerinde çalışanlar çeşitli biçimde rezidans sahiplerini rahatsız edince, “Yönetim” katlar arası inip çıkılmasını önledi; her kattaki 4 merdivenin hepsini “yangın merdiveni” yapıp, kilit altına aldı. Böylece, iş yerlerinde çalışanların, merdivende sigara içmesini engellemiş de oldular.

Yangında panik

Yazının devamı...

NAİM

24 Şubat 2020

Tufan Türenç, geçen yıl vefat eden Naim Süleymanoğlu’nun anısına, 1988 yılında yazdığı kitabın yeni baskısını yayınladı. Kitaptaki bütün olaylar ve ayrıntılar Naim’in anlatımına dayanıyor. Naim, dünyanın en büyük haltercisi olmasının yanında, aynı zamanda, bir “Özgürlük Savaşçısı” idi.

Naim 1988 Seul Olimpiyatları’nda Türkiye adına ilk kez yarıştı. 60 kiloda bütün rakiplerini açık ara geçerek koparma ve silkmede 6 dünya ve 9 olimpiyat rekoru kırdı. Sonuçta toplam 342.5 kilo kaldırarak altın madalya kazandı.

“Dünyanın En İyi Sporcusu” seçilen Naim, 1992 Barselona Olimpiyatları’nda koparmada 142.5, silkmede 177.5 olmak üzere toplamda 320 kilo kaldırarak olimpiyat şampiyonu unvanını korudu.

1996 Atlanta Olimpiyatları’nda da aynı başarıyı gösterdi, kendisine ait rekoru kırarak 29 yaşında üçüncü olimpiyat altınını kazandı.

İnsanlık dışı uygulamalar

Naim sporculuğu kadar Bulgaristan’ın insanlık dışı uygulamalarına da karşı çıkarak ve orada yaşayan Türklerin haklarını koruyarak bir “Özgürlük Savaşçısı” oldu. Bütün dünyada, baskıya ve zulme karşı mücadelenin sembolüydü.

Bulgaristan’dan kaçmasının nedeni de, oradaki Türklere yapılan zulmü bütün dünyaya duyurmak ve anlatmaktı.

Avustralya’nın Melbourn kentindeki 1986 Dünya Halter Şampiyonası’ndan sonra, oraya yerleşmiş Türklerle ilişki kurarak kaçmayı başardı ve Türkiye’ye iltica etti.

Yazının devamı...