Kızımla korona günleri | Her gün geleceğimizi yazıyoruz

İçinden geçtiğimiz bu sıra dışı günlerde, bilinmezlik, kaygı, stres ve sıkışmışlık hisleri ile boğuşurken, aslında geleceğimizi de yaptıklarımızla yazıyoruz. Çok da uzak değil, yakın bir geleceğin nasıl olacağı, şu günlerde belirleniyor. İnsanlık tarihi için bir kırılım noktasının içinden geçiyoruz. Böyle bakınca hem çok ürkütücü hem de bunda etkimiz olacağı için şanslı da sayılabiliriz.

Çocuklarla konuşalım

Geçen gün Sevgili Kürşad Oğuz’un, hayranı olduğum Psikolog ve Yazar Gündüz Vassaf ile röportajını dinledim. Lütfen fırsat bulursanız dinleyin. Gündüz Vassaf, bilgi vermeden, moral verilemeyeceğini söyledi. Bu da bana şunu düşündürdü. Çocuklar korkmasın, üzülmesin  diye pek çok bilgiyi onlardan saklıyoruz. Çok küçük yaşlardan bahsetmiyorum ama çocuklarımıza daha açık olmamız gerektiğini düşünüyorum. Zaten kulaktan dolma pek çok bilgiyi alıyorlar ve bizle konuşamazlarsa, kafalarına göre yorumluyorlar. Bu da daha çok kaygıya sebep oluyor. Çocuklarımıza koronavirüs hakkında bilgi verebiliriz. Nasıl gelişti, nasıl bulaşıyor, ne yapmalı, neden evdeyiz ve tabii en önemlisi hem ülkelerin aldığı önlemler hem de bireysel önlemlerimiz ile bu sürecin biteceğini anlatmalıyız. Konuşmamak ya da üstün körü dialoglar ileride daha çok ve kalıcı soruna sebep olacak. Sosyal medyadan ya da arkadaş gruplarında belli belirsiz bilgiler yerine, bizimle konuşmaları en sağlıklısı. Üstelik sadece hastalığı konuşmak da değil, yeni dünyayı, bundan sonra nelerin değişeceğini, vatandaş olarak neler yapabileceğimizi, bu süreçte değişen düzenimizi, zorlanmalarımızı ve fark ettiklerimizi de konuşabiliriz.  

Ebeveyn olmayı yeniden mi öğreniyoruz?

Vassaf’ın röportajında beni etkileyen bir kısım da, anne-babalıkla ve aile kurumu ile ilgili söyledikleriydi. Bu dönemin bir ‘anne baba olma sınavı’ olduğunu söyledi. Hak vermemek mümkün mü? Bu düzen, yıllardır anne-babaları çocuklardan ayırdı. Uzun çalışma saatleri nedeniyle, çocuğunu sadece sabah evden çıkarken ya da uyumadan önce gören dolu ebeveyn var. Çocuklar genelde bakıcılarla ya da bazı evlerde aile büyükleriyle büyüyor. Kimimiz bu kadar bile şanslı değiliz ve bakacak kimse olmadığı için küçücükken yuvaya göndermek zorunda kalıyoruz. Ve şimdi evde olabilenler için, hiç olmadığı kadar uzun bir süre ailenin bir arada olduğu ve ebeveynliği yeniden öğrendiğimiz bir süreç.

Yeniden aile olma sancısı çekiyoruz

Bugünün ailesi, hayatları birbirlerinden bağımsız akan, farklı zevkleri olan ve uzun sohbetlerden bihaber insanlar topluluğu. Eşinizi ya da çocuğunuzu gerçekten tanımadığınızı düşünüyor musunuz bu aralar? Dünyanın en büyük PR şirketlerinden Edelman’ın da yaptırdığı araştırmalara göre, dünyanın her yerinde ‘modern/kaygılı’ bir ebeveyn grubu var. Sudan çıkmış balık gibi olan ve çocuklarıyla vakit geçirmeyi öğrenmeye çalışan. Zorunlu bir, bir arada olma haline girince, oyun yaratmak, vakit geçirmek, birbirimizle konuşmak ve birbirimizi dinlemek için çaba sarf ediyoruz. Bir bebeğin doğum sancısı gibi. Ama geleceği her birimizin şu an yaptıklarımızla şekillendirdiğini düşünürsek, bu işin altından kalkabiliriz. Ailemize, geleceğimize sahip çıkmalıyız. Biz bunu yapabiliriz.

Kızımla korona günleri | Her gün geleceğimizi yazıyoruz

Ne oynasak?

Evdeki atık malzemelerden, üç boyutlu robotunuzu tasarlayabilirsiniz. Yumurta kapları, plastik eşyalar, tuvalet kağıdı ruloları gibi tüm atık malzemeleri evde bir kutuda biriktiriyoruz. Şimdi bunları kullanmanın tam zamanı. Bir robot ya da dilediğiniz maketi tasarlayıp, üzerini istediğiniz renk ve desenlerle süsleyebilirsiniz.