Pazar

01.10.2017 - 02:30 | Son Güncelleme: 01.10.2017-2:30

“Olgunlaşmak, teslim olduğun bir ruh hali”

Değişimini “Toleransım arttı, durmayı, beklemeyi öğrendim” diye anlatan Dolunay Soysert: “Olgunlaşmak böyle bir şey, teslim olduğun bir ruh hali. Direnmeyi bırakıp her şeye hazır olmak ve onun içinde yaşamak. Tabii inandıklarını bir kenara itip vazgeçmişlik içinde olmak değil”

Sitene Ekle

Özge Tabak / ozge.tabak@milliyet.com.tr

Dolunay Soysert bu sezon hem Fox TV’de yayınlanan “Kayıtdışı” dizisiyle hem de BluTV’de yeni başlayan “7 Yüz” ile ekranlarda. İzleyiciyle yeniden tiyatro sahnesinde buluşmak için de istekli. Mutluluğun kendisi için basitleştiğini söyleyen, artık daha gerçekçi olduğunu anlatan oyuncu projelerini ve hayatını paylaştı.

 “Kayıtdışı”nda nasıl bir bağ kurdunuz karakteriniz Esra’yla? Bir aksiyon işi olması cazip kıldı mı?

Aksiyon işi olmasının çok etkisi oldu seçimimde. Yeni bir soluk getirecek, denenmemiş şeylerin içinde olmaya çaba sarf ediyorum. Esra’yı sevdim; hikayedeki yerini, sırlarını, yaşayacaklarını merak ettim. Karakterle ilişkim çoğu zaman merakla başlıyor benim. “Ne yapacak bu kadın şimdi?” diye merak edersem o kadın olmak ve onunla beraber yaşayıp görmek için arzum başlıyor.

“Mutluluk seçimlerde”

BluTV’de de rol aldığınız “7 Yüz” başladı bir yandan...

“7 Yüz”de “Biyolojik Saat” adlı filmdeyim. Çok severek, eğlenerek oynadığım bir iş. Ekibim ve partnerim Serkan Altınorak’la her anından ayrı tat aldığımız bir iş çıkardığımızı düşünüyorum. Orta yaşa yeni giriş yapmış, uzun soluklu evliliğini noktalarken hayatına da yeni bir düzen getirmeye karar veren Gökçe’nin bambaşka bir hayata başlayıp ‘aşk’ ile aniden karşılaşması ve başlarına gelen hayat şakası diye özetleyebilirim hikayeyi. Kararlarını değiştirme cesaretini, hayatı kabullenişindeki güzelliği sevdim Gökçe’nin. Mesleğin en tatlı tarafı bazen yapamadıklarınızı ama yapmayı çok arzu ettiklerinizi bir senaryoyla gelen karakterin yapması. Ve siz oynarken yapmış kadar olursunuz.
O yüzden büyük zevkle oynadım.

Hayatınızın nasıl bir dönemindesiniz şu an? Neler ilham veriyor size, neler mutlu ediyor?

Hayatımın farkındalığı en yüksek dönemindeyim sanırım. Daha hayalci bir yapıdan daha gerçekçi bir duruma geçti düşünce sistemim. Kabullerim genişledi, olaylara toleransım arttı. Durmayı, beklemeyi öğrendim. Olgunlaşmak
böyle bir şey kanımca, teslim olduğun bir ruh hali. Direnmeyi bırakıp her şeye hazır olmak ve onun içinde yaşamak.
Bu tabii inandıklarını, savunduklarını
bir kenara itip vazgeçmişlik içinde
olmak değil; büyüdükçe savaşma şeklimiz değişiyor herhalde...

“Kayıtdışı”nda aileyi önde tutan, eşine aşık biri Esra. Aşk, aile, annelik... Bu kavramlar hayatınızda nerede?

Ve mutluluk... İyice basitleşti benim için, insan kafasını kaldırıp da hayata gerçek anlamda baktığında, ama öylesine değil gerçekten baktığında, her şeyin matematiğinin çok basit bir şekilde kurgulandığını, işleri karıştıranın kurcalayıp zorlaştıranın kendi olduğunu görebiliyor. Doğum ve ölüm arasındaki bu yolculukta çok da şaşırtıcı bir şey yok aslında kendi yarattığımız kaoslar haricinde. Bir şeylere maruz kalıyorsun ve seçimler yapıyorsun; yokuşa sürerek mi, çözme niyetli hareket etmek mi? Mutluluk o seçimlerde işte...

“Yolculuk bana hep iyi gelen bir şey oldu” 

Beyazperdede ya da sahnede olacak mısınız yakında?

Programlarımız rahatladığında bir senedir ara verdiğim ve çok özlediğim tiyatro sahnesinde yeniden olmak istiyorum. Zamanı daha sakin kullanmaya çalışıyorum artık. “Vaktim var, ona da sıra gelir, telaş yapma” diyebiliyorum. Bu da mesleğimde en sonunda kendime öğretmeyi başardığım bir şey. Geçen zaman bana o heyecanı sağlıklı yönetmeyi öğretti şükür ki...

Böyle stresli zamanlarda kaçış noktalarınız neler?

Yolculuk bana hep iyi gelen bir şey oldu. Hakim olmadığım bir alanda olmak kontrolcü tavrımı kırıyor; sürprizlere açık oluyorum ve günü yönetme kaygım olmadığından kendimi daha çok “an”da hissediyorum. O yüzden çok kaybolup çok dipte hissettiğimde neresi olursa olsun bir yere gitmek, bakış açımın da değişmesini sağlamak daha sağlıklı kararlar almamı sağlıyor.

“Yazarken buluyorum gerçeğimi”

Yazmayı sevdiğinizi, yazdıklarınız olduğunu biliyoruz. O nasıl etkiliyor?

Hayal ettiklerimin gerçeklik bulması gibi geliyor bana yazmak. Düş uçucu bir şey, ne kadar kuvvetli olursa olsun zaman karşısında güçsüz; yok oluyor. Kağıt kalemle buluşunca düşünce sanki zamana karşı durmuş, yaratılmış bir şeyin artık yok olması imkansızlaşmış gibi geliyor bana. Çoğu zaman yazarken buluyorum gerçeğimi, fikir yazının içindeyken beliriyor ve sonra onu ilerletip derinleştirmek güzel bir duygu. İç sesinle yüzleşmek gibi... Sessizlikte yazamıyorum ben, sevmiyorum da ilham beklemeye oturmayı. Açıkçası komik de geliyor, yazının ciddi bir disiplin işi olduğuna inanıyorum ve açıkçası o disipline henüz sahip değilim.

Size kalan zamanı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bir kedim ve köpeğim var. Seviyorum onları izlemeyi. Evimi, beni canlandırıyorlar. Bana kalan zamanlarda çoğunlukla onlar var, hayatımı paylaştığım ev arkadaşlarım Müzeyyen ve Haşmet.

 


Etiketler: aşk, Arzum, fox tv, aksiyon, Dolunay
©Copyright 2017 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.